Sosyal Medya

Döviz

Merkez bankalarının miktarsal genişlemesi hesabı masaya geliyor

Hükümetler, çok düşük faizli uzun vadeli hükümet tahvili satışı yapabilir, elde ettikleri fonlarla da temiz enerji dönüşümü veya altyapı harcamaları aracılığıyla ekonomiyi desteklemek için kullanabilirdi. Merkez bankalarını kenarda bırakabilirdi. Ancak bu şimdi bir sonraki tartışma konusu.

Merkez bankalarının miktarsal genişlemesi hesabı masaya geliyor

Fed ve dünya çapındaki meslektaşları büyük ölçekli hükümet tahvili alımları ile devasa miktarlarda parayı piyasalara enjekte ettiklerinde – yani miktarsal (nicel) genişleme QE-Quantitative Easing) yaptıklarında – ekonomiye destek sağlamanın maliyeti sıfıra yakın gibi görünüyordu.

QE işlemlerinin muhasebesi basit değil ve faiz oranları neredeyse sıfıra yakın, enflasyon çok düşükken, bu tür genişlemenin tam olarak nasıl sonuçlanacağını tahmin etmek zordu. Bugün, QE’nin gerçekten de önemli maliyetleri olduğu ve mali sonuçlara odaklanan önde gelen isimlerin, politika yapıcılarını etkili bir şekilde hata yaptıkları için açıkça eleştirdikleri dönemdeyiz.

Milyarder yatırımcı Stanley Druckenmiller geçen hafta federal yetkilileri, Kovid krizi sırasında borçlanmayı sıfır faiz seviyesine kilitlemek yerine esnek faizle yapılan borçlanmayı eleştirdi.  Keza, hanehalkları ve şirketler tam tersini yaptı. Druckenmiller, ortalama mortgage vadesinin 3,5 yıldan 8 yıla çıktığını belirtti. “Şimdi bu faiz artışlarından yara almıyorlar ancak ABD Hazinesi alıyor” dedi.  Fed ve diğerleri pandemi sırasında hükümet tahvillerini alırken, bankalara rezervler vererek para yarattılar. Bugün, bu rezervlere yüksek faiz ödüyorlar. Ancak faizler tarihsel olarak düşük olduğunda aldıkları tahvillerden neredeyse hiç faiz almıyorlar.

Bu, zarar yazdığı anlamına gelir. Geçen yıla kadar Fed, işlemlerinden gelen “kâr” olan yaklaşık 100 milyar doları Amerika Birleşik Devletleri Hazinesine gönderirdi. Ancak şimdi sıfır ve önümüzdeki yıllarda da sıfır kalma olasılığı yüksektir. Avrupa’da da benzer bir sorun yaşanıyor. Merkez bankası kârlarını bütçelerini desteklemek için kullanan maliye bakanlıkları artık bu olmadan yönetmek zorundalar. Bazı para kurumları hatta büyük açıklarla çalışıyor. Almanya’nın Merkez Bankası olan Bundesbank’ta ekonomist Cedric Gemehl’in Gavekal araştırma grubunda yaptığı hesaplamalara göre yıllık net faiz kayıpları 48 milyar avro (52 milyar dolar).

İngiltere Bankası, İngiltere Hazinesi’nden büyük transferler alarak, QE’nin ömrü boyunca devlete net 170 milyar sterlin (211 milyar dolar) maliyet getireceğini hesapladı.  İsveç’te, Riksbank Başkanı Erik Thedeen geçen ay neredeyse 80 milyar İsveç kronuna (7.4 milyar dolar) kadar sermaye enjeksiyonuna ihtiyaç olabileceğini söyledi. Merkez bankaları, faiz ödemelerini basitçe durdurarak kayıpları önleyebilirler. Aslında geçen pazartesi, İsviçre Ulusal Bankası bunu ticari bankaların rezervlerinin bir kısmı için yaptı. Ancak bu, bankaların rezervleri diğer yollarla kullanmalarına neden olur, örneğin Hazine bonosu satın almak gibi. Bu da para piyasalarında faiz oranlarını daha da düşürür.

Ve bu, merkez bankalarının şu anda enflasyonla mücadele etmek için yapmaya çalıştıklarının tam tersi. Fed ve diğerlerinin faiz ödeme nedeni, politika yapıcıların ekonomiyi yavaşlatmaya ve fiyatları kontrol altına almaya çalışırken bu parayı kilitlemeyi amaçlamalarından kaynaklanıyor.

Bu yüzden şimdi işleri yeniden kurgulamak için çok geç. Hükümetler, çok düşük faizli uzun vadeli hükümet tahvili satışı yapabilir, elde ettikleri fonlarla da temiz enerji dönüşümü veya altyapı harcamaları aracılığıyla ekonomiyi desteklemek için kullanabilirdi. Merkez bankalarını kenarda bırakabilirdi. Ancak bu şimdi bir sonraki tartışma konusu.

Eski Hazine Bakanı Lawrence Summers, QE’nin değişken faizlere mahkumiyet yarattığına dikkat çekiyor. Hükümet borçlarının son birkaç yılda iyi yönetilmediğini belirterek, “Borç yönetimi hakkında birçok açıdan yeniden düşünmemiz gerektiğini düşünüyorum,” diyor.

Bloomberg

BAKMADAN GEÇME

  • İFÖD Raporu: Sosyal Ağlar “Kullanıcı Hakları” Yerine “Ticari Çıkar” Peşinde

    İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD), hazırladığı ‘Dijital İtaat Rejimi’ raporunda, sosyal medya devlerinin Türkiye’de ‘kullanıcı hakları’nı değil, ‘ticari çıkar’larını korumak amacıyla devletin ‘sansür talepleri’ne nasıl boyun eğdiğini gözler önüne serdi. Raporu Prof. Dr. Yaman Akdeniz ve araştırmacı Ozan Güven kaleme aldı. Çalışmada, internet ortamını düzenleyen 5651 sayılı Kanun’daki değişikliklerin ardından Türkiye’de ofis açan sosyal ağ sağlayıcılarının performansı incelendi. Elde edilen verilere göre, Facebook, X, TikTok ve YouTube gibi platformlar Türkiye’deki yasal sürece şeklen uyum sağlasa da, uygulamada şeffaflıktan uzaklaşarak birer ‘dijital itaat mekanizması’na dönüştü.

  • Ekonomik Kriz Emeklileri Vurdu: Bayram İkramiyesi Umutları Kararttı

    Ağır ekonomik kriz altında yaşayan emekliler için bayram öncesi bir olumsuz haber geldi. İkramiyelere 1.000–1.500 lira arasında zam yapılacağı, toplamın en fazla 5.500 lirayı bulacağı bildirildi. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle gelirleri her geçen gün eriyen emekliler, bayramı da rahat geçiremeyecek.

  • Yen Neden Düşüyor? Japonya’da Erken Seçim İhtimali Mali ve Çin Riskini Artırıyor

    Japon yeni, Başbakan Sanae Takaichi’nin Şubat ayında erken seçim kararı alabileceğine yönelik haberlerin ardından sert biçimde değer kaybetti. Piyasalar, erken seçimin hükümete daha geniş bir mali ve jeopolitik hareket alanı sağlayabileceğini, bunun da zaten yüksek borçlu Japon ekonomisi için yeni riskler yaratacağını fiyatlıyor. Mali genişleme beklentileri ve Çin’le artan gerilim, yen üzerindeki baskıyı artırıyor.

  • ABD “Büyük Türkiye” Olma Yolunda

    ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell hakkında açılan soruşturma, Washington’da teknik bir renovasyon tartışmasından çok daha derin bir kırılmaya işaret ediyor. Donald Trump’ın faiz indirmesi için Fed üzerindeki baskısı giderek sertleşirken, ABD’de kurumların bağımsızlığı tartışması alevleniyor. Türkiye’nin geçmişte yaşadığı deneyimlerle yapılan karşılaştırmalar ise dikkat çekici.

  • Remzi Özdemir: Halka Arzın Vebali

    Son dönemde Türkiye borsasında art arda gelen halka arzlar, küçük yatırımcı açısından ciddi kayıplara yol açarken, piyasanın denetim ve değerleme mekanizmaları sert biçimde sorgulanıyor. Gazeteci-yazar Remzi Özdemir, sorunlu ve borçlu şirketlerin yüksek değerlemelerle borsaya taşınmasını “vicdani bir vebal” olarak nitelendiriyor.

  • Akaryakıt Fiyatları Güncellendi: Motorine Dev Zam Geldi

    Motorin fiyatlarında 13 Ocak itibarıyla yeni bir artış gerçekleşti. Yapılan açıklamaya göre, motorinin litre fiyatına 1,08 TL zam yapıldı. Bu karar, 10 Ocak’ta uygulanan indirimin ardından gelmiş oldu. Böylece son zamla birlikte motorinin litre fiyatı 54,71 TL’ye yükseldi.

  • FÖŞ-ANALİZ: Cari açıklar başlarken, finansman güçlü, TCMB rezervleri Ocak’ta da artıda

    FÖŞ, kendi uslubuna göre Kasım cari açığı analiz etti

  • TCMB Verileri Açıklandı: Kasım’da Cari İşlemler Açığı Yükseldi

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, Kasım ayında cari işlemler hesabı 3 milyar 996 milyon dolar açık verdi ve bu rakam, piyasa beklentisi olan 3,5 milyar doları aştı.

  • Kasım 2025’te Toplam Ciro Endeksi Yıllık Bazda Yüzde 37,3 Arttı

    Sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörlerini kapsayan toplam ciro endeksi, 2025 yılı Kasım ayında yıllık bazda yüzde 37,3 oranında artış kaydetti. Takvim etkisinden arındırılmış verilere göre de söz konusu sektörlerin toplam ciro endeksi, Kasım 2025’te geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 37,3 yükseldi.

  • Taşınmaz Alım Satımında Dolandırıcılığa Karşı Yeni Düzenleme: Güvenli Ödeme Sistemi 1 Mayıs 2026’dan İtibaren Zorunlu Olacak

    Ticaret Bakanlığı’nın ikinci el araç satışlarında güvenliği artırmak amacıyla hayata geçirdiği Güvenli Ödeme Sistemi, 1 Mayıs’tan itibaren taşınmaz satışlarında da zorunlu hale getirilmeye hazırlanıyor. Bakanlıktan edinilen bilgilere göre, taşınmaz alım satımlarında ödemeler çoğunlukla taraflar arasında doğrudan yapılıyor. Bu durum ise kayıt dışı işlemlerin artmasına, alıcı ve satıcıların dolandırıcılık ile sahtecilik riskleriyle karşı karşıya kalmasına yol açabiliyor. Ayrıca yüksek meblağların nakit olarak taşınması, hırsızlık gibi güvenlik risklerini de beraberinde getiriyor.

  • IIF Raporu: Aralıkta Türkiye’ye Yabancı Portföy Girişi Hızlandı

    Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IIF) yayımladığı verilere göre, aralık ayında gelişen piyasalara yönelik yabancı portföy akımlarında belirgin bir toparlanma yaşandı. Küresel ölçekte risk iştahının yeniden güç kazanmasıyla birlikte, özellikle tahvil ve hisse senedi piyasalarına yönelen sermaye girişleri dikkat çekti.

  • Fitch’ten Bitcoin Teminatlı Borçlanma Araçlarına Yüksek Risk Uyarısı

    Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Bitcoin teminatlı menkul kıymetlere yönelik yayınladığı analizde, bu enstrümanların yüksek risk profili nedeniyle “spekülatif”…

  • Acı Gerçek! Ekonomi Kazandı, Halk Kaybetti! & Dikkat: Kriz Çıkartacak 2 Gelişme! | Atilla Yeşilada – Semih Sakallı video

    Atilla Yeşilada ile ekonomideki sakinliğin mi yoksa insanların şikayetlerinin mi doğruyu yansıttığını konuştuk. Türkiye ekonomisi nasıl ve neden direnç kazandığını anlatan Yeşilada, bunun ne anlama geldiğini de yorumladı. Ayrıca, İran, Küba ve Grönland'deki gelişmeleri de değerlendirdi.

Benzer Haberler