Ekonomi
TÜSEDAD’dan Acil Önlem Çağrısı: Destekler Açıklanmazsa Kriz Kapıda
Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), süt ve et sektöründe yaşanan belirsizliklerin üreticiyi zor durumda bıraktığını belirterek…
Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), süt ve et sektöründe yaşanan belirsizliklerin üreticiyi zor durumda bıraktığını belirterek yetkililere acil önlem çağrısı yaptı. Dernek, özellikle çiğ süt ve buzağı desteklerinin henüz açıklanmamasının üreticilerin gelecek planlarını yapmasını güçleştirdiğini bildirdi.
TÜSEDAD tarafından yapılan değerlendirmede, yem, enerji ve taşımacılık maliyetlerindeki hızlı yükselişin hem süt hem de et üretiminde maliyet baskısını artırdığına dikkat çekildi. Bu maliyet artışlarının önümüzdeki dönemde temel gıda ürünlerinin fiyatlarına da yansıyabileceği ve gıda enflasyonunu tetikleyebileceği ifade edildi.
Derneğin yayımladığı açıklamada, 2026 yılına ilişkin desteklerin açıklanmamasının sektördeki belirsizliği artırdığı vurgulanarak, “Bu durumda üreticiyi belirsizlik içinde bırakmakta; üretim planlamasından yem tedarikine kadar tüm karar süreçlerini doğrudan etkilemektedir. Üretici önünü göremezken, sürdürülebilir üretimden söz etmek mümkün değildir” görüşü aktarıldı.
Ulusal Süt Konseyi tarafından belirlenen uygulamaya göre sıcak çiğ süt tavsiye fiyatının üç ayda bir güncellenmesi gerektiği hatırlatılan açıklamada, 1 Nisan 2026’dan itibaren geçerli olacak yeni fiyatın henüz duyurulmamasının üreticilerde endişeyi artırdığı belirtildi. Maliyetlerin giderek arttığı bir dönemde üreticiler için belirsizliğin değil, net ve hızlı kararların kritik olduğu ifade edildi.
Açıklamada ayrıca küresel gerilimlerin etkisiyle yem, enerji ve lojistik maliyetlerinde yaşanan artışın sektörü daha da zorladığı kaydedildi. Türkiye’nin yem hammaddesinde dışa bağımlı olmasının üreticinin üzerindeki mali yükü artırdığına da dikkat çekildi.
Navlun maliyetlerinde yüzde 40 ile 60 arasında yaşanan artışın, tedarik süreçlerindeki gecikmelerin ve sigorta giderlerindeki yükselişin yem hammaddesi fiyatlarını daha da yukarı taşıdığı belirtildi. Bunun yanında akaryakıt ve elektrik giderlerindeki artışın hem nakliye hem de soğuk zincir maliyetlerini ciddi ölçüde yükselttiği ifade edildi.
Sektörde özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin üretimden çekilmeye başladığına işaret edilen açıklamada, artan kesimler ve anaç hayvan varlığındaki azalışın ilerleyen dönemde et ve süt arzında ciddi sorunlara yol açabileceği uyarısında bulunuldu.
Küresel savaş ortamının hem üretici hem de tüketici üzerinde doğrudan etkiler yarattığı belirtilen açıklamada, “Yem, enerji ve lojistik maliyetlerindeki artış et ve süt fiyatlarını hızla yükseltirken, süt ürünleri ve temel gıdalarda zam ve gıda enflasyonunda artış kaçınılmaz hale gelmektedir. Bu nedenle sektörün sürdürülebilirliği için acil önlemler alınması gerekmektedir: desteklerin hızla ödenmesi, yem hammaddesinde yerli üretim seferberliği, süt fiyatlarının maliyet bazlı güncellenmesi ve küçük üreticinin sistemde tutulması kritik önem taşımaktadır. Aksi halde üretim azalacak, fiyatlar hızla yükselecek ve gıda arz güvenliği ciddi risk altına girecektir. Tarım ve hayvancılık stratejik sektör olarak ele alınmalı ve üretici korunmalıdır” ifadeleri kullanıldı.
Öte yandan, Ziraat Bankası tarafından sağlanan hayvansal üretim kredilerinde üst limitlerin 2024 yılından bu yana değişmemesinin de üreticilerin finansmana erişimini zorlaştırdığı belirtildi.
Açıklamada, tarımsal girdi fiyat endeksindeki artışın dikkate alınması gerektiği vurgulanarak, “Tarımsal girdi fiyat endeksindeki yükseliş dikkate alındığında, bu limitlerin güncellenmemesi üreticiyi borç yükü altında bırakmakta ve üretimden kopma riskini artırmaktadır. Çiftçimizin üretimde kalabilmesi, verimliliğini artırabilmesi ve ülkemizin gıda arz güvenliğinin korunabilmesi için kredi üst limitlerinin acilen yükseltilmesi gerekmektedir” denildi.
Sektör temsilcileri ve karar alıcılara yönelik çağrıda, çiğ süt ve buzağı destekleri ile sıcak çiğ süt tavsiye fiyatının vakit kaybetmeden açıklanması gerektiği ifade edildi.
Destek miktarlarının belirlenmesinin ardından ödemelerin belirli bir takvime bağlı kalmaksızın hızla yapılmasının önemine dikkat çekilen açıklama, “Üretici belirsizlik değil, öngörülebilirlik ister. Tarımda sürdürülebilirlik, ancak zamanında alınan doğru kararlarla mümkündür” sözleriyle sona erdi.
