Sosyal Medya

Gündem

FT Analiz: Putin Ukrayna’da kazanmıyor — Avrupa bunu açıkça göstermek zorunda

Vladimir Putin, Ukrayna savaşında zaferin yakın olduğu ve Batı’nın tarihsel olarak gerilediği yönünde güçlü bir anlatı kurmaya çalışıyor. Ancak Financial Times’ta yayımlanan kapsamlı analiz, bu anlatının hem sahada hem ekonomide hem de uluslararası alanda ciddi kırılganlıklar barındırdığını savunuyor.

FT Analiz: Putin Ukrayna’da kazanmıyor — Avrupa bunu açıkça göstermek zorunda

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna savaşında zaferin yakın olduğu ve Batı’nın tarihsel olarak gerilediği yönünde güçlü bir anlatı kurmaya çalışıyor. Ancak Financial Times’ta yayımlanan kapsamlı analiz, bu anlatının hem sahada hem ekonomide hem de uluslararası alanda ciddi kırılganlıklar barındırdığını savunuyor. Analize göre asıl sorun, Avrupa’nın ve müttefiklerinin bu zayıflıkları tutarlı ve inandırıcı bir karşı hikâyeye dönüştürememesi.


Kremlin’in “kaçınılmaz zafer” anlatısı

Putin, Rusya’nın Batı yaptırımlarını aştığını, ekonomik ve toplumsal istikrarı sağladığını ve Ukrayna’da “stratejik inisiyatifi” ele geçirdiğini öne sürüyor. Hedef olarak Donbas’ın tamamını işaret ediyor ve Ukrayna güçlerinin ya çekileceğini ya da zorla çıkarılacağını söylüyor.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin verdiği rakamlar da bu anlatıya malzeme sağlıyor: Rusya’nın mühimmat üretimi, NATO’nun toplam kapasitesinin dört katına ulaşmış durumda.

Bu söylem yalnızca Moskova’da değil, Washington’da da yankı buluyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Rusya’nın Donbas’ı ele geçireceğini öngörürken; ABD Başkanı Donald Trump’ın, Moskova’daki askeri geçit töreni görüntülerini izledikten sonra Putin’in ordusunu “yenilmez” olarak nitelendirdiği aktarılıyor.

Analize göre, Trump’ın bu anlatıya gerçekten inanıp inanmadığı belirsiz olsa da, hem Trump hem Putin modern dünyada “hikâyeyi dayatabilmenin” güç anlamına geldiğinin farkında.


Savaş yalnızca cephede değil, hikâyelerde kazanılıyor

FT analizine göre Ukrayna savaşı iki paralel düzlemde ilerliyor:

  • Bir yanda kilometrelerle ölçülen klasik bir kara savaşı

  • Diğer yanda küresel bilgi alanında yürütülen, gerçeklerin yeniden çerçevelendiği bir anlatı savaşı

Askeri literatürde “tırmanma üstünlüğü” önemli olsa da, artık “anlatı üstünlüğü” en az onun kadar belirleyici hale gelmiş durumda.

Putin’in anlatısında savaş, Ukrayna’yla sınırlı değil; NATO’nun Rusya’yı parçalamaya çalışan medeniyetler arası bir tehdit olduğu daha geniş bir jeopolitik mücadelenin parçası. Bu hikâyede Rusya “yeniden dirilen” kahraman, Avrupa ise çözülmekte olan değerlerin sembolü.


Sahadaki gerçekler anlatıyı zorluyor

Analiz, Kremlin anlatısının sahada defalarca zorlandığını hatırlatıyor. 2025’in sonlarında Putin, Kupyansk’ın ele geçirildiğini ilan etti. Bunun üzerine Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelenskyy, şehirde çektiği bir video ile bu iddiayı boşa çıkardı. Rus propagandası daha sonra “şehre giren” Rus birliklerinin görüntülerini yayımladı; ancak bu birliklerin aslında geri çekildiği ortaya çıktı.

Rusya’nın Ukrayna enerji altyapısına yönelik yoğun saldırıları da beklenen sonucu vermedi. Soğuk, karanlık ve elektrik kesintilerine rağmen Kiev’de protesto dalgası oluşmadı. Aksine kamuoyu yoklamaları, savaşın sürdürülmesine yönelik desteğin arttığını gösteriyor.


Rusya’nın iç kırılganlıkları derinleşiyor

Putin’in iç politikadaki temel anlatısı, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra yaşanan kaosun ardından “istikrarı sağlayan güçlü lider” olduğu yönünde. Ancak bu istikrar giderek daha pahalı hale geliyor.

Savunma harcamaları ve petrol gelirleriyle finanse edilen “toplumsal sözleşme”, büyük şehirlerdeki orta sınıfları savaşın doğrudan etkilerinden korurken, yoksul bölgelerden gelen gençlere yüksek maaşlar karşılığında askerlik sunuyor. Bu model üç yıl boyunca sistemi ayakta tuttu, ancak çatlaklar belirginleşiyor.

Silahlı kuvvetlere katılımda sorunlar artıyor. Ukraynalı stratejik iletişim uzmanı Liubov Tsybulska, Rus askerlerinin gelirlerinin yüzde 50–70’ini cepheye gönderilmemek için komutanlara rüşvet olarak verdiklerini aktarıyor.

Borçlu sivillere “borç silme” karşılığında askerlik teklifleri yapılıyor. Mahkemelerde, ağır suçluların cezalarının askerlik karşılığında affedilmesi gündeme geliyor. Yedekler göreve çağrılıyor, zorunlu askerlik genişletiliyor. Bu süreç, fiili bir “örtük seferberlik” riskini beraberinde getiriyor.


Bütçe ve ekonomi baskı altında

Ekonomik cephede de tablo parlak değil. Avrupa Politika Analiz Merkezi’nden Alexander Kolyandr’a göre, Putin’in bu yılki en büyük sınavı bütçe olacak.

2025’te Rusya’nın bütçe açığı GSYH’nin yüzde 2,6’sına ulaştı; bu oran başlangıç hedefinin beş katı. Küresel sermaye piyasalarına erişimi olmayan Rusya, iç borçlanmaya yüklenirken bu durum enflasyonu körüklüyor.


Uluslararası cephede de tablo karışık

FT analizine göre Moskova, son bir yılda desteklediği bazı rejimlerin düşüşüne tanık oldu. Suriye’deki etkisi zayıfladı, Venezuela’da beklenen sonuçlar alınamadı. Silah tedariki ve yaptırımları delme konusunda önemli bir ortak olan İran da istikrarsız bir görüntü veriyor.

Avrupa’daki “hibrit savaş” girişimleri de her zaman başarılı olmuyor. Moldova’da siber saldırılar, oy satın alma girişimleri ve dezenformasyona rağmen, pro-Avrupa partiler seçimleri kazandı. Analiz şu soruyu soruyor: Avrupa’nın en yoksul ülkesi bile direnebiliyorsa, geri kalan kıta neden yapamasın?


Avrupa’nın asıl sorunu: ortak bir hikâye yokluğu

FT’ye göre Putin’in anlatısı zayıflatılabilir, ancak bunun için Avrupa’nın ve Ukrayna’nın sadece Rusya’nın hikâyesini çürütmesi yetmez. Kendi güçlerini ve kararlılıklarını anlatan tutarlı bir çerçeveye ihtiyaç var.

NATO’nun eski stratejik iletişim direktörü Mark Laity bunu şöyle özetliyor:
“Bu PR meselesi değil. Politikalarınız ve eylemleriniz karakterinizi oluşturur. Anlatı, stratejinin hikâye biçimidir.”


“Orta ölçekli demokrasiler” fikri

Analiz, Avrupa’yı zayıf ve pasif bir yapı olarak gören Rusya ve ABD söylemine karşı yeni bir çerçeve öneriyor:
AB ülkeleri, Ukrayna, Kanada, Birleşik Krallık, Japonya ve Avustralya gibi ülkelerden oluşan bir demokratik topluluk.

Bu yaklaşım, hem muhafazakâr hem liberal kesimleri birleştiriyor. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’den Polonya Başbakanı Donald Tusk’a kadar uzanan ortak nokta, neo-emperyal güçlere boyun eğmeme iradesi.


Liderlik eksikliği bir avantaja dönüşebilir mi?

Bu topluluğun tek bir lideri yok — ve FT’ye göre bu bir zayıflık olmak zorunda değil.

  • AB: ekonomik baskı ve savunma finansmanı

  • NATO: caydırıcılık

  • Ukrayna: Rusya içinde askeri baskı

  • Sivil toplum ve devletler: hibrit tehditlerle mücadele

Eski Kanadalı siyasetçi Michael Ignatieff, durumu şöyle tanımlıyor:
“Son 60 yılın kıdemli ortağını kaybetmek korkutucu ama aynı zamanda özgürleştirici. Sahip olduğumuz iradeyi kullanmıyoruz.”


Sonuç: Hikâye değiştirilebilir

FT analizine göre hiçbir tek adım belirleyici olmayacak. Ancak Avrupa ve müttefikleri, Rusya’nın zayıf noktalarını sürekli ve beklenmedik alanlardan zorlayarak Putin’in “kaçınılmaz zafer” anlatısını aşındırabilir.

Aksi halde Avrupa, ABD ve Rusya tarafından çizilen “zayıf kıta” imajına razı olmak zorunda kalacak. Alternatif ise hukukun üstünlüğüne dayanan, iyi korunan ve güvenli bir demokratik alan inşa etmek.

Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler