Sosyal Medya

Gündem

ANALİZ: İran–ABD Nükleer Görüşmeleri: Gerçek İlerleme Var mı?

Özeti: Yok. Ama, konuşmak savaşmaktan iyidir. Belki de dün Wall Street'te sert satışları engelleyen bu yorumdu

ANALİZ: İran–ABD Nükleer Görüşmeleri: Gerçek İlerleme Var mı?

Cenevre’de devam eden İran–ABD nükleer görüşmelerinde taraflar kamuoyuna temkinli iyimser mesajlar verse de, derin güvensizlik ve karşılıklı “kırmızı çizgiler” kalıcı bir anlaşmayı zorlaştırıyor. ABD askeri varlığını artırırken, İran uranyum zenginleştirmeden vazgeçmeyeceğini vurguluyor. İsrail ise sürece açık biçimde mesafeli ve azami taleplerini yineliyor.


İyimser Açıklamalar, Derin Güvensizlik

ABD Başkanı Donald Trump, son tur görüşmeler öncesinde “anlaşma yapmak istediklerini düşünüyorum” dedi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise müzakerelerde “yol gösterici ilkeler” konusunda ilerleme kaydedildiğini belirtti.

Ancak geçmiş deneyimler, temkinli olmayı gerektiriyor. 2025 baharında yürütülen dolaylı temasların ardından ABD’nin İran’ın nükleer altyapısına yönelik saldırısı, Tahran’ın güven sorununu derinleştirdi. İran, o saldırının yarattığı güvensizlik ortamının bugün de masanın üzerinde olduğunu vurguluyor.

Üstelik görüşmeler, Basra Körfezi’nde artan ABD askeri varlığı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki tatbikatları eşliğinde yapılıyor.

Citi Raporu: Jeopolitik Yumuşama Petrol Fiyatlarını Nasıl Etkiler?


Kırmızı Çizgiler Aşılamıyor

Tarafların pozisyonları 2018’den bu yana sertleşmiş durumda. ABD’nin Barack Obama döneminde imzalanan nükleer anlaşmadan çekilmesi sonrasında diplomatik zemin daraldı.

İran:

  • Balistik füze programını müzakere konusu yapmayı reddediyor.

  • Uranyum zenginleştirmeyi tamamen bırakmayacağını söylüyor.

ABD ise:

  • İran’ın balistik füze kapasitesinin sınırlandırılmasını,

  • Bölgedeki vekil güçlere desteğin kesilmesini,

  • Uranyum zenginleştirmenin sona ermesini

talep ediyor.

Bu talepler, tarafların başlangıç pozisyonlarının birbirine uzak olduğunu gösteriyor.


2015 Anlaşmasına Dönüş Zor

2015’te imzalanan Joint Comprehensive Plan of Action (JCPOA), İran’ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırması karşılığında yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Ancak füze programı ve bölgesel milisler anlaşma kapsamına alınmamıştı.

Trump yönetiminin 2018’de çekilmesi sonrası İran teknik kapasitesini önemli ölçüde artırdı. 2022’de Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı denetimlerinin büyük kısmı kaldırıldı ve İran silah seviyesine yakın zenginleştirme yapmaya başladı.

Bugün İran’ın, 2015 anlaşmasına kıyasla çok daha kısa sürede silah için yeterli fisil madde üretebileceği belirtiliyor. Bu da Washington açısından “eski anlaşmaya dönüşü” daha az cazip hale getiriyor.


ABD Askeri Baskıyı Artırıyor

Uydu görüntüleri, ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln’ün Umman açıklarında konuşlandığını gösteriyor. Ayrıca USS Gerald R. Ford’un da bölgeye sevk edildiği bildiriliyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, görüşmelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması gerektiğini, insan hakları ve bölgesel faaliyetlerin de gündeme gelmesi gerektiğini söyledi.

Trump ise anlaşma olmazsa “sonuçların çok ağır olacağı” uyarısında bulundu.


İsrail’den Sert Tepki

İsrail yönetimi, Cenevre sürecine şüpheyle yaklaşıyor.

Başbakan Benjamin Netanyahu:

  • İran’ın tüm nükleer altyapısının sökülmesini,

  • Zenginleştirilmiş tüm materyalin ülke dışına çıkarılmasını,

  • Balistik füzelerin menzilinin 300 km ile sınırlandırılmasını,

  • Hizbullah, Hamas ve Husiler gibi yapıların dağıtılmasını

talep ediyor.

İsrail, ABD’nin “geçici bir dondurma” anlaşmasına yönelebileceğinden endişe ediyor ve diplomasi başarısız olursa askeri seçeneğin masada kalmasını savunuyor.


Anlaşma Olmasa da Görüşmeler Neden Önemli?

Uzmanlara göre görüşmeler mutlaka bir anlaşmayla sonuçlanmak zorunda değil. Ancak:

  • Yanlış hesaplama riskini azaltmak,

  • Askeri tırmanışı önlemek,

  • Güven artırıcı adımlar geliştirmek

açısından diplomatik temasların sürmesi kritik.

İran ekonomik olarak uluslararası sisteme yeniden entegre olmayı hedeflerken, ABD de İran’ın nükleer eşiğe ulaşma süresini uzatacak doğrulanabilir bir çerçeve istiyor.


Sonuç

İran–ABD görüşmeleri şu aşamada “kırılgan iyimserlik” içinde ilerliyor. Tarafların kırmızı çizgileri ve karşılıklı güvensizlik kalıcı bir anlaşmayı zorlaştırıyor.

Ancak askeri gerilimin yükseldiği bir ortamda diplomasi kanallarının açık kalması bile bölgesel çatışma riskini azaltabilir.

Anlaşma ihtimali belirsizliğini korusa da, müzakerelerin sürmesi taraflar için stratejik bir sigorta işlevi görüyor.

Trump'ın sonuçlardan tatmin olup askeri baskıyı hafifletmesi olası.  Ancak, İsrail Tahran'ın zaman kazanmak için top çevirdiğini biliyor.  Netanyahu, Trump'ı da peşinden sürükleyecek bir maceraya atılabilir.  Bazı muhalif İran kaynakları rejim karşıtı gösterilerin yeniden başladığını iddia ediyor. Eğer bu gösteriler yayılırsa, Netanyahu tek taraflı saldırı kararı alabilir.  Dün, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tatbikatı da olası çatışmaların petrol fiyatlarını hızla yukarı itebileceğini düşündürüyor.

Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler