Ekonomi
Sahibindex Otomobil Piyasası Görünümü: İlanlar Azaldı, Talep Neden Yavaşladı?
İkinci el otomobil piyasasında Şubat ayına girilirken tablo, “fiyat artıyor gibi görünüyor ama alım gücü aynı hızda artmıyor” cümlesiyle özetleniyor.…
İkinci el otomobil piyasasında Şubat ayına girilirken tablo, “fiyat artıyor gibi görünüyor ama alım gücü aynı hızda artmıyor” cümlesiyle özetleniyor. Etiketler yükselmeye devam etse de, enflasyon etkisi hesaba katıldığında reel fiyatlarda gerileme sürüyor. Diğer yandan ilan sayılarındaki düşüş ve talep göstergesindeki zayıflama, piyasada daha temkinli bir döneme girildiğine işaret ediyor. Alıcı tarafında “bekleyip görmek” eğilimi güçlenirken, satıcı tarafında “ilanı bir süre daha tutma” davranışı yaygınlaşıyor.

Etiketler Yükseliyor, Reel Fiyatlar Geri Geliyor
Piyasada ilk bakışta dikkat çeken nokta, ortalama otomobil fiyatının 1 milyon 149 bin TL seviyesine gelmesi. Yıllık bazda bakıldığında bu ortalamanın yüzde 22,9 arttığı görülüyor. Ancak aynı dönemde enflasyondan arındırıldığında, yani reel olarak bakıldığında fiyatların yüzde 5,9 gerilediği bir tablo ortaya çıkıyor. Bu ayrım önemli: Vatandaşın cebinden çıkan para artıyor, fakat paranın satın alma gücü aynı hızda artmadığı için “gerçek” fiyat baskısı azalıyor.
Bu durum ikinci el piyasasında sık görülen bir döneme işaret ediyor: Fiyatlar nominal olarak yükselirken, satışlar aynı canlılıkta gitmeyebiliyor. Çünkü alıcının kredi koşulları, gelir artışı, günlük harcamaların baskısı ve beklentiler, ilan fiyatlarından daha belirleyici hale geliyor. Piyasada “fiyatlar uçtu” hissi sürse de, reel tarafta soğuma sinyali, pazarlık payını ve satış hızını etkileyen bir faktör olarak öne çıkıyor.

Sınıflara Göre Tablo: En Hızlı Artış C’de, En Pahalı E’de
Araç sınıflarına göre bakıldığında, ortalama fiyatlar ile yıllık artış hızları birbirinden ayrışıyor. B sınıfında ortalama fiyat yaklaşık 747 bin TL bandında seyrederken, C sınıfı 1 milyon TL seviyesini aşmış durumda. D sınıfında ortalama 1 milyon 453 bin TL, E sınıfında ise ortalama 2 milyon 404 bin TL seviyeleri dikkat çekiyor. Yıllık artış oranında ise en yüksek artış C sınıfında yüzde 27,1 olarak öne çıkarken, en düşük artış E sınıfında yüzde 24,1 seviyesinde görülüyor.
Bu tablo, piyasada en geniş alıcı kitlesine hitap eden segmentlerde (özellikle C sınıfı) fiyat baskısının daha güçlü olabildiğini düşündürüyor. C sınıfı hem aile kullanımı hem de şehir içi-şehir dışı dengesi nedeniyle Türkiye’de en çok talep gören sınıflardan biri olarak biliniyor. E sınıfında ise fiyat seviyesi zaten yüksek olduğu için, artış oranı görece daha sınırlı kalsa bile toplam fiyat çok daha yüksek kalıyor. Bu da E sınıfında “adet bazında daha dar bir piyasa” ve “alıcı profilinin daha seçici olması” gibi dinamikleri güçlendirebiliyor.
Model Yılı Kırılımı: Orta Yaşlı Araçlar Daha Çok Prim Yapıyor
Model yılına göre incelendiğinde, eski araçlar içinde en yüksek yıllık artış 2014–2018 model grubunda yüzde 17,1 olarak öne çıkıyor. Buna karşılık 2004–2008 model grubunda artış yüzde 8,7 ile daha düşük. Burada iki eğilim aynı anda görülebiliyor: Çok yaşlı araçlarda fiyat artışı sınırlı kalırken, “makul yaş, makul teknoloji, makul bakım maliyeti” sunan orta yaşlı araçlar daha güçlü fiyatlanabiliyor.
Yeni modellere bakıldığında, 2020 model yılında yıllık artışın yüzde 15,9 ile dikkat çektiği, 2022 model yılında ise artışın yüzde 4,9 ile daha düşük kaldığı görülüyor. 2023 ve 2024 model gruplarında yıllık artış tekrar yukarı eğilim gösteriyor. Ayrıca 2025 model yılı için ikinci el tarafta yıllık değişim hesabı yapılmıyor; bunun nedeni olarak da yeni otomobillere yönelik “6 bin kilometre / 6 ay” kuralı nedeniyle piyasadaki en yeni araç grubunun fiilen 2025 model olması gösteriliyor. 2025 model araçların ortalama fiyatının 2 milyon 529 bin TL seviyesinde olduğu belirtiliyor.
Bu kırılım, alıcının “sıfır araçla arasındaki fiyat farkını” daha yakından izlediği bir döneme işaret ediyor. Sıfır araç erişimi zorlaştığında veya teslim süreleri uzadığında, ikinci elde “genç araçlara” yönelim artabiliyor. Tersi durumda ise fiyat farkı daraldığında, tüketici kararını erteleyebiliyor ya da segment düşürüp daha uygun modele kayabiliyor.
Yakıt Türünde Denge Değişiyor: Elektriklinin Artışı Yavaş, Hibrit Pahalı
Yakıt türüne göre fiyat seviyeleri ve artış hızları da önemli sinyaller veriyor. Ortalama fiyatlar; benzinli araçlarda 1 milyon 403 bin TL, benzin-LPG’de 601 bin TL, dizelde 1 milyon 111 bin TL, hibritte 2 milyon 544 bin TL ve elektriklide 3 milyon 756 bin TL seviyesinde. Yıllık artış oranlarında ise benzinli araçlar yüzde 20,5 ile üst sırada yer alırken, elektrikli araçlar yüzde 5,6 ile en düşük artışa sahip grup olarak görülüyor. Hibritlerde yıllık artış yüzde 18,7 civarında.
Elektrikli taraftaki düşük artış oranı, iki farklı şekilde okunabilir. Birincisi, elektrikli araçların fiyatlarının zaten yüksek bir seviyeden başladığı için artışın daha sınırlı kalması. İkincisi ise piyasada elektrikli araçların ikinci el değerini etkileyen faktörlerin (batarya ömrü algısı, şarj altyapısı, yeni model akışı, kampanyalar) daha baskın hale gelmesi. Hibritlerde ise fiyat seviyesi yüksek; bu da hibritin daha çok “yeni teknoloji ve daha az yakıt” arayan, ancak tamamen elektrikliye geçmek istemeyen bir alıcı profiline hitap ettiğini gösteriyor.
Benzin-LPG grubunun ortalama fiyatının görece düşük olması, bu yakıt türünün daha çok uygun maliyetli ulaşım arayışında olan kullanıcılar için “alternatif” olarak kalmaya devam ettiğini düşündürüyor. Dizel tarafında ise hem fiyat hem de artış hızı, bir dönem çok güçlü olan dizel talebinin daha dengeli bir çizgiye geçtiğini ima ediyor.
Arz ve Talep Aynı Anda Geriliyor: Piyasa Nefesleniyor
Piyasadaki en net sinyaller, arz ve talebin aynı anda zayıflamasıyla ortaya çıkıyor. Satılık ilan sayısı bir önceki aya göre yüzde 7,6 azalarak 893 bin 761 seviyesine gerilemiş durumda. Talep göstergesi ise bir önceki aya kıyasla yüzde 4,5 düşmüş görünüyor. Yıllık karşılaştırmada talep yüzde 5,1 artıda olsa da, aylık bazda yaşanan düşüş, kısa vadeli hız kaybına işaret ediyor.
Burada önemli bir ayrıntı var: Talep göstergesi sadece “ilanı görme” gibi tek bir veriye dayanmıyor; ilan görüntülenmeleri, favorilere ekleme, ilan sahibine mesaj, platform üzerinden telefon aramaları, mobil-web trafik verileri gibi birden çok sinyalin birleşimiyle oluşturulan bir endeksten bahsediliyor. Bu nedenle endeksteki düşüş, “genel ilgide” bir soğumayı daha net anlatabiliyor.
İlan sayısındaki düşüşün bir kısmı mevsimsellik, bir kısmı da satıcıların “piyasa biraz daha netleşsin” diyerek ilan vermeyi ertelemesiyle ilişkili olabilir. Talep tarafında ise kredi maliyeti, bütçe planlaması ve fiyatların geldiği seviye nedeniyle karar süresinin uzaması, endeksi aşağı çekebiliyor.
Satış Hızı Düşüyor: Satılan/Satılık Oranı Geriledi, İlanlar Daha Uzun Kalıyor
Satış tarafında ise iki veri birlikte okunduğunda tablo daha netleşiyor. Bir önceki aya göre satılan ilan sayısı (satılan otomobil sayısı göstergesi) yüzde 18,2 azalarak 198 bin 927’ye gerilemiş. Aynı dönemde satılık ilan sayısı yüzde 7,6 düşmüş. Yani satışlardaki gerileme, ilan tarafındaki gerilemeden daha sert. Sonuç olarak satılan otomobil sayısının satılık ilan sayısına oranı 2,9 puan düşerek yüzde 22,3’e inmiş durumda.
Bu oran, piyasanın “ne kadar hızlı döndüğünü” anlatan pratik bir gösterge gibi okunabilir. Oranın gerilemesi, alıcının daha seçici olduğunu, satıcının daha uzun süre beklediğini veya fiyatlarda pazarlık payının arttığını gösterebilir. Bu dönemde ilanların “kapatılma yaşı” olarak ölçülen, ilanda kalma süresi de uzamış: Bir önceki aya göre 1,3 gün artışla 22,9 güne çıkmış.
Basitçe söylemek gerekirse: Araçlar satılıyor ama daha yavaş satılıyor. Bu da piyasada “acele alım” döneminden “daha temkinli alım” dönemine geçişe işaret ediyor. Satıcı tarafında doğru fiyatlama, doğru araç kondisyonu ve ilan kalitesi daha önemli hale geliyor. Alıcı tarafında ise araç geçmişi, ekspertiz, kilometre, bakım kayıtları gibi konular pazarlık gücünü belirleyen unsurlar olarak öne çıkıyor.
Vatandaş Ne Anlamalı: Pazarlık Payı ve Seçicilik Artıyor
Bu görünüm, ikinci el otomobil almak isteyen vatandaş için iki mesaj veriyor. Birincisi, nominal fiyatlar yüksek kalsa da, satış hızı düştüğü için pazarlık payı artabilir. Özellikle benzer araçların çok sayıda ilanda kaldığı segmentlerde, satıcı “nakde dönmek” istiyorsa daha esnek davranabilir. İkincisi, ilanların ilanda kalma süresi uzadığı için alıcıya “karşılaştırma yapma” fırsatı doğar. Acele karar yerine farklı seçenekleri görüp, kondisyonu iyi aracı makul fiyata yakalama şansı artabilir.
Satıcılar açısından ise dönem, “fiyatı biraz daha yukarı yazıp beklemek” stratejisinin eskisi kadar çalışmayabileceğini gösteriyor. Çünkü talep göstergesi gerilerken, alıcıların daha fazla seçenek karşısında daha fazla kıyas yaptığı bir süreç oluşuyor. Bu da gerçekçi fiyatın ve şeffaf bilginin değerini artırıyor.
https://betam.bahcesehir.edu.tr/kategori/ekonomik-arastirmalar/yayinlar/otomotiv-piyasasi-gorunumu/
