ABD Seçimleri Sonrası İran Savaşı Yeniden Başlayacak mı? Orta Doğu'da Büyük Tedirginlik
ABD ara seçimleri sonrası İran savaşının yeniden başlayabileceği endişesi Körfez'i sardı. Tahran tehditlerini artırırken diplomasi sürüyor.
2 Kasım 2026

ABD Başkanı Donald Trump'ın 3 Kasım ara seçimlerinden önce İran'a saldırı düzenlenmeyeceğini açıklaması, Orta Doğu'da seçim sonrasında savaşın yeniden başlayabileceği endişelerini artırdı. Washington'dan net mesajlar gelmezken Tahran, yeni bir çatışmada daha geniş kapsamlı saldırılar düzenleyebileceği uyarısında bulunuyor. Körfez ülkelerinde yaşayanlar ise uçuş iptalleri, okulların kapanması ve günlük yaşamın yeniden aksaması ihtimaline karşı hazırlık yapıyor.
Orta Doğu'da herkes aynı soruyu soruyor: Savaş yeniden başlayacak mı?
Orta Doğu'da ABD ile İran arasındaki savaşın yeniden şiddetlenebileceğine ilişkin endişeler giderek artıyor. Washington yönetiminin gelecekteki askeri adımlarına ilişkin belirsizlik ve Tahran'dan gelen sert açıklamalar, bölge genelinde tedirginliğe yol açıyor.
Özellikle Körfez ülkelerinde yaşayanlar, ABD'nin 3 Kasım'daki ara seçimlerinin ardından İran'a yönelik yeni bir saldırı başlatıp başlatmayacağını anlamaya çalışıyor.
CNN'e konuşan Suudi Arabistan'da yaşayan 36 yaşındaki Amerikalı bir kadın, bölgedeki atmosferin belirgin biçimde değiştiğini söyledi.
Seçimlerden önce ülkeden ayrılmayı planlayan kadın, insanların artık daha temkinli davrandığını ve gelişmeleri beklediğini belirtti.
Körfez ülkelerinde evlerde ve işyerlerinde benzer sorular gündeme geliyor. Bölge sakinleri, okulların yeniden kapanması, uçuşların durdurulması veya çalışma düzeninin değişmesi ihtimaline karşı hazırlık yapabilmek için askeri ve diplomatik gelişmeleri yakından izliyor.
Sekizinci ayına giren savaşta çıkmaz sürüyor
ABD ve İsrail'in şubat ayında İran'a düzenlediği saldırılarla başlayan savaş, sekizinci ayını geride bırakırken taraflar arasındaki askeri ve diplomatik çıkmaz devam ediyor.
Savaşın başlangıcındaki saldırılarda İran'ın dini lideri Ali Hamaney hayatını kaybetmişti.
Aradan geçen aylarda Washington ve Tahran arasında kalıcı bir anlaşmaya ulaşılamadı. Taraflardan hiçbiri askeri alanda belirleyici bir üstünlük sağlayamazken diplomatik girişimler de sonuç vermedi.
ABD Başkanı Donald Trump, bir yandan yeni askeri operasyon tehdidinde bulunurken diğer yandan müzakerelere açık olduğu mesajını veriyor.
İran ise önceki çatışmalara kıyasla daha fazla hedefi vurabilecek silahlara sahip olduğunu öne sürerek caydırıcılığını güçlendirmeye çalışıyor.
Arabuluculuk faaliyetleri sürmesine rağmen olası bir anlaşmanın, taraflardan en az birinin temel taleplerinde taviz vermesine bağlı olduğu değerlendiriliyor.
Trump'ın seçim açıklaması endişeleri artırdı
Trump'ın bu ayın başlarında sosyal medya üzerinden yaptığı açıklama, bölgedeki belirsizliğin başlıca nedenlerinden biri oldu.
ABD Başkanı, ara seçimlerden önce İran'a saldırı düzenlenmeyeceğini duyurdu.
Ancak seçimlerin ardından askeri operasyonların yeniden başlayıp başlamayacağı konusunda herhangi bir güvence vermedi.
Bu belirsizlik, Trump'ın açıklamasının yalnızca seçim dönemini kapsayan geçici bir taahhüt olarak değerlendirilmesine neden oldu.
Trump'ın cumartesi günü İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesi de dikkat çekti.
Görüşmeyi ilk duyuran Axios, iki liderin İran konusunu ele aldığını bildirdi.
Trump ise pazar günü görüşmenin içeriğine ilişkin sorular üzerine yalnızca Netanyahu ile çok iyi bir görüşme gerçekleştirdiğini söylemekle yetindi.
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS) Orta Doğu Politikaları Kıdemli Uzmanı Hasan Alhasan, Washington'un açıklamalarının bölgedeki kaygıları artırdığını belirtti.
Alhasan'a göre ABD yönetimi, yeni bir askeri tırmanışın yakın olabileceğine ilişkin mesajlar vermeyi sürdürüyor. Ancak bu mesajların gerçek bir saldırı hazırlığını mı, yoksa İran üzerinde baskı kurmaya yönelik bir taktiği mi yansıttığını ayırt etmek giderek zorlaşıyor.
İsrail'deki siyasi belirsizlik de etkili
İran'a yönelik yeni saldırıları destekleyen Netanyahu'nun İsrail'deki son seçimlerin ardından görevde kalması da bölgedeki gelişmeler açısından önem taşıyor.
Netanyahu seçimlerde parlamentodaki çoğunluğunu kaybetmesine rağmen başbakanlık görevini sürdürüyor.
Yeni hükümetin kurulmasına yönelik müzakerelerin gelecek hafta hızlanması bekleniyor.
Ancak seçim sonuçları, muhalefet partilerinin Netanyahu'yu kısa sürede görevden uzaklaştırmasının kolay olmayacağına işaret ediyor.
ABD ile birlikte İran'a yönelik saldırılarda yer alan Netanyahu'nun yeni askeri operasyonları desteklemeye devam etmesi, Washington'un olası kararlarına ilişkin tartışmaları canlı tutuyor.
İran'dan uyarı: Yeni savaş uzun sürecek
Tahran yönetimi de son haftalarda askeri kapasitesine ilişkin açıklamalarını artırdı.
İranlı komutanlar, ülkenin yeni silah stokları oluşturduğunu ve olası bir savaşta daha kapsamlı saldırılar gerçekleştirebileceğini öne sürüyor.
CNN'e konuşan Tahran'daki üst düzey bir güvenlik yetkilisi, çatışmaların yeniden başlaması halinde İran'ın yalnızca petrol tesislerini değil, bölgedeki diğer kritik altyapıları da hedef alabileceğini söyledi.
Yetkili, YZ altyapısının da potansiyel hedefler arasında bulunduğunu belirtti.
İranlı yetkili, yeni bir çatışmanın uzun sürecek bir "sürprizler savaşı" olabileceği uyarısında bulundu.
İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney de cumartesi günü yaptığı açıklamada, ülkeye yönelik yeni tehditlere coğrafi sınırlama olmaksızın karşılık verilmesi talimatını verdi.
Henüz kamuoyu önüne çıkmamış olan Hamaney'in bu açıklaması, İran yönetiminin askeri hazırlıklarda aktif bir tutum sergilediğini gösterme çabası olarak değerlendiriliyor.
Körfez ülkelerinde güvenlik algısı değişti
Körfez ülkeleri, uzun yıllardır ekonomik fırsatlar ve vergi avantajları nedeniyle çok sayıda yabancı çalışanı kendine çekiyor.
Bölgedeki savaşlara rağmen Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Bahreyn gibi ülkelerde yaşayan yabancılar, genellikle görece güvenli bir yaşam sürdüklerini düşünüyordu.
Ancak şubat ayında başlayan İran savaşı bu algıyı önemli ölçüde değiştirdi.
ABD ve İsrail saldırılarına karşılık veren İran, Körfez'deki Arap kentlerine daha önce görülmemiş yoğunlukta balistik füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenledi.
Bu saldırılar nedeniyle okullar kapandı, uçuşlar aksadı, işyerleri faaliyetlerini durdurdu ve can kayıpları yaşandı.
Buna rağmen birçok yabancı çalışan ülkelerinden ayrılmadı. CNN'e konuşan bölge sakinleri, Körfez ülkelerinin güçlü hava savunma sistemlerine güven duyduklarını ancak günlük yaşamın yeniden kesintiye uğramasından endişe ettiklerini belirtti.
Abu Dabi'de yaşayan 36 yaşındaki Amerikalı Michelle, yeniden saldırılarla geçen bir kış yaşamak istemediğini söyledi.
Kendisini her zaman güvende hissettiğini belirten Michelle, asıl endişesinin hayatlarının yeniden değişmek zorunda kalması olduğunu ifade etti.
ABD'li diplomatların aileleri ayrılmaya başladı
Bölgedeki endişeleri artıran gelişmelerden biri de bazı ABD'li diplomatların ailelerinin sessizce ayrılmaya başlaması oldu.
CNN'in haberine göre ayrılışlar, diplomat çocuklarının okullardaki arkadaşlarına veda etmesiyle fark edildi.
Ayrılan ailelerin bir bölümü, mart ayında İran savaşının en yoğun döneminde bölgeden çıkarıldıktan sonra kısa süre önce görev yerlerine dönmüştü.
Bu nedenle yeni ayrılıklar, bölgede yaşayanlar açısından önceki savaş döneminin yeniden yaşanabileceği kaygısını güçlendirdi.
Associated Press'in ABD'nin bölgeye binlerce asker gönderdiğine ilişkin haberi de askeri hareketliliğe yönelik endişeleri artırdı.
Suudi Arabistan'da etkinlikler iptal edildi, uzaktan çalışmaya geçildi
Suudi Arabistan'da İran destekli Husilerin saldırılarını yoğunlaştırmasının ardından bazı büyük etkinlikler iptal edildi.
