Dünya Ekonomisi
BM UYARISI: Küresel ekonomi dirençli, ama çok yavaş
Yetersiz yatırımlar, yüksek kamu borcu, teknolojik kazanımların sınırlı ülkelerde yoğunlaşması ve artan jeopolitik riskler, dünya ekonomisinin “kalıcı biçimde düşük büyüme” tuzağına girme ihtimalini güçlendiriyor.
Özet:
Birleşmiş Milletler’e göre küresel ekonomi 2026 ve sonrasında pandemi öncesi dönemin belirgin biçimde altında bir büyüme patikasında ilerliyor. Yetersiz yatırımlar, yüksek kamu borcu, teknolojik kazanımların sınırlı ülkelerde yoğunlaşması ve artan jeopolitik riskler, dünya ekonomisinin “kalıcı biçimde düşük büyüme” tuzağına girme ihtimalini güçlendiriyor. Türkiye ise güçlü iç talep ve iyileşen finansal koşullar sayesinde görece olumlu bir ayrışma sergiliyor.
Küresel büyüme pandemi öncesinin altında kalıyor
Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Genel Sekreter Yardımcısı Li Junhua, değerlendirmesinde, küresel büyümenin 2026’da %2,7, 2027’de ise %2,9 seviyesinde kalmasının beklendiğini söyledi. Bu oranlar, 2010–2019 döneminde kaydedilen %3,2’lik pandemi öncesi ortalamanın belirgin şekilde altında.
Li’ye göre bu zayıf görünüm, geçici konjonktürel dalgalanmalardan ziyade yapısal sorunları yansıtıyor. Özellikle yatırımların yetersizliği küresel ekonomi üzerinde baskı yaratırken, doğrudan yabancı yatırımların gelişmekte olan ülkelerde oldukça zayıf seyretmesi dikkat çekiyor.
2026’da dünyanın en büyük 50 ekonomisi: Türkiye kaçıncı sırada?
Yüksek borç, düşük yatırım, sınırlı teknoloji yayılımı
BM yetkilisi, yüksek kamu borcunun birçok ülkede faiz ödemelerini bütçenin giderek daha büyük bir bölümüne dönüştürdüğünü vurguladı. Bu durum; altyapı, beşeri sermaye ve iklim dayanıklılığına ayrılabilecek kaynakları sınırlıyor.
Yapay zekâ ve yeni teknolojilerin verimlilik artışı potansiyeli yüksek olsa da, bu kazanımların yalnızca birkaç büyük ekonomiyle sınırlı kaldığını belirten Li, teknolojik uçurumun büyümeyi daha da dengesiz hale getirdiğine dikkat çekti.
Ticaret gerilimleri ve finansal kırılganlık riski
Li Junhua’ya göre küresel görünümde aşağı yönlü riskler devam ediyor. Özellikle ABD ve büyük ticaret ortakları arasında bazı anlaşmazlıklar yatışmış olsa da, ticaret ve sanayi politikalarındaki belirsizlikler sürüyor.
Yüksek borçluluk ve sıkı küresel finansal koşullar da önemli bir risk unsuru. Ani bir yatırımcı duyarlılığı değişimi, kırılgan ekonomilerden sermaye çıkışlarına, kur baskılarına ve ödemeler dengesi sorunlarına yol açabilir.
Ayrıca 2025’te yapay zekâ iyimserliğiyle rekor seviyelere ulaşan küresel hisse senedi endekslerinde, beklentilerin karşılanmaması halinde sert düzeltmeler yaşanabileceği uyarısı yapılıyor.
Çözüm: Politika uyumu ve çok taraflı iş birliği
BM’ye göre risklerin azaltılabilmesi için ulusal düzeyde para, maliye ve sanayi politikaları arasında daha güçlü bir eşgüdüm şart. Bu yaklaşım, fiyat istikrarı ile büyüme ve istihdam hedefleri arasında daha sağlıklı bir denge kurulmasını sağlayabilir.
Uluslararası düzeyde ise çok taraflı iş birliğinin yeniden canlandırılması kritik önemde. Ticaret, kalkınma finansmanı, teknoloji yönetişimi ve iklim alanlarında ortak adımların; borç sorunlarının hafifletilmesi, uzun vadeli yatırımların mobilize edilmesi ve ülkeler arası yapısal farkların azaltılmasına katkı sağlayacağı belirtiliyor.
Bölgesel görünüm: Büyüme dengesiz kalacak
BM projeksiyonlarına göre 2026’da küresel büyüme bölgelere göre farklılaşacak. Doğu ve Güney Asya, gelişmekte olan bölgeler arasında görece dirençli kalırken; Batı Asya’da OPEC+ üretim kesintilerinin gevşemesi ve petrol dışı sektörlerdeki genişleme büyümeyi destekliyor. Ancak bölge, jeopolitik gerilimlere son derece hassas.
Latin Amerika ve Karayipler’de büyüme ılımlı seyrederken, Afrika’da yüksek enflasyon, borç yükü ve çatışmalar yapısal kırılganlıkları canlı tutuyor.
Türkiye görünümü: Görece olumlu ayrışma
Li Junhua, Türkiye ekonomisinin 2026’da %3,9, 2027’de ise %4,1 büyümesinin beklendiğini belirterek, bu görünümün daha dayanıklı bir iç ekonomik yapıya işaret ettiğini söyledi.
Büyüme tahminlerindeki yukarı yönlü revizyonun; güçlü iç talep, iyileşen finansal koşullar, gerileyen enflasyon ve faizlerde kademeli düşüşten kaynaklandığını vurgulayan Li, kredi genişlemesi ve özel tüketimin bu süreci desteklediğini ifade etti.
AB’deki zayıf büyüme ve küresel ticaret gerilimlerine rağmen, Türkiye’deki iç dinamiklerin imalat sanayisindeki ivmeyi koruduğu belirtiliyor.
Jeopolitik riskler ve enerji piyasaları
Venezuela ve İran gibi ülkelerdeki jeopolitik gerilimler küresel belirsizliği artırırken, BM’ye göre bu ülkelerin üretim kapasitesindeki olası değişimlerin petrol fiyatları üzerindeki etkisi sınırlı kalabilir. Küresel petrol fiyatları, artan arz ve özellikle Çin’de zayıf talep nedeniyle son dönemde gerilemiş durumda.
Kaynak: Birleşmiş Milletler – World Economic Situation and Prospects
Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]
