Sosyal Medya

Ekonomi

Gümrük Birliği’nin Geleceği Tartışılıyor: AB’nin Yeni Sanayi Politikası Türkiye’yi Zorluyor

Avrupa Birliği’nin yerli üretimi güçlendirmeyi hedefleyen “Made in Europe” yaklaşımı, Türkiye’nin Avrupa’daki üretim ağındaki rolünü belirsiz bir noktaya taşıdı. Türkiye’nin bu çerçevenin dışında bırakılması durumunda, otomotivden çeliğe kadar pek çok temel sektörde ciddi ekonomik maliyetlerle karşılaşılması bekleniyor. AB çevreleri ise bu risklerin azaltılması için Türkiye’nin siyasi ve ekonomik reformları gecikmeden hayata geçirmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Gümrük Birliği’nin Geleceği Tartışılıyor: AB’nin Yeni Sanayi Politikası Türkiye’yi Zorluyor

Avrupa Birliği’nin yerli üretimi güçlendirmeyi hedefleyen “Made in Europe” yaklaşımı, Türkiye’nin Avrupa’daki üretim ağındaki rolünü belirsiz bir noktaya taşıdı. Türkiye’nin bu çerçevenin dışında bırakılması durumunda, otomotivden çeliğe kadar pek çok temel sektörde ciddi ekonomik maliyetlerle karşılaşılması bekleniyor. AB çevreleri ise bu risklerin azaltılması için Türkiye’nin siyasi ve ekonomik reformları gecikmeden hayata geçirmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

AB’nin küresel rekabet gücünü artırma amacıyla geliştirdiği bu yeni sanayi politikası, Türkiye açısından en önemli ticaret ortağıyla ilişkilerde yeni bir sınav anlamına geliyor. Türkiye’nin Avrupa üretim ekosistemindeki yerinin netleşmesi ya da bu sistemin dışında kalması, yalnızca ticari ilişkileri değil; sanayi altyapısını, rekabet kapasitesini ve uzun vadeli büyüme yönelimini de doğrudan etkileyecek bir dönüm noktası olarak görülüyor.

Yerli üretimi önceleyen bu sanayi hamlesinin AB Konseyi’nde ele alınması bekleniyor. Hazırlanan taslakta, ürünlerin yüzde 70’e kadar olan kısmının “Avrupa menşeli” olmasının şart koşulması gündemde. Elektrikli otomobiller, batarya teknolojileri, yenilenebilir enerji ekipmanları, çelik ve tekstil gibi stratejik alanları kapsayan bu düzenleme, tedarik zincirlerinin büyük ölçüde Avrupa sınırları içine çekilmesini amaçlıyor. Türkiye’nin bu tanımın dışında kalması halinde hangi sektörlerin ne ölçüde zarar göreceği, Gümrük Birliği’nin Ankara’ya bu süreçte bir koruma sağlayıp sağlayamayacağı ve Türkiye’nin nasıl bir strateji izlemesi gerektiği temel tartışma başlıkları arasında yer alıyor.

Paris Bosphorus Enstitüsü Başkanı Bahadır Kaleağası, gelişmeleri küresel dengelerdeki dönüşüm çerçevesinde ele alıyor. Günümüzde jeopolitiğin yalnızca askeri unsurlarla sınırlı olmadığını; tedarik zincirleri, teknoloji, iklim güvenliği ile finansal ve toplumsal dinamiklerin de belirleyici hale geldiğini vurgulayan Kaleağası, bu koşullarda AB’nin korumacı reflekslere yönelmesinin Türkiye açısından ciddi riskler barındırdığına dikkat çekiyor.

“AB, dünyanın en geniş ticaret anlaşmaları ağına sahip güç olmaya devam ederken Türkiye ile Gümrük Birliği ise 90’ların koşullarında yapılmış ve artık çağdışı kalmış bir yapı. Müzakere gücümüzü artırmak için iç ekonomik ve siyasi reformları hızlandırmak zorundayız. Hazırlıksız yakalanmanın bedeli ağır olur. Ekonomiyi sarsabilecek sonuçlar doğar”

Kaleağası’na göre, Türkiye’nin bu yeni döneme uyum sağlayamaması halinde hem üretim kapasitesi hem de Avrupa pazarındaki konumu ciddi şekilde zayıflayabilir.

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler