Dünya Ekonomisi
Küresel Ekonomide Altın Çağı: 2026 Yılı İçin Yatırım Öngörüleri
Altın Piyasasında Tarihi Dönemeç: 2025 Yılı Rekorlarla Geride Kaldı Küresel ekonomi dünyası, geride bıraktığımız 2025 yılını “altın yılı” olarak hafızalarına…
Altın Piyasasında Tarihi Dönemeç: 2025 Yılı Rekorlarla Geride Kaldı
Küresel ekonomi dünyası, geride bıraktığımız 2025 yılını “altın yılı” olarak hafızalarına kazıdı. Hem talep miktarı hem de piyasa değerleri bakımından daha önce görülmemiş seviyelere ulaşılan bu dönemde, altın piyasası kurallarını yeniden yazdı. Dünya genelinde yaşanan ekonomik dalgalanmalar, jeopolitik gerilimler ve yatırımcı tercihlerindeki köklü değişimler, bu değerli metali her zamankinden daha kritik bir noktaya taşıdı. Uzmanlar, 2025’in sadece bir yükseliş yılı değil, aynı zamanda küresel finansal sistemde altının rolünün yeniden tanımlandığı bir milat olduğunu vurguluyor.
Yatırım Araçlarında Fonlara ve Fiziksel Altına Yoğun İlgi
Yatırım tarafında 2025 yılı iki farklı kulvarda güçlü büyüme sergiledi. Bunlardan ilki, borsa yatırım fonları (ETF) tarafında görülen hareketlilikti. Küresel altın fonlarındaki birikim yıl genelinde 801 tonluk bir artış kaydetti. Bu rakam, fon piyasası tarihinde kaydedilen en güçlü ikinci yıllık büyüme olarak dikkat çekiyor. Özellikle Batılı yatırımcıların, portföylerini korumak amacıyla fonlar üzerinden altına yönelmesi, piyasadaki likiditeyi destekledi. Fonlara olan bu ilgi, yatırımcıların fiziksel olarak altını saklama yüküne girmeden, fiyat artışlarından yararlanma isteğini yansıtıyor.
Madalyonun diğer yüzünde ise fiziksel altına olan doğrudan talep yer alıyor. Külçe ve sikke altın alımları, 2025 yılında son 12 yılın en yüksek seviyesine çıkarak dikkat çekici bir noktaya ulaştı.
Birçok ülkede bireysel yatırımcılar, banka sistemleri dışındaki varlıklarını güvence altına almak için fiziksel altına yönelmeyi tercih etti. Güvenli liman arayışı olarak adlandırılan bu eğilim, özellikle ekonomik istikrarın sorgulandığı dönemlerde daha belirgin hale geliyor. Yatırımcıların hem dijital fonlar hem de fiziksel varlıklar üzerinden altına bu denli yoğun ilgi göstermesi, 2025 yılının genel yatırım karakterini belirleyen ana unsur oldu.

Merkez Bankalarının Rezerv Politikalarında Altın Ağırlığı
Dünya genelindeki merkez bankaları, 2025 yılında da altın piyasasının en önemli aktörleri olmaya devam etti. Merkez bankalarının toplam altın alımları yıl sonunda 863 tona ulaştı. Her ne kadar bu miktar bir önceki yıla göre bir miktar yavaşlama gösterse de, tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde kalmaya devam ediyor. Merkez bankalarının altına olan bu ilgisi, sadece birkaç ülkeyle sınırlı kalmayıp coğrafi olarak oldukça geniş bir alana yayılmış durumda. Birçok ülke, rezervlerini çeşitlendirmek ve dolara olan bağımlılıklarını azaltmak stratejisiyle altın stoklarını güçlendirmeyi sürdürdü.
Merkez bankalarının bu stratejik alımları, piyasa fiyatları için bir taban oluşturma işlevi görüyor. Kurumsal alımların devam etmesi, bireysel yatırımcılar nezdinde de güven verici bir işaret olarak algılanıyor. Uzmanlar, merkez bankalarının sadece ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik risklere karşı bir önlem olarak altın biriktirdiğine dikkat çekiyor. 2025 verileri, dünya devletlerinin uzun vadeli rezerv stratejilerinde altının merkezi konumunun sarsılmadığını, aksine daha da pekiştiğini gösteriyor.

Yüksek Fiyatların Mücevher Sektörü Üzerindeki Etkisi
Altın fiyatlarındaki rekor yükselişin en doğrudan etkilediği alan mücevher sektörü oldu. Fiyatların artmasıyla birlikte, tüketicilerin gram bazında aldığı altın miktarı doğal olarak bir miktar azaldı. 2025 yılında küresel mücevher talebi 1.542 ton seviyesine gerileyerek son beş yılın en düşük miktarını gördü. Ancak burada ilginç bir ayrıntı öne çıkıyor; miktar bazında bir düşüş yaşansa da, insanların mücevher için harcadığı toplam tutar rekor kırdı. Küresel mücevher harcamaları bir önceki yıla göre yüzde 18 artarak 172 milyar dolara ulaştı.
Bu veriler, tüketicilerin altından vazgeçmediğini, sadece daha yüksek bedeller ödeyerek daha küçük miktarlarda alım yaptığını gösteriyor. Özellikle Hindistan ve Çin gibi geleneksel olarak altına düşkün pazarlarda, düğün ve bayram gibi özel günlerde altın alma alışkanlığının fiyat artışlarına rağmen sürdüğü görülüyor. Sektör temsilcileri, mücevher talebinin miktarsal olarak azalmasını fiyatların doğal bir sonucu olarak değerlendirirken, toplam harcanan değerin artmasını ise altının toplumsal değerinin bir kanıtı olarak görüyor. Tüketicilerin “daha az ama daha değerli” parçalara yönelmesi, kuyumculuk sektöründe tasarım ve işçiliğin önemini de artırmış durumda.
Teknoloji Sektöründe Altının Kullanım Alanları ve Yapay Zeka
Altın sadece bir yatırım ve süs eşyası değil, aynı zamanda modern teknolojinin vazgeçilmez bir hammaddesi konumunda. 2025 yılında teknoloji sektöründeki altın kullanımı, genel ekonomik durgunluğa rağmen oldukça stabil bir seyir izledi. Bu kararlılığın arkasındaki en temel sebep, bilişim dünyasında yaşanan değişimler oldu. Özellikle yapay zeka uygulamalarının hızla yaygınlaşması, bu sistemleri çalıştıran yüksek performanslı işlemcilere ve veri merkezlerine olan ihtiyacı artırdı.
Altın, iletkenlik gücü ve aşınmaya karşı direnci sayesinde hassas elektronik devrelerde alternatifi zor bulunan bir metaldir. Yapay zeka altyapılarında kullanılan gelişmiş çiplerde altın kullanımının artması, tüketici elektroniğindeki genel daralmayı dengeledi. Bu durum, altının sadece finansal bir güvence değil, aynı zamanda geleceğin dijital dünyasının inşasında kritik bir endüstriyel malzeme olduğunu gösteriyor. Teknoloji sektöründen gelen bu istikrarlı talep, piyasanın genel dengesi üzerinde koruyucu bir etki yarattı.

Üretim Rekoru ve Geri Dönüşüm Piyasasındaki Hareketler
Piyasanın arz tarafına bakıldığında, 2025 yılı madencilik faaliyetleri açısından oldukça verimli geçti. Yıl genelinde madenlerden çıkarılan toplam altın miktarı 3.672 tona ulaşarak tarihin en yüksek seviyesini gördü. Maden şirketleri, yüksek fiyat ortamından faydalanmak amacıyla üretim kapasitelerini artırırken, yeni teknolojik imkanlarla verimliliği de yükselttiler. Bu üretim artışı, piyasadaki yüksek talebin karşılanmasında önemli bir rol oynadı.
Öte yandan, eski altınların yeniden piyasaya sürülmesi olarak bilinen geri dönüşüm miktarında da yüzde 3’lük bir artış yaşandı ve toplamda 1.404 ton altın geri dönüştürüldü. Genellikle altın fiyatları zirve yaptığında insanların ellerindeki altınları bozdurma eğiliminin çok daha yüksek olması beklenir. Ancak 2025 yılında geri dönüşüm miktarındaki artışın fiyat artışına oranla sınırlı kalması, insanların fiyatların daha da yükseleceğine dair beklentisini koruduğunu gösteriyor. İnsanlar ellerindeki altını nakde çevirmek yerine, değerini koruması amacıyla tutmayı tercih ettiler. Bu tutum, piyasada ikincil el arzın kısıtlı kalmasına ve fiyatların yukarı yönlü baskılanmaya devam etmesine neden oldu.
2026 Yılı İçin Piyasa Beklentileri ve Olası Senaryolar
2025 yılının verileri, 2026 yılı için de önemli ipuçları sunuyor. Küresel ekonomi yönetimlerinin faiz politikaları ve enflasyonla mücadele süreçleri, önümüzdeki dönemde altın fiyatlarının seyrini belirleyecek ana faktörler arasında yer alıyor. Eğer dünyada faiz oranları düşüş eğilimine girerse, bu durumun altına olan talebi daha da artırabileceği öngörülüyor. Ayrıca, bölgeler arası siyasi gerilimlerin devam etmesi, güvenli liman arayışının 2026 yılında da gündemde kalmasına neden olabilir.
Tüketiciler açısından bakıldığında, mücevher ve teknoloji talebinin fiyatlardaki yeni seviyeye ne kadar uyum sağlayacağı merak konusu. Arz tarafında ise maden üretiminin mevcut yüksek seviyelerini koruyup koruyamayacağı takip edilecek. Genel beklenti, altının önümüzdeki yıl da hem bir yatırım aracı hem de bir risk yönetim unsuru olarak finansal sistemdeki ağırlığını koruyacağı yönünde. 2025 yılında atılan temeller, altının küresel ekonomideki yerinin daha stratejik ve çok yönlü hale geldiğini gösteriyor.
