Sosyal Medya

Genel

Grönland: Buzların Altındaki Büyük Satranç

Haritalarda beyaz ve ıssız bir alan gibi görünen Grönland, iklim değişikliğiyle birlikte 21. yüzyılın en kritik jeopolitik cephelerinden birine dönüşüyor. Eriyen buzullar yalnızca yeni deniz yollarını değil, büyük güç rekabetinin askeri, ekonomik ve teknolojik fay hatlarını da ortaya çıkarıyor. Danimarka’nın hukuki egemenliğine rağmen, adanın güvenliği fiilen ABD’nin stratejik şemsiyesi altında şekilleniyor. Rusya ve Çin’in Arktik hamleleri ise Grönland’ı küresel satranç tahtasının merkez karelerinden biri haline getiriyor.

Grönland: Buzların Altındaki Büyük Satranç

Mehmet Öğütçü Facebook paylaşımı

Özet:


Haritalarda beyaz ve ıssız bir alan gibi görünen Grönland, iklim değişikliğiyle birlikte 21. yüzyılın en kritik jeopolitik cephelerinden birine dönüşüyor. Eriyen buzullar yalnızca yeni deniz yollarını değil, büyük güç rekabetinin askeri, ekonomik ve teknolojik fay hatlarını da ortaya çıkarıyor. Danimarka’nın hukuki egemenliğine rağmen, adanın güvenliği fiilen ABD’nin stratejik şemsiyesi altında şekilleniyor. Rusya ve Çin’in Arktik hamleleri ise Grönland’ı küresel satranç tahtasının merkez karelerinden biri haline getiriyor.

Buzların Altında Sadece Maden Yok

Grönland, yüzölçümüyle devasa ama nüfusuyla küçük bir ada. Uzun yıllar boyunca küresel siyasette “uzak” ve “önemsiz” bir coğrafya gibi algılandı. Oysa bugün, buzulların her kilometrekarelik geri çekilişi; yeni bir deniz yolu, yeni bir askeri koridor ve yeni bir rekabet alanı anlamına geliyor.

Eriyen buzların altında sadece nadir toprak elementleri, enerji kaynakları ve madenler yok. Aynı zamanda 21. yüzyılın güç dengeleri, erken uyarı sistemleri ve küresel savunma mimarisinin kilit taşları yatıyor.

Danimarka Bayrağı, ABD Güvenlik Şemsiyesi

Grönland resmen Danimarka Krallığı’na bağlı. Ancak adanın fiili güvenliğini sağlayan, radar sistemlerini işleten ve askeri altyapıyı ayakta tutan ülke Amerika Birleşik Devletleri. NATO’nun caydırıcılığının sorgulandığı, Avrupa savunmasının zayıfladığı bir dönemde, Grönland’ın ABD olmadan korunabilir bir ada olmadığı artık açık bir gerçek.

Danimarka, kurallara dayalı, iyi niyetli bir Avrupa devleti olabilir. Ancak Arktik’te nükleer denizaltıların sessizce devriye gezdiği, hipersonik füzelerin rotalarının hesaplandığı ve uzaydan erken uyarı sistemlerinin kader belirlediği bir coğrafyada tek başına caydırıcılık üretmesi mümkün değil. Üstelik uluslararası hukukun ve egemenlik ilkelerinin fiilen aşındığı bir küresel düzende.

Trump’ın “Satın Alalım” Çıkışı Tesadüf Değildi

Grönland artık bir krallığın uzak toprağı değil; büyük güç rekabetinin stratejik platformu. Bu nedenle Donald Trump’ın yıllar önce dile getirdiği “Grönland’ı satın alalım” önerisi, çoğu kişinin sandığı gibi bir emlak esprisi değildi.

Tıpkı ABD’nin geçmişte Alaska’yı, Louisiana’yı ya da Kaliforniya’yı satın alması gibi, bu çıkış da ham ama son derece net bir jeopolitik içgüdünün yansımasıydı. Washington’un derin stratejik aklı için Grönland:

  • Rusya’nın Arktik’te artan askeri yığınağını dengeleyecek,

  • Çin’in kutup rotaları üzerinden ticari ve teknolojik nüfuzunu sınırlayacak,

  • Batı dünyasının nadir toprak elementleri bağımlılığını azaltacak,

  • Kuzey Atlantik savunmasının erken uyarı kalkanında kritik bir kilit taşıdır.

Pentagon açısından Grönland’ın kaybı, erken uyarı sisteminde kör bir nokta ve Kuzey Atlantik’te savunmasız bir kapı anlamına gelir.

Sessiz Kuşatma: Rusya ve Çin

Bugün Rusya Arktik boyunca onlarca yeni askeri üs kuruyor. Çin ise “Kutup İpek Yolu” adını verdiği stratejiyle deniz hatlarına liman, filo ve altyapı yatırımları yapıyor. Bu tablo içinde Grönland artık tarafsız bir ada değildir; büyük satranç tahtasının merkez karelerinden biridir.

Danimarka hukuken egemen olabilir; ancak stratejik olarak tek başına belirleyici değildir. Bu yüzden ABD, Grönland’ın kendi denetimi dışında bir jeopolitik yörüngeye girmesine asla izin vermeyecektir. Bu hâkimiyet tanklarla gelmeyebilir. Yatırımlar, güvenlik anlaşmaları, üslerin genişletilmesi, teknoloji transferi ve finansman yoluyla fiili kontrol zaten tesis edilmektedir.

Jeopolitikte Boşluk Yoktur

Büyük güçler, kritik gördükleri coğrafyalarda boşluk sevmez. Yerel aktörler kalıcı, adil ve sürdürülebilir bir düzen kuramazsa, bir gün mutlaka birileri “düzen kurucu” sıfatıyla sahneye çıkar.

Grönland bize şunu fısıldıyor:
Haritada uzak görünen buz diyarları bile artık yalnız değildir. Jeopolitikte boşluk yoktur; sadece doldurulmayı bekleyen alanlar vardır. Ve bir coğrafyanın kaderini, üzerinde dalgalanan bayraktan çok, kimin güvenlik şemsiyesi altında olduğu belirler — özellikle de bugün, orman kanunlarının geçerli olduğu bu küresel düzende.


Kaynak: Mehmet Öğütçü / Jeopolitik analiz

Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler