Gündem
İran Savaşı’nın kazananları Putin ve Xi
ABD’nin Orta Doğu’da uzun ve maliyetli bir savaşa saplanmasını izleyen Moskova ve Pekin, bu süreçten hem ekonomik hem de jeopolitik kazanç elde ediyor.
İran savaşı küresel ekonomiyi sarsarken, Rusya ve Çin’in görece sessiz kalması dikkat çekiyor. Analizlere göre bu “sessizlik” tesadüf değil; aksine ABD’nin Orta Doğu’da uzun ve maliyetli bir savaşa saplanmasını izleyen Moskova ve Pekin, bu süreçten hem ekonomik hem de jeopolitik kazanç elde ediyor.
İran Savaşı: Rusya ve Çin Nasıl Kazanç Sağlıyor?
İran’da giderek genişleyen savaş, küresel ekonomi üzerinde ciddi bir baskı yaratırken, Çin ve Rusya’nın alışılmadık sessizliği dikkat çekiyor.
Normalde sert açıklamalar yapan bu iki ülkenin sınırlı tepkilerle yetinmesi, aslında bilinçli bir stratejiye işaret ediyor: ABD’nin Orta Doğu’da uzun süreli bir çatışmaya sürüklenmesini izlemek ve bu süreçte kendi nüfuz alanlarını genişletmek.
Hürmüz Krizi Küresel Ekonomiyi Rehin Aldı
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı mayınlar, kıyı füze sistemleri ve drone saldırılarıyla fiilen kapatması, enerji piyasalarında şok etkisi yarattı.
Küresel petrol arzının yaklaşık %20’sinin geçtiği bu kritik geçidin kapanması:
- Enerji fiyatlarını sert şekilde yükseltti
- Tedarik zincirlerini bozdu
- Küresel enflasyon riskini artırdı
ABD’nin hızlı ve kesin sonuç almayı hedefleyen stratejisi ise ters tepti ve savaş uzayan bir maliyet tuzağına dönüştü.
FÖŞ yazdı: 1.8 trilyon dolarlık “Private credit” fonları batma tehlikesinde
Çin ve Rusya Neden Sessiz?
Her iki ülke de İran’la uzun yıllara dayanan stratejik ilişkilere sahip:
- Çin, petrol ihtiyacının yaklaşık %13’ünü İran’dan indirimli fiyatlarla karşılıyor
- 2021’de imzalanan 25 yıllık anlaşma ile İran’dan 400 milyar dolarlık enerji tedariki güvence altına alındı
- Rusya ise 2014 yaptırımlarından sonra İran’ı bölgedeki en önemli ortaklarından biri haline getirdi
Buna rağmen Moskova ve Pekin’in tepkisi büyük ölçüde ABD’yi kınamakla sınırlı kaldı.
Analistlere göre bunun nedeni açık:
ABD zaten kendi kendine maliyetli bir savaşa saplanırken müdahale etmek için bir neden yok.
Rusya: Ukrayna Savaşı İçin Finansal Nefes
Rusya’nın temkinli tutumu, öncelikle Ukrayna savaşına odaklanmasından kaynaklanıyor.
Ancak bu “pasiflik”, aslında aktif bir stratejiyi gizliyor:
- İran’a uydu verileri ve askeri danışmanlık sağlandığı iddia ediliyor
- İran’ın drone ve saldırı taktiklerinin Rusya’nın Ukrayna’daki yöntemlerine benzemesi dikkat çekiyor
Daha da önemlisi, savaş Rusya için büyük bir ekonomik fırsata dönüşmüş durumda.
ABD’nin enerji piyasasını dengelemek için Rus petrolüne yönelik yaptırımları gevşetmesi:
- Rusya’nın gelirlerini yeniden artırdı
- Bütçe açığını kapatma imkânı sağladı
Tahminlere göre Rusya, savaşın süresine bağlı olarak 2026’da 45 ila 150 milyar dolar arasında ek gelir elde edebilir.
Bu durum, Moskova’nın Ukrayna’daki savaşını finanse etmesini kolaylaştırıyor.
Çin: Enerji ve Jeopolitikte Avantajlı Konum
Çin de krizden stratejik kazanç elde eden bir diğer aktör.
Pekin:
- İran’la doğrudan diplomasi yürüterek Çin bayraklı gemilerin güvenli geçişini sağladı
- İran petrolünü yuan üzerinden satın almaya devam etti
- Önceden yaptığı stoklarla arz şokuna karşı hazırlıklı yakalandı
Çin’in petrol rezervlerinin yaklaşık dört aylık ithalatı karşılayacak seviyede olduğu belirtiliyor.
Petrol Fiyatları Çin İçin Avantaj da Yaratıyor
İlginç şekilde petrol fiyatlarındaki artış Çin için tamamen olumsuz değil.
Çünkü:
- Çin ekonomisi deflasyon riskiyle karşı karşıyaydı
- Daha yüksek enerji fiyatları sınırlı bir “yeniden enflasyon” etkisi yaratıyor
- Çin, Rusya’dan indirimli petrol aldığı için maliyet avantajını koruyor
Bu da Çin’in ihracat rekabetçiliğini Batılı ekonomilere kıyasla daha güçlü tutuyor.
ABD İçin Zor Seçimler
ABD açısından ise tablo giderek zorlaşıyor.
Petrol fiyatlarının yükselmesiyle birlikte:
- Enflasyon yeniden artış riski taşıyor
- Fed faiz artırmak ile büyümeyi korumak arasında sıkışıyor
Bu durum ABD ekonomisini “stagflasyon” riskine sürükleyebilir.
Ayrıca, Rusya’ya yönelik yaptırımların gevşetilmesi, ABD’nin yaptırım politikasının güvenilirliğini de zedeliyor.
Jeopolitik Denge Değişiyor
Savaşın bir diğer sonucu da küresel güç dengelerinde kayma.
ABD’nin:
- Orta Doğu’ya odaklanması
- Kaynaklarını bu bölgeye yönlendirmesi
… Rusya’ya Avrupa’da, Çin’e ise Asya-Pasifik’te daha fazla hareket alanı sağlıyor.
Çin ayrıca ABD’nin askeri operasyonlarını yakından izleyerek Tayvan senaryoları için önemli istihbarat elde ediyor.
Risk: Küresel Resesyon
Bu sürecin en büyük risklerinden biri küresel ekonomik daralma.
Enerji fiyatlarındaki artış:
- Avrupa ve ABD’de büyümeyi yavaşlatabilir
- Çin’in ihracat talebini düşürebilir
Bu da küresel ekonomide zincirleme bir daralma riskini beraberinde getiriyor.
Sonuç: Sessizlik Stratejik Bir Tercih
İran savaşı, yalnızca bölgesel bir çatışma değil, küresel güç dengelerini yeniden şekillendiren bir süreç haline gelmiş durumda.
Bu tabloda:
- Rusya artan enerji gelirleriyle güç kazanıyor
- Çin hem ekonomik hem jeopolitik avantaj elde ediyor
- ABD ise maliyetli ve belirsiz bir savaşın içinde kalıyor
Çin ve Rusya’nın sessizliği, bu nedenle bir zayıflık değil, bilinçli bir stratejik tercih olarak öne çıkıyor.
Kaynak: Alicia García Herrero (Bruegel), Peterson Institute of International Economics
Yazar: WS37 News Desk
Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]
