Ekonomi
Türkiye’nin Borç Panoraması: Alacak Davalarında %366’lık Artış
Türkiye’de hanehalkı finansal dengeleri üzerine hazırlanan son raporlar, borçluluk oranlarının ve buna bağlı hukuki uyuşmazlıkların rekor seviyelere ulaştığını gösteriyor. Türkiye Finansal İyilik Hali Monitörü (FWBM) 2025 yılı verileri ve Adalet Bakanlığı istatistikleri, toplumun geniş bir kesiminin borç yükü altında olduğunu ortaya koydu.
Türkiye’de hanehalkı finansal dengeleri üzerine hazırlanan son raporlar, borçluluk oranlarının ve buna bağlı hukuki uyuşmazlıkların rekor seviyelere ulaştığını gösteriyor. Türkiye Finansal İyilik Hali Monitörü (FWBM) 2025 yılı verileri ve Adalet Bakanlığı istatistikleri, toplumun geniş bir kesiminin borç yükü altında olduğunu ortaya koydu.
Hanelerin Yarısı Borç Sarmalında
Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’deki hanelerin %50’den fazlası borçlu durumda. Borçlu haneler içinde, ödemesi gecikmiş (vadesi geçmiş) borcu olanların oranı ise %45 ile %49 bandına yükselerek kritik bir eşiğe ulaştı.
Vatandaşların borç yükü sadece bankalarla sınırlı kalmayıp, “enformel” olarak adlandırılan yakın çevreye de yayılmış durumda. Borç dağılımındaki kalemler şu şekilde sıralanıyor:
| Borç Türü | Oran (%) |
| Kredi Kartı Borcu | %34,5 |
| Bireysel Krediler | %23,3 |
| Arkadaş ve Aileye Borç | %12,4 |
| Esnaf ve Bakkala Borç | %7,1 |
Yargıda “Alacak Davası” Patlaması
Ekonomik dengelerin bozulması, hukuk mahkemelerindeki iş yüküne doğrudan yansıdı. 2009-2024 yıllarını kapsayan son 15 yıllık veriler, alacak davalarında devasa bir artışı tescilledi:
-
Dava Sayısı: 2009’da 140 bin olan alacak davası sayısı, %366 artışla 653 binin üzerine çıktı.
-
Davacı Sayısı: Davacı tarafındaki kişi sayısı %528’lik rekor artışla 958 bin 414 kişiye ulaştı. (Bu sayı 2022’de 1 milyon sınırını aşmıştı.)
-
Davalı Sayısı: Borçlu olduğu gerekçesiyle mahkemelik olanların sayısı %229 artarak 666 bin 2 oldu.
Kayıt Dışı Borçlanma Dikkat Çekiyor
Haberde dikkat çeken bir diğer unsur, resmi bankacılık sistemi dışındaki borçlanma eğilimi. Nakit dengesi bozulan bireylerin öncelikle aile, arkadaş ve esnafa yönelmesi, toplumsal dayanışma ağlarının da finansal bir baskı altında olduğunu gösteriyor. 2014 yılından sonra verilerde “şirket” ve “birey” ayrımı yapılmadığı için, bu davaların ne kadarının ticari ne kadarının kişisel olduğu tam olarak ayrıştırılamasa da, toplam artış hızı ekonomik uyuşmazlığın toplumsal bir sorun haline geldiğini kanıtlıyor.
