Sosyal Medya

Gündem

İran Muhalif Kaynak: Trump İran’a Saldırı Konusunda Kararlı, Zamanlama Tartışılıyor

İran muhalefetine yakın bir Batılı kaynağa göre, ABD ve İsrail’de karar alıcı çevreler İran’la diplomasi seçeneğini fiilen geride bıraktı. Askeri müdahalenin “olup olmayacağı” değil, “ne zaman” gerçekleşeceği tartışılıyor.

İran Muhalif Kaynak: Trump İran’a Saldırı Konusunda Kararlı, Zamanlama Tartışılıyor

Özet:


İran muhalefetine yakın bir Batılı kaynağa göre, ABD ve İsrail’de karar alıcı çevreler İran’la diplomasi seçeneğini fiilen geride bıraktı. Askeri müdahalenin “olup olmayacağı” değil, “ne zaman” gerçekleşeceği tartışılıyor. Kaynaklar, Washington ve Tel Aviv’de İran yönetimini zayıflatmayı hatta çökertmeyi hedefleyen, daha önce benzeri görülmemiş bir operasyon senaryosunun masada olduğunu belirtiyor.


“Karar Verildi, Sadece Zamanlama Kaldı”

ABD ve İsrail’deki karar alma mekanizmalarının İran konusunda diplomasiyi fiilen rafa kaldırdığı ve askeri seçeneğin kaçınılmaz olarak görüldüğü iddia ediliyor. İran International’a konuşan ve ABD–İsrail koordinasyon görüşmelerine aşina Batılı bir kaynak, mevcut tartışmaların artık “saldırı yapılacak mı?” sorusundan ziyade, “uygun askeri ve siyasi pencere ne zaman açılacak?” sorusuna odaklandığını söyledi.

Kaynağa göre bu pencere önümüzdeki günlerde açılabileceği gibi, birkaç haftaya yayılan bir süreç içinde de şekillenebilir. Ancak mevcut değerlendirmelerde önceki dönemlerden farklı olarak yeni bir anlaşmaya varma ihtimalinin neredeyse hiç gündeme gelmediği vurgulanıyor.


Trump’tan Çelişkili Mesajlar

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü İran’la konuşmayı planladığını söylerken, aynı zamanda Orta Doğu’ya bir savaş gemisi daha gönderdi. Pentagon ise ordunun, başkanın vereceği her türlü kararı uygulamaya hazır olduğunu açıkladı.

Tahran cephesi ise Trump tehditlerini geri çekmediği sürece müzakere masasına oturmayacağını net biçimde ilan etti. İranlı yetkililer, askeri baskı altında yapılacak görüşmelerin “anlamsız” olacağını savunuyor.


Hedef: Rejimi Çökertmeye Yakın Bir Darbe

Kaynağa göre son değerlendirmelerde ana hedef, İran’ın yönetim yapısını “maksimum ölçüde zayıflatmak ve nihai olarak çöküşe sürüklemek.” Bu senaryonun, İran’ın bugüne kadar yaşadığı hiçbir saldırıyla kıyaslanamayacak ölçekte ve şiddette olacağı ifade ediliyor.

“Bu kez daha önce görülmemiş bir saldırıyla karşı karşıya kalacağız,” diyen kaynak, operasyonun “emsalsiz” olacağını vurguladı.

ABD ve İsrail arasında yapılan ortak değerlendirmelerde, mevcut koşulların geçmiş dönemlerden farklı olduğu ve bugünkü ortamın “hayatta bir kez ele geçecek bir fırsat” sunduğu görüşünün hâkim olduğu aktarılıyor. Bu nedenle risk alma iştahının, geçen yılki 12 günlük savaş dönemine kıyasla belirgin biçimde arttığı ifade ediliyor.


12 Günlük Savaş Bir Prova mıydı?

Hatırlanacağı üzere İsrail, geçen yıl haziran ayında İran’a karşı sürpriz bir askeri operasyon başlatmış, bunu 22 Haziran’da ABD’nin İsfahan, Natanz ve Fordow’daki nükleer tesislere yönelik hava saldırıları izlemişti. Bu saldırılar, Trump’ın İran’a tanıdığı 60 günlük anlaşma süresinin dolmasının ardından gelmişti.

Kaynaklara göre o dönemde Washington ve Tel Aviv daha büyük riskler almaktan kaçındı. Ancak bugün gelinen noktada hâkim görüş, “o fırsatın kaçırılmaması gerektiği” yönünde.

Trump, cuma günü yaptığı açıklamada İran’a doğrudan bir “son tarih” ilettiğini doğruladı, ancak ayrıntı vermedi.


İsrail Faktörü ve Olası Tetikleyici Senaryo

Kaynak, İsrail’in doğrudan devreye girmesinin operasyonun kapsamını ciddi biçimde genişleteceğini belirtti. Böyle bir durumda, geçen yılki 12 günlük savaşın “çok küçük” kalacağı ifade ediliyor.

İsrail’in şu anda tam alarm durumunda olduğu, olası senaryolardan birinin ise İran’ın ilk füze atışını yapmasının beklendiği aktarılıyor. Böyle bir “kıvılcımın”, çok daha yıkıcı bir askeri kampanya için gerekçe olarak kullanılabileceği belirtiliyor.

“Karar verildi. Bu olacak. Tek soru ne zaman,” diyen kaynak, sürecin geri döndürülemez bir noktaya ulaştığını savunuyor.


Nihai Hedef Hamaney mi?

The Guardian’a konuşan bazı Batılı analistler ise daha ileri bir senaryonun da masada olabileceğine dikkat çekiyor: İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’e yönelik bir “yakala ya da öldür” operasyonu.

Bu senaryonun, Venezuela’nın eski lideri Nicolás Maduro’ya yönelik geçmişte planlanan operasyonlara benzeyebileceği öne sürülüyor. Ancak uzmanlar, böyle bir hamlenin son derece riskli ve sonuçları belirsiz olduğunu vurguluyor.

Bazı analistler, Hamaney’i hedef almanın İran rejimini otomatik olarak çökertmeyeceğini, hatta kontrol edilemeyen bir güç mücadelesini tetikleyebileceğini belirtiyor. Hamaney’in üç olası halef belirlemiş olmasına rağmen, böyle bir durumda ortaya çıkacak güç boşluğunun Washington’un istediği yönde şekillenmeyebileceği ifade ediliyor.


İran’ın Askeri Yanıt Kapasitesi

İran yönetimi ise böyle bir saldırının “savaş ilanı” anlamına geleceğini açıkça dile getiriyor. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Hamaney’e yönelik herhangi bir saldırının doğrudan savaş gerekçesi sayılacağını söyledi.

Uzmanlara göre İran’ın en güçlü savunma aracı, aslında saldırı kapasitesi. İran’ın elinde olduğu tahmin edilen yaklaşık 2.000 yüksek hızlı balistik füze, ülke genelinde yerin derinliklerine inşa edilmiş “füze şehirlerinde” saklanıyor.

Muhtemel hedefler arasında ABD donanmasına ait uçak gemileri ve Körfez’deki Amerikan üsleri yer alıyor. Katar’daki el-Udeyd Üssü, bu kapsamda en kritik noktalar arasında gösteriliyor.

Ancak uzmanlar, İran’ın ABD uçak gemilerini açık denizde tespit etme kapasitesinin sınırlı olduğuna dikkat çekiyor. Buna karşın, İran füzelerinin geçen yıl İsrail ve ABD savunma sistemlerini yüzde 14 oranında aşabildiği hatırlatılıyor.


Küresel Tırmanma Riski

Böylesi bir karşı saldırının Körfez ülkelerini de otomatik olarak çatışmanın içine çekebileceği ve uluslararası bir krizi tetikleyebileceği belirtiliyor. Bu nedenle İngiltere’nin, Katar’da konuşlu ortak RAF filosunu güçlendirdiği ve savunma hazırlıklarını artırdığı ifade ediliyor.

Bir diğer senaryo ise İran’ın Hürmüz Boğazı’nı mayınlayarak küresel enerji ticaretini sekteye uğratması. Ancak bu seçeneğin de ABD donanmasının yoğun denizaltı gözetimi nedeniyle sınırlı bir etkiye sahip olabileceği değerlendiriliyor.


Sonuç: “Ani Nakavt” Zor

Analistler, İran’ın askeri seçeneklerinin sınırlı olduğunu kabul etmekle birlikte, Beyaz Saray’ın da “hızlı ve kesin bir zafer” elde etme ihtimalinin düşük olduğunu vurguluyor.

Mevcut tablo, İran–ABD–İsrail hattında önümüzdeki haftalarda ciddi bir askeri tırmanma riskinin giderek arttığına işaret ediyor. Diplomasi kapısı tamamen kapanmış görünmese de, sahadaki hazırlıklar ve siyasi söylem, bölgenin yeni ve çok daha yıkıcı bir döneme girebileceğini düşündürüyor.


Kaynak: Iran International, The Guardian

Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler