Sosyal Medya

Gündem

Türkiye Büyürken, Ücretli Çalışanlar  Hep Kaybediyor

Ücretli çalışanların gelirleri sürekli eriyor

Türkiye Büyürken, Ücretli Çalışanlar  Hep Kaybediyor

Özet:


Türkiye’de ücretli çalışanların yaşadığı ekonomik sıkıntılar, yalnızca hayat pahalılığıyla sınırlı olmaktan çıkmış durumda. Reel ücretlerdeki sert düşüş, artan borçlanma ve hızla zayıflayan geri ödeme kapasitesi, 2026’ya girerken hane halkını yapısal bir gelir erozyonuyla karşı karşıya bırakıyor.


Reel Ücret Kaybı Küresel Ölçekte Dikkat Çekiyor

Türkiye, son yıllarda dünyada reel ücretlerin en sert düştüğü ülkeler arasında üst sıralarda yer alıyor. OECD verilerine göre, satın alma gücü paritesine göre hesaplanan net gelirlerdeki gerileme Türkiye’de birçok ülkeye kıyasla çok daha derin.

OECD raporlarında, birim iş gücü maliyetleri gerilerken, emeğin toplam gelirden aldığı payın düzenli biçimde azaldığına dikkat çekiliyor. Bu tablo, ücretli çalışanların büyümeden pay alamadığına işaret ediyor.

G20 ülkeleriyle yapılan karşılaştırmalarda, gelişmiş ekonomilerde reel ücretler yatay seyrederken ya da sınırlı gerilerken; Türkiye, yüksek gıda ve barınma enflasyonu nedeniyle ciddi bir reel ücret kaybı yaşayan ülkelerin başında geliyor. ILO ve OECD çalışmaları, ücretli emekçilerin ekonomik koşullarının belirgin biçimde bozulduğunu ortaya koyuyor.


Çalışanların Büyük Bölümü Gelir Erozyonu Yaşıyor

Türkiye’de çalışan nüfusun yaklaşık yüzde 72’si ücretli konumunda bulunuyor. Bu kesimin büyük bölümü, gelirlerinin temel harcamaları karşılamaya yetmemesi nedeniyle kalıcı bir gelir erozyonuyla karşı karşıya.

Gelir yetersizliği, hane halkını giderek artan biçimde borçlanmaya zorluyor. Son bir yılda hane halkı borçluluğundaki hızlı artış, bu sürecin ne kadar kısa sürede derinleştiğini net biçimde gösteriyor.


Kredi Kartı Borçları 2,7 Trilyon TL’yi Aştı

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, Ocak 2025’te daha yönetilebilir seviyelerde olan kredi kartı borçları, Ocak 2026 itibarıyla 2,7 trilyon TL sınırını aşmış durumda.

Borçlardaki yıllık artış hızının enflasyonun çok üzerinde seyretmesi, hane halkının yaşadığı gelir açığını kredi kartı limitlerini zorlayarak kapatmaya çalıştığını gösteriyor. Bu borçlanmanın en dikkat çekici yönü ise, kredilerin büyük ölçüde gıda, barınma ve faturalar gibi temel ihtiyaçlar için kullanılması.


Takipteki Alacaklarda Sert Artış

Borçlanma kapasitesindeki bozulma, bankacılık sektörüne de yansımış durumda. Ocak 2025’te görece sınırlı seyreden takipteki alacaklar, Ocak 2026’nın ilk haftalarında 610 milyar TL seviyesine ulaştı.

Takipteki alacaklardaki yıllık artış oranının yüzde 90’ı aşması, hane halkının borç geri ödeme kapasitesinin bir yıl içinde neredeyse yarı yarıya azaldığına işaret ediyor.


Borçla Geçinme Dönemi Sona Yaklaşıyor

Bir yıl önce hane halkının temel sorunu “satın alma gücündeki düşüş” iken, bugün gelinen noktada sorun çok daha ağır bir aşamaya evrilmiş durumda. Milyonlarca kişi için tablo artık “borçla dahi geçinememe ve temerrüde düşme” noktasına dayanmış bulunuyor.

Geçen yılın aynı dönemine kıyasla hane halkı bugün daha borçlu, daha yoksul ve özellikle çocuklar ile yaşlılar açısından yetersiz beslenme gibi daha ciddi sosyal risklerle karşı karşıya.

Uzmanlara göre, yıllardır süren ve son bir yılda hız kazanan gelir erozyonunu durduracak köklü ve kalıcı adımlar atılmadığı sürece, yakın gelecekte “yaşamak için borçlanmak” dahi mümkün olmayabilir.

Kaynak:  Erkan Aydoğanoğlu, Evrensel

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler