Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Dünya

ABD tarihinde bir ilk yaşanabilir: Müslüman senatör adayı Trump'ın kalesinde dengeleri değiştiriyor

Michigan'da Demokrat Abdul El-Sayed, ABD'nin ilk Müslüman senatörü olabilir. İran savaşı, hayat pahalılığı ve İsrail tartışmaları kritik seçimi şekillendiriyor.

21 Ekim 2026

ABD tarihinde bir ilk yaşanabilir: Müslüman senatör adayı Trump'ın kalesinde dengeleri değiştiriyor

ABD'de 3 Kasım'da yapılacak ara seçimlerin en kritik mücadelelerinden biri Michigan eyaletinde yaşanıyor. Mısır kökenli Demokrat aday Abdul El-Sayed, seçilmesi halinde ABD tarihinin ilk Müslüman senatörü olacak. Sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması, hayat pahalılığıyla mücadele ve siyasette büyük şirketlerin etkisinin azaltılması vaatleriyle öne çıkan El-Sayed, Donald Trump'ın İran savaşına karşı çıkan Cumhuriyetçi seçmenlerden de destek alıyor. Ancak İsrail'e yönelik sert eleştirileri ve Cumhuriyetçilerin kendisine yönelttiği radikalizm suçlamaları, Demokratların Senato çoğunluğunu kazanma umutlarını riske atıyor.

Michigan'da tarihi seçim: ABD'nin ilk Müslüman senatörü olabilir

ABD'de 3 Kasım ara seçimleri yaklaşırken Michigan, ülkenin en yakından izlenen siyasi mücadelelerinden birine sahne oluyor.

Demokrat Parti'nin Senato adayı Abdul El-Sayed, seçimi kazanması halinde Amerikan tarihinde Senato'ya seçilen ilk Müslüman olacak.

Mısırlı göçmenlerin oğlu olan El-Sayed, yalnızca dini kimliği nedeniyle değil, Demokrat Parti'nin geleneksel siyasi çizgisine meydan okuyan kampanyasıyla da dikkat çekiyor.

Financial Times'ın haberine göre El-Sayed, seçimin kimliği üzerinden yürütülmeye çalışıldığını savunuyor.

Cumhuriyetçiler kendisinden tam adı olan Abdulrahman Mohamed El-Sayed diye söz ederken, Başkan Donald Trump adını alaya alıyor ve kendisini radikal cihatçı olarak nitelendiriyor.

Ancak El-Sayed, seçmenlerin asıl gündeminin ekonomi olduğunu vurguluyor.

Detroit'teki bir toplantıda, benzin ve gıda fiyatlarının yüksek olmasının veya ABD'nin İran'da savaşa girmesinin kendi isminden kaynaklanmadığını söyleyen El-Sayed, sorumluluğun iktidarın politikalarında olduğunu savundu.

Demokratların Senato çoğunluğu Michigan'a bağlı olabilir

Michigan seçimlerinin önemi yalnızca El-Sayed'in olası tarihi zaferinden kaynaklanmıyor.

Demokratların 100 üyeli Senato'da çoğunluğu elde edebilmek için Cumhuriyetçilerin elindeki sandalyelerden net dört kazanım sağlaması gerekiyor.

Michigan'da yaşanacak bir yenilgi, bu hedefe ulaşmayı önemli ölçüde zorlaştırabilir.

Michigan Üniversitesi siyaset bilimcisi Jon Hanson'a göre Demokratların eyaleti kaybetmesi halinde diğer çekişmeli yarışlardan beşini kazanması gerekecek.

Bu ise oldukça güç bir senaryo.

Michigan'ın son kez 1994 yılında Cumhuriyetçi bir senatör seçmiş olması, normal koşullarda Demokratlar açısından avantaj olarak görülüyor.

Ancak bu yıl yarış beklenenden çok daha çekişmeli.

Anketlerde El-Sayed, Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers'ın yalnızca az farkla önünde bulunuyor.

Demokrat Parti yönetimine meydan okuyarak aday oldu

Mesleği doktorluk olan ve geçmişte kamu sağlığı yöneticiliği yapan El-Sayed, daha önce seçimle kazanılmış bir kamu görevinde bulunmadı.

Buna rağmen ağustos ayında Demokrat Parti'nin Senato adaylığını kazanmayı başardı.

Üstelik bunu, parti yönetimine yakın ve yüksek kampanya bütçelerine sahip rakiplerini yenerek gerçekleştirdi.

Seçim kampanyasını başlattığından bu yana Michigan genelinde 100'den fazla kent ve kasabada 500'ü aşkın etkinlik düzenledi.

Sosyal medyada da yoğun bir kampanya yürüten El-Sayed, özellikle Demokrat Parti'nin mevcut yönetiminden memnun olmayan seçmenleri harekete geçirdi.

Cumhuriyetçi stratejist John Sellek'e göre El-Sayed'in Trump'a karşı sert ve mücadeleci üslubu, Demokrat seçmenler arasında karşılık buluyor.

El-Sayed, Trump'ın Amerikan siyasetindeki sorunların nedeni değil, sonucu olduğunu savunuyor.

Ona göre asıl sorun, milyarderlerin, büyük şirketlerin ve çıkar gruplarının siyasetçiler üzerinde etkili olmasına imkân veren sistem.

Üç temel vaat: Herkese sağlık, daha fazla gelir, siyasette daha az para

El-Sayed'in kampanyasının merkezinde ekonomik eşitsizlik ve hayat pahalılığı bulunuyor.

Demokrat adayın üç temel siyasi hedefi şöyle:

  • Siyasette paranın etkisini azaltmak: Büyük şirketlerin ve varlıklı bağışçıların siyasi kararlar üzerindeki gücünü sınırlamak.

  • Vatandaşların cebinde daha fazla para bırakmak: Hayat pahalılığını azaltmak ve çalışanların alım gücünü artırmak.

  • Herkese sağlık güvencesi sağlamak: Medicare for All olarak bilinen evrensel sağlık sigortası sistemini hayata geçirmek.

El-Sayed, bu politikaları geleneksel Demokrat Parti söyleminden daha sert ve popülist bir üslupla savunuyor.

Detroit'teki kampanya toplantılarında seçmenler, bu üç vaadi sloganlar eşliğinde tekrarlıyor.

El-Sayed'in yaklaşımı, Amerikan siyasetinde ekonomik sorunları öne çıkaran sol popülist hareketlerin büyük kentlerin dışındaki sanayi eyaletlerinde de başarılı olup olamayacağı açısından önemli bir sınav olarak görülüyor.

Trump'ın İran savaşı Cumhuriyetçileri zorluyor

Michigan seçimlerinde ekonominin belirleyici konuma gelmesinin nedenlerinden biri, Trump yönetiminin İran savaşı.

Savaşın enerji fiyatlarını yükseltmesi, benzin fiyatlarında ve genel enflasyonda artışa yol açtı.

Financial Times'ın aktardığı verilere göre seçmenlerin neredeyse yarısı, Trump'ın ikinci başkanlık döneminde mali durumlarının kötüleştiğini düşünüyor.

Trump'ın kamuoyu desteğinin tarihi düşük seviyelere gerilemesi de Cumhuriyetçi adaylar açısından sorun yaratıyor.

Bu durum Michigan'da Mike Rogers'ın kampanya stratejisine de yansıdı.

Michigan'ın sekizinci seçim bölgesini yedi dönem Temsilciler Meclisi'nde temsil eden ve dört yıl boyunca Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi Başkanlığı yapan Rogers, Trump'ın bazı politikalarına açıkça karşı çıktı.

Rogers, özellikle İran savaşı ve Kanada'ya yönelik gümrük tarifeleri konusunda Trump'tan ayrıştı.

Bir kampanya reklamında Kanada'nın Michigan'ın düşmanı olmadığını vurguladı.

Bu yaklaşım, Cumhuriyetçi adayın Trump'ın politikalarından rahatsız seçmenleri kaybetmemeye çalıştığını gösteriyor.

İsrail politikası Demokrat seçmeni bölüyor

El-Sayed'in en fazla tartışma yaratan siyasi tutumlarından biri İsrail'e yönelik sert eleştirileri.

Demokrat aday, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını ve Filistinlilere yönelik politikalarını ağır ifadelerle eleştiriyor.

İsrail'i tanımlarken kullandığı sert söylem, Michigan'daki bazı Yahudi seçmenler arasında tepkiye yol açtı.

Özellikle Detroit yakınlarında bir sinagoga düzenlenen saldırının ardından yaptığı açıklamalar tartışma yarattı.

El-Sayed'in saldırıyı gerçekleştiren kişinin yakınlarının Lübnan'daki İsrail hava saldırılarında öldürülmesiyle bağlantı kurduğu izlenimini veren sözleri, Yahudi toplumunda rahatsızlık yarattı.

El-Sayed daha sonra açıklamaları nedeniyle özür diledi.

Detroit yakınlarındaki Shaarey Zedek Sinagogu'nun hahamı Aaron Starr, El-Sayed'in sözlerinin toplumlarında derin bir kırgınlık yarattığını söyledi.

Starr, adayın İsrail hakkında kullandığı ifadelerin Yahudi seçmenler açısından ciddi endişe kaynağı olduğunu belirtti.

Bu tartışmalar, Demokratların geleneksel seçmen koalisyonundaki ayrışmaları da görünür hale getiriyor.

Cumhuriyetçiler radikalizm suçlamalarını artırdı

Cumhuriyetçi aday Mike Rogers, El-Sayed'i aşırılık yanlısı olmakla suçluyor.

Rogers, Demokrat rakibinin kampanyasına Hamas, Hizbullah ve El Kaide'yi destekleyen kişilerden bağış geldiğini ileri sürdü.

El-Sayed'in kampanya ekibi ise bağımsız doğrulama kuruluşlarının bu suçlamaların yanlış olduğunu ortaya koyduğunu belirtiyor.

Cumhuriyetçilerin gündeme getirdiği bir başka konu, El-Sayed'in üvey kız kardeşinin sosyal medya paylaşımları oldu.

Muhafazakâr medya kuruluşlarının ortaya çıkardığı mesajlarda, El-Sayed'in biyolojik annesinin Müslüman Kardeşler örgütüyle bağlantılarından söz ediliyor.

El-Sayed, örgütle herhangi bir ilişkisi bulunmadığını, biyolojik annesi tarafından büyütülmediğini ve onun siyasi faaliyetlerinden haberdar olmadığını açıkladı.

Buna rağmen Rogers, somut kanıt sunmadan rakibinin örgüte uzun süredir sempati duyduğunu ileri sürdü.

El-Sayed ise bu tartışmaların seçmenlerin gerçek ekonomik sorunlarını gündemden uzaklaştırmak için kullanıldığını savunuyor.

Siyah seçmenler arasında da görüş ayrılıkları var

Michigan'da Demokrat Parti açısından kritik öneme sahip bir diğer seçmen grubu, Detroit'teki siyah Amerikalılar.

El-Sayed bu kesimde önemli destek bulsa da bütün seçmenleri ikna edebilmiş değil.

Detroitli avukat ve uzun yıllardır Demokrat Parti'yi destekleyen Todd Perkins, El-Sayed'in 2024 başkanlık ön seçimlerindeki tutumunu eleştiriyor.

El-Sayed, dönemin Başkanı Joe Biden'ın Gazze savaşında İsrail'e verdiği desteği protesto etmek amacıyla Demokrat seçmenleri Biden yerine kararsız seçeneğini işaretlemeye çağıran kampanyaya katılmıştı.

Perkins, o dönemde parti içi birlik çağrısına destek vermeyen El-Sayed'in şimdi Demokrat seçmenlerden kendi etrafında birleşmelerini istemesini çelişkili buluyor.

Buna karşılık emekli otomotiv işçisi Stu Jackson gibi seçmenler, El-Sayed'in çalışan kesimlerin ekonomik sorunlarını daha iyi anladığını düşünüyor.

Jackson, emekli olmasına rağmen geçinebilmek için bir kuyumcuda güvenlik görevlisi olarak çalışmak zorunda kaldığını anlatıyor.

Ona göre El-Sayed, ekonomik sıkıntı yaşayan çalışanların yanında duruyor.

Arap Amerikalı seçmenlerden güçlü destek

El-Sayed'in en güçlü destek merkezlerinden biri, Detroit yakınlarındaki Dearborn kenti.

Dearborn, ABD'deki en büyük Arap Amerikalı topluluklarından birine ev sahipliği yapıyor.

Filistin kökenli restoran sahibi Mohamed Awadalla, El-Sayed'in İsrail'e yönelik eleştirilerinin toplumdaki görüşlerle örtüştüğünü belirtiyor.

Ancak destek yalnızca Gazze savaşıyla sınırlı değil.

Lübnan kökenli hemşire Hussein Ajami, ekonomik koşullardan şikâyet ederek maaştan maaşa yaşamak zorunda kaldığını söylüyor.

Ajami'ye göre El-Sayed, ekonomik hayatı kolaylaştırabilecek bir siyasi vizyon sunuyor.

Bu tablo, Demokrat adayın kimlik ve dış politika tartışmalarının ötesinde ekonomik memnuniyetsizliği de seçmen desteğine dönüştürmeye çalıştığını gösteriyor.

Trump seçmenlerinden de oy alabilir

El-Sayed'in kampanyasının en dikkat çekici yönlerinden biri, bazı Cumhuriyetçi seçmenlere de ulaşabilmesi.

New York Times/Siena anketine göre El-Sayed, 2024 seçimlerinde Trump'a oy veren seçmenler arasında diğer çekişmeli eyaletlerdeki Demokrat adaylardan daha güçlü performans gösteriyor.

Üstelik sağcı yorumcu Tucker Carlson da El-Sayed'e destek verdi.

Carlson, Cumhuriyetçi aday Rogers'ı İsrail'e aşırı yakın olmakla ve sivil özgürlüklere karşı tutum almakla suçladı.

El-Sayed, bu siyasi yakınlaşmayı şaşırtıcı bulmadığını söylüyor.

Kendisinin de ABD'nin öncelikle kendi vatandaşlarının çıkarlarını gözetmesi gerektiğine inandığını belirten Demokrat aday, İran gibi savaşlara Amerikan kaynaklarının harcanmasına karşı çıkıyor.

El-Sayed'e göre Trump seçim kampanyasında benzer vaatlerde bulunmuş, ancak iktidarda bunların tersini yapmıştı.

Cumhuriyetçi stratejist Dennis Darnoi de Trump ile El-Sayed arasında siyasi üslup açısından benzerlikler bulunduğunu düşünüyor.

Her iki siyasetçi de mevcut düzeni değiştirme ve geleneksel siyasi elitlere meydan okuma söylemini kullanıyor.

Darnoi'ye göre bu yaklaşım, Michigan'da 2016'dan bu yana seçmenler arasında karşılık buluyor.

ANALİZ: Michigan seçimi Amerikan siyasetinin geleceği açısından neden önemli?

Michigan'daki Senato yarışı, sıradan bir Demokrat-Cumhuriyetçi rekabetinin ötesinde anlam taşıyor.

Seçimin sonucu, Amerikan siyasetindeki birkaç temel eğilimin gücünü test edecek.

Birincisi, Demokrat Parti'nin sol popülist bir ekonomik programla sanayi eyaletlerinde yeniden güç kazanıp kazanamayacağı.

İkincisi, Trump'ın İran savaşı ve ekonomik politikalarından rahatsız Cumhuriyetçi seçmenlerin Demokrat bir adaya yönelip yönelmeyeceği.

Üçüncüsü, İsrail-Filistin meselesinin Demokrat Parti içindeki geleneksel seçmen ittifakını ne ölçüde değiştireceği.

Dördüncüsü ise dini kimlik üzerinden yürütülen sert siyasi kampanyaların seçmen davranışı üzerindeki etkisi.

El-Sayed'in zaferi, hem ABD tarihinde ilk kez Müslüman bir senatörün seçilmesini sağlayacak hem de Demokrat Parti'nin sol kanadına önemli bir siyasi başarı kazandıracak.

Buna karşılık yenilgisi, Demokratların Senato çoğunluğunu elde etme olasılığını ciddi biçimde zayıflatabilir.

Sonuç olarak Michigan'da seçmenler yalnızca bir senatör belirlemeyecek. Aynı zamanda Amerikan siyasetinde ekonomik popülizmin, savaş karşıtlığının ve geleneksel parti sınırlarını aşan yeni ittifakların ne kadar güçlü olduğunu da gösterecek.

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler