Sosyal Medya

Genel

“Gümüş karyola altına indi, altın yastık altında kaldı”: Kuyumcularda talep şaşırtıyor

Altın ve gümüş fiyatlarının rekor seviyelere çıktığı dönemde, Mücevher İhracatçıları Birliği (MİB) yöneticileri Antalya’daki buluşmada hem talep patlamasına hem de altın ithalat kotasının sektöre etkilerine dikkat çekti. MİB Başkan Yardımcısı Murad Köşker, “Altın yastık altında saklanırken gümüş karyola altına konuyor” diyerek talebin hızına vurgu yaptı. MİB Başkanı Burak Yakın ise gümüşte fiyatların çok hızlı yükseldiğini belirterek “Bu seviyelerden benim elim gitmez” mesajı verdi.

“Gümüş karyola altına indi, altın yastık altında kaldı”: Kuyumcularda talep şaşırtıyor

Özet:


Altın ve gümüş fiyatlarının rekor seviyelere çıktığı dönemde, Mücevher İhracatçıları Birliği (MİB) yöneticileri Antalya’daki buluşmada hem talep patlamasına hem de altın ithalat kotasının sektöre etkilerine dikkat çekti. MİB Başkan Yardımcısı Murad Köşker, “Altın yastık altında saklanırken gümüş karyola altına konuyor” diyerek talebin hızına vurgu yaptı. MİB Başkanı Burak Yakın ise gümüşte fiyatların çok hızlı yükseldiğini belirterek “Bu seviyelerden benim elim gitmez” mesajı verdi.


Altın ve gümüşte tarihi zirvelerin konuşulduğu günlerde, dünyanın 50 ülkesinden 550 mücevher firmasının temsilcisi Antalya’da bir araya geldi. Mücevher İhracatçıları Birliği’nin (MİB) düzenlediği Jewellery Antalya Alım Heyeti programına Güney Amerika’dan Orta Doğu’ya, Balkanlar’dan Rusya ve Avrupa’ya kadar geniş bir coğrafyadan 1.350 satın almacı katıldı.

Etkinliğin ana gündem başlıklarından biri, değerli metal fiyatlarının rekor kırdığı bir ortamda, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri operasyonunun piyasalara etkisinin nasıl şekilleneceğiydi. 4 Ocak’ta başlayan organizasyonun ikinci günü olan 5 Ocak’ta ise hem Türk üreticiler hem de yabancı alıcılar, fiyatların hangi seviyede dengeleneceğini net göremedikleri için doğrudan anlaşma bağlamak yerine ağırlıklı olarak gelecek siparişlere yönelik tasarım ve model görüşmeleri yaptı.


“İhracattaki artışın önemli bölümü fiyat kaynaklı”

Sorularımızı yanıtlayan MİB Başkanı Burak Yakın ve Başkan Yardımcısı Murad Köşker, altın ithalatına getirilen kotanın yılın ikinci çeyreğinden sonra kaldırılmasını beklediklerini söyledi.

Yakın, mücevher ihracatının 2025’te 7,9 milyar dolar olduğunu ve tutar bazında yüzde 6 arttığını hatırlattı. Kota devam ettiği sürece Türkiye ile dış piyasa arasında oluşan fiyat farkının sektörü zorladığını belirten Yakın, kotanın kalkması ve fiyat farkının ortadan kalkması halinde ihracatın birkaç yıl içinde 12–13 milyar dolar seviyelerine ulaşabileceğini dile getirdi.

Köşker ise tutar bazındaki artışa rağmen miktar bazında ihracatın yarı yarıya düştüğünü söyledi. Türkiye’nin mücevherde net ihracatçı olduğunu vurgulayan Yakın, mücevher ithalatının ise sınırlı kaldığını belirtti.


Vergi yükü, prosedürler ve “kapanan yol” tartışması

Yakın ve Köşker’in aktardığına göre, yurt dışından gelen mücevhere yüzde 47,5 vergi uygulanıyor. Önceki dönemde Türkiye’de altın arzı sıkıştığında, Avrupa ülkelerinden Gümrük Birliği avantajıyla vergisiz yarı mamul getirilebildiği ifade edilirken, devletin altın takı ithalatına KKDF tarafında yüzde 6 vergi getirmesiyle bu kanalın da kapandığı kaydedildi.


“Gümüş talebine yetişemiyoruz”

2025 performansına bakıldığında, gümüşün ons fiyatının yüzde 146, altının ons fiyatının ise yüzde 64,2 yükseldiği belirtiliyor. Gümüşteki artışın altından daha hızlı olması, talep tarafında da dikkat çekici bir hareketliliği beraberinde getirdi.

Köşker, gümüş talebindeki sıçramayı şu sözlerle özetledi:
“Talep çok arttı, yetişemiyoruz. Altın yastık altına girerken, aynı paraya daha çok alınabildiği için gümüş hacim itibarıyla yastık altına sığmaz; o yüzden karyola altına gitti diyebiliriz. Bir kilo gümüş 2.800 dolar, bir kilo altın ise 150 bin dolar.”

MİB Başkanı Yakın ise gümüşün geçmişte 49 dolardan 11 dolara kadar gerilediğini hatırlatarak, o dönem alım yapanların avantaj yakaladığını anlattı. Yakın, değerli metallerin uzun vadeli “servet biriktirme” aracı olarak Türkiye’de güçlü bir kültürel ve finansal karşılığı olduğunu vurguladı.

Yakın’ın değerlendirmesi dikkat çekiciydi:
“Ben bu işe başladığımda altının kilosu 7.500 dolardı, şimdi 150 bin dolar. Yarım kilo altınla Kemer’de yazlık alabilirsin. Bir kripto paranın 100 bin dolar olduğu ortamda, kullanımı olan ve arzı sınırlı altının onsunun 4.500 dolara gelmesi az bile. Spekülasyon olmasın ama daha yukarılara gidebileceğini düşünüyorum. Gümüş farklı. 50–70 dolar arası çok hızlı hareket yaptı. 75 dolar olan gümüşe benim elim gitmez.”

Köşker ise gümüşte fiyatların geldiği seviyelere rağmen “hala gidilecek yol” olabileceğini düşündüklerini söyledi.


“Yastık altı altın” için “altın faizi” önerisi

Yakın, Türkiye’nin “altın ülkesi” olduğunun altını çizerek, TL mevduata faiz verildiği gibi altın mevduatlarına da altın cinsi getiri (altın faizi) verilmesi önerisini gündeme getirdi.

Bu adımın, yastık altındaki altının finansal sisteme gönüllü biçimde girmesini sağlayabileceğini savunan Yakın, ziynet dışında yastık altında en az 2.500 ton altın bulunduğunu tahmin ettiklerini söyledi.

“Bu ülkede kimsenin varlığı bankada kalmaz diye düşünülüyor ama güvence altındadır. Altın için ayrıca Merkez Bankası güvencesi de verilebilir. Vatandaşın gönlü rahat olur. 3 gram yerine 10–15 gram nema verilse yastık altındaki altının çıkacağını düşünüyorum,” dedi.


Kota, rekabet ve “müşteri kaybı” uyarısı

Kota öncesi dönemde Türkiye’nin mücevher ihracatında İtalya’yı geçtiğini hatırlatan Yakın, sektörün “birkaç kötü örnek” nedeniyle topluca cezalandırılmaması gerektiğini savundu.

“Altın alıp bir günde getirip işliyorduk. İtalya 2 ayda teslim ederken biz 2 haftada ediyorduk. Şimdi onlarca prosedür var. Altın talebi olan ülkelere sınır ülkeyiz ama kotadan dolayı fiyat farkı oluştu. Burada kilo fiyatı 147.500 dolar iken Dubai’de 140 bin dolar. Haliyle oradan alan var,” ifadelerini kullandı.

Yakın ayrıca, 15 bin doların üzerindeki ziynet için kişisel kullanımda dahi beyan zorunluluğu bulunduğunu, denetimlerin artırıldığını ve geçmişte ülkeden kaynak çıkışının da sorun olarak görüldüğünü belirtti.


“Ayşe teyzenin bile kaydı alınacak”: KMTS vurgusu

Murad Köşker, Kıymetli Metal Takip Sistemi (KMTS) ile birlikte altın bozdurma işlemlerinin bile kayıt altına gireceğini söyledi. Sistemin 4–5 ay içinde tamamen devrede olacağını belirten Köşker, şu örneği verdi:

“Ayşe teyze geldi altınını verdi. TC numarasıyla şu kadar altın teslim etmiştir diye kaydedilecek. Artık altında fatura olayı gerçekleşecek. Alan da veren de resmi olacak. Biz sektör olarak bundan yanayız.”


Kuyumcukent’te kapanmalar: “Katma değer yüksek, kayıp büyük”

Etkinlikte İstanbul Kuyumcular Odası Başkanı Mustafa Atayık da kota nedeniyle Kuyumcukent’teki işletmelerin yüzde 30–40’ının kapandığını söyledi. Kuyumculuğun katma değerinin çok yüksek olduğunu vurgulayan Atayık, bir kilo altında 3.500–7.000 dolar arası katma değer yaratılabildiğini belirtti.

Atayık, son dönemde iç pazarda tüketim davranışının da değiştiğini kaydederek, düğün setlerinin gramajlarının düştüğünü, set yerine gram altın alımının arttığını anlattı. “Telefonun ömrü iki sene, altının değeri düşmüyor” diyerek altının tasarruf aracı olma özelliğini hatırlattı.

Yazar Recep Erçin’in izniyle DÜNYA Gazetesi’nden yeniden yayınlandı


Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

BAKMADAN GEÇME

  • Türk Medyasında Kara Para Temizliği: Ekol TV ve Ersan Şen Hakkında Flaş Gelişmeler

    Türk medyasında taşlar yerinden oynamaya devam ediyor. Son dönemde yayın hayatına son vereceğini duyuran Ekol TV ve kanalın finansman kaynakları hakkında başlatılan "kara para aklama" soruşturması yeni bir boyuta evrildi. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında tanınmış hukukçu Prof. Dr. Ersan Şen’in de bulunduğu dört kritik isim büyüteç altına alındı.

  • ABB Konser Harcamaları Davasında Ara Karar: Tutuklu Sanıklar Tahliye Edildi

    Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin 2021–2024 dönemindeki konser harcamalarının kamu zararına yol açtığı iddiasıyla açılan davada mahkeme ara kararını açıkladı. 5’i tutuklu 14 sanığın yargılandığı davada, tüm tutuklu sanıklar yurt dışı çıkış yasağı uygulanarak tahliye edildi.

  • Merkez Bankası Rezervlerinde Görünmeyen Açık: Artış Var Mı Gerçekten? 

    Ekonomi yönetimi son dönemde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervlerindeki artışı sıkça gündeme getirirken, resmi verilerin detayları incelendiğinde tablo çok daha farklı bir hikâye anlatıyor. Yüksek faiz ortamına rağmen Merkez Bankası’nın rezervlerinde gerçek anlamda bir güçlenme değil, zayıflama yaşandığı görülüyor.

  • Çetin Ünsalan Yazdı: Sahibinden kelepire mi geldik?

    Türk reel sektörü en kritik dönemeçlerinden birinden geçiyor. Bugüne kadar verimlilik ile ilgili tartışmalar ön plana çıkıyordu...

  • Akfen GYO, BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde Yerini Aldı

    Akfen Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. (Akfen GYO), çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim (ESG) alanlarındaki performansı doğrultusunda Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer aldı...

  • Meysu Halka Arz Sonuçları Açıklandı…

    Meysu Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. halka arz sonuçları belli oldu. Pay başına 7,50 TL sabit fiyatla gerçekleştirilen halka arzın toplam büyüklüğü 1 milyar 312 milyon 500 bin TL olarak gerçekleşirken, halka arz sürecinde toplam tahsisat tutarının 8,5 katı talep oluştu...

  • Bitcoin için 2026 Tahminleri Uçurum Gibi: 75 Bin Dolardan 225 Bin Dolara Kadar Geniş Bir Bant

    2025 yılında tarihi zirveyi test ettikten sonra sert bir düzeltme yaşayan Bitcoin için 2026’ya yönelik tahminler son derece geniş bir bantta şekilleniyor. CNBC’nin sektör profesyonelleriyle yaptığı derlemeye göre öngörüler 75 bin dolar ile 225 bin dolar arasında değişiyor. Ortak nokta ise yüksek volatilitenin kalıcı olacağı beklentisi.

  • İran Fay Hattı: 2026’da Türkiye’yi Bekleyen Riskler ve Fırsatlar

    2026 yılının başında İran, 1979 Devrimi’nden bu yana en derin iç krizlerinden birini yaşıyor. Tahran’da hayat pahalılığı ve döviz kriziyle başlayan gösteriler, bugün rejim karşıtı topyekûn bir halk hareketine dönüşmüş durumda. 534 kilometrelik ortak sınıra sahip olan Türkiye için bu durum sadece komşuda çıkan bir yangın değil; göç, enerji ve jeopolitik dengeler açısından bir "sıçrama" (spillover) riskidir.

  • BDDK Raporu: Bireysel Kredi Büyümesi Ticari Kredileri Solladı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) yayımladığı son veriler, kredi piyasasında tüketici ve ticari krediler arasındaki büyüme farkının giderek açıldığını gösteriyor. Tüketici kredileri, 2 Ocak haftası itibarıyla art arda dördüncü haftasında da yükselişini sürdürerek yıllıklandırılmış bazda yüzde 62,5 seviyesine ulaştı.

  • Marc Champion: ABD’nin Venezuela Modeli İran’da İşe Yaramaz

    ABD’nin Venezuela’da gerçekleştirdiği sürpriz operasyon ve Nicolas Maduro’nun ülke dışına çıkarılması, Washington’un benzer bir stratejiyi İran için de devreye sokup sokamayacağı tartışmasını alevlendirdi. Ancak Bloomberg yazarı Marc Champion’a göre, İran’ın iç dengeleri, bölgesel konumu ve rejimin yapısı Venezuela’dan çok daha karmaşık. Dahası, dış askeri müdahaleler Tahran’da rejimi zayıflatmak yerine milliyetçi refleksleri güçlendirebilir ve daha istikrarsız sonuçlar doğurabilir.

  • TCMB Rezervlerinde Düşüş: Toplam Rezervler 189,1 Milyar Dolara Geriledi

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) toplam brüt rezervleri gerileme kaydetti. 2 Ocak 2026 ile sona eren haftada TCMB’nin toplam rezervleri, önceki haftaya göre 4,8 milyar dolar azalarak 189,1 milyar dolara düştü. Bir önceki hafta rezervler 193,9 milyar dolar seviyesindeydi.

  • Jeopolitik Riskler GOÜ Varlıklarını Baskılıyor

    Gelişmekte olan ülke hisse senetleri ve para birimleri, artan jeopolitik risklerin etkisiyle düşüşünü sürdürdü. MSCI gelişmekte olan piyasalar hisse endeksi yüzde 0,8 gerileyerek Aralık ortasından bu yana en sert günlük düşüşünü kaydetti. Döviz tarafında ise Tayland, Güney Kore ve Güney Afrika para birimleri kayıplara öncülük etti.

  • Güldem Atabay: Küresel ekonomi şoklara dirençli çıktı, bizde de enflasyon

    Dünya ekonomisi jeopolitik şoklara beklenenden daha güçlü dayanıklılık sergilerken, bizde TCMB yapışkan enflasyona rağmen faiz indiriminin yolunu arıyor

Benzer Haberler