Sosyal Medya

Gündem

UBS/Gerry Fowler: Yapay zekâ verimliliği artık görünür ve yatırım yapılabilir hâle geliyor

Yapay zekânın (AI) verimlilik üzerindeki etkisi bugüne kadar daha çok teorik tartışmalarla ve altyapı yatırımlarıyla sınırlı kaldı. Ancak UBS’e göre bu tablo değişmeye başlıyor. Şirket verileri, yapay zekânın artık işletmelerin çalışma biçimini somut biçimde dönüştürdüğünü ve bunun önümüzdeki dönemde yatırımcılar açısından ölçülebilir ve yatırım yapılabilir sonuçlar doğuracağını gösteriyor.

UBS/Gerry Fowler: Yapay zekâ verimliliği artık görünür ve yatırım yapılabilir hâle geliyor

Özet:


Yapay zekânın (AI) verimlilik üzerindeki etkisi bugüne kadar daha çok teorik tartışmalarla ve altyapı yatırımlarıyla sınırlı kaldı. Ancak UBS’e göre bu tablo değişmeye başlıyor. Şirket verileri, yapay zekânın artık işletmelerin çalışma biçimini somut biçimde dönüştürdüğünü ve bunun önümüzdeki dönemde yatırımcılar açısından ölçülebilir ve yatırım yapılabilir sonuçlar doğuracağını gösteriyor.

Teoriden pratiğe geçiş

Yapay zekâ ve verimlilik ilişkisi uzun süredir tartışılıyor. Ancak bugüne kadar yatırımcıların odağı daha çok sermaye harcamaları, veri merkezleri ve AI tedarik zincirini mümkün kılan şirketler üzerinde yoğunlaştı. Asıl zor olan ise yapay zekânın şirketlerin günlük operasyonlarını gerçekten değiştirip değiştirmediğini gözlemlemekti.

UBS’e göre bu aşama artık başlıyor. Makroekonomik verilerde henüz belirgin bir verimlilik sıçraması görülmese de, bu durum yapay zekânın etkisini küçümsemek için yeterli değil. Çünkü toplam veriler, piyasa açısından en kritik unsuru —kazananlar ile kaybedenler arasındaki farkı— gizliyor.

Verimlilik herkese eşit dağılmayacak

UBS analizine göre yapay zekâdan kaynaklanan verimlilik kazançları ekonomilere ve sektörlere eşit şekilde yayılmayacak. Kullanım alanları, yatırım hızı, mevcut kâr marjları ve değerleme seviyeleri bu farkı belirleyecek.

Bu nedenle yatırımcıların ilk bakması gereken göstergeler; çalışan başına satış, faaliyet kâr marjları ve maliyet-gelir oranları olacak. Özellikle marjların düşük olduğu ve iş gücünün yoğun kullanıldığı sektörlerde, küçük verimlilik artışları bile kârlılık üzerinde çarpan etkisi yaratabilir.

Perakende ve tüketici sektöründe ilk sinyaller

Perakende sektöründe yapay zekâ etkisi şimdiden ölçülebilir hâle geliyor. Walmart’ın yapay zekâ destekli tedarik zinciri otomasyonu, dağıtım merkezlerinde birim maliyetleri yüzde 30’a kadar düşürdü. Bu sayede şirket, ek istihdam yaratmadan satışlarını artırabildi.

Birçok perakendeci için yapay zekâ, çalışanları işsiz bırakmaktan ziyade daha verimli hâle getiriyor. İş gücü, daha yüksek katma değerli ve müşteriyle temas eden alanlara kaydırılıyor.

Bankalar: Sessiz ama kalıcı kazançlar

Bankacılık sektörü, yapay zekâdan en erken fayda sağlayan alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Veri yoğun yapıları sayesinde bankalar, küçük ama sürekli verimlilik kazanımları elde ediyor.

JPMorgan, müşteri kişiselleştirmeden işlem ve dolandırıcılık yönetimine kadar 450 farklı yapay zekâ kullanım alanı belirlemiş durumda. Bank of America’nın dijital asistanı “Erica”, milyarlarca müşteri etkileşimini yöneterek çağrı merkezi hacmini yüzde 40 azalttı.

Bu kazanımlar henüz dramatik değil; ancak yüksek sabit maliyetlere sahip bankalarda küçük maliyet iyileşmeleri bile kârları orantısız biçimde yukarı çekebiliyor.

Sanayi ve endüstride maliyet devrimi

Sanayi şirketleri de yapay zekâyı hızla operasyonlarına entegre ediyor. Deere’in “See and Spray” teknolojisi, bazı kimyasal kullanımını yüzde 60 azaltırken, şirket 2030’a kadar ekipman satışlarının yüzde 10’unun tekrarlayan hizmet gelirlerinden gelmesini bekliyor.

Grainger, stok yönetimi ve müşteri hizmetlerinde yapay zekâ kullanarak hizmet seviyelerinde 2,5 puanlık iyileşme sağladı. Rolls-Royce ise yapay zekâ destekli karar modelleri sayesinde tedarik edilen ürünlerde 180 milyon sterlin tasarruf elde etti.

Teknoloji ve hizmetlerde marj genişlemesi

Yazılım ve BT hizmetlerinde yapay zekâ, doğrudan maliyet tasarrufu ve marj artışı yaratıyor. SAP, 2025’te yapay zekâ sayesinde 300 milyon euro verimlilik kazancı sağladığını, bu rakamın 500 milyon euroya çıkmasının beklendiğini açıkladı.

Ödeme sistemlerinde ise PayPal ve FIS gibi şirketler, üretken yapay zekâ destekli yazılım araçları sayesinde geliştirici verimliliğinde yüzde 10 ila 30 artış görüyor.

Sürpriz kazananlar kim olabilir?

UBS’e göre borsadaki en büyük kazananlar, pahalı ve kalabalık yapay zekâ hisselerinden değil; düşük marjlı, emek yoğun ve görece ucuz şirketlerden çıkabilir. Bu şirketlerde küçük maliyet düşüşleri ve verimlilik artışları, kârlılıkta büyük sıçramalar yaratabilir.

Bu nedenle yapay zekâdan kaynaklanan getirilerin bir sonraki aşaması, yüksek harcama yapan teknoloji devlerinden ziyade, sessizce marjlarını iyileştiren şirketlerde ortaya çıkabilir.

Avrupa bankaları neden öne çıkıyor?

UBS, bu çerçevede Avrupa bankalarını özellikle dikkat çekici buluyor. Faizlerin sıfırın altından yükselmesiyle güçlü performans sergileyen sektör, hâlâ düşük değerlemelerle işlem görüyor. Buna karşın maliyetlerin istikrarlı şekilde düşmesi, kâr tahminlerinin yukarı yönlü revize edilmesini sağlıyor.

Yapay zekâ verimliliği büyük bir gürültüyle gelmeyebilir. Ancak UBS’e göre piyasalar, rakamlar hareket etmeye başladığında bunu fark etmekte gecikmez. 2026 boyunca bu etkinin daha geniş bir piyasa kesimine yayılması bekleniyor.

Kaynak:  FT

Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

Türkiye ve BIST için ne anlama geliyor? Kimler öne çıkabilir?

UBS’in işaret ettiği yapay zekâ kaynaklı verimlilik artışı, Türkiye piyasaları açısından da göz ardı edilemeyecek fırsatlar barındırıyor. Özellikle düşük marjla çalışan, emek yoğun ve operasyonel verimliliğe duyarlı sektörler, yapay zekâdan en hızlı ve orantısız faydayı sağlayabilecek alanlar olarak öne çıkıyor.

Bankacılık sektörü, Türkiye için ilk sırada geliyor. Büyük veri altyapısına sahip bankalarda; çağrı merkezi otomasyonu, dolandırıcılık tespiti, kredi skorlama ve müşteri kişiselleştirme gibi alanlarda yapılacak küçük iyileştirmeler bile maliyet-gelir oranlarını anlamlı biçimde aşağı çekebilir. Yüksek sabit maliyet yapısı nedeniyle bu tür kazanımlar, net kârlılıkta çarpan etkisi yaratabilir.

Perakende ve gıda zincirleri, özellikle lojistik, stok yönetimi ve fiyat optimizasyonu alanlarında yapay zekâ uygulamalarından fayda sağlayabilir. Enflasyonist ortamda marjları baskı altında olan bu şirketlerde, israfın azalması ve tedarik zincirinin daha verimli hâle gelmesi kârlılık açısından kritik olabilir.

Sanayi ve ihracatçı şirketler için yapay zekâ, enerji verimliliği, bakım-onarım planlaması ve kalite kontrol süreçlerinde maliyetleri düşürücü bir rol oynayabilir. Düşük birim kârlarla çalışan sektörlerde, küçük verimlilik artışları bile rekabet gücünü belirgin şekilde artırabilir.

BT hizmetleri ve yazılım şirketleri ise daha doğrudan bir kazanç alanı sunuyor. Yazılım geliştirme süreçlerinde üretken yapay zekâ kullanımı, çalışan başına geliri artırırken proje teslim sürelerini kısaltabilir. Bu da hem marj genişlemesi hem de ölçeklenebilir büyüme anlamına geliyor.

Özetle, Türkiye’de yapay zekâdan en fazla faydayı sağlaması beklenen şirketler; “hikâyesi parlak” olanlardan ziyade, sessizce maliyetlerini düşüren, verimliliğini artıran ve bunu finansallara yansıtan şirketler olacak. UBS’in vurguladığı gibi, bu dönüşüm büyük manşetlerle değil; bilançolardaki küçük ama kalıcı iyileşmelerle kendini gösterecek.

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler