Dünya Ekonomisi
Veri Kara Delikleri Alarm Veriyor: Bir Sonraki Krize Hazır Değiliz
Risklerini ustaca gizleyen bir paralel bankacılık sistemi var. Kriz kapıda olabilir mi?
Küresel finans sisteminde şeffaflığın azalması, politika yapıcıları bir sonraki ekonomik krizi öngörme konusunda “kör uçuşa” zorluyor. Özel sermaye, gölge bankacılık ve özel kredi piyasalarının büyümesiyle birlikte kritik verilerin görünürlüğü azalırken, merkez bankaları ve düzenleyiciler risklerin nerede biriktiğini tespit etmekte zorlanıyor.
Şeffaflık Azalıyor, Risk Artıyor
Ekonomik krizleri tahmin etmek zaten zor bir işti. Ancak bugün karşılaşılan yeni sorun, ekonomide ve finansal sistemde gerçekten neler olup bittiğine dair verilerin giderek azalması.
ABD’de geçen yıl yaşanan hükümet kapanması sırasında Fed’in enflasyon, perakende satış ve istihdam verilerine erişimde yaşadığı sıkıntı, bu sorunu gözler önüne serdi. Ancak asıl mesele siyasi krizlerin ötesinde: Finansın daha karanlık ve daha az denetlenen alanları büyüyor.
Halka Açık Şirketler Azalıyor
Son 20 yılda ABD’de halka açık yerli şirket sayısı yarıdan fazla azaldı. Buna karşılık özel sermaye destekli, değeri 1 milyar doların üzerindeki girişim sayısı 850’yi aştı.
Bu durum, yatırımcıların ve düzenleyicilerin şirketlerin mali sağlığına dair erken uyarı sinyallerini kaybetmesine yol açıyor. Çeyreklik kâr raporları, büyük işlemler ve bilanço verileri gibi şeffaflık unsurları artık daha sınırlı.
Özel Kredi ve Gölge Bankacılık
2008 finans krizinden sonra bankacılık sistemine getirilen düzenlemeler, kredi faaliyetlerinin önemli bir kısmını özel kredi ve gölge bankacılık alanına kaydırdı.
İngiltere Merkez Bankası Finansal İstikrar Başkan Yardımcısı Sarah Breeden, “Önemli veri boşlukları risklerin nerede biriktiğini görmemizi zorlaştırıyor” diyor. Bu nedenle banka, özel sermaye ve doğrudan kredi veren kurumları da içeren banka dışı sistemi stres testine tabi tutuyor.
Eski ECB denetim kurulu üyesi Elizabeth McCaul ise süreci şöyle özetliyor: “Şeffaflığı hızla takas ediyoruz. İyi zamanlarda sorun olmayabilir ama kriz döneminde politika yapıcıları kör bırakır.”
Kaldıraç ve Zincirleme Risk
Özel kredi piyasalarında karmaşık ve çok katmanlı finansman yapıları kullanılıyor. Bu yapıların toplam kaldıraç seviyesi net biçimde ölçülemiyor.
Fed verilerine göre 2019–2024 arasında bankaların gölge kredi sağlayıcılarına verdiği kredi taahhütleri %50’den fazla artarak 2,2 trilyon dolara ulaştı.
Finansal İstikrar Kurulu Genel Sekreteri John Schindler, özel kredi firmalarının daha riskli borçlulara yöneldiğini ve temerrüt durumunda etkilerin tam olarak bilinmediğini vurguluyor.
PIK Krediler ve Gizli Risk
Özel piyasalarda yaygınlaşan “Payment-in-Kind” (PIK) krediler, borçluların nakit faiz ödemesini erteleyebilmesine imkân tanıyor. Bu durum kısa vadede bilanço görünümünü iyileştiriyor; ancak gerçek riskleri perdeleyebiliyor.
Yetkililer, nadiren güncellenen değerlemelerin ve özel derecelendirmelerin sistemik kırılganlıkları maskeleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Merkez Bankaları Endişeli
Avrupa Merkez Bankası da banka dışı finans sektörüne ilişkin analizlerinin veri eksikliği nedeniyle sınırlı kaldığını açıkladı.
Finansal İstikrar Kurulu eski Başkanı Klaas Knot, “Gölge bankacılıktaki riskleri kontrol altına almanın en etkili yolu daha iyi veri” diyor. Aksi halde bankacılık sistemi kadar dayanıklı bir yapı kurmanın zor olacağını vurguluyor.
Alternatif Veri Dönemi
Özel piyasaların büyümesiyle birlikte “alternatif veri” sektörü de hızla genişliyor. 2024’te 11,7 milyar dolar olan pazarın 2030’a kadar 135 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
Merkez bankaları ve düzenleyiciler, haftalık satış verileri, restoran rezervasyonları gibi dolaylı göstergeleri kullanarak riskleri izlemeye çalışıyor.
Dersler ve Uyarı
2022’de İngiltere’de yaşanan emeklilik fonu krizi, veri eksikliğinin nelere yol açabileceğini gösterdi. Hızla yükselen faizler karşısında fonların zorunlu tahvil satışları piyasada zincirleme etki yarattı.
Uzmanlara göre asıl risk, bilinmeyenlerin büyümesi. McCaul’un ifadesiyle:
“Göremediğiniz riski yönetemezsiniz. Veri azaldıkça, bir sonraki şokun daha sert ve daha beklenmedik gelme ihtimali artar.”
