Gündem
ABD–İran Nükleer Görüşmeleri Anlaşmasız Sona Erdi: Savaş Riski Büyüyor
Pembe gülücük dağıtan resmi açıklamalara karşın ihtilaf konularında uzlaşma çok uzak
Cenevre’de yapılan ABD–İran nükleer görüşmeleri anlaşma olmadan sona erdi. Taraflar bazı başlıklarda ilerleme sağlandığını söylese de, uranyum zenginleştirme hakkı, yüksek düzeyde zenginleştirilmiş stokların akıbeti ve İran’ın balistik füze programı gibi temel konularda ciddi görüş ayrılıkları sürüyor. Washington bölgeye büyük askeri yığınak yaparken, diplomasi ile askeri seçenek arasındaki denge giderek daha kırılgan hale geliyor.
Cenevre’de Kritik Tur: İlerleme Var mı, Çıkmaz mı?
ABD ile İran arasında yürütülen dolaylı nükleer müzakerelerin üçüncü turu, İsviçre’nin Cenevre kentinde iki oturum halinde gerçekleştirildi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerde “iyi ilerleme” kaydedildiğini belirtirken, Ummanlı arabulucular teknik düzeyde temasların önümüzdeki hafta Viyana’da devam edeceğini açıkladı.
Ancak tarafların temel konularda yakınlaştığına dair somut bir işaret henüz ortaya çıkmadı.
ABD heyetine, Başkan Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff liderlik etti. Amerikan tarafının, İran’ın sunduğu taslak önerilerden sabah oturumunda memnun kalmadığı bildirildi. İkinci oturumun kısa sürmesi ise gözlemciler tarafından “olumsuz sinyal” olarak yorumlandı.
Asıl Düğüm: Uranyum Zenginleştirme Hakkı
Görüşmelerin merkezinde, İran’ın uranyumu ülke içinde zenginleştirme hakkı bulunuyor.
Washington, İran’ın asla nükleer silah üretemeyeceğine dair kalıcı ve doğrulanabilir güvenceler talep ediyor. Bu kapsamda zenginleştirme faaliyetlerinin ciddi biçimde sınırlandırılması ve güçlü denetim mekanizmaları kurulması isteniyor.
Tahran ise zenginleştirme hakkını ulusal egemenliğin sembolü olarak görüyor. İranlı yetkililer, “sıfır zenginleştirme” ilkesini ve tesislerin tamamen sökülmesini kesin bir dille reddediyor.
İran, düşük seviyede zenginleştirmenin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) denetiminde sürdürülmesini öneriyor. Bu modelin 3–5 yıllık bir geçiş sürecinden sonra uygulanabileceği belirtiliyor.
60%’lık Stok Nerede?
Bir diğer kritik başlık ise İran’ın yüzde 60 saflıkta zenginleştirilmiş uranyum stoku.
International Atomic Energy Agency verilerine göre İran’ın 400 kilogram civarında yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyuma sahip olduğu tahmin ediliyor. Bu miktarın birkaç nükleer başlık üretimine teorik olarak yeteceği belirtiliyor.
Ayrıca İran’ın 20% ve altı seviyede yaklaşık 8.000–10.000 kilogram uranyum stoku bulunduğu ifade ediliyor.
Bu stokların:
-
İran içinde seyreltilmesi (Tahran’ın önerisi),
-
Rusya’ya veya ABD’ye gönderilmesi (Washington’ın tercihi),
seçenekleri masada. Ancak tüm stokun ülke dışına çıkarılması, İran açısından büyük bir siyasi taviz anlamına geliyor.
Trump’ın Askeri Yığınağı: Diplomasiye Baskı mı?
Müzakereler, ABD’nin bölgede benzeri görülmemiş askeri yığınak yaptığı bir dönemde gerçekleşiyor.
İki uçak gemisi taarruz grubu, saldırı uçakları, yakıt ikmal sistemleri ve Tomahawk füzeleriyle donatılmış denizaltılar bölgeye konuşlandırılmış durumda. Bu tablo, diplomatik sürecin arka planında ciddi bir askeri baskı unsuru oluşturuyor.
Washington’da Demokratlar, olası bir askeri operasyon için Kongre onayı talep ediyor. Yapılan kamuoyu yoklamalarına göre Amerikalıların çoğunluğu İran’a karşı askeri güç kullanımı konusunda Trump’a güven duymuyor.
Füze Programı ve “Direniş Ekseni” Çıkmazı
Nükleer başlığın ötesinde, müzakereleri zorlaştıran iki kritik alan daha bulunuyor:
1️⃣ Balistik Füze Programı
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran’ın balistik füze programının da müzakere edilmesi gerektiğini belirtti.
İran ise bu konuyu “müzakere dışı kırmızı çizgi” olarak görüyor.
Tahran’ın yaklaşık 2.000 ağır füze kapasitesine sahip olduğu, bazı sistemlerin 2.000 kilometreye kadar menzile ulaştığı tahmin ediliyor. 2026 başında Khorramshahr-4 füzesinin sergilenmesi, İran’ın caydırıcılık mesajı olarak yorumlandı.
2️⃣ Bölgesel Vekil Güçler
İran, Hamas, Hizbullah, Husiler ve Iraklı milisleri kapsayan “Direniş Ekseni”ne desteğini de müzakere etmeyi reddediyor.
Kızıldeniz’de ticareti tehdit eden Husi saldırıları ve Irak’taki İran yanlısı milislerin faaliyetleri, Washington açısından önemli güvenlik başlıkları arasında yer alıyor.
ABD yönetimi İran’ın:
-
Füze menzilini 500 kilometrenin altına çekmesini,
-
Bölgesel vekil güçlere desteğini sonlandırmasını
talep ediyor. Ancak bölgesel arabuluculara göre bu başlıklar ancak nükleer anlaşma sağlandıktan sonra, “saldırmazlık anlayışları” çerçevesinde ele alınabilir.
IAEA’nın Rolü: Rafael Grossi Kilit Aktör
Rafael Grossi müzakerelerde kritik bir rol oynuyor. Washington’ın ikna edilmesi için İran’ın vereceği teknik garantilerin IAEA tarafından doğrulanabilir olması gerekiyor.
Tahran ise ABD’nin geçen yıl bombaladığını iddia ettiği Fordow, Natanz ve İsfahan tesislerindeki hasarın boyutunu IAEA denetimine açmış değil.
Diplomasi mi, Sınırlı Saldırı mı?
Trump yönetimi için diplomasi, askeri seçenek öncesindeki “son şans” olarak görülüyor.
Eğer müzakere heyeti Beyaz Saray’a “ilerleme yok” mesajı verirse:
-
Sınırlı bir hava saldırısı,
-
İran’ı daha esnek pozisyona zorlamaya yönelik hedefli operasyon,
-
Daha geniş kapsamlı bir caydırıcı müdahale
senaryoları masada kalmaya devam edecek.
Ancak askeri yığınağın maliyeti ve süresi, Washington açısından sürdürülebilir değil.
Sonuç: Belirsizlik Derinleşiyor
Cenevre görüşmeleri tarafların diyaloğu sürdürme iradesini gösterse de, temel meselelerde pozisyonlar hâlâ oldukça uzak.
Uranyum zenginleştirme hakkı, yüksek saflıkta stokların akıbeti, balistik füze programı ve bölgesel vekil güçler… Bu başlıklar çözülmeden kalıcı bir anlaşma zor görünüyor.
Önümüzdeki hafta Viyana’da yapılacak teknik görüşmeler, diplomasinin devam edip etmeyeceğini belirleyecek. Ancak askeri seçenek gölgesinde yürüyen bu süreçte, Orta Doğu’da yeni bir çatışma riskinin tamamen ortadan kalktığını söylemek için henüz erken.
Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]
