Gündem
Aslı Aydıntaşbaş: Erdoğan’ın Bölgesel Liderlik Sınavı
Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye’de oluşan boşluğu doldurmaya aday en güçlü aktör olarak öne çıkan Türkiye, "Türkiye Türkiye’den büyüktür" vizyonuyla hareket ediyor. Ancak deneyimli dış politika analisti Aslı Aydıntaşbaş’a göre, bu görkemli vizyon ile sahadaki gerçekler arasında derin bir uçurum var.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Eylül sonunda Beyaz Saray’a yaptığı ziyaret, sadece iki liderin buluşması değil, Ankara’nın Orta Doğu için kurguladığı “Büyük Strateji”nin bir onayı niteliğindeydi. Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye’de oluşan boşluğu doldurmaya aday en güçlü aktör olarak öne çıkan Türkiye, “Türkiye Türkiye’den büyüktür” vizyonuyla hareket ediyor. Ancak deneyimli dış politika analisti Aslı Aydıntaşbaş’a göre, bu görkemli vizyon ile sahadaki gerçekler arasında derin bir uçurum var.

Trump ile “İşlemsel” Ortaklık ve Yeni Osmanlı Sembolizmi
Donald Trump’ın yeniden seçilmesi, Erdoğan için bir can simidi oldu. Trump, seleflerinin aksine Erdoğan’ın “güçlü lider” profilini takdir ediyor ve Türkiye’yi Orta Doğu’da bir istikrar ortağı olarak görüyor. 13 Ekim’de Gazze ateşkes anlaşması imzalanırken Erdoğan’ın masada yer alması, destekçileri tarafından “Osmanlı’nın geri dönüşü” olarak yorumlandı. Kudüs’te İngiliz General Allenby’nin 100 yıl önce bitirdiği Türk hükümranlığı, sembolik düzeyde de olsa yeniden tesis ediliyordu.
Ancak bu diplomatik zafer havası, Türkiye’nin yapısal sorunlarını gölgelemeye yetmiyor. Aydıntaşbaş, Trump’ın dürtüsel ve kurumsal olmayan dış politikasının Türkiye’ye kalıcı bir bölgesel düzen kurma imkanı tanımayacağını savunuyor.
Büyük Stratejinin Dayanakları: “Türkiye 782 Bin Kilometreden Büyüktür”
Erdoğan’ın jeopolitik projesi, Türkiye’nin bir “orta güç” değil, bölgesel bir lider olduğu fikrine dayanıyor. Bu strateji üç ana sütun üzerinde yükseliyor:
-
Güvenlik ve Savunma Sanayii: Libya’dan Somali’ye, Kafkaslar’dan Balkanlar’a uzanan askeri üsler ve yerli İHA/SİHA teknolojisiyle tahkim edilmiş sert güç.
-
Yeni Osmanlıcılık: Geçmişin “imparatorluk mirası”nı bir düzen modeli olarak yeniden kurgulayan propaganda makinesi.
-
İlliberal Sünni İttifakı: Demokratik reform dayatmak yerine, otoriter yapılarla pragmatik ve işlemsel bağlar kurmak.
Aşağıdaki tablo, Türkiye’nin son on yılda genişleyen askeri ve stratejik nüfuz alanlarını özetlemektedir:
| Bölge | Faaliyet Türü | Stratejik Hedef |
| Suriye | Doğrudan kontrol ve inşa | PKK/YPG tehdidini sınırlama, Suriye ekonomisini yönetme. |
| Libya | Askeri eğitim ve deniz yetki alanları | Doğu Akdeniz’de enerji haklarını koruma. |
| Azerbaycan | Askeri destek (Karabağ) | Kafkaslar’da Rus/İran etkisini kırma. |
| Afrika | Savunma sanayii ihracatı | Yeni pazarlar ve diplomatik destek kazanma. |
Suriye: İhtiras’ın Laboratuvarı ve Kürt Meselesi
Suriye, Türkiye’nin bölgesel hırsları için bir laboratuvar görevi görüyor. Ankara, Şam’daki yeni HTŞ yönetimini destekleyerek hem mülteci sorununu çözmeyi hem de PKK ile bağlantılı SDG’nin özerklik hayallerini bitirmeyi hedefliyor. Devlet Bahçeli’nin Ekim 2024’te Öcalan’a yaptığı çağrı ile başlayan süreç, bu stratejinin bir parçası. Erdoğan, “Türk-Kürt-Arap” ittifakını Osmanlı mirası üzerinden yeniden tanımlayarak, içeride milliyetçiliği yumuşatıp dışarıda çok etnikli bir liderlik modeli sunmak istiyor.
Kırılgan Temeller: Ekonomi ve “İçi Boşalmış” Devlet
Ancak Aydıntaşbaş’a göre, bu devasa binanın temelleri oldukça çürük:
-
Ekonomik Kapasite: Enflasyon ve eriyen rezervler nedeniyle Türkiye, Suriye’nin yeniden inşasını tek başına finanse edemiyor. Şam yönetimi maaşları ödemek için şimdiden Katar ve Suudi Arabistan’a yönelmiş durumda. Bu da Türkiye’nin “oyun kurucu” rolünü zayıflatıyor.
-
Kurumsal Çöküş: Karar alma sürecinin tamamen Saray’da toplanması, bürokrasinin ve devlet aygıtının uzun vadeli stratejiler üretme yeteneğini köreltti. Analize göre “devlet, on iyi adamın omuzlarında yükseliyor,” ancak alt kadrolarda liyakat yerini sadakate bırakmış durumda.
-
İç Siyaset: 2024 yerel seçimlerindeki yenilgi ve muhalefet liderlerine (Ekrem İmamoğlu gibi) yönelik yargı operasyonları, iktidarın meşruiyet krizini derinleştiriyor.
İsrail: Bölgesel Düzenin “Spoiler” Aktörü
Türkiye’nin vizyonunun önündeki en sert engel ise askeri hakimiyetini pekiştiren İsrail. İsrail, Suriye’de Türkiye eksenli bir Sünni bloğunun oluşmasını varoluşsal bir tehdit olarak görüyor. Nisan ayında İsrail’in Palmira’daki bir Türk üs sahasını bombalaması, iki gücün Suriye’de bir “çatışma rotasında” olduğunu gösteriyor. Türkiye güçlü bir merkezi Suriye isterken, İsrail bölünmüş ve zayıf bir Suriye tercih ediyor.
Sonuç: Saat Geriye Dönmüyor
Aslı Aydıntaşbaş’ın analizi, Erdoğan’ın bir “Sultan” hayalleri kurmasına rağmen, modern Türkiye’nin kendi iç sorunlarına gömüldüğünü vurguluyor. Türkiye bölgenin ana aktörlerinden biri olmaya devam edecek, ancak ne ekonomisi ne de devlet yapısı, Orta Doğu’yu tek başına domine ettiği Osmanlı dönemine saati geri döndürmeye yetecek güçte değil. “Pax Turkica” (Türk Barışı) hayali, gerçekçi bir reform süreci ve ekonomik istikrarla desteklenmediği sürece bir “illüzyon” olarak kalmaya mahkum görünüyor.
Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]
