Sosyal Medya

Gündem

NYT sordu, altı uzman yanıtladı: İran’ı ne bekliyor?

Altı yazarın neredeyse tamamının üzerinde birleştiği asıl nokta, dışarıdan dayatılacak herhangi bir çözümün İran’da meşruiyet zemini bulamayacağı gerçeği.

NYT sordu, altı uzman yanıtladı: İran’ı ne bekliyor?

Yavuz Baydar

Ayetullah Ali Hamaney‘in öldürüldüğü, ABD-İsrail koalisyonunun İran’a açtığı savaşın ikinci haftasında New York Times altı uzmanın görüşlerini bir araya getirdi.

Soru basit, ama yanıtlar karmaşık: İran’ı ne bekliyor?

Altı farklı analitik perspektiften çıkan tablo, hem ürkütücü hem de sürükleyici, bulanık bir tablo sunmakta. Uzmanlar bazı kritik noktalarda hemfikir. Ama asıl tartışmalı meseleler, tam da savaşın seyrini belirleyecek olan sorularda düğümleniyor.

Altı yazarın neredeyse tamamının üzerinde birleştiği asıl nokta, dışarıdan dayatılacak herhangi bir çözümün İran’da meşruiyet zemini bulamayacağı gerçeği.

Bu hafta potansiyeli en yüksek · 5 HİSSE
ASELS ▲ Long
GirişNONEEE
T/P HedefNONEEE
S/L StopNONEEE
+ TKFEN, CIMSA, AFYON, TRMET ve toplam 5 hisse bu hafta analiz edildi
🔒 Tüm seviyeleri görmek için raporu edinin
ÖRNEK RAPORU GÖR →
Yatırım tavsiyesi değildir. Detaylar için raporu inceleyiniz.

Brown Üniversitesi Watson School’un kıdemli araştırmacısı, All the Shahs Men: An American Coup and the Roots of Middle East Terror (Şah’ın Adamları: Bir Amerikan Darbesi ve Orta Doğu Terörünün Kökleri”) ve Reset: Iran, Turkey, and Americas Future (Sil Baştan: İran, Türkiye ve Amerika’nın Geleceği”) kitaplarının yazarı Stephen Kinzer meseleyi tarihin derinliklerini çerçeveleyen bir bağlamda ele alıyor:

“İran’ın modern tarihi, hatta kadim tarihinin büyük bir bölümü, mükerrer yabancı müdahaleler tarafından biçimlendirildi. Bu durum, toplumsal belleği derinden yaralamıştır. Aşırı koşullar altında bile pek çok İranlı, ülkelerini şekillendirme iddiasındaki dış güçlere karşı içgüdüsel bir direniş göstermekte. Bu tarih boyunca, dışarıdan dayatılan herhangi bir lider ya da rejim bu kişi ülkeyle derin bağları olan biri bile olsa yabancı güçlerin aracı olarak görülecektir. ABD ve İsrailin onayıyla iktidara gelecek herhangi bir rejim ya da lider ülkeyi yönetmekte muazzam güçlük çekecektir.”

1953 darbesini, Musaddık’ın devrilişini ve ardından başlayan çeyrek asırlık baskı dönemini hatırlatan Kinzer, “Şah’ın oğlu Reza Pehlevi, bu damgayı hiçbir zaman silemeyecektir,” diye ekliyor.

Chatham House Orta Doğu ve Kuzey Afrika Programı Direktörü Sanam Vakil aynı çıkmazı daha güncel bir çerçevede ele alıyor:

Trump yönetiminin zamanlaması, karmaşık hedefleri ve askeri zorlamaya dayanan yaklaşımı, İran halkını başarısızlığa mahkûm etti. VMevcut İran muhalefeti ise bu döneme paramparça bir halde giriyor. Reza Pehleviyi destekleyen monarşistler, sürgündeki militan muhalif örgüt Mücahidin-i Halk ve Kürt ile diğer etnik partiler son yıllarda aralarında köprü kurmaya çalıştılar. Ancak bu çabalar ideolojik rekabetler, tarihsel husumetler ve meşruiyet iddialarındaki çatışmalar nedeniyle yarım yamalak durumda. Bugün, rejimin istikrarsızlığını tutarlı bir siyasi geçişe dönüştürmeye hazır olunsa dahi birleşik bir muhalefet yapısı yok. Ertesi gün”e dair bir plan yok, bir vizyon yok, öne çıkmaya hazır bir örgüt yok.”

Bu savaş siyasi manzarayı muhalefet güçlerinin örgütlenebileceğinden çok daha hızlı bir şekilde yeniden şekillendiriyor. Rejime karşı çıkanlar, demokratik açılımları mümkün kılan uzlaşma ve uzlaştırma gibi yavaş siyasi çalışmaları yapacak zamana, desteğe sahip olamadılar, kendilerini apar topar bir koşuşturmada buldular.

Bugünkü trajedi şu: Pek çok İranlının umut ettiği bu tarihi fırsat, onu yakalayacak siyasi mimari inşa edilmeden çok önce geldi.

Bu, İranda demokrasinin bir hayal ürünü olduğu anlamına gelmiyor. İslam Cumhuriyeti kriz içindeyken, İranda demokratik bir geçiş hâlâ düşünülebilir durumda. Ancak bu fırsat daralıyor. Muhalefet, farklılıklarını bir kenara bırakıp çoğulcu bir koalisyon kurmalı; mevcut güvenlik yapısının fraksiyonlarıyla ilişki kurmalı ve en önemlisi ABD, bölgesel güçler ile her şeyden önce İran halkının desteğini almalı.”

California State Üniversitesi tarih profesörü Afshin Matin-Asgari de muhalefet dayanışmasına dair uyarılar sunuyor, ama daha iyimser bir çerçeve sunuyor:

Mir Hüseyin Musavi gibi isimler ile İranda sanal ev hapsinde tutulan ve politik olarak kenara itilmiş eski reformist cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, hâlâ siyasi sermayeye sahip ve bir geçiş konseyinde yer alabilirler. Eski içişleri bakan yardımcısı ve popüler bir politikacı olan, geniş çapta saygı gören siyasi tutuklu Mustafa Tajzadeh ile İslam Cumhuriyetinin diğer açık sözlü eleştirmenleri de bu sürece dahil olabilir.”

Başarı şansı en yüksek olan yol İran diasporasının Trumptan İran’ı silah zoruyla kurtarmasını teşvik etmek yerine, ülke içinden gelen barışçıl değişim taleplerini yükseltmesi. Bütün bunların tutunabilmesi için bu korkunç ve anlamsız savaşın bir an önce durması şart.”

Peki, rejim direniyor mu, çöküyor mu?

İşte tam bu noktada uzmanlar birbirinden keskin biçimde ayrılıyor. Quincy Institute‘ün kurucu üyesi ve Başkan Yardımcısı Trita Parsi rejimin sanıldığından çok daha dayanıklı olduğu görüşünde:

Rejimin dirençli çıkması herhalde şaşırtıcı değil. Anketlere göre çoğu İranlı arasında derin bir popülerlik kaybı yaşasa da, teokrasi milyonlarca insanın desteğini korumakta. Devrimci devlet zaten kalıcı olmak üzere tasarlanmıştı. İslam Devrim Muhafızları 1979da devrimcilerin devirdikleri monarşiye sadık kalacağından korktukları İran Ordusuna karşı devrimi korumak için kuruldu. Daha geniş siyasi ve güvenlik yapısı ise liderlik üyeleri öldürülse bile sürekliliği sağlamak için yedeklemeler içeriyor.”

Kilit noktalarda askeri ve siyasi görevler için yedekler bazı durumlarda komuta zincirinin tam beş kademe aşağısına kadar— önceden belirlenmişti. Merkezi komuta yapısı çökerse hükümetin aksamadan işlemesi için eyalet valilerine cumhurbaşkanına denk yetkiler tanındı. Yerel askeri komutanlar da Tahrandan emir beklemeden karar alma yetkilendirildi.”

Trump, İran teokrasisi içinden Venezuelada olduğu gibifirarlar bekliyor gibi görünüyor. Bu muhtemelen bir ham hayal. Herhangi bir potansiyel firarcı da Trump’ın Venezuela modelini kabul edilemez bulacaktır. Washingtonun Venezuelayı İsraile petrol satmaya zorlayacak: İranda bazı kesimlerce durum böyle algılanıyor. İran sisteminde güvenilir bir liderin diğerlerini yanına çekebilecek ve güvenlik yapısını bütün tutabilecek birininsadece iktidarı korumak adına İran’ın yöneliminde böylesine köklü bir değişimi kabul etmesi hayal etmek zor.”

Buna karşılık International Crisis Group İran Proje Direktörü Ali Vaez gelişmeleri daha dinamik bir tabloya yerleştiriyor.

Ona göre belirleyici olan, savaşın sonunda kimin ayakta kalacağı:

Eğer İslam cumhuriyetinin kurumsal yapısı ayakta kalırsa, seçilen yeni lider Hamaneyin onlarca yılda biriktirdiği otoriteden, ağlardan ve zorlayıcı kaldıraçlardan yoksun, zayıf bir konumda işe başlamış olacak.”

ABD ve İsrail rejimin üst kademelerini daha da çökertirse Larijani ve Ghalibaf gibi isimleri tasfiye edersetablo değişir. İranlıların bazılarının Bonaparte senaryosu” dediği bir olasılık ortaya çıkar: Devrim Muhafızları içinden Napolyonvari bir güçlü adam yükselir, kolordunun kalan siyasi ve ekonomik çıkarlarını konsolide eder. Böylesi bir figür muhtemelen siyasi kontrolü sıkılaştırırken ekonomiyi temkinli biçimde liberalleştirir ve dış dünyayla ilişkileri onarır.”

Vaez, karamsar bir senaryoyu da ekliyor:

Devrim Muhafızları’nda hiçbir tekil figürün onu kontrol edecek meşruiyete sahip olamayacağı da düşünülebilir. Bu durumda rakip fraksiyonlar, küçülen ganimetler için yarışa girer ve ülkeyi Libya ya da Sudan’ı andıran bir iç çatışma döngüsüne sürükler; burada merkezi otoritenin çöküşü, alttan gelen istikrarsızlıkla birleşerek tam bir parçalanmaya yol açar.”

International Crisis Group Körfez ve Arabistan Yarımadası Proje Direktörü Yasmine Farouk analizini geniş bir coğrafi çerçeveye oturtuyor ve alarm zillerini çalıyor:

“İran çökerse, zaten bulanık olan Pakistan-Afganistan sınırlarında şiddet koridoru ile uyuşturucu, silah ve insan kaçakçılığı oluşmasını hayal etmek zor değil. Yaklaşık 90 milyon nüfuslu bir ülkede devletin çöküşü, komşularını ve Avrupayı hızla ezecek potansiyelde bir göç krizini tetikleyebilir ve on yıldan fazla önce başlayan Suriyeli mülteci krizini gölgede bırakır.

Bir haftada bu savaş zaten Körfez ekonomilerini, enerji altyapısını ve küresel piyasaları etkiledi. Avrupa ve NATOyu sınırlı da olsa içine çekti, Sri Lanka açıklarındaki sulara kadar uzandı. Devlet çökerse, daha fazla yansımaların yerel sınırlarda kalması beklenecek bir şey değil.

Parçalanmış, silahlı ve öfke dolu bir İran, bölgeye ya da dünyanın ekonomisi ve düzene en son ihtiyacı olan şeydir; İran halkının da hak ettiği son şeydir. Ama bu plansız savaşın en trajik sonucu olma riskini taşıyor.”

Bu ihtimal, tartışmalarda şimdilik en az değinilen ama belki de en kalıcı hasarı önceden ilan eden bir boyut.

Altı yazarın paylaştığı en derin ortak zemini ise yine Matin-Asgari dile getiriyor:

“İranlılar harap olmuş evlerini onarmaya dönebilmeli ve geleceklerini tam egemenlik ile barış içinde dışarıdan herhangi bir müdahale olmaksızın kendileri belirleyebilmeli.”

HAFTALIK RAPOR
Haftalık quant yatırım raporuna erişin
AI model tahminleri
Hisse giriş seviyeleri
Hedef fiyatlar
Makro piyasa analizi
Detaylı analizi gör

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler