Ekonomi
Türkiye Sanayisinde Kritik Eşik: Gerçek Canlanma mı, Geçici Köpük mü?
Türkiye ekonomisinde aynı anda hem toparlanma sinyalleri hem de ciddi kırılganlık göstergeleri dikkat çekiyor.
Türkiye ekonomisinde aynı anda hem toparlanma sinyalleri hem de ciddi kırılganlık göstergeleri dikkat çekiyor. PMI verileri hâlâ daralma bölgesinde kalırken rezerv artışı ve yabancı girişleri finansal cephede rahatlama sağlıyor. Ancak asıl soru, bu tablonun sürdürülebilir üretim artışına dönüşüp dönüşmeyeceği.
Türkiye ekonomisi bugün iki farklı hikâyeyi aynı anda yaşıyor olabilir mi? Bir yanda sanayi üretiminde zayıf seyir, diğer yanda güçlenen rezervler ve artan sermaye girişleri…
PMI Hâlâ Daralma Bölgesinde
İstanbul Sanayi Odası (İSO) PMI verisi 48,1 seviyesinde. Bu rakam 50 eşik değerinin altında kaldığı için sanayide genel daralmanın sürdüğüne işaret ediyor.
Sektörel ayrışma dikkat çekiyor:
-
Kimya ve tekstil sektörlerinde toparlanma sinyalleri var.
-
Metalik olmayan mineraller ve ana metal sanayi zayıf seyrediyor.
-
Genel endeks hâlâ 50’nin altında.
Bu tablo, geniş tabanlı bir sanayi canlanmasının henüz gerçekleşmediğini ortaya koyuyor. Belirli sektörlerde iyileşme var, ancak genele yayılan güçlü bir üretim ivmesi oluşmuş değil.
Rezervlerde Güçlü Artış
Finansal göstergeler ise daha olumlu bir tablo sunuyor:
-
TCMB brüt rezervleri 211,8 milyar dolar seviyesinde.
-
Swap hariç net rezervler 81,6 milyar dolar.
-
Yabancı yatırımcılar hem tahvil hem hisse tarafında alıcı konumda.
-
Kur Korumalı Mevduat (KKM) sisteminden çıkış süreci hızlanıyor.
Reel faizin pozitif bölgede olması ve para politikasındaki sıkı duruş, makro dengede disiplin sağlandığına işaret ediyor.
Ancak kritik soru şu: Üretim artışı olmadan finansal istikrar kalıcı olabilir mi?
Dış Kırılganlık Devam Ediyor
Türkiye’nin önümüzdeki 12 ay içinde çevirmesi gereken kısa vadeli dış borcu 225,4 milyar dolar seviyesinde. CDS primleri 220 baz puan civarında seyrediyor. Küresel risk iştahı ise hâlâ kırılgan.
Rezerv artışı önemli bir güven unsuru. Ancak üretim kapasitesi güçlenmeden ve ihracat ivme kazanmadan bu artışın tek başına yeterli olmayabileceği değerlendiriliyor.
Konut ve Reel Ekonomi Cephesi
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre konut fiyatları TÜFE’nin altında artıyor. Reel bazda değer kaybı devam ediyor.
Ayrıca yeni kiracılara uygulanan kira artışları ile TÜİK’in açıkladığı kira enflasyonu arasında ciddi bir makas bulunuyor. Bu durum piyasada fiyatlama mekanizmasının bozulduğuna işaret ediyor.
Bütçe ve Mali Denge
Bütçe açığı 1,87 trilyon TL seviyesinde. Mali disiplin korunmaya çalışılsa da kamu maliyesi üzerindeki yük yüksek seyrediyor.
Büyük Resim: Denge Noktasında Bir Ekonomi
Türkiye ekonomisi şu anda kritik bir denge noktasında bulunuyor.
Olumlu unsurlar:
-
Artan rezervler
-
Yabancı sermaye girişleri
-
Para politikasında disiplin
-
KKM’den çıkış süreci
Kırılgan unsurlar:
-
PMI’ın daralma bölgesinde kalması
-
Yüksek kısa vadeli dış borç
-
Zayıf reel konut piyasası
-
Bölgesel ve küresel riskler
Önümüzdeki dönemde belirleyici olacak sorular şunlar:
-
Sanayi PMI kalıcı olarak 50’nin üzerine çıkabilecek mi?
-
Üretim ve verimlilik artışı sağlanabilecek mi?
-
Rezerv artışı sürdürülebilir büyümeye dönüşebilecek mi?
Çünkü uzun vadede bir ülkenin gücü rezerv büyüklüğüyle değil, üretim kapasitesi ve verimlilik artışıyla ölçülür.
Yazar: Hakan Çalışkantürk, Linked-In paylaşımıdır
