Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

Volkan Korkmazer yazdı | Küresel Ekonomi ve Piyasalara Bakış: 2026’ya Girerken Temel Fay Hatları

2026’nın ilk haftaları, küresel ekonomi ve finansal piyasalar açısından alışılmışın dışında bir tablo sunuyor. Güçlü varlık fiyatları, yoğun veri akışı ve yüksek hacimli sermaye piyasası işlemleri sürerken; jeopolitik riskler, politika belirsizlikleri ve büyümenin niteliğine ilişkin soru işaretleri daha görünür hale geliyor. Küresel sistem, giderek daha belirgin biçimde jeo-ekonomik bir çerçeveye oturuyor.

Volkan Korkmazer yazdı | Küresel Ekonomi ve Piyasalara Bakış: 2026’ya Girerken Temel Fay Hatları

Özet:

2026’nın ilk haftaları, küresel ekonomi ve finansal piyasalar açısından alışılmışın dışında bir tablo sunuyor. Güçlü varlık fiyatları, yoğun veri akışı ve yüksek hacimli sermaye piyasası işlemleri sürerken; jeopolitik riskler, politika belirsizlikleri ve büyümenin niteliğine ilişkin soru işaretleri daha görünür hale geliyor. Küresel sistem, giderek daha belirgin biçimde jeo-ekonomik bir çerçeveye oturuyor.

https://www.researchgate.net/publication/46455439/figure/fig1/AS%3A307359395139584%401450291598261/olatility-of-global-financial-markets-indicators-around-three-crisis-episodes-Note-all.png
https://assets.bwbx.io/images/users/iqjWHBFdfxIU/i5PU_e1LjRXI/v2/pidjEfPlU1QWZop3vfGKsrX.ke8XuWirGYh1PKgEw44kE/-1x-1.png
https://www.mining.com/wp-content/uploads/2023/12/gold-price-hits-all-time-high-dec-1-2023-2087.jpg
4

Jeo-Ekonomik Düzen: Ekonomi Artık Tek Başına Ekonomi Değil

2026’ya girerken küresel ekonomi, klasik makro göstergelerle açıklanamayacak ölçüde karmaşık bir yapı sergiliyor. Son dönemde yayımlanan küresel analizlerde de vurgulandığı üzere, ekonomik sonuçlar artık yalnızca büyüme, enflasyon ve faiz gibi değişkenlerle değil; jeopolitik riskler, ulusal güvenlik kaygıları ve iç politik gelişmelerle birlikte şekilleniyor.

Bu dönüşüm, küresel sistemin giderek daha belirgin biçimde “jeo-ekonomik” bir zemine kaydığını gösteriyor. Ticaret, enerji, finans ve teknoloji alanlarında alınan kararlar; ekonomik rasyonalite kadar siyasi önceliklerle de belirleniyor.

Makro Veriler: Yoğunluk Artıyor, Netlik Azalıyor

ABD cephesinde enflasyon göstergeleri genel olarak aşağı yönlü eğilimini koruyor. Ancak çekirdek enflasyon verileri, para politikası yapıcıları açısından tam bir rahatlama sağlamış değil. Bu nedenle temkinli para politikası duruşu sürerken, piyasa beklentilerinin bu duruşun süresi ve kapsamı konusunda netleşmediği görülüyor.

İstihdam tarafında ise büyüme ile işgücü piyasası arasındaki ilişkinin zayıfladığına işaret eden sinyaller dikkat çekiyor. Ekonomik aktivite görece güçlü seyrederken, istihdam artışının aynı ölçüde hızlanmaması; büyümenin toplumsal tabana yayılımı konusunda soru işaretleri yaratıyor. Bu durum, ABD ekonomisinde “büyüme var ama hissettirmiyor” tartışmalarını güçlendiriyor.

Euro Bölgesi’nde enflasyonun hedeflerle uyumlu seviyelere yaklaşması olumlu bir gelişme olarak öne çıkarken, büyüme görünümüne ilişkin belirsizlikler devam ediyor. Zayıf iç talep, sanayi üretimindeki kırılganlık ve siyasi belirsizlikler, toparlanmanın hızını sınırlayan temel faktörler arasında yer alıyor.

Çin ekonomisinde ise enflasyon verileri sınırlı bir toparlanmaya işaret etse de, genel momentumun kırılgan olduğu izlenimi sürüyor. İç talep zayıf, gayrimenkul sektörü baskı altında ve büyüme büyük ölçüde ihracata dayanıyor.

Piyasalar: Risk Algısı ile Fiyatlama Arasında Açılan Makas

Makroekonomik ve jeopolitik belirsizliklere rağmen küresel finansal piyasalar görece sakin bir görünüm sergiliyor. ABD’de haftalık bazda yüksek tutarlara ulaşan Hazine tahvil ihraçları, piyasalara erişimin hâlâ güçlü olduğunu gösteriyor. Hisse senedi endeksleri rekor seviyelere yakın seyrederken, risk iştahının tamamen kaybolmadığı görülüyor.

Altın fiyatları tarihsel zirvelere yakın seyrini korurken, dolar kısa vadede güçlü görünümünü sürdürüyor. Bu tablo, artan küresel risk algısı ile varlık fiyatları arasındaki olası bir ayrışmaya işaret ediyor.

Önümüzdeki dönemde kritik soru şu olacak: Mevcut fiyatlamalar, orta ve uzun vadeli belirsizlikleri ne ölçüde yansıtıyor? Yoksa piyasalar, riskleri bir süre daha görmezden mi geliyor?

Enerji ve Jeopolitik Dinamikler: Kırılgan Denge

Enerji piyasalarında İran ve Venezuela merkezli gelişmeler, yalnızca arz-talep dengesi açısından değil, küresel jeopolitik riskler bağlamında da yakından izleniyor. Özellikle büyük ekonomilerin enerji arz güvenliğine olan yapısal bağımlılığı, bu bölgelerde yaşanabilecek olası kesintilerin küresel etkisini artırıyor.

Yenilenebilir enerji yatırımlarındaki artışa rağmen, fosil yakıt arz güvenliği orta vadede kritik bir değişken olmaya devam ediyor. Enerji arzındaki en küçük aksaklıklar bile, enflasyon, cari denge ve büyüme kanalları üzerinden küresel ekonomiyi hızla etkileyebiliyor.

Genel Değerlendirme: Güçlü Görünüm, Kırılgan Zemin

2026’ya girerken küresel ekonomi, daha karmaşık ve çok boyutlu bir risk ortamı ile karşı karşıya. Güçlü piyasa performansı kısa vadede iyimser bir tablo sunsa da, büyümenin niteliği, istihdamın yapısı ve jeopolitik gelişmeler orta vadede yakından izlenmesi gereken temel başlıklar olarak öne çıkıyor.

Önümüzdeki dönemde piyasa yönü açısından yalnızca açıklanan veriler değil; bu verilerin arkasındaki yapısal, politik ve jeopolitik dinamikler de belirleyici olmaya devam edecek. Küresel ekonomide “normalleşme” söylemi güç kazansa da, bu normalin eskisinden çok daha kırılgan olduğu unutulmamalı.

Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler