Gündem
Yeni Şafak iddiası: İsrailli Bakan Nükleer Saldırı İmasında Bulundu
Bu haber Yeni Şafak English'te yayınlandı. İsrail basınında bu konuda haber yok, ancak savaşın nükleer atışmaya dönüşmesi akıldan çıkmaması gereken bir senaryo
İsrail’de bir televizyon programında dile getirilen “İran’a nükleer saldırı” çağrısı ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in buna verdiği tepki, uluslararası kamuoyunda alarm yarattı. ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın tırmandığı bir dönemde gelen bu açıklamalar, nükleer gerilim riskinin yeniden gündeme taşındığını gösteriyor.
Canlı Yayında Nükleer Saldırı Çağrısı
İsrail televizyonunda yayınlanan bir programda gazeteci Shimon Riklin’in İran’a karşı nükleer silah kullanılmasını önermesi büyük tepki çekti. Programda bulunan Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in bu sözlere doğrudan karşı çıkmaması ve “Bırakın konuşsun” şeklinde yanıt vermesi dikkat çekti.
Söz konusu açıklama, İsrail’in nükleer kapasitesine dair uzun süredir devam eden tartışmaları yeniden alevlendirdi. Riklin, İsrail’in 50–60 nükleer başlığa sahip olduğunu öne sürerken, bu tür bir saldırının uzun vadede daha fazla can kaybını önleyebileceğini savundu.
Ancak bu argüman, uluslararası çevrelerde “son derece tehlikeli ve sorumsuz” olarak nitelendirildi.
Uluslararası Tepki ve Artan Endişe
Bu açıklamalar, ABD-İsrail ile İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaşın giderek genişlediği bir dönemde geldi. Çatışmaların başladığı tarihten bu yana İran’da binin üzerinde kişinin hayatını kaybettiği bildiriliyor.
Nükleer silah kullanımına yönelik söylemler, özellikle Orta Doğu’da zaten yüksek olan tansiyonu daha da artırabilecek potansiyele sahip. Uzmanlar, bu tür açıklamaların yalnızca retorik düzeyde kalmayabileceği ve “normalleşme riski” taşıdığı konusunda uyarıyor.
Türkiye ise uzun süredir Orta Doğu’da nükleer silahlardan arındırılmış bir bölge çağrısını savunuyor. Ankara, sivilleri hedef alabilecek her türlü saldırıya karşı uluslararası hukukun korunması gerektiğini vurgularken, nükleer tehditlerin ciddiyetle ele alınması gerektiğini belirtiyor.
Savaşın Nükleer Paradoksu
İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik operasyonlarının temel gerekçesi, Tahran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olarak açıklanıyor. Ancak bazı uzmanlara göre bu strateji ters etki yaratabilir.
İsrail ordusunda İran dosyasında görev yapmış eski istihbarat yetkilisi Danny Citrinowicz’e göre, İran üzerindeki askeri baskı, ülkeyi nükleer silah geliştirme kararına daha da yaklaştırabilir.
Citrinowicz, “Bu savaş İran’ın nükleer programını durdurmak yerine hızlandırabilir” değerlendirmesinde bulunuyor.
İran’ın uzun yıllardır izlediği “eşik stratejisi”—yani nükleer silah üretme kapasitesine sahip olmak ancak fiilen üretmemek—mevcut saldırılarla zayıflamış durumda. Bu durum, Tahran yönetimini iki seçenekle karşı karşıya bırakıyor:
- Nükleer programdan tamamen vazgeçmek
- Ya da hızla nükleer silah geliştirme yoluna gitmek
Uzmanlara göre ikinci seçeneğin ağırlık kazanması, bölgesel güvenlik dengelerini kökten değiştirebilir.
Bölgesel Sarsıntı Derinleşiyor
Son haftalarda ABD ve İsrail’in İran’a yönelik yoğun bombardımanı, yalnızca İran’ı değil tüm bölgeyi etkiliyor. İran’ın misillemeleri Körfez ülkelerine kadar uzanırken, enerji altyapısı ve kritik tesisler hedef alınıyor.
Bu gelişmeler, sadece askeri değil ekonomik sonuçlar da doğuruyor. Petrol fiyatlarında sert dalgalanmalar yaşanırken, küresel enerji arzına yönelik riskler artıyor.
Sonuç: Tehlikeli Eşik
Ortaya çıkan tablo, Orta Doğu’nun yeni ve daha tehlikeli bir aşamaya girdiğini gösteriyor. Nükleer silah kullanımına yönelik söylemlerin kamuoyunda dile getirilmeye başlanması, çatışmanın boyut değiştirme riskini artırıyor.
Savaşın amacı nükleer tehdidi ortadan kaldırmak olsa da, mevcut gelişmeler bunun tam tersine yol açabilecek bir dinamiğin oluştuğunu ortaya koyuyor.
Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]
