Genel
Meral Akşener’den İmamoğlu’na destek: “Dün neredeysek, bugün de oradayız”
İYİ Parti lideri Meral Akşener, hapis ve siyasi yasak kararı sonrası İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek için Saraçhane’ye gitmesiyle ilgili…
İYİ Parti lideri Meral Akşener, hapis ve siyasi yasak kararı sonrası İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek için Saraçhane’ye gitmesiyle ilgili konuştu. Akşener, “Biz dün neredeysek, bugün de oradayız. Kim ne derse desin, yarın da, aynı yerde olmaya devam edeceğiz” dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu.
Akşener’in konuşmasından satır başları:
*İktidar ise her zamanki hukuk tanımazlığıyla yüzde 1’den 2’ye çıkararak yeniden getiriyor. Bundan sonra da yeni sendikaların kurulmasının önüne geçilmiş olacak.
*Bugün, bu çatı altında bütün siyasetçilerin tümünü katarak söylüyorum, direne direne o barajları aşma iradesini en iyi anlayan benim.
*Sendika üyesi olması yasaklanan 1.5 milyon kamu görevlimiz de 706 liralık ödemeden mahkum olacak.
*AK Parti’ye yakışır bir düzenlemeyle karşı karşıyayız. Milletimizin aleyhine olan her teklif gibi Cumhur İttifakı çoğunluğu ile Meclis’ten geçti.
*Sendika üyesi olması yasaklanan 1.5 milyon kamu görevlimiz de 706 liralık ödemeden mahkum olacak. AK Parti’ye yakışır bir düzenlemeyle karşı karşıyayız. Milletimizin aleyhine olan her teklif gibi Cumhur İttifakı çoğunluğu ile Meclis’ten geçti.
*Biliyorsunuz, birkaç gün önce, Nur Elif yavrumuz, kötü koşullarda yaşadığı ve aç bırakıldığı için hayatını kaybetti. Daha 6 yaşındaydı… Nur Elif’e bunları reva gören vicdansızları Allah’a havale ediyorum!
*Şimdi iktidar cenahından bazıları çıkıp, utanmadan; “Zaten anne-babası cezaevindeymiş, akrabaları kötü davranmış, her şeyden de iktidarı suçlamayın” diyecekler. Her zaman olduğu gibi, bu olay için de, “bizim ne suçumuz var ki?” diyecekler. Bu ülkede bir çocuk öldü bir çocuk! Hem de açlıktan öldü! Hem de kötü bakıldığı için öldü.
*Soruyorum size: Çocuklarımıza sahip çıkmak, devleti yöneten iktidarın görevi değilse, kimin görevidir? İşine geldiğinde; “Dicle’nin kenarında, kurdun kaptığı bir koyun bile, benim mesuliyetim altındadır” diyenler, işine gelmediğinde; Ölen, daha 6 yaşında bir çocuğumuzun, sorumluluğunu, üzerinden atabilir mi? Atamaz!
*Eğer koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gücünü kullanan bir iktidar çocuklarımızı koruyamıyorsa, insanlarımızı sahipsiz, kimsesiz bırakıyorsave üstüne üstlük mesuliyet almaktan da kaçıyorsa ortalıkta, “ben ülke yönetiyorum” diye gezemez.
*Kardeşim, siz bostan korkuluğu musunuz? Fakirliği, muhtaçlığı, açlığı bitiremeyecekseniz neden o makamları işgal ediyorsunuz?
*Sadece kendi zenginliğinizi sağlamak için mi oradasınız? Sadece yandaşlarınızı bu milletin cebinden çıkanlarla zengin etmek için mi oradasınız?
*O koltuklarda Saray’da sefa sürüp, şaşalı yemekler yemek, özel uçakla, maça gidip gelmek için mi oturuyorsunuz?
“İyi günlere az kaldı”
*Sayın Erdoğan her sıkıştığında, ‘Bu konu siyasetin konusu değildir’ diyerek, işin içinden sıyrılamazsın.
*Sana göre neyin siyasetin konusu olup olmadığı, beni zerre ilgilendirmiyor. Engin birikiminin ve derin fikirlerinin cefasını, zaten milletçe yıllardır çekiyoruz.
*Beni, Eskişehir’deki Nur Elif ilgilendiriyor, ve onun için senden hesap soracağım! Beni, Van’daki Muharrem ilgilendiriyor, ve onun için senden hesap soracağım! Beni, Adana’daki Emine ilgilendiriyor, ve onun için senden hesap soracağım!
*Sen bu memlekette varlık içinde yaşarken, kestane ballarıyla, manda yoğurtlarıyla, Medine hurmalarıyla, sefa sürerken, yokluktan, yoksulluktan ölen, açlığa mahkûm ettiğin çocuklarımız için, senden hesap soracağım!
*Bu kürsüden defalarca gündeme getirmeme rağmen rüzgargülü projemizi devreye almak yerine, utanmadan yasaklattığın için senden hesap soracağım!
*Bunlar daha iyi günlerin. Milletimizle el ele verip, siyasi rantı çocuklarımızın hayatına tercih eden bu kalpsizliğin, bu vicdansızlığın hesabını sana sandıkta soracağım! Hiç merak etme, çok az kaldı!
*Türkiye, artık patolojik semptomlar gösteren, tehlikeli bir zihniyet tarafından yönetiliyor.
*Maalesef, empati, vicdan, sorumluluk bilinci gibi, insani kavramlarla bağını tamamen koparmış sosyopat bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız. Bu bir gerçek.
*Nitekim bu gerçeği, iktidar mensuplarının her hareketinde, her cümlesinde, her kelimesinde, endişe verici bir sıklıkla görüyoruz.
*Beceriksizleriyle fakirleştirdikleri; asgari ücretlimizin, memurumuzun, emeklimizin maaşlarına, yapmak zorunda olukları, düzenlemede bile, bu gerçeğe şahit oluyoruz.
*Biliyorsunuz, son olarak, Türkiye’nin en yakıcı meselelerinden biri olan EYT’li kardeşlerimizin durumuna ilişkin sorulan bir soruya, “EYT mi?” diye cevap veren, Nebati Bakan, birbirinden ciddiyetsiz açıklamalarına geçtiğimiz günlerde bir yenisini daha ekledi.
*Çıktı, hiç utanmadan, zerre sıkılmadan bu milletin gözünün içine baka baka; ‘Asgari ücretliye de, memura da, emekliye de, ne verilse haklarıdır.
*Dar gelirliye, fakir fukaraya vermek, bereket getirir’ dedi. Yanlış duymadınız. Aynen böyle dedi. Bu ne cürettir! Bu ne utanmazlıktır! Bu ne saygısızlıktır!
*Hayırdır Sayın Bakan, sadaka mı dağıtıyorsunuz? Lütufta mı bulunuyorsunuz? Kendinize gelin!
Ekrem İmamoğlu ile omuz omuza
*İstanbullunun iradesine, vurulmaya çalışılan darbeye karşı, tıpkı 2019’daki gibi, Ekrem kardeşimizle, omuz omuza durmaya gittim.
*Bundan yirmi sene önce, yaşadığı haksızlık karşısında, nasıl Sayın Erdoğan’ın yanına koştuysam, bu sefer de, Ekrem kardeşimin yanına koştum.
*Bundan 20 sene önce, nasıl Emine Hanım’ın yanına koştuysam, bu defa da, Dilek kızımın yanına koştum.
*Linç edilmeye çalışıldığında, Nasıl Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanına koştuysam, bu defa da, Ekrem İmamoğlu’nun yanına koştum. Bugüne kadar, meydanı boş bulmanın şımarıklığı ile, her istediklerini yaptılar.
*Bugün de, hizmetleriyle milletin kalbini kazanan bir belediye başkanımızı, hukuksuzluk yoluyla diskalifiye etmeye çalıştılar.
*Dün kendilerine yapılanları, bugün Ekrem Başkan’a yapmaya kalktılar. Ama artık bu meydanın boş olmadığını, Saraçhane’de gördüler. Bugün, hedefleri Ekrem Başkan’dı. Bu yüzden, İYİ Parti olarak biz de, amasız, fakatsız onun yanındaydık.
*Bir saniye düşünmedik, bir dakika gecikmedik, haberi alır almaz yola çıktık. Demokrasimizin, sahipsiz olmadığını hatırlatmak için, İstanbulluların iradesinin, çiğnenemeyeceğini haykırmak için, Kaybetme korkusundan gözü dönenlere karşı, dimdik durmak için, Saraçhane’deydik.
*Biz dün neredeysek, bugün de oradayız. Kim ne derse desin, yarın da, aynı yerde olmaya devam edeceğiz.
*Şayet bu kafa, yarın da hedefine, Mansur Başkan’ı koyarsa; Bu sefer de, bir saniye düşünmeden, bir dakika gecikmeden, onun yanında dimdik dururuz.
*Bugün nasıl ki; “Saray sizinse, Saraçhane bizimdir!” dediysek; Gerekirse; “Beştepe sizinse, Ankara bizimdir!” demeyi de, çok iyi biliriz.
*Eğer ki onlar; Seçim kazanma uğruna, tehdit gördüğü herkesi, bertaraf etmeye ant içtiyse, Biz de; Milletin sevgisini kazanmış herkesin yanında, kaya gibi durmaya, Türk Milleti’nin huzurunda, ant içtik!
*Eğer ki onlar; Koltuklarını korumak için, millet iradesini yok saymaya ant içtiyse, Biz de; Cumhuriyetimizin izinde, demokrasimize sahip çıkmaya, Türk Milleti’nin huzurunda, ant içtik!
*Eğer ki onlar; Nefislerinin, hırslarının ve çıkarlarının esiri olmaya ant içtiyse, Biz de; Milletin sesinin, taleplerinin ve tercihlerinin temsilcisi olmaya, Türk Milleti’nin huzurunda, ant içtik!
*Belli ki bu duruşumuz, birilerinin çook zoruna gidiyor… Sanki talimatı kendileri vermemiş gibi, komplo teorileri üretiyorlar.
*Yargı operasyonları yetmezmiş gibi, şimdi de, algı operasyonları yapıyorlar. Kendi beceriksizliklerini gizlemek için, bize çamur atıyorlar. Milletin değişim isteği, körelsin istiyorlar.
“Korkuyorsun!”
*Umutsuzluk, hakim olsun istiyorlar. Millet dayanışma gösteremesin, herkes, kendi derdine düşsün istiyorlar. Ama, çok önemli bir gerçeği unutuyorlar. Hep söylerim: Gerçeklerin, mutlaka ortaya çıkmak gibi, çok güzel bir huyu vardır.
*Buradan, kendisine hatırlatmak istiyorum: Kendi derdine düşen sensin, Sayın Erdoğan! Korkuyorsun!
*Hem de, o kadar çok korkuyorsun ki; zamanında sana yapılanın, kendi yaşadığın haksızlığın, önüne koyulan siyasi engelin, bir benzerini yapacak kadar, yaptıracak kadar, aciz durumdasın!
*Hatta, Ekrem Başkan’a çektiğin operasyonu savunmak için, 20 sene önce okuduğun şiirin, suç olduğunu söyleyecek kadar, paniklemiş haldesin! Ama, sen hiç merak etme; Sen ne kadar korkaksan, biz de o kadar kararlıyız. Çünkü biz cesaretimizi, milletimizden alıyoruz.
“İstanbulu alamazsınız”
*Ve biliyoruz ki, iyilerin görünmez orduları vardır. Bu yüzden milletin iradesine, cesaretle sahip çıkacağız. Milletin, sandıkla emanet ettiği iradeyi, ucuz numaralara, kurban ettirmeyeceğiz.
*Siz çökmeye alışmışsınız. Ama biz buradayken; İstanbul’a çökmenize, asla izin vermeyeceğiz! Size göre demokrasi bir araç olabilir.
*Ama bize göre demokrasi; Türk Devleti’nin varlığı, Türk Milleti’nin huzuru için, vazgeçilmez bir amaçtır. Çünkü biz; kalbimizde şahısların ve zümrelerin tahakkümünü taşıyanlardan değiliz!
*Bir grup siyaset esnafının çizdiği rotayı, sözüm ona demokrasi diye, pazarlayanlardan da değiliz!
*Kendi siyasi ikbalimiz için, demokrasiyi, aparat yapanlardan da değiliz! Makam mevki için gözü dönenlerden ise, hiç değiliz! Çünkü bize göre demokrasi; bir tercih değil, bir mecburiyettir!
“Söz milletin!”
*Bu yüzden de, demokrasiden taviz vermek, bizim siyaset anlayışımıza aykırıdır! Ama kimse merak etmesin! Nasıl ki, tarih boyunca, yapılan her zorbalığın, her haksızlığın, her adaletsizliğin karşısında, dimdik duracak, babayiğitler olmuşsa; Bugün de, millet iradesinin üzerinde, vesayet kuran, bu Firavun iktidarını yıkacak, Musa’lar da elbette var!
*“Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!” diye haykıracak, cesurlar da elbette var! “Yeter söz milletindir!” diyerek itiraz edecek, asil yürekler de elbette var! Şunu asla unutmayın:
*Milletten koparak, siyaset yapmaya çalışanların, ortak özelliği; en nihayetinde, milletin verdiği cezaya, mahkûm olmalarıdır.
*Oyuna ipotek koyanı, yok sayar! Sabrını sınayanı, yok sayar! Haklı itirazını bastırmaya çalışanı, yok sayar! Umuduna ve hürriyet aşkına, gölge düşürmeye çalışanı, yok sayar! Kendi fikrini, hukuk sananlara da, Kendine göre, bir devlet hayal edenlere de,
*Baktığı dev aynasını, milletin gönül penceresi zannedenlere de, sandıkta gereken cevabı verir. Dün de vermiştir, bugün de, yarın da, elbette verecektir.
“Tek bir kişiye bağlı sistemler çöker, demokrasiler ise, yaşar”
*İşte bu yüzden; Tek bir kişiye bağlı sistemler çöker, demokrasiler ise, yaşar. İşte bu yüzden; Tek bir kişiye bağlı sistemler fakirleştirir, demokrasiler ise, zenginleştirir.
İşte bu yüzden; Tek bir kişiye bağlı sistemler istibdatı getirir, demokrasiler ise, hürriyeti yaşatır. İşte bu yüzden; Türkiye’nin zenginliğe, mutluluğa ve huzura kavuşmasının garantisi; Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’dedir!
*Türkiye’nin kurtuluşunun anahtarı budur! Egemenliğin, kayıtsız ve şartsız milletin olması için, tek yol budur!
*Vatandaşının ne söylediğinden, ne düşündüğünden, kime oy verdiğinden, kimi sevdiğinden korkmayan, kendine ve milletine güvenen, bir yönetim anlayışı, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile mümkündür!
*İstisnaların değil, kuralların olduğu, İmtiyazların değil, hukukun işlediği, torpilin değil, liyakatin gözetildiği, adamına göre değil, milletimize göre kurulan, adil bir düzen, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile mümkündür!
*Ekonominin yarattığı tahribatın, giderilmesi, Yasakların yerine, özgürlüğün konuşulması, Toplumsal yaralarımızın, iyileşmesi, zorbalığın yerini, adalete bırakması, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile mümkündür!
sozcu.com.tr
BAKMADAN GEÇME
-
Piyasa
/ 8 Ocak 2026Hazine’den 3,5 Milyar Dolarlık Dış Borçlanma
Hazine ve Maliye Bakanlığı, 7 Ocak’ta gerçekleştirdiği dolar cinsinden çift dilimli tahvil ihracıyla uluslararası piyasalardan 3,5 milyar dolar kaynak sağladı.…
Ekonomi
/ 8 Ocak 2026TÜİK, Aralık Ayında En Çok Kazandıran Yatırım Araçlarını Açıkladı
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre, aylık bazda en yüksek reel getiri Devlet İç Borçlanma Senetleri’nde (DİBS) görüldü. Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) dikkate alındığında DİBS’in reel getirisi yüzde 4,13 olurken, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile hesaplandığında bu oran yüzde 3,98 olarak gerçekleşti.
Ekonomi
/ 8 Ocak 2026İSO: İhracat Pazarları İklim Endeksi Aralık’ta Geriledi
İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan Türkiye İhracat Pazarları İklim Endeksi, Aralık 2025’te bir önceki aya göre düşüş göstererek 51,6 seviyesine geriledi. Kasım ayında 52,4 olan endeks, böylece son beş ayın en düşük değerini aldı. Endeksin 50 eşik değerinin üzerinde kalması, ihracat pazarlarında talep koşullarının zayıf da olsa iyileşmeye devam ettiğine işaret ederken, mevcut toparlanma eğilimi Aralık ayı itibarıyla ikinci yılını tamamlamış oldu.
Ekonomi
/ 8 Ocak 2026Hükümet Harekete Geçti: Emekliye Asgari Ücret Oranında Zam Yapılacak mı?
Milyonlarca emekli, açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verirken yapılacak maaş artışına odaklanmış durumda. Enflasyon farkının yetersiz kalması nedeniyle, iktidarın emekli maaşlarına asgari ücret artışı oranında zam yapmayı değerlendirdiği ifade ediliyor.
Ekonomi
/ 8 Ocak 2026Demirören Grubu’nda İflas Kararı: Demirören’in Veliahtıydı, O da İflas Etti
Karşılıksız çek kullandığı iddiasıyla tutuklandıktan sonra serbest bırakılan Demirören Holding Yönetim Kurulu Üyesi Fikret Tayfun Demirören’in iflasına karar verildi.
Borsa
/ 8 Ocak 2026Küresel Piyasalarda İvme Kaybı: Rekorların Ardından Kâr Satışları, Jeopolitik Riskler Yeniden Gündemde
Küresel piyasalarda yılın başından bu yana risk iştahını destekleyen iyimser hava, hafta ortasında yerini temkinli bir duruşa bıraktı. ABD borsalarında endeksler gün içinde yeni zirveler test etse de, özellikle yılın başında güçlü performans gösteren sektörlerde gelen kâr satışlarıyla birlikte kapanışlar karışık gerçekleşti.
Para-banka-finans
/ 8 Ocak 2026Hazine’den DEV Eurobond satışı
2026 yılına hızlı bir giriş yapan Türkiye, küresel tahvil piyasalarında gövde gösterisi yaparak 3,5 milyar dolarlık borçlanma gerçekleştirdi. Bu hamle, hem Türkiye’nin bölgedeki artan jeopolitik ağırlığını hem de yabancı yatırımcının Türk varlıklarına olan iştahının yeniden canlandığını teyit ediyor.
Borsa
/ 8 Ocak 2026“Altın Kahini” Murat Sağman’dan 2026’ya Pusula: Faiz, Kur, Borsa ve Altın İçin Net Mesajlar
Murat Sağman'dan 2026 yatırım pusulası
Genel
/ 8 Ocak 2026“Gümüş karyola altına indi, altın yastık altında kaldı”: Kuyumcularda talep şaşırtıyor
Altın ve gümüş fiyatlarının rekor seviyelere çıktığı dönemde, Mücevher İhracatçıları Birliği (MİB) yöneticileri Antalya’daki buluşmada hem talep patlamasına hem de altın ithalat kotasının sektöre etkilerine dikkat çekti. MİB Başkan Yardımcısı Murad Köşker, “Altın yastık altında saklanırken gümüş karyola altına konuyor” diyerek talebin hızına vurgu yaptı. MİB Başkanı Burak Yakın ise gümüşte fiyatların çok hızlı yükseldiğini belirterek “Bu seviyelerden benim elim gitmez” mesajı verdi.
Döviz
/ 8 Ocak 2026Meltemi Investment: Küresel Piyasalar 2025’i Güçlü Kazançlarla Kapattı: 2026 İçin Temkinli İyimserlik
Küresel piyasalar, 2025 yılı boyunca yaşanan sert dalgalanmalara rağmen, güçlü yapısal temaların desteğiyle yılı kayda değer kazançlarla tamamladı. ABD dışındaki gelişmiş ülke borsaları çift haneli getiriler sağlarken, yatırımcıların ABD dışı varlıklara yönelmesi Avrupa piyasalarında güçlü bir ralliye yol açtı. Gelişmekte olan piyasalarda ise seçici ve dönemsel olarak güçlü performanslar öne çıktı.
Ekonomi
/ 8 Ocak 2026Türkiye 2026: Dezenflasyonun Konsolidasyonu, Yapısal Dönüşüm ve Çok Boyutlu Riskler
Türkiye ekonomisi 2026’ya dezenflasyon sürecinin hız kazandığı bir dönemde girerken, yapısal reformlar ve siyasi riskler yılın kaderini belirleyecek ana unsurlar olarak öne çıkıyor.
Borsa
/ 8 Ocak 2026Altın Bitti, Kusura Bakma! Atilla Yeşilada ve Perihan Tantuğ video
Venezuela'da yaşananlar piyasaları etkiler mi? Türkiye-ABD ilişkileri piyasalar için fırsat yaratır mı? Türkiye'ye bir not artışı gelir mi? Kıymetli metallerde neler oluyor? Altın satıp Bitcoin alınır mı? 2026 Türkiye için ne vaat ediyor? Hepsi ve çok daha fazlası, Atilla Yeşilada ve Perihan Tantuğ'un katıldığı Piyasanın Efendisi'nde…
Çetin ünsalan
/ 8 Ocak 2026Çetin Ünsalan: Algılara sıkışan milyonlar
Fakat tüm bunların ötesinde gerçekten meseleler tartışılıyor mu, emin değilim. Çoğu bir dedikodudan ya da gerçekçi olmayan rakamlar üzerinden yürütülüyor. Hele bahis ile kriminal olaylara baktığınızda durum tam çetrefilli.
Benzer Haberler
