Borsa
Asya çakıldı, petrol coşuyor
Güney Kore wonu 2009'dan bu yana en düşük seviyesine gerilerken, petrol fiyatları aylık bazda rekor artış yolunda. Asya borsaları ve gelişmekte olan piyasalarda 2026 yılı kazançları tamamen silindi.
Küresel Piyasalarda Savaş Fiyatlaması: Riskten Kaçış Dalgaları
Küresel finans piyasaları, 2026 yılının ilk çeyreğini kapatırken Orta Doğu’dan gelen savaş haberleriyle sarsılıyor. Şubat ayı sonunda patlak veren ABD-İsrail ve İran arasındaki çatışmalar, beşinci haftasına girerken diplomatik bir çözüm umudunun yerini topyekûn bir enerji savaşı korkusuna bırakmış durumda. Salı günü itibarıyla Asya-Pasifik piyasalarında gözlemlenen sert satış dalgası, yatırımcıların “risk off” (riskten kaçış) moduna geçtiğini ve güvenli liman arayışına girdiğini kanıtlıyor. Özellikle teknoloji ve üretim üssü olan Güney Kore’de yaşanan kayıplar, küresel tedarik zincirlerinin ve enerji koridorlarının ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Trump’ın Sert Söylemleri ve Hürmüz Boğazı Krizi
Piyasalardaki bu karamsar havanın en büyük tetikleyicisi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Pazartesi günü yaptığı açıklamalar oldu. Trump, İran’ın stratejik bir hamleyle Hürmüz Boğazı’nı kapalı tutmaya devam etmesi ve bir barış anlaşmasına yanaşmaması durumunda, ABD’nin İran’ın can damarlarını hedef alacağını duyurdu. Bu tehditler arasında İran’ın elektrik üretim tesisleri, petrol kuyuları ve ülkenin ham petrol ihracatının %90’ını gerçekleştiren Kharg Adası’nın imha edilmesi yer alıyor.
Askeri uzmanlar, Trump yönetiminin Kharg Adası’nı ele geçirmek için kara harekatı seçeneğini masada tuttuğunu belirtiyor. Küresel deniz yoluyla taşınan petrolün beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda trafiğin 28 Şubat’tan bu yana neredeyse tamamen durması, küresel enerji piyasalarında eşi benzeri görülmemiş bir arz şoku yaratmış durumda. Bu durum, sadece bölgesel bir çatışma değil, dünya ekonomisini stagflasyona (durgunluk içinde enflasyon) sürükleyebilecek bir küresel krizin habercisi olarak yorumlanıyor.
Güney Kore ve Asya: Fırtınanın Merkez Üssü
Salı günkü işlemlerde satış baskısının en yoğun hissedildiği yer Güney Kore oldu. Ülkenin ana endeksi Kospi, %4’ün üzerinde bir kayıpla Asya’daki düşüşe öncülük ederken, teknoloji odaklı küçük ölçekli şirketlerin işlem gördüğü Kosdaq %3’ten fazla değer kaybetti. Ancak en endişe verici veri döviz kanadından geldi. Güney Kore wonu, ABD doları karşısında %0,63 oranında değer kaybederek 1.526,9 seviyesine geriledi. Bu rakam, 2009 yılındaki küresel finansal krizden bu yana kaydedilen en zayıf seviye olarak kayıtlara geçti.
Güney Kore gibi enerji ithalatına göbekten bağlı olan ekonomiler için petrol fiyatlarındaki her dolarlık artış, cari açık ve üretim maliyetleri üzerinde yıkıcı bir etki yaratıyor. Japonya’da Nikkei 225 %2,2 oranında gerilerken, Avustralya’nın S&P/ASX 200 endeksi %0,56’lık bir düşüşle günü kapattı. Hong Kong’da ise Hang Seng endeks vadeli işlemleri, endeksin son kapanışının altına inerek negatif bir açılış sinyali verdi.
Gelişmekte Olan Piyasalar (EM) 2026 Kazançlarını Sildi
2026 yılına yapay zeka altyapı yatırımları ve teknoloji rallisiyle oldukça iyimser başlayan gelişmekte olan piyasalar için rüzgar tamamen tersine dönmüş durumda. MSCI Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi, Salı günü %0,9’a varan bir düşüş yaşayarak yılbaşından bu yana elde ettiği ve bir noktada %15’i bulan tüm kazançlarını geri verdi. Özellikle Samsung Electronics ve SK Hynix gibi yarı iletken devlerinin hisselerindeki değer kayıpları, bu endeksler üzerinde ciddi bir ağırlık oluşturuyor.
Analistler, ilk etapta sadece enerji ithalatçısı ülkelerle sınırlı kalan satışların, artık küresel bir ekonomik durgunluk korkusuyla tüm gelişmekte olan piyasalara yayıldığını belirtiyor. Tighter monetary policy (sıkı para politikası) beklentileri ve hammadde tedarik zincirindeki kırılmalar, yatırımcıları büyüme odaklı hisse senetlerinden hızla uzaklaştırıyor.
Petrol Fiyatlarında Tarihi Rekor: Brent 115 Doları Aştı
Enerji piyasalarında ise adeta bir "yangın" söz konusu. West Texas Intermediate (WTI) ham petrolü %2,8 artışla varil başına 105,8 dolara yükselirken, uluslararası gösterge olan Brent petrol %2’lik bir sıçramayla 115,17 dolar seviyelerine ulaştı. Brent petrolün Mart ayı içindeki toplam değer kazancı %59’a yaklaşarak kayıtlı tarihin en büyük aylık artışına işaret ediyor.
Bu devasa artış, sadece ulaşım maliyetlerini değil, petrokimyadan gıdaya kadar tüm sektörlerin girdi maliyetlerini yukarı çekiyor. Dubai Limanı yakınlarında bir Kuveyt petrol tankerine düzenlenen saldırı haberi, bölgedeki seyrüsefer güvenliğinin tamamen ortadan kalktığı algısını güçlendirerek petrol fiyatlarındaki ateşi daha da körükledi.
Tahvil ve Döviz: "Dolar Kraldır" Dönemi Geri Döndü
Savaşın yarattığı enflasyonist baskı, merkez bankalarının faiz politikalarına dair beklentileri de kökten değiştirdi. Savaş başlamadan önce Federal Rezerv’den (Fed) 50 baz puanlık faiz indirimi bekleyen piyasalar, artık bu yıl herhangi bir indirim yapılmayacağını fiyatlamaya başladı. Fed Başkanı Jerome Powell’ın "şoklara karşı bekleyip görme" stratejisini vurgulaması, tahvil faizlerini yukarı itti. ABD 2 yıllık hazine tahvilleri Mart ayında 40 baz puandan fazla artarak 2024 sonundan bu yana en büyük aylık yükselişini gerçekleştirdi.
Döviz piyasasında ise ABD doları, savaş dönemlerinin vazgeçilmez "güvenli limanı" olarak yeniden tahta oturdu. Dolar endeksi Mart ayında %2,9 yükselirken, euro ve sterlin gibi majör para birimleri dolar karşısında %2 ile %3 arasında değer kaybetti. Yatırımcılar için artık getiri arayışından ziyade sermayeyi koruma dönemi başlamış durumda.
Sonuç ve Beklentiler
Asya ekonomileri, özellikle Güney Kore, Japonya ve Hindistan, Orta Doğu enerjisine olan aşırı bağımlılıkları nedeniyle bu krizin ön cephesinde yer alıyor. Eğer petrol fiyatları önümüzdeki birkaç ay içinde gerilemezse, küresel ekonomi sadece enflasyonla değil, ciddi bir büyüme kriziyle de karşı karşıya kalacak. Yatırımcılar için en büyük risk, Trump yönetiminin askeri harekatı genişletmesi ve İran’ın buna bölgedeki diğer petrol tesislerini hedef alarak karşılık vermesi olacaktır. Mevcut tablo, piyasaların manşetleri takip etmekten öteye geçip, uzun süreli ve yıkıcı bir bölgesel savaşı kalıcı olarak fiyatlamaya başladığını gösteriyor.