Bazı işyerleri faaliyetlerini uzaktan sürdürmeye başlarken eğitimde de çevrim içi uygulamalara geçildi.
CNN'e konuşan Suudi Arabistan'daki Amerikalı bir kadın, komşularının ve arkadaşlarının kasım ayına yönelik hazırlık yaptığını belirtti.
Kadın, özellikle yıl sonu tatili döneminde uçuşların aksamasından endişe edildiğini söyledi.
Bazı ofislerde personel sayısının azaltıldığını, uzaktan çalışma ve eğitimin yaygınlaştığını aktaran kadın, yaşananları Covid-19 salgını dönemine benzetti.
Suudi Arabistan'ın güney sınırında devam eden çatışmalar da yeni bir İran savaşının ülke üzerindeki baskıyı artırabileceği endişesini güçlendiriyor.
Abu Dabi'deki petrol konferansına güvenlik gölgesi
Bölgedeki bazı uluslararası etkinlikler ise planlandığı şekilde gerçekleştirilmeye hazırlanıyor.
Reuters'ın haberine göre iki ABD'li petrol şirketi, güvenlik endişeleri nedeniyle üst düzey yöneticilerinin Abu Dabi'de düzenlenecek büyük petrol konferansına katılımını iptal etti.
Ancak organizatör DMG, konferansın gelecek hafta planlandığı şekilde yapılacağını açıkladı.
Organizatöre göre etkinlikte 120'den fazla Amerikalı şirketin sergi açması ve ABD'den güçlü katılım sağlanması bekleniyor.
Konferansın toplam katılımcı sayısının yaklaşık 240 bine ulaşacağı tahmin ediliyor.
Abu Dabi'de mayıs ayından bu yana yeni bir saldırı kaydedilmemesine rağmen güvenlik endişeleri tamamen ortadan kalkmış değil.
Bahreyn'de savaşın psikolojik etkileri sürüyor
İran saldırılarından en fazla etkilenen Körfez ülkelerinden biri olan Bahreyn'de savaşın psikolojik sonuçları hâlâ hissediliyor.
CNN'e konuşan 21 yaşındaki Fawaz, bombardıman seslerinin insanlar üzerinde kalıcı etkiler bıraktığını anlattı.
Fawaz, patlamaların duyulmasının korku yarattığını ve özellikle geceleri uyumayı zorlaştırdığını söyledi.
Bölgedeki birçok kişinin saldırılara alışmış görünmesine rağmen korkunun devam ettiğini belirtti.
Bu açıklamalar, olası yeni bir çatışmanın yalnızca ekonomik ve askeri değil, toplumsal sonuçlarının da olabileceğini gösteriyor.
Diplomasi kapısı tamamen kapanmadı
Artan askeri gerilime rağmen son bir haftada diplomatik temasların da yoğunlaştığı bildiriliyor.
İran basınına göre ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran'ın üst düzey güvenlik yetkilisi Muhsin Rızai'ye bir mektup gönderdi.
Tahran yönetiminin mektubu değerlendirdiği belirtiliyor.
Trump ise mektubun İran'ın tıbbi malzeme talebiyle ilgili olduğunu öne sürdü.
Bununla birlikte söz konusu temas, taraflar arasında diplomatik bir ilerleme sağlanabileceğine ilişkin beklentileri canlı tuttu.
İranlı yetkililerin Katar'da görüşmeler gerçekleştirdiği de bildirildi.
Katarlı bir yetkili, İran heyetinin ülkede bulunduğunu doğrularken cumartesi günü görüşmelerde herhangi bir ABD heyetinin yer almadığını belirtti.
Katar, savaş boyunca Washington ile Tahran arasında arabuluculuk faaliyetlerinde önemli rol üstlendi.
Seçim sonrası dönem kritik önem taşıyor
ABD'deki 3 Kasım ara seçimleri yaklaşırken Orta Doğu'da askeri hazırlıklar, siyasi açıklamalar ve diplomatik temaslar birlikte izleniyor.
Trump'ın seçim öncesinde İran'a saldırılmayacağı yönündeki açıklaması, seçim sonrasına ilişkin belirsizliği ortadan kaldırmış değil.
İran'ın daha geniş kapsamlı misilleme tehditleri, İsrail'deki siyasi gelişmeler ve ABD'nin bölgedeki askeri hareketliliği, Körfez ülkelerinde yaşayanların kaygılarını artırıyor.
Buna karşılık Katar üzerinden sürdürülen temaslar ve Washington ile Tahran arasındaki dolaylı mesajlaşma, diplomatik çözüm ihtimalinin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.
Bölge halkı açısından temel soru ise değişmiyor: ABD seçimlerinden sonra diplomasi mi hız kazanacak, yoksa sekiz aydır devam eden savaş yeni bir askeri tırmanışa mı sahne olacak?
CNN
Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?
Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com
Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




