Sosyal Medya

Ekonomi

2026’ya doğru bankacılık gündemi…

5. Finansın Geleceği Zirvesi & 13. Para Sohbetleri Zirvesi’nin “Bankacılığın Geleceği” oturumunda, Türk bankacılık sektörünün 2026’ya yönelik beklentileri kapsamlı biçimde değerlendirildi...

2026’ya doğru bankacılık gündemi…

Turkuvaz Medya tarafından düzenlenen 5. Finansın Geleceği Zirvesi & 13. Para Sohbetleri Zirvesi’nin “Bankacılığın Geleceği” oturumunda,  sektördeki yapılandırılmış kredi oranları, konkordato görünümü, TL mevduat politikaları ve 2026 yılına ilişkin olumlu makro beklentiler ele alındı. TBB Başkanı Alpaslan Çakar’ın moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda, Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan ve Denizbank Genel Müdürü Recep Baştuğ’un katılımıyla gerçekleşti.

Sektör yöneticileri, kredi riskinin yönetilebilir olduğunu, konkordatoların sistemik bir risk taşımadığını, TL mevduatın kalıcılığının 2026 stratejisinin merkezinde yer aldığını vurgularken, yabancı yatırımcıların Türkiye pazarına yönelik memnuniyetinin de giderek güçlendiğini belirtti.

Turkuvaz Medya tarafından düzenlenen 5. Finansın Geleceği Zirvesi & 13. Para Sohbetleri Zirvesi’nin “Bankacılığın Geleceği” oturumunda, Türk bankacılık sektörünün 2026’ya yönelik beklentileri kapsamlı biçimde değerlendirildi. Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Alpaslan Çakar’ın moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda, yapılandırılmış kredi oranlarından konkordato süreçlerine, TL mevduatı güçlendirmek için uygulanan politikaların etkilerinden 2026’ya dair makro finansal görünüm projeksiyonlarına kadar birçok kritik başlık masaya yatırıldı. Banka yöneticileri, seçici kredi politikasının devamı, risk yönetimini güçlendiren yapılandırma mekanizmaları, faiz patikasındaki netleşme ve dijitalleşmenin artırdığı verimlilik sayesinde sektörün 2026’ya daha sağlam bir zeminde girdiğini ifade etti. Yabancı yatırımcıların Türkiye bankacılık sistemine yönelik güveninin artması ise oturumun öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

Günün ikinci paneli olan “Bankacılığın Geleceği” oturumu Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Alpaslan Çakar’ın moderatörlüğünde Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan ve Denizbank Genel Müdürü Recep Baştuğ’un katılımıyla gerçekleşti.

Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren TBB Başkanı Alpaslan Çakar, 2025 yılını küresel ölçekte belirsizliğin yüksek, görünümün ise son derece karmaşık olduğu bir dönem olarak tanımladı. Jeopolitikten enerjiye, ticaretten dijital dönüşüme kadar tüm alanlarda kırılganlıkların arttığı bir yıl yaşadığımızı belirten Çakar, “Rusya-Ukrayna savaşı, Gazze’deki trajik gelişmeler, Lübnan, Suriye ve Yemen’de devam eden çatışmalar, Hindistan-Pakistan gerilimi ve ABD–Venezuela hattındaki tansiyon. Tüm bu jeopolitik riskler dünya ekonomisinin öngörülebilirliğini azaltıyor. ABD ve Çin arasındaki teknoloji ve gümrük tarifelerine dayalı gerilim, 2024’ten itibaren tedarik zincirlerini baskılıyor. Korumacılığın yükselmesi, küresel ölçekte yatırım iştahını azaltan önemli bir kırılganlık kaynağı. ABD ve Euro Bölgesi’nde faiz patikasına yönelik netlik sağlanamaması, piyasalarda öngörülebilirliği azaltıyor. Pandemi sonrası dönemde enflasyon düşse de hedeflere tam ulaşılamaması bu kırılganlığı artırıyor” dedi.

Bu hafta potansiyeli en yüksek · 5 HİSSE
ASELS ▲ Long
GirişNONEEE
T/P HedefNONEEE
S/L StopNONEEE
+ TKFEN, CIMSA, AFYON, TRMET ve toplam 5 hisse bu hafta analiz edildi
🔒 Tüm seviyeleri görmek için raporu edinin
ÖRNEK RAPORU GÖR →
Yatırım tavsiyesi değildir. Detaylar için raporu inceleyiniz.

Dünya genelinde manşet enflasyon düşse de hizmet fiyatlarındaki katılığın hedeflere ulaşmayı zorlaştırdığını belirten Alpaslan Çakar’ın, bu durumun enflasyonla mücadelede yeni bir normal oluşturduğunu belirtti.

“2025 Orta Vadeli Programı, belirsizlik ortamında Türkiye’ye net bir yön çizdi”

“OVP, üç yıllık bir yol haritası olarak sürdürülebilir büyüme, daha adil bir gelir dağılımı ve fiyat istikrarını temel aldığı söyleyen Çakar, “Ana eksen; mali disiplin, dezenflasyon ve sürdürülebilir cari açık. Enflasyon düşüyor, faizler geriliyor, fiyatlama davranışları rasyonelleşiyor. Zaman zaman zikzaklar olsa da temel trend güçlüdür”

“Merkez Bankası rezervlerinde güçlü bir iyileşme görüyoruz”

TCMB brüt rezervleri 188 milyar dolar, net rezervler 57 milyar dolar seviyesine ulaştığını söyleyen Çakar sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’nin CDS’i 232 baz puana kadar geriledi. Bu, uluslararası finansal piyasalarda artan güvenin açık bir göstergesidir. Kredi notumuzun yükselmesi ve sermaye girişleri Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını teyit ediyor. Uluslararası kuruluşların Türkiye’ye yönelik değerlendirmeleri pozitife döndü. Bankalarımızın borçlanma koşulları iyileşti, sermaye hareketleri güçlendi. Türk bankacılık sektörü, küresel şoklara rağmen büyümeyi destekleyen en güçlü dayanaklarımızdan biri oldu. Bankacılık sektörümüz hem aktif hem pasif yapısıyla OVP hedefleriyle uyumlu ilerledi. Küresel şoklara karşı son derece dirençli bir duruş sergiledi ve reel sektörü destekleyen yapısını sürdürdü” dedi.

Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan: “2026 reel ekonomiyi daha güçlü bir kredi mimarisiyle destekleyeceği bir yıl olacak”

Konuşmasında faizlerin düşerken selektif kredi politikası ve sıkı ihtiyati tedbirler devam edeceğine değinen Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, “Orta Vadeli Programın en kritik bileşeni, fiyat istikrarını ve makro ihtiyati dengeyi birlikte sağlamaktır. 2026’da enflasyondaki düşüşe paralel kademeli faiz indirimleri bekliyoruz; ancak bu süreç kesinlikle parasal genişleme anlamına gelmiyor. Selektif kredi yaklaşımı, kredi büyümesini sınırlayan mekanizmalar ve bankaların kaynaklarını üretim, yatırım ve ihracata yönlendiren politika seti 2026’nın özellikle ilk yarısında kararlılıkla devam edecektir” dedi.

“TL mevduatın sistemde kalıcılığı, 2026 bankacılık politikasının merkezinde olacak”

Merkez Bankası’nın faiz adımlarına ek olarak, sistemde Türk lirasının istikrarını koruyan zorunlu karşılık düzenlemeleri ve TL mevduat hedefleri süreceğini ifade eden Arslan, bu yaklaşımın finansal istikrarın ve öngörülebilirliğin en güçlü bileşenlerinden biri olduğuna değindi.

“2026’nın bankacılık gündemi kredi riskinin yönetilmesi olacak”

Kredi büyümesi, kur etkisinden arındırıldığında 2025 yılında enflasyona yakın bir seviyede ilerleyerek ekonomiyi desteklediğini belirten Osman Arslan, sözlerine şöyle devam etti: “Özellikle ihracat ve yatırım gibi stratejik alanlara yönelen kaynak akışı, makro ihtiyati çerçevenin başarısını gösteriyor. 2026’da bankacılık sektörünün ana gündemi kredi riskinin yönetimi olacaktır. 2025’in zor koşullarına rağmen tahsili gecikmiş alacak oranının yüzde 2,5’un üzerinde seyretmemesi, sektörün risk yönetimindeki başarısını ortaya koyuyor. Kurumsal ve KOBİ segmentinde sağlanan yapılandırma, vade optimizasyonu ve nakit akışına uygun maliyet planlaması reel sektöre ciddi bir katkı sundu. Faiz oranlarındaki gerileme bankaların faiz marjlarını güçlendirecek; dijitalleşme, ücret-komisyon gelirleri ve verimlilik artışları ise sektörün sermaye yeterliliğini destekleyecek. Türk bankacılık sektörü yıllardır temettü politikasını ihtiyatlı yöneterek öz kaynaklarını güçlendirmiştir. Bu güçlü sermaye yapısı 2026’da reel sektöre daha fazla destek verme kapasitesini artıracaktır.”

2026’nın, Türkiye bankacılık sektörünün hem istikrarı koruyup hem de sermaye gücünü artırarak reel ekonomiyi desteklemeye devam ettiği bir yıl olacağını söyleyen Arslan, “Dengeli para politikası, güçlü sermaye yapısı, selektif kredi yaklaşımı ve dijital dönüşümün sağladığı verimlilik, Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme patikasını güçlendirecek” dedi.

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür: “Bankacılıkta eksik halka sürdürülebilir karlılık; 2026’da bu döngü kırılacak”

“Bankacılık sektörünün hedefi enflasyonun üzerinde, kalıcı ve sağlıklı karlılık yaratmaktır’ diyen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür sözlerine şöyle devam etti:  “Ekim sonu itibarıyla sektörün özkaynak karlılığı 25,4 seviyesinde. Bunu yıllıklandırdığımızda yaklaşık yüzde 30’a geliyor ki, hala enflasyonun altında bir karlılıktan söz ediyoruz. Bankacılığın sürdürülebilir çalışabilmesi için temel bankacılık gelirlerini enflasyonun üzerinde, kalıcı bir şekilde yaratabileceğimiz bir ortama ulaşmamız gerekiyor. Bugünkü politika seti, makro ihtiyati tedbirler ve geçici düzenlemeler karlılığı baskılıyor; ancak sektör de ülke ekonomisinin istikrarı adına üzerine düşeni yapıyor.”

“2026 daha olumlu bir görünüm sunuyor; ortak uyum sayesinde normalleşme başlayacak”

2026 yılının bu yıla göre çok daha olumlu bir tabloda geçeceğine işaret eden Gür, “Faiz indirimi kararları beklentileri netleştiriyor ve politika setinin tüm paydaşlar tarafından güçlü şekilde desteklenmesi normalleşme sürecini hızlandırıyor. Bankacılık sektörü, reel sektör ve finans ekosistemi bu programa aynı disiplinle uyum sağlıyor. Bu geçiş döneminin kısa süreceğini ve 2026’dan itibaren daha dengeli bir ortama döneceğimizi öngörüyorum” dedi.

“Enflasyonun seyri, faiz patikası, kredi maliyetleri ve verimlilik sektörü şekillendirecek”

2026 yılında sektörün radarında dört kritik konunun olduğunu belirten Kaan Gür,  “Enflasyonun seyri, faiz indirimlerinin devamı, kredi maliyetlerindeki gelişmeler ve verimlilik artışı. Bu dört başlık bankacılığın sadece karlılığını değil, reel sektöre vereceği desteğin ölçeğini de belirleyecek. Bugün Türk bankacılık sektöründe kamusu, özeli, katılım bankalarıyla birlikte Basel kriterlerinin çok üzerinde, yaklaşık yüzde 18’lerde seyreden yüksek bir sermaye yeterliliği var. Takip oranları yönetilebilir seviyede, karşılık ayırma prensipleri son derece güçlü. Bankalarımız hem risk yönetiminde hem uluslararası piyasalara fonlama erişiminde çok yetenekli ve dirayetli bir yapıya sahip. CDS seviyeleri 5 yıllık görünümde çok olumlu bir noktaya geldi; bu da borçlanma maliyetlerimizi düşürerek fonlama koşullarını daha da iyileştirecek” dedi.

“Türkiye bankacılık sisteminin sermaye yapısı, insan kaynağı, fonlama kabiliyeti ve regülasyon uyumu açısından son derece sağlam olduğunu belirten Gür, “ Bugün eksik olan tek başlık sürdürülebilir karlılıktır. Politika setindeki normalleşme adımları ve verimlilik artışıyla birlikte 2026’dan itibaren bu konuda daha olumlu bir katkı göreceğimizi düşünüyorum.”

QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan: “Türk bankacılık sistemi güçlü sermayesiyle 2026’ya sağlam bir zeminde giriyor”

Son iki buçuk yıldır uygulanan program, enflasyonla mücadeleyi temel alarak istikrarı güçlendiren bir çerçeve oluşturduğunu belirten QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, “Enflasyonun 75’lerden 31 seviyelerine düşmesi bunun somut göstergesidir. Ancak faiz seviyelerindeki yükseliş, işletme sermayesi ihtiyacındaki artış, ihracatçı firmaların talep ettiği ilave destekler ve finansman maliyetlerindeki baskılar reel sektörde hem bilançoları hem nakit akışlarını etkiledi. Bu nedenle 2024 son çeyreğinden itibaren sorunlu kredilerde beklediğimiz gibi bir artış yaşadık” dedi.

NPL Görünümü: “Artış var ama tarihsel ve küresel standartlara göre hala güçlü bir yerdeyiz.”

“NPL oranı  yüzde 2,5 seviyesinde olduğunu belirten Tan, “Perakende tarafta bu rakam 4 seviyesine, tüzel tarafta ise 2 seviyesine karşılık geliyor. Bu oran sektörü endişelendirecek bir düzey değildir. Çünkü bazımız oldukça düşüktü; 2020 sonrası dönemde sorunlu krediler tarihin en düşük seviyelerine gerilemişti. Türkiye bankacılık sisteminin uzun dönem ortalaması yüzde 3,1’dir; 2017–2019 döneminde ise NPL oranı 4,1 seviyelerine çıkmıştı. Dolayısıyla bugün hâlâ yönetilebilir bir banttayız. Uluslararası karşılaştırmalara baktığımızda da tablo gayet olumlu: Gelişmekte olan ülkelerde NPL’ler 4’ün üzerinde. G20 ve AB ile kıyaslandığında da Türkiye halen iyi bir konumda” dedi. Önümüzdeki dönemde—özellikle 2026’nın ilk çeyreği ve ikinci çeyreğinin bir bölümünde—NPL tarafının hafif bir yükseliş göstereceğini öngörüyorum. Ancak bunun bir ‘pik’ noktasına ulaşarak plato oluşturacağını düşünüyoruz. Yapılandırma süreçlerinin rahatlatılması, BDDK ve Merkez Bankası tarafından açılan alanlar ve özellikle bireysel taraftaki yeniden ödeme imkanları bu yükselişi sınırlayan unsurlar” dedi.

“Konkordatolar çok konuşuluyor ama veriler endişe gerektirmiyor”

Konkordato sürecinin sistemik bir risk oluşturmadığını söyleyen Ömür Tan, “Tüzel tarafta konkordato başvuruları gündemde. Ancak tabloya yakından baktığımızda, konuşulan rakamların oluşturduğu algıyla gerçek ekonomik büyüklük arasında ciddi bir fark olduğunu görüyoruz. Türkiye’de toplam konkordato sayısı bugün 5 binlerin altında ve bunun ekonomik sistem içindeki ağırlığı oldukça sınırlı: İstihdam, ihracat ve kredi hacmi içerisindeki payları yüzde 1’in altındadır. “Bankacılık sektörü olarak ödeme niyeti olan, faaliyetlerini sürdürmek isteyen, geçici likidite sıkıntısı yaşayan firmalara destek vermeye devam ediyoruz. Vade yapılandırmaları, nakit akışına uygun ödeme planları ve maliyet optimizasyonu firmaların ayakta kalmasını sağlıyor. Bankalar olarak olası riskleri önceden görerek önemli ölçüde provizyon ayırdık. Sektör genelinde de aynı tablo geçerli. Türkiye bankacılık sistemi bugün tahsili gecikmiş alacak artışını yönetebilecek güçtedir. Bu nedenle bir risk yığılmasından söz etmek doğru olmaz.”

“2026, bankacılık sektörünün sağlam sermaye yapısıyla reel sektöre daha güçlü destek vereceği bir yıl olacak”

2026 yılında reel sektöre daha fazla kaynak aktarılacağına dikkat çeken Tan, “Faizlerdeki kademeli düşüş bankaların marjlarını iyileştirirken, dijitalleşme ve verimlilik artışı ücret–komisyon gelirlerini destekleyecek. Bankacılık sektörü uzun yıllardır temettü dağıtımında ihtiyatlı davranarak sermayesini güçlendirdi. Bu sermaye gücü, 2026’da reel sektöre daha fazla kaynak aktarılmasını sağlayacak. Risklerin yönetildiği, selektif kredi politikasının sürdüğü, konkordato sürecinin kontrol altında kaldığı dengeli bir kredi ekosistemi, Türkiye’nin büyüme patikasını desteklemeye devam edecek” dedi.

Denizbank Genel Müdürü Recep Baştuğ: “Türk bankacılığı küresel ölçekte üst ligde; 2027 sonrası yabancı yatırımcı için Türkiye bir değer patlaması yaşayacak”

Türk bankacılığının en büyük avantajı: dünya standardının üstünde insan kaynağı ve yüksek regülasyon kalitesi olduğuna dikkat çeken Denizbank Genel Müdürü Recep Baştuğ: “Türk bankacılığı bence küresel sıralamada çok üstlerde. Yurt dışında çalışırken farklı ülkelerdeki bankacılık pratiklerini görüyorsunuz; şunu çok net söyleyebilirim: Türkiye’de özellikle genç jenerasyon olağanüstü nitelikli. İnsan kalitemiz dünya standardının çok üzerinde. 2000’li yıllardan sonra sektör öyle bir disipline edildi ki bugün şeffaflığı, bilinirliği ve regülasyon kalitesiyle dünyanın en öngörülebilir bankacılık sistemlerinden birine sahibiz. Bu reputasyon yabancı yatırımcı açısından çok kritik bir güven unsuru” dedi.

“Türkiye’de bankacılıkta başarı kriteri ölçekten geçiyor; doğru yatırımcı geldiğinde Türkiye büyük fırsat sunuyor”

Bağlı oldukları ENBD Grubu’ndan örnek veren Baştuğ, “Yabancı yatırımcı Türkiye’ye geldiğinde ölçekli bir oyuncu olması şart; aksi halde Türkiye gerçeğinden tam anlamıyla istifade edemez. ENBD örneğini vereyim: Grubun bankacılık gelirlerinin %25’ini Türkiye yaratıyor, fakat enflasyon muhasebesi nedeniyle bunun sadece %5’i konsolide kara yansıyor. İşte 2027’den sonra enflasyon muhasebesi bittiğinde yabancı yatırımcı kendi gerçek performansını görmeye başlayacak. Gelirin %25’i net olarak konsolide olacak. Bu, sadece ENBD için değil Türkiye’deki tüm yabancı bankalar için bir ‘lig atlama’ etkisi yaratacak” dedi.

“Enflasyon muhasebesinin kalkması yabancı bankalar için gelirleri gerçek seviyesine taşıyacak”

2027 itibarıyla enflasyon muhasebesi kalktığında tüm yabancı bankalar Türkiye’deki gerçek gelir potansiyellerini bilançolarında göreceğini belirten Recep Baştuğ, “Bugün %5 olarak görülen getiriler aslında Türkiye’nin ürettiği değerin tam yansımıyor oluşundan kaynaklanıyor. 2027 itibarıyla enflasyon muhasebesi kalktığında tüm yabancı bankalar Türkiye’deki gerçek gelir potansiyellerini bilançolarında görecek. Bu nedenle Türkiye’nin enflasyonla mücadelesi yabancı yatırımcı tarafından çok daha yakından ve destekleyici bir şekilde izleniyor.ENBD’nin dünya klasmanında 1 numara olduğu, IFC’de 3. sırada bulunduğu tablo, Türkiye’deki projelerin ve özel sektörün uluslararası kurumlar tarafından ne kadar benimsendiğinin göstergesi” dedi.

“Türkiye’ye gelecek yabancı yatırımcının ölçekli ve uzun vadeli olması bu pazarın hakkını vermek için şart”

Yabancıların Türkiye pazarından memnun olduğunu belirten Baştuğ, “Türkiye önemli ve büyük bir pazar. Bu pazara hakkını verecek yabancı yatırımcı gelsin; çünkü küçük ölçekli gelip mutlu olamayan çok örnek gördük. Yabancılar bugün Türkiye’den memnun; 2027’den sonra çok daha memnun olacaklar. Sektörümüz güçlü, regülasyon şeffaf, insan kalitemiz yüksek ve uluslararası güven tam” dedi.

5. Finansın Geleceği Zirvesi & 13. Para Sohbetleri Zirvesi, Emlak Katılım, Fiba Faktoring, Halkbank, İstanbul Finans Merkezi, Takas İstanbul/Takasbank, Tera Holding/Tera Bank, Trendyol, Turkcell, Türk Altın/Koza, THY, Türk Telekom, Vakıf Yatırım ve Ziraat Bankası’nın ana sponsorluğunda; Arsavev ve Kuzu Grup’un co-sponsorluğunda ve  Artaş, Cengiz Holding, Corendon Airlines, Ekmas İnşaat, Finansal Kurumlar Birliği, Integral Yatırım, Koleksiyon Mobilya, Limak, PhillipCapital, Torkam, Zeren Group, Kuzey Marmara Otoyolu, Rams  ve Zeren Group’un destek sponsorluğunda gerçekleşti.

HAFTALIK RAPOR
Haftalık quant yatırım raporuna erişin
AI model tahminleri
Hisse giriş seviyeleri
Hedef fiyatlar
Makro piyasa analizi
Detaylı analizi gör

BAKMADAN GEÇME

  • Gündeme Bomba Gibi Düşen İddia: Soma Termik Santrali Satılıyor mu?

    Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ), Konya Şeker’in (Torku) işlettiği Soma Termik Santrali’nden olan alacağını tahsil etmek için yeni yollar arıyor. İddiaya göre, santrale ilişkin borç uzun süredir ödenememiş ve faizleriyle birlikte yaklaşık 24 milyar TL’ye ulaşmış durumda.

  • SON DAKİKA! TCMB Faiz Kararını Açıkladı

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), mart ayı toplantısında politika faizinde değişikliğe gitmedi. Banka, bir hafta vadeli repo ihale faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. Ekonomistlerin büyük çoğunluğu da faiz oranının bu seviyede korunmasını bekliyordu.

  • Euro Kuru Yeniden Yükseldi: 13 Mart’tan İtibaren İlaç Fiyatlarına Yeni Zam Geliyor

    İlaç fiyatlarına, kullanılan Euro kurundaki güncelleme nedeniyle bu geceden itibaren zam yapılacak. Resmî Gazete’de yayımlanan karara göre, ilaç fiyatlarının hesaplanmasında kullanılan Euro kuru güncellendi. Mevcut 25,3346 TL olan Euro, 13 Mart 2026 Cuma günü saat 00.00’dan itibaren yüzde 6,5 artışla 26,8767 TL’ye çıkacak.

  • Bakan Kurum, Kira Sorununa Çözümü Açıkladı: İstanbul’a Özel ‘Kiralık Konut Projesi’ Hayata Geçirilecek!

    İstanbul’da kira fiyatlarının hızla yükselmesi milyonlarca kiracının en büyük sorunu olmaya devam ederken, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) projeleriyle ilgili yeni bir açıklama geldi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul’a özel kiralık sosyal konut projesinin devreye alınacağını belirterek kira fiyatlarını dengelemeyi hedeflediklerini söyledi.

  • Türkiye’de Yaşlı Nüfus Artarken 65 Yaş Üstünde İşgücüne Katılım Yükseliyor

    Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’de yaşlı nüfus artmaya devam ederken, 65 yaş ve üzeri bireylerin işgücüne katılım oranında da yükseliş gözleniyor. 2024 yılında yaşlıların işgücüne katılım oranı yüzde 13,1’e ulaşırken, istihdamın sektörel dağılımında tarımdan hizmet sektörüne doğru belirgin bir kayma yaşandığı görülüyor.

  • Türkiye’nin Cari Açığı Ocak Ayında 6,8 Milyar Dolara Ulaştı

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre 2026 yılı Ocak ayında cari işlemler hesabı önemli bir açık verdi. Cari denge Ocak’ta 6 milyar 807 milyon dolar açık kaydederken, altın ve enerji hariç hesaplanan cari denge 1 milyar 228 milyon dolar açık verdi. Aynı dönemde ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı ise 6 milyar 967 milyon dolar olarak gerçekleşti.

  • Piyasalarda Kritik Saatler: Yurt İçinde Gözler TCMB’de, Küreselde Enerji ve Enflasyon Gündemi Var

    Küresel piyasalarda enflasyon verileri, enerji piyasasındaki gelişmeler ve jeopolitik başlıklar gündemi belirlerken, yurt içinde yatırımcıların ana gündem maddesi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) açıklayacağı faiz kararı olacak. Piyasalarda yalnızca politika faizi değil, karar metninde verilecek yönlendirmeler de yakından takip edilecek.

  • Dr.Fulya Gürbüz/Vega Portfoy: Savaş Hürmüz Boğazında Alevlendi, Petrol Fiyatları Yükseliyor

    ABD’de 6 Mart haftasında MBA 30-yıl vadeli mortgage faizi %6,19’a yükseldi, haftalık mortgage başvuruları %3,2 artışa yavaşladı, EIA ham petrol…

  • Aracı Kurumlar Borsa İçin Ne Yorum Yaptı?

    Bu analiz, 12 Mart 2026 tarihli piyasa açılışı öncesinde Türkiye ekonomisinin makro dengelerini ve Borsa İstanbul’un teknik görünümünü, üç farklı aracı kurumun (İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co) sağladığı veriler ışığında derinlemesine incelemektedir. Anahtar Kelimeler: BIST100, TCMB Para Politikası, Jeopolitik Riskler, Petrol Fiyatları, Teknik Analiz, Hürmüz Boğazı, Enflasyon Görünümü, Cari Açık. Meta Açıklama: Türkiye piyasalarında gözler TCMB’nin faiz kararına ve Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelere çevrildi. İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co'nun güncel analizleriyle BIST100 destek-direnç seviyeleri ve küresel enerji maliyetlerinin yerel piyasalar üzerindeki etkileri. Giriş: Küresel Enerji Krizi ve Para Politikası Kıskacında Borsa İstanbul 2026 yılının Mart ayı, Türkiye sermaye piyasaları için hem jeopolitik risklerin hem de makroekonomik belirsizliklerin zirve yaptığı bir dönem olarak kayıtlara geçiyor. ABD ve İran arasındaki gerilimin Hürmüz Boğazı gibi kritik bir enerji koridoruna taşınması, brent petrol fiyatlarını 100 dolar sınırına kadar itmiş durumda. Bu durum, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için hem enflasyon hem de cari açık kanalıyla ciddi bir baskı unsuru oluşturuyor. Aracı kurumlar, bugün gerçekleştirilecek olan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından faiz değişimi beklemezken, endekste teknik seviyelerin korunup korunamayacağı yatırımcıların bir numaralı gündem maddesi. 1. İnfo Yatırım: Jeopolitik Riskler ve Enerji Maliyetlerinin Makro Etkisi İnfo Yatırım, piyasa açılışına dair beklentisini "yatay" olarak belirlerken, analizinin merkezine Orta Doğu’daki çatışma ortamının ekonomik faturasını yerleştiriyor. Kurumun değerlendirmesine göre, enerji arz güvenliği şu anki fiyatlamaların ana motoru konumunda. İnfo Yatırım Notu: "ABD ile İran arasında artan jeopolitik gerilim ve devam eden çatışma ortamı, özellikle küresel enerji arzının kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’na ilişkin belirsizlikleri artırıyor... İran’ın Hürmüz Boğaz’ına mayın döşediği de haber merkezlerinde yer alıyor. Söz konusu belirsizlikler petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluştururken, enerji maliyetleri üzerinden küresel ve yurt içi enflasyon görünümüne ilişkin yukarı yönlü beklentileri de artırdı." Bu noktada kurum, petrol fiyatlarındaki artışın Türkiye ekonomisi üzerindeki matematiksel etkisine dikkat çekiyor: Enflasyon Geçişkenliği: Brent petroldeki her 10 dolarlık yükseliş, yurt içi enflasyonu yıllık bazda 1,2—1,3 puan yukarı çekiyor. Cari Denge: Aynı yükselişin cari açığa faturası ise 2,5 milyar dolar. Bu veriler ışığında İnfo Yatırım, TCMB’nin elinin kolunun bağlı olduğunu ve para politikasında temkinli duruşun korunması gerektiğini vurgulayarak, bugünkü toplantıda faizlerin sabit bırakılmasını beklediklerini ifade ediyor. 2. Yapı Kredi Yatırım: Teknik Görünüm ve 13.500 Direnci Yapı Kredi Yatırım, piyasanın makro dinamiklerinden ziyade fiyat hareketlerine ve teknik seviyelere odaklanarak yatırımcılara yol haritası sunuyor. BIST100 endeksinin 18 Şubat’ta başlayan düzeltme hareketinden sonra bir "tepki yükselişi" içinde olduğunu belirten kurum, 13.500 puan seviyesini "kritik" olarak tanımlıyor. Yapı Kredi Yatırım Notu: "Endekste 18 Şubat tarihinde başlayan ara düzeltme hareketinin 12,500 desteği üzerinde oluşturduğu tepki yükselişinin, 13,500 hedef direnç noktasına ataklarında dün satış baskısıyla karşılaştığını gözlemliyoruz... Kısa vadeli teknik resimde 13,500 seviyesini kritik direnç noktası olarak izlemeyi sürdürüyoruz." Kurumun sunduğu teknik seviyeler şu şekildedir: Ana Destekler: 12.800 (ilk önemli seviye) ve 12.500 (kısa vadeli ana destek). Dirençler: 13.500 (ara hedef), 13.750, 14.100 ve 14.500 (yeni bir yükseliş trendi için aşılması gereken seviye). Yapı Kredi Yatırım, yatırımcıları direnç noktalarında oluşabilecek başarısız denemeler ve buna bağlı satış baskısı konusunda uyararak, 12.800 üzerinde kalıcılık sağlanmasının yükseliş umutlarını diri tutacağını belirtiyor. 3. Ünlü & Co: Dezenflasyon Patikası ve TL’nin Dayanıklılığı Ünlü & Co, analiziyle hem makro perspektifi hem de Türk Lirası’nın durumunu kapsayan geniş bir çerçeve çiziyor. Yılın başında hakim olan "sürekli faiz indirimi" beklentisinin, Ocak ve Şubat aylarındaki toplam %7,95’lik enflasyon verisiyle sarsıldığını ifade eden kurum, para piyasalarındaki sıkılaşmaya dikkat çekiyor. Ünlü & Co Notu: "Haftalık kanaldan fonlamanın kesilmesi ile ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin %40’a yönelmesi, TCMB’nin Mart ayı toplantısında beklemede kalacağını düşündürüyor... Piyasalar PPK toplantısında bir yandan faiz kararını takip ederken diğer yandan Merkez Bankası’nın görünümü nasıl değerlendirdiğini anlamaya çalışacaktır." Türk Lirası’nın durumu hakkında ise kurum oldukça net bir tablo çiziyor. TCMB’nin likiditeyi çekmesi ve döviz satışlarıyla müdahale etmesi, TL’yi savaş ortamında bile diğer gelişmekte olan ülke (EM) paralarına göre daha dirençli kılmış durumda. Ancak petrolün 120 dolarlardan 85 dolara inip tekrar 100 dolara dayanması, borsa üzerindeki "olağan tepki" sınırlarını zorluyor. Ünlü & Co Borsa İstanbul Analizi: "BIST-100 endeksinin 13.200 puana yükselmesini pozitif bulmakla birlikte, kuvvetli bir eğilim oluşması için öncelikle 13.400 puanın üzerinde kapanışlar yapılması gerektiğini düşünmeye devam ediyoruz... Piyasaların somut adımlar görmek istediğini not etmek gerekir." Ünlü & Co ayrıca 2025 yılı cari açığının 25,2 milyar dolar (GSYH’ye oranla %1,6) seviyesinde kapandığını hatırlatarak, makroekonomik verilerin piyasa iştahı üzerindeki etkisinin sürdüğünü belirtiyor. Genel Değerlendirme: Yatırımcıyı Ne Bekliyor? Üç kurumun ortaklaştığı nokta, piyasanın şu an için "bekle-gör" modunda olduğudur. Bir yandan jeopolitik risklerin (Hürmüz Boğazı ve İran gerilimi) enerji fiyatlarını yukarı itmesi, diğer yandan TCMB’nin enflasyonla mücadele kapsamında faiz indirimlerini ötelemesi, borsada hızlı bir ralli ihtimalini zayıflatıyor. Stratejik Çıkarımlar: Likidite ve Fonlama: Fonlama maliyetinin %40 seviyesinde olması, borsadaki spekülatif hareketleri sınırlayabilir ancak TL varlıkların cazibesini (faiz kanalıyla) koruyor. Hisse Bazlı Ayrışma: Enerji maliyetlerinden doğrudan etkilenen ulaştırma ve sanayi hisseleri baskı altında kalabilirken, kurumsal karlılıkların enflasyon karşısındaki direnci 13.500 direncinin aşılmasında belirleyici olacaktır. Jeopolitik Haber Akışı: ABD Başkanı’nın "savaşın yakında sona ereceği" yönündeki açıklamaları moral verse de, petrol fiyatları 100 dolar sınırında kaldığı sürece piyasa tam bir rahatlama yaşamayacaktır. Sonuç olarak; BIST100 endeksi için 13.000 – 13.400 bandı, haftanın geri kalanındaki yönü belirleyecek olan ana koridordur. Yatırımcıların bugün saat 14:00’te açıklanacak olan TCMB kararını ve karar metnindeki tonlamayı (şahin/güvercin) en önemli veri seti olarak kabul etmesi gerekmektedir.

  • Recep Erçin: Değişken faizli mevduata ilgi yok

    Merkez Bankası (TCMB), Türk lirası cinsinden tasarrufları özendirmek ve bankacılık sistemindeki aktif-pasif uyumsuzluğunu gidermek amacıyla değişken faizli mevduat ürünlerine yönelik…

  • İran Savaşı Piyasaları Sarsıyor: Asya Borsaları Düştü, Petrol 100 Doları Aştı

    Trump yatırımcıları savaşın biteceğine ikan edemdi. İran Hürmüz'ü kitledi. Panik satışlar yine başladı

  • Merkez Bankası’nın Zor Sınavı! Sanayi Toparlanamıyor! & Turizmde İptaller Başladı | Erdal Sağlam – Semih Sakallı video

    Bu hafta Gündemin Şifresi'nde Erdal Sağlam ve Semih Sakallı, tırmanan savaş geriliminin Türkiye ekonomisine, piyasalara ve siyasete olan etkilerini masaya yatırdı.

  • Çetin Ünsalan:  ‘Cambaza bak’ın adı faiz

    Bu ayki faiz kararı ne olur? Muhtemelen dünyadaki gelişmelere, enflasyonist baskılara baktığınızda faiz oranlarının sabit bırakıldığı bir fotoğraf karşımıza çıkacak.

Benzer Haberler