Döviz
Doların Küresel Zayıflığı Sürerken Euro ve Sterlin 4 Yılın Zirvesine Çıktı
ABD dolarındaki sert ve yaygın değer kaybı, euro ve sterlini son dört yılın en yüksek seviyelerine taşıdı. Avrupa ve İngiltere’ye yönelik yatırımcı algısının iyileşmesi, Almanya’dan gelen olumlu veriler ve ABD’de artan siyasi ve ekonomik belirsizlikler, dolar karşısında alternatif para birimlerini öne çıkardı.
Özet:
ABD dolarındaki sert ve yaygın değer kaybı, euro ve sterlini son dört yılın en yüksek seviyelerine taşıdı. Avrupa ve İngiltere’ye yönelik yatırımcı algısının iyileşmesi, Almanya’dan gelen olumlu veriler ve ABD’de artan siyasi ve ekonomik belirsizlikler, dolar karşısında alternatif para birimlerini öne çıkardı.
Euro ve Sterlin Dolar Karşısında Güçleniyor
Salı günü euro ve İngiliz sterlini, ABD doları karşısında dört yılı aşkın sürenin en yüksek seviyelerine ulaştı. Euro, gün içinde yüzde 0,8 artışla 1,197 dolara çıkarak Haziran 2021’den bu yana en yüksek seviyesini gördü. Sterlin de benzer şekilde yüzde 0,8 yükselerek 1,379 dolara kadar çıktı ve Ekim 2021’den bu yana zirve yaptı; gün sonunda kazançlarının bir kısmını geri verdi.
Piyasalardaki bu hareket, yatırımcıların Avrupa ve Birleşik Krallık’a yönelik risk algısının iyileşmesiyle birlikte doların küresel ölçekte değer kaybetmeye devam ettiğini gösterdi.
Almanya Verileri Euro’yu Destekliyor
Euro’daki yükselişte özellikle Almanya’dan gelen beklenenden iyi ekonomik veriler etkili oldu. Euro Bölgesi’nin en büyük ekonomisi olan Almanya’da büyüme ve faaliyet göstergelerindeki toparlanma, yatırımcıların bölgeye olan güvenini artırdı.
Son açıklanan verilere göre Almanya ekonomisi 2025 yılında yüzde 0,2 büyüme kaydetti. Bu, ülkenin 2022’den bu yana ilk pozitif büyüme performansı olarak öne çıktı. Ayrıca inşaat sektöründeki faaliyet endeksi Ocak ayında 2022’den bu yana en yüksek seviyesine yükseldi. Geniş kapsamlı ekonomik güven endeksi ise 2021’den bu yana en yüksek düzeyine ulaştı.
UBS Global Wealth Management G10 FX Strateji Başkanı Constantin Bolz, “Son haftalarda toparlanmaya işaret eden ilk somut verileri görmeye başladık. Avrupa son 15 yıldır anlamlı bir büyüme kaydedemedi. Eğer mali harcamalar büyümeyi gerçekten desteklerse bu euro için olumlu olur” değerlendirmesinde bulundu.
Fransa’daki Siyasi Riskler Azalıyor
Euro üzerinde geçen yıl baskı yaratan Fransa’daki siyasi belirsizlikler de son dönemde hafifledi. Fransız hükümeti, bütçe planlarıyla ilgili olarak geçtiğimiz hafta iki gensoru oylamasını atlatmayı başardı.
Bu gelişmenin ardından Fransa ile Almanya arasındaki 10 yıllık tahvil faiz farkı son bir haftada 0,67 puandan 0,57 puana geriledi. Bu daralma, piyasalarda Fransa’ya yönelik risk algısının azaldığına işaret etti.
Sterlin’e İngiltere Verileri Desteği
Sterlin cephesinde de beklenenden güçlü ekonomik veriler ve bütçe sonrası iyileşen piyasa algısı etkili oldu. Barclays Döviz Stratejisti Lefteris Farmakis’e göre, İngiltere’de son dönemde açıklanan veriler sterlini desteklerken, yatırımcılar İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) faiz indirimine ilişkin beklentilerini Haziran’dan Temmuz’a öteledi.
Buna karşın Farmakis, sterlinin daha güçlü bir yükseliş sergileyememesinin arkasında siyasi belirsizliklerin bulunduğunu vurguladı.
ABD Dolarında Çok Boyutlu Baskı
Euro ve sterlindeki yükselişin arka planında, ABD dolarındaki geniş tabanlı satış dalgası yer alıyor. Dolar endeksi, Ocak ayı itibarıyla yüzde 2 düşüş kaydederek son dört ayın en düşük seviyelerinde işlem görüyor.
Doları baskılayan unsurlar arasında:
-
ABD federal hükümetinin kapanma ihtimali
-
Japon yeni üzerindeki sert hareketler ve ABD–Japonya ortak müdahalesi spekülasyonları
-
Beyaz Saray’ın yeni Fed Başkanı adayına ilişkin söylentiler
-
ABD ile NATO müttefikleri arasında artan jeopolitik gerilimler
özellikle öne çıkıyor.
“Amerika’dan Çıkış” Teması Yeniden Gündemde
ING Döviz Stratejisti Francesco Pesole, son günlerde dolar varlıklarından kaçış eğiliminin yeniden güçlendiğini belirterek, “Eğer dolar dışına yönelim olursa, euro bundan en çok faydalanan para birimlerinden biri oluyor” dedi.
Pesole, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland konusundaki öngörülemez politikalarının “Amerika’dan çıkış” temasını yeniden alevlendirdiğini ifade etti.
MUFG analistleri de euroyu, “anti-dolar” rolünden faydalanan başlıca para birimi olarak tanımladı.
Grönland Krizi ve Dolar Algısı
Barclays’ten Farmakis’e göre, dolar üzerindeki negatif algı ilk olarak Trump’ın geçen yıl nisan ayında duyurduğu “kurtuluş günü” gümrük tarifeleri ile başlamıştı. Ancak Grönland krizi, bu olumsuz algıyı yeniden güçlendirdi.
“İkinci Dünya Savaşı sonrası düzenin sarsılması, uzun vadede dolar için negatif bir gelişme,” diyen Farmakis, bunun yatırımcıları dolar cinsi varlıklardan çıkmaya veya kur riskini hedge etmeye yönelttiğini söyledi.
ABD Dışı Para Birimleri Öne Çıkıyor
Analistler, ABD’de artan siyasi belirsizlikler ve dış politika gerilimlerinin devam etmesi halinde doların baskı altında kalmayı sürdürebileceğini belirtiyor. Bu senaryoda euro ve sterlin gibi alternatif para birimleri, özellikle küresel portföy çeşitlendirmesinde daha cazip hale geliyor.
Ancak uzmanlar, Avrupa ve İngiltere’deki toparlanmanın kalıcılığının, mali disiplin ve siyasi istikrarın korunmasına bağlı olduğuna da dikkat çekiyor.
Source: Financial Times (FT)
Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir.
Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]
