Sosyal Medya

Gündem

FT/Vali Nasr: Tahran Neden Diplomasi Yerine Çatışmayı Seçiyor?

İran Trump'a güvenmiyor, barış anlaşmasının rejimi yıkacağından endişeli

FT/Vali Nasr: Tahran Neden Diplomasi Yerine Çatışmayı Seçiyor?

Johns Hopkins Üniversitesi Profesörü ve ‘İran’ın Büyük Stratejisi: Bir Siyasi Tarih’ kitabının yazarı Vali Nasr, Financial Times için kaleme aldığı analizde sarsıcı bir iddia ortaya koyuyor: İran liderliği artık diplomasiyi bir çözüm değil, bir “tuzak” olarak görüyor ve beklenen savaşı rejim için bir “arınma” ve “çıkış yolu” olarak kurguluyor.

ABD ile İran arasındaki son müzakere turları, savaşı önlemek için bir fırsat gibi görünse de Tahran masaya neredeyse hiçbir şey koymadı. Profesör Nasr’a göre bu durum, İranlı yöneticilerin inatçılığından ziyade, savaşın kaçınılmaz olduğuna dair sarsılmaz inançlarından kaynaklanıyor. Tahran artık zayıf bir anlaşma yerine, maliyeti yüksek olsa da statükoyu değiştirecek bir savaşı göze almış durumda.

(YENİLEME: Almanya eklendi) Polonya’dan İran’daki Vatandaşlarına “Derhal Terk Edin” Çağrısı:ABD’nin İran’a Saldırısı Yaklaşıyor mu?


Güven Bunalımı ve "Saddam" Korkusu

İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in ABD Başkanı Donald Trump’a duyduğu güvensizlik, bu stratejinin temel taşı. Tahran’ın perspektifinden bakıldığında tablo oldukça karanlık:

  • 2015 Anlaşması: Trump’ın anlaşmadan çekilmesi ve uyguladığı yaptırımlar, İran’da halk ayaklanmalarına yol açan kur krizinin ana nedeni olarak görülüyor.

  • Geçen Yazın Hafızası: Geçtiğimiz yaz nükleer tesislerin bombalanması ve İsrail’in saldırılarına yeşil ışık yakılması, Tahran’da "Trump’ın asıl hedefi anlaşma değil, rejim değişikliği" algısını kemikleştirdi.

  • Teslimiyet mi, Ölüm mü? ABD’nin nükleer programın yanı sıra füze kapasitesi ve bölgesel müttefiklerinden vazgeçme talebi, İran için "silahsızlanıp infazı beklemek" anlamına geliyor. Tahran, bu talepleri kabul etmenin sonunu, Birinci Körfez Savaşı sonrası Saddam Hüseyin’in Irak’ının yaşadığı "yavaş ve acılı ölüme" benzetiyor.


İran’ın Kumarı: Savaş Yoluyla Kazanmak

Tahran’da oluşan yeni konsensüs, müzakere masasında hiçbir şey kazanılamayacağı yönünde. Rejim, savaşı bir felaket olarak değil, şu hedeflere ulaşmak için bir araç olarak yönetmeyi planlıyor:

  1. ABD’yi Yormak: Çatışmayı uzatarak ABD’nin saldırganlık iştahını bitirmek ve sonunda daha elverişli bir anlaşmaya zorlamak.

  2. Milliyetçiliği Tetiklemek: Geçen yılki protestolarla halkı arasında derin bir uçurum açılan rejim, dış bir savaşın vatanseverlik duygularını ateşleyeceğini ve içteki öfkeyi bastıracağını umuyor.

  3. Hürmüz ve Bölgesel Vekiller: Olası bir saldırıda Tahran, nükleer kapasitesi yok edilse bile füze cephaneliğini ve bölgedeki vekil güçlerini kullanarak enerji yollarını (Hürmüz Boğazı) ve petrol tesislerini hedef almayı planlıyor.

Geçen Yılın 12 Günlük Savaşı Bir "Simülasyon" muydu?

Batı için İran’ın bu stratejisi bir intihar gibi görünse de, Tahran geçen yıl yaşanan 12 günlük savaşı bir yenilgi olarak değil, bir "başarı" olarak okuyor. Profesör Nasr'ın belirttiği üzere, İran bu savaşta ağır darbeler almasına rağmen ayakta kalmayı başardığını ve sonunda ABD’nin ateşkes istemek zorunda kaldığını düşünüyor. Devrim Muhafızları, savaşın uzamasının İsrail savunmasını tüketeceği ve daha büyük kazanımlar getireceği görüşündeydi.


Analiz: Tahran’ın Riskli Tercihi

Analizden çıkan en çarpıcı sonuç; İran’ın artık "savunma" pozisyonundan çıkıp, savaşı bir "pazarlık aracı" haline getirmeye çalışmasıdır. Ancak bu, bıçak sırtı bir kumar. Halkın rejimden kopukluğu, rejimin umduğu "milli birlik" yerine bir çöküşü de tetikleyebilir.

Özetle; Tahran yönetimi köşeye sıkışmış bir aktörün alabileceği en tehlikeli riski alıyor: Savaşarak hayatta kalmak. Batı’nın bu mantığı "katastrofik bir hata" olarak görüp küçümsemesi, bölgedeki yangını daha da büyütebilir.

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler