Dünya Ekonomisi
Çin’de hizmet sektörü Nisan’da hızlandı: Büyüme ihracata bağımlı kalmayı sürdürüyor
Ticaret Savaşları'na rağmen, Çin ekonomisi toparlanıyor
Çin’de hizmet sektörü aktivitesi Nisan ayında hız kazanırken, özel sektör PMI verileri iç talebin ekonomiyi desteklemeye devam ettiğini gösterdi. Ancak dış talepteki zayıflık, küresel jeopolitik riskler ve emlak sektöründeki sorunlar Çin ekonomisi üzerindeki baskıyı artırıyor. Uzmanlar büyümenin kısa vadede ihracat sayesinde korunacağını ancak önümüzdeki yıllarda yavaşlamanın kaçınılmaz olduğunu düşünüyor.
Hizmet sektörü PMI verisi beklentilerin üzerinde geldi
Çin ekonomisinde hizmet sektörü aktivitesi Nisan ayında ivme kazandı. S&P Global tarafından hazırlanan özel sektör Caixin/RatingDog Çin Hizmet PMI endeksi Mart ayındaki 52,1 seviyesinden Nisan’da 52,6’ya yükseldi. Endeksin 50 seviyesinin üzerinde kalması sektörde büyümenin sürdüğüne işaret ediyor.
Veriler özellikle iç talep kaynaklı yeni iş hacmindeki artışın hizmet sektörünü desteklediğini ortaya koydu. Buna karşın yeni ihracat siparişlerinde düşüş ikinci ayda da devam etti. Ancak gerilemenin sınırlı düzeyde kaldığı belirtildi.
Özel sektör verileri, geçen hafta açıklanan resmi PMI rakamlarından ayrıştı. Resmi veriler hizmet sektöründe yeniden daralmaya işaret etmişti. İki veri setinin farklı örneklem gruplarını kapsaması nedeniyle sonuçlarda ayrışma yaşandığı ifade ediliyor.
Finansal Kaleler: Teknoloji Devleri Nasıl Dünyanın En Büyük “Merkez Bankaları” Haline Geldi?
Çin ekonomisinde yavaşlama sinyalleri sürüyor
Her ne kadar hizmet sektörü dirençli görünse de Çin ekonomisinin genelinde büyüme ivmesinin zayıfladığına yönelik işaretler artıyor. İhracat performansı halen büyümenin temel motoru olmayı sürdürürken, perakende satışlar ve sanayi üretiminde soğuma dikkat çekiyor.
Üretici fiyatlarının yıllar süren deflasyon sürecinden çıkmaya başlaması ise şirketler üzerinde yeni maliyet baskıları yaratıyor. Özellikle zayıf talep ortamında firmaların fiyat artırma gücünün sınırlı kalması kârlılık açısından risk oluşturuyor.
Ortadoğu’da devam eden savaşın yarattığı enerji ve lojistik maliyetleri de Çinli şirketleri zorlayan bir diğer unsur olarak öne çıkıyor. Firmalar artan petrol, yakıt ve taşımacılık maliyetleri nedeniyle girdi enflasyonunun yılın en yüksek seviyesine ulaştığını belirtti.
Buna rağmen hizmet şirketlerinin müşteri kaybetmemek adına satış fiyatlarını ikinci ayda da düşürmeye devam ettiği görüldü.
İstihdam tarafında zayıflık dikkat çekiyor
Ankete göre hizmet şirketleri Nisan ayında da çalışan sayılarını azaltmayı sürdürdü. Böylece istihdam tarafında düşüş üçüncü aya taşınmış oldu.
Şirketler emeklilikler, gönüllü ayrılıklar ve maliyet azaltma politikalarının personel azaltımında etkili olduğunu ifade etti.
Buna karşın birikmiş işler göstergesi büyüme bölgesinde kalmayı sürdürdü. Bu eğilim Ekim 2025’ten bu yana devam ediyor.
Öte yandan firmaların önümüzdeki 12 aya ilişkin beklentilerinin halen pozitif olduğu görüldü. İş dünyası güveni Nisan ayında da iyimser bölgede kalmaya devam etti.
Çin büyümesi ihracata bağımlı kalıyor
Resmi verilere göre Çin ekonomisi geçen yıl ve bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 5 büyüdü. Ancak büyümenin büyük ölçüde ihracat performansından kaynaklandığı belirtiliyor.
Tüketim harcamaları ve sabit sermaye yatırımlarındaki zayıf görünüm, ekonominin iç talep açısından halen kırılgan olduğunu gösteriyor.
Finlandiya Merkez Bankası bünyesindeki BOFIT araştırma enstitüsü ise Çin’in gerçek büyüme hızının resmi verilerin altında olabileceğini savunuyor.
BOFIT ekonomistlerine göre Çin ekonomisi bu yıl yaklaşık yüzde 4 civarında büyüyecek. Büyümenin 2027’de yüzde 3,5’e, 2028’de ise yüzde 3 seviyelerine kadar gerilemesi bekleniyor.
Uzmanlar ihracat momentumunun zamanla zayıflayacağını ve iç talepte güçlü bir toparlanma görülmediğini vurguluyor.
Küresel talep Çin için kritik önem taşıyor
BOFIT kıdemli ekonomisti Riikka Nuutilainen, küresel ekonomide yaşanacak bir yavaşlamanın Çin’in büyümesini doğrudan etkileyebileceğini söyledi.
Çin dünyanın en büyük petrol ithalatçısı olmasına rağmen enerji şoklarına karşı görece dayanıklı bir yapı kurmuş durumda. Ancak küresel talepte yaşanacak bir düşüşün Çin ihracatını olumsuz etkilemesi bekleniyor.
Pekin yönetimi ekonomik modelini hâlâ güçlü sanayi politikası ve ihracat stratejisi üzerine kuruyor. Son beş yıllık kalkınma planı özellikle stratejik sektörlerde ve yüksek teknoloji alanlarında kendine yeterliliği artırmayı hedefliyor.
Görece zayıf yuan politikası da ihracatçı şirketlere destek sağlıyor.
Emlak krizi ve zayıf tüketim baskı yaratıyor
Çin’de istihdam görünümündeki zayıflık ve uzun süredir devam eden emlak krizi hane halkı güvenini baskılamayı sürdürüyor.
Tasarruf eğilimindeki artış iç tüketimi sınırlarken, ekonomideki yapısal dengesizlikler büyümeye yönelik riskleri artırıyor.
Uzmanlar Çin’in ürettiğinden çok daha az tükettiğine dikkat çekerken, kamu maliyesindeki yüksek açıkların da sürdürülebilirlik açısından soru işaretleri yarattığını belirtiyor.
Ayrıca Çin’in bazı sektörlerde devlet destekleri ve sübvansiyonlarla rekabet avantajı sağlamasının küresel ticaret ortaklarıyla gerilimi artırdığı ifade ediliyor.
Belirsizlikler artıyor
Ekonomistler Çin yönetiminin iç talebi canlandıracak ve ekonomik riskleri azaltacak kapsamlı reformları hayata geçirmekte yetersiz kaldığını düşünüyor.
Şeffaf olmayan veri yapısı ve ekonomik tartışmalar üzerindeki sansür uygulamaları da Çin ekonomisinin gerçek durumunu analiz etmeyi zorlaştırıyor.
Jeopolitik gerilimlerin yükseldiği mevcut ortamda hem iç hem dış kaynaklı risklerin Çin ekonomisi üzerindeki baskıyı artırmaya devam etmesi bekleniyor.
