Dünya Ekonomisi
Dünya Bankası Raporu: Gelişmekte Olan Ekonomiler Potansiyellerine Ulaşamadı
Dünya Bankası’nın yeni çalışmasına göre, “gelişmekte olan piyasa” olarak sınıflandırılan ülkeler, son on yıllarda sahip oldukları avantajlara rağmen ekonomik potansiyellerini tam olarak hayata geçiremedi. Raporda, kişi başına yatırım artışının keskin biçimde yavaşladığına dikkat çekilirken, en başarılı örneklerin diğer ülkeler için önemli dersler sunduğu vurgulandı.
Özet:
Dünya Bankası’nın yeni çalışmasına göre, “gelişmekte olan piyasa” olarak sınıflandırılan ülkeler, son on yıllarda sahip oldukları avantajlara rağmen ekonomik potansiyellerini tam olarak hayata geçiremedi. Raporda, kişi başına yatırım artışının keskin biçimde yavaşladığına dikkat çekilirken, en başarılı örneklerin diğer ülkeler için önemli dersler sunduğu vurgulandı.
Yatırım Artışı Son 20 Yılda Sert Yavaşladı
Dünya Bankası’nın yayımladığı kapsamlı çalışmaya göre, gelişmekte olan piyasalarda kişi başına yatırım artışı, bu yüzyılın ikinci on yılında, bir önceki on yıla kıyasla yarıdan fazla geriledi.
Raporda, son 25 yılda yatırım performansında ciddi ilerleme kaydeden az sayıdaki ülke dışarıda bırakıldığında, gelişmekte olan ekonomilerin büyük bölümünün kalkınma hedeflerini gerçekleştiremediği sonucuna ulaşıldı.
“Avantajlar Büyümeye Dönüşmedi”
Dünya Bankası Grubu Başekonomisti ve Kalkınma Ekonomileri Kıdemli Başkan Yardımcısı Endermit Gill, rapora ilişkin değerlendirmesinde dikkat çekici bir tabloya işaret etti.
“Gelişmekte olan piyasalarda yaşayan insanlar, diğer gelişmekte olan ülkelere kıyasla daha iyi eğitimli ve daha uzun yaşam sürelerine sahip. Kurumları ve politikaları da görece daha güçlü. Hatta bazıları doğal kaynaklar açısından zengin. Buna rağmen bu avantajlar kalıcı ekonomik ilerlemeye dönüşmedi,” diyen Gill, buna karşın bu ülkelerin hâlâ diğer gelişmekte olan ekonomilere kıyasla ilerleme sağlama şansının daha yüksek olduğunu vurguladı.
Küresel Yatırımcılar İçin “Ara Kategori”
Gelişmekte olan piyasalar, küresel yatırımcılar açısından yüksek gelirli ekonomiler ile daha az entegre gelişmekte olan ülkeler arasında bir ara kategori olarak görülüyor.
1980’ler ve 1990’larda, Dünya Bankası Grubu’nun bir üyesi olan Uluslararası Finans Kurumu (IFC) öncülüğünde bu varlık sınıflarının oluşturulması, gelişmekte olan ülkelere ciddi miktarda özel sermaye girişini beraberinde getirmişti.
1,8 Milyarlık Nüfus, Hızlı Artış
Rapora göre gelişmekte olan piyasa ekonomileri bugün yaklaşık 1,8 milyar kişiyi, yani dünya nüfusunun beşte birini barındırıyor. Bu nüfusun önümüzdeki 25 yılda 800 milyon kişi daha artması bekleniyor.
Bu ülkelerin üçte birinden fazlası Sahra Altı Afrika’da yer alıyor ve yenilenebilir enerji, telekomünikasyon ve elektronik sektörleri için kritik önemdeki mineraller açısından zengin konumda bulunuyor.
Görece İstikrarlı Ama Küçük Finansal Piyasalar
Gelişmekte olan piyasalar, diğer gelişmekte olan ülkelere kıyasla daha güçlü kurumsal yapılara sahip. Aynı zamanda yatırımcılar açısından da cazip bir hedef olarak öne çıkıyor.
Son 25 yılda bu ülkelerin borsaları, küresel finansal koşullardan büyük ölçüde bağımsız hareket etti. Bu durum, hisse senedi oynaklığının küresel ölçekte en düşük seviyelerden biri olmasını sağladı. Ancak buna rağmen, finansal piyasaların derinliği sınırlı kaldı.
Yerel para cinsinden sermaye piyasaları hâlâ yeterince gelişmiş değil; bankalar ve finansal kurumlar, hane halkı ve özel sektöre gelişmiş piyasalardaki ölçekte kredi sağlayamıyor.
Genç Nüfus ve İstihdam Baskısı
Dünya Bankası Kalkınma Beklentileri Grubu Direktörü Ayhan Köse, bu ülkelerin istihdam yaratma açısından kritik rol oynayacağını vurguladı.
“Önümüzdeki on yılda gelişmekte olan ülkelerde çalışma çağına girecek 1,2 milyar genç nüfusun yaklaşık beşte biri bu piyasalarda olacak,” diyen Köse, başarılı örneklerin ortak noktalarına dikkat çekti.
Başarılı Ülkelerin Ortak Stratejileri
Köse’ye göre en iyi performans gösteren gelişmekte olan piyasalar farklı yollar izlese de bazı ortak özelliklere sahip:
-
Büyümeyi destekleyen politikalar
-
Yatırım dostu altyapı
-
Güçlü kamu maliyesi yönetimi
-
Özel sermayeyi cezbeden kurumsal yapı
Bu ülkelerde kişi başına gelir, son 25 yılda neredeyse dört katına çıktı.
Borç ve Mali Disiplin Sorunu
Buna karşın, gelişmekte olan piyasaların genelinde yatırım çekme kapasitesi 2000’den bu yana sınırlı kaldı. 2020’li yıllarda kişi başına yatırım artışı yüzde 2’ye kadar düştü.
Kamu harcamalarının milli gelire oranı artarken, gelirlerin aynı hızda yükselmemesi borç yükünü ağırlaştırdı. Bu ülkeler bugün ortalama olarak GSYH’nin yüzde 2,5’ini yalnızca faiz ödemelerine ayırıyor.
2000–2024 döneminde bu ülkelerin yaklaşık yüzde 40’ı en az bir kez temerrüde düştü. COVID-19 salgınından bu yana yaşanan temerrütlerin sayısı, dünyadaki diğer tüm ülkelerin toplamını aştı.
Başarı Hikâyeleri de Var
Raporda bazı ülkelerin krizleri daha başarılı yönettiği vurgulandı. Yüzyılın başında dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olan Vietnam, bugün son 25 yılın en hızlı büyüyen 10 ekonomisi arasında yer alıyor.
1990’larda iç savaştan çıkan Ruanda, turizm ve hizmetler sektörüne dayalı büyüme modeliyle Sahra Altı Afrika’nın dikkat çeken başarı örneklerinden biri oldu.
Ayrıca Bulgaristan, Kosta Rika, Panama ve Romanya, 2012’den bu yana yüksek gelirli ülke statüsüne yükselmeyi başardı.
“Sadece Açılmak Yetmez”
Dünya Bankası’na göre gelişmekte olan piyasaların potansiyellerini tam olarak gerçekleştirebilmeleri için yalnızca piyasaları açmaları yeterli değil.
Bu ülkelerin, finansal piyasaları derinleştirmeleri, kurumsal yapıları güçlendirmeleri ve yönetişim için gerekli kurumsal güvenceleri tesis etmeleri gerektiği vurgulanıyor.
Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz?
Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir.
Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]
