Sosyal Medya

Politika

Otokratların Önlenemeyen Dansı: İtalya’da Yargı Referandumu, Macaristan’da Seçim Entrikaları

Yazar:  Yavuz Baydar   Ebedi otokrasi hayalleri için Avrupa’da dans koreografileri iyice netleşmekte. İtalya, 1948 Anayasası’nın ruhunu tartışmaya açan “bıçak…

Otokratların Önlenemeyen Dansı: İtalya’da Yargı Referandumu, Macaristan’da Seçim Entrikaları

Yazar:  Yavuz Baydar

 

Ebedi otokrasi hayalleri için Avrupa’da dans koreografileri iyice netleşmekte. İtalya, 1948 Anayasası’nın ruhunu tartışmaya açan “bıçak sırtı” bir referanduma gidiyor bugün ve yarın. Macaristan, 16 yıldır tek adam olarak ülkeyi yöneten Viktor Orbán’ın belki de son seçimine sahne olacak, belki de olmayacak.

KANITLANMIŞ SONUÇLAR%78.3 başarı · ort. %14.8
CCOLA4 Oca – 16 Şub+%38,16
GUBRF25 Oca – 11 Şub+%21,55
OYAKC4 Oca – 16 Şub+%20,56
TKFEN2 Mar – 11 Mar+%20,49
AFYON8 Mar – 16 Mar+%14,03
RAPORU İNCELE →

 

AB ve NATO üyesi iki ülke ve iki benzeşen senaryo. Avrupa’da niyet ve “beka hedefi” açısından birbirini yansıtır gibi duran bu iki lider, demokratik kurumları elleriyle yontarak kendilerine benzetmekte kararlı.

Bu hafta potansiyeli en yüksek · 5 HİSSE
GARAN ▲ Long
GirişNONEEE
T/P HedefNONEEE
S/L StopNONEEE
+ THYAO, ISCTR, SISE, META ve toplam 5 hisse bu hafta analiz edildi
🔒 Tüm seviyeleri görmek için raporu edinin
ÖRNEK RAPORU GÖR →
Yatırım tavsiyesi değildir. Detaylar için raporu inceleyiniz.

 

Biri yargıyı dönüştürmeyi “adalet reformu” olarak sunmakta, diğeri ise seçimi kaybetmemek için aynı anda hem Trump’a hem de Putin’e bel bağlamış durumda.

 

 

 

 

İtalya İkinci Dünya Savaşı’nın küllerinden doğan 1948 Anayasası’na beşinci kez müdahale etmekte. Ama bu referandum öncekilerden farklı. Giorgia Meloni hükümetinin önerdiği — Adalet Bakanı Carlo Nordio’nun adını taşıyan — “Nordio Reformu” ilk bakışta teknik bir yargı düzenlemesi gibi görünüyor. Ama muhalefete ve bağımsız medyaya göre içeriği çok daha derin bir hesabın ürünü.

 

Oy pusulasındaki soru teknik görünüyor: Hâkim ve savcıların kariyer yolları ayrılsın mı? Ama verilecek cevap, İtalyan demokrasisinin mimarisini kökten değiştirecek.

 

Planın anatomisi şu: Yüksek Hâkimler Kurulu ikiye bölünecek. Savcılar ayrı bir çatı altına alınacak. Yeni bir disiplin mahkemesi kura yöntemiyle kurulacak.

 

Kâğıt üzerinde masum görünen bir teklif, ama uygulamada savcılık üzerindeki siyasi baskı kanalları sonuna kadar açılacak.

 

Muhalefet ve hukuk camiası şunu söylüyor:

 

“Bu reform, yargı bağımsızlığının yasal olarak tasfiyesi olacaktır.”

 

1948 Anayasası bir sebepten bağımsız yargı öngörmüştü. O sebep, Mussolini’ydi. (MUBI’deki *Mussolini: Yüzyılın Oğlu* dizisini hatırlayın.) İtalya, Mussolini faşizmine karşı tepki olarak kurumsal denge sistemini bilinçle inşa etmişti. Eleştirmenlere göre bu “reform”, İkinci Dünya Savaşı’ndan çıkarılan tarihsel dersleri imha etme denemesi.

 

 

 

 

Meloni epeydir o dengeyi “kurumsal müdahale” diye tanımlıyor; hükümeti, mahkemelerin sığınmacı sınır dışı etme kararlarını ve hükümet politikalarını defalarca iptal etmesinden şikâyetçi. Başbakanın ağzından dökülen sözler bu durumu özetliyor: “Bu reform, hükümetin icraatını durdurmamak için gerekli olan adımın ta kendisidir!”

 

Dahası var: Referandum tek başına gelmiyor. Meloni’nin “Premierato” projesi — başbakanın doğrudan seçilmesi ve seçildiği partiye parlamento çoğunluğunun garantilenmesi — devreye girerse yürütmenin önünde “dur” diyecek kurumsal bir engel kalmayacak.

 

Tanıdık gelmiyor mu? İtalyan demokrasisinin fren sistemi, parça parça sökülme opsiyonuyla yüz yüze. “Hayır” cephesi diken üstünde.

 

İtalya bugün sandığa giderken anketler, iki tarafın tam anlamıyla başa baş olduğunu göstermekte.

 

Viktor Orbán 2010’dan bu yana, tam 16 yıldır Macaristan’ı yönetiyor — tam 16 yıl. O epey mesafe kaydetti. Yargıyı çoktan hizaya soktu. Medyanın büyük bölümünü susturdu. Sivil toplum örgütlerini budadı. Seçim sistemini kendi lehine yeniden çizdi. AB fonlarının 18 milyar avrosu hâlâ donuk, çünkü Brüksel onun hukuk devleti sicilinden memnun değil. Ekonomi sürünüyor.

 

12 Nisan günü seçim var ve bu prototip otokrat ilk kez gerçekten kaybedebileceği bir seçimle yüz yüze. Rakibi, muhalefet lideri Péter Magyar, Fidesz’in içinden çıkmış, partizan olmayan bir figür.

 

Tisza Partisi anketlerde Fidesz’in yaklaşık 20 puan önünde. Bir ankette vahim bir tablo var: Seçmenlerin yüzde 52,3’ü ülkedeki koşullardan memnun değil; bu oran, Orbán’ın kalesi olan kırsal kesimlerde bile yüzde 50,8’i buluyor.

 

Orbán panikte. Orduyu “enerji tesislerini korumak” bahanesiyle konuşlandırdı, Ukrayna ile sürtüşmeyi kasıtlı olarak tırmandırdı, AB ile maraza çıkardı, erken seçim öncesinde bütçeyi savurgan harcamalarla eritti. Hatta Macaristan parlamentosu, Fidesz’in marifetiyle, cumhurbaşkanını azletmeyi engelleyen bir yasa da çıkardı.

 

Ülkeyi olağanüstü hâl ilan ederek seçimleri iptal etme ihtimalinin dahi masada tutulduğu söyleniyor. Bu da Orbán’ın Belarus diktatörü Lukaşenko ile zihniyet olarak nasıl bir akrabalık içinde olduğunu göstermekte.

 

Orbán iki liderden büyük destek görüyor. ABD Başkanı Donald Trump, Orbán’ı “gerçek anlamda güçlü ve kudretli bir lider” olarak gördüğünü saklamıyor. Destek eyleme de dönüştü. Dışişleri Bakanı Rubio Şubat 2026’da Münih Güvenlik Konferansı’nda Ukrayna lideri Zelenski ile görüşmeyi bir yana iterek apar topar Budapeşte’ye gitmişti.

 

Devamı da var. Reuters, Başkan Yardımcısı JD Vance’in nisan seçimlerinden önce Budapeşte’yi ziyaret edeceğini yazmıştı. Bu geçen gün doğrulandı. Seçim kampanyasına üç hafta kala Washington’ın mesajı açık: Orbán mutlaka kazanmalı.

 

Bu ilişki tesadüf değil. MAGA dünyası, Orbán’ı göçmenler, liberal değerler ve Brüksel bürokrasisi karşısında dimdik duran bir öncü lider olarak görüyor. Washington ayrıca Budapeşte’ye mali destek sözü verdi.

 

Otokrasi âleminde bir “müttefiki” kurtarmak için kuralları bükmek artık normalleşmiş durumda.

 

 

 

 

Asıl bomba dün Washington Post’tan geldi. Gazete, 21 Mart 2026’da Avrupa istihbarat servislerinin elde ettiği ve doğruladığı, Rusya Dış İstihbarat Servisi (Sluzhba Vneshney Razvedki, SVR) belgesine dayanan çarpıcı bir haber yayımladı: SVR, Orbán’a yönelik sahte, “başarısız” bir suikast girişimi düzenlemeyi planlamış.

 

Belgenin kod adı: “Oyun Değiştirici” (“Gamechanger”). Amaç, ekonomik kötüleşme ve yolsuzluk üzerine kurulu bu kampanyayı, seçmenlerde şok üretecek duygusal bir güvenlik anlatısına dönüştürmek.

 

Belge açıkça şunu söylüyor:

 

“Böyle bir olay, kampanyayı rasyonel sosyoekonomik meselelerden koparıp devlet güvenliği, siyasi istikrar ve sistemin korunmasının odakta olduğu duygusal bir zemine taşıyacaktır.”

 

 

 

 

Habere göre plan, Rus gizli servisi SVR’nin aktif operasyon birimi olan “MS Direktifliği” tarafından hazırlanmış. Rusya, Macaristan’a ayrıca üç askerî istihbarat ajanı göndermiş; sahte videolar ve uydurma belgelerle muhalefet adayları hedef alınmış, dezenformasyon kampanyaları da sosyal medyaya servis edilmiş durumda.

 

Kremlin bunu “dezenformasyon” diye reddediyor. Orbán ise haberi “Ukrayna yanlısı propaganda” ilan etti ve ofisi Washington Post’a yanıt vermeyi reddetti.

 

Meloni ile Orbán’ın yolları farklı görünüyor: Biri referandum üzerinden güç tahkimi arıyor, diğeri ise koltuğunu korumak için her kapıyı çalıyor. Ama izledikleri yol haritası birbiriyle örtüşmekte.

 

Her ikisi de demokratik kurumları — biri yargıyı, diğeri seçim sistemini — kendi iktidarlarına engel olarak tanımlıyor. Her ikisi de denge-denetleme mekanizmalarını “müdahale” ya da “dış etki” diye yaftalıyor. Her ikisi de özellikle göç siyasetlerini, AB normlarını aşındırmak için bir kalkan gibi kullanıyor.

 

Tarih merceğinden bakınca bu dinamik gayet tanıdık: Otokrasiler genellikle bir gecede gelmiyor. İlk önce kitleler, “demokrasi aleyhtarı” olduğunu saklayan liderleri kurtarıcı olarak görüp seçiyor. Sonra çark işlemeye başlıyor: Yargı “reforma kavuşuyor”, medya sektörü “düzenleniyor”, sonra da muhalefet “dış güçlerin oyuncağı” ilan ediliyor. Demokrasilerin “olmazsa olmazı” sayılan Kuvvetler Ayrılığı ağır çekim lağvediliyor.

 

Şimdi Roma ve Budapeşte’de olan tam olarak bu: Demokratik bünye, dışarıdan değil içeriden, yavaş yavaş, “reform” adına oyularak çökme tehlikesiyle karşı karşıya.

 

Ama şu da var: İtalya’da toplumsal muhalefet, siyasi temsilcileriyle bağı zayıflamış olsa da, geleneksel olarak güçlü. Macaristan’da ise zayıfken bir hayli güçlendi.

 

Açık toplum için bilek güreşi bir kez daha sandıkta hesaplaşma aşamasında.

 

Bu iki ülkedeki makro siyasi gelişmeler, Avrupa’nın istikbali hakkında bize yeni ipuçları da sunmuş olacak.

 

Yavuz Baydar’ın bloglarını okumak için tıklayın

HAFTALIK RAPOR
Haftalık quant yatırım raporuna erişin
AI model tahminleri
Hisse giriş seviyeleri
Hedef fiyatlar
Makro piyasa analizi
Detaylı analizi gör
KANITLANMIŞ SONUÇLAR %78.3 başarı
CCOLA 4 Oca – 16 Şub +%38,16
GUBRF 25 Oca – 11 Şub +%21,55
OYAKC 4 Oca – 16 Şub +%20,56
TKFEN 2 Mar – 11 Mar +%20,49
AFYON 8 Mar – 16 Mar +%14,03
16 işlemde ort. %14.8 getiri
RAPORU İNCELE →

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler