Genel
Emekli maaşlarında yeni polemik: Çok uzun yaşıyorlar, iyi besleniyorlar
En düşük emekli maaşının 20 bin lirada kalması ve asgari ücretin 28 bin 75 liraya yükselmesiyle milyonlarca emekli açlık sınırının altına sıkışırken, iktidar cephesinden gelen açıklamalar yeni bir polemiği tetikledi. AKP’li bir milletvekilinin “emekliler uzun yaşıyor” gerekçesi, siyasi tartışmayı alevlendirirken; veriler, emeklilerin uzun yaşamasından çok yetersiz beslenme ve sağlık riskleriyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.
Özet:
En düşük emekli maaşının 20 bin lirada kalması ve asgari ücretin 28 bin 75 liraya yükselmesiyle milyonlarca emekli açlık sınırının altına sıkışırken, iktidar cephesinden gelen açıklamalar yeni bir polemiği tetikledi. AKP’li bir milletvekilinin “emekliler uzun yaşıyor” gerekçesi, siyasi tartışmayı alevlendirirken; veriler, emeklilerin uzun yaşamasından çok yetersiz beslenme ve sağlık riskleriyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.
1️⃣ Siyasi Polemik: “Uzun Yaşıyorlar” Gerekçesi
En düşük emekli aylığının 20 bin lirada kalması, asgari ücretin ise 28 bin 75 liraya yükselmesiyle birlikte dar gelirli kesimin durumu Türkiye’nin ana gündem maddesi haline geldi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde CHP’nin en düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkarılması ve asgari ücretin 39 bin lira olması yönündeki teklifinin reddedilmesinin ardından, iktidar cephesinden gelen açıklamalar tartışmayı daha da sertleştirdi.
AKP Uşak Milletvekili İsmail Güneş, Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada düşük emekli maaşlarını, emekli sayısındaki artış ve yaşam süresinin uzamasıyla gerekçelendirdi. Güneş, emeklilerin daha uzun yaşadığını, bunun da sosyal güvenlik sistemi üzerinde baskı yarattığını savundu.
Bu açıklamalar, daha önce SGK Başkanı Raci Kaya’nın benzer yöndeki sözlerini hatırlatırken, kamuoyunda “emekli maaşları uzun yaşamın bedeli mi?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
CHP cephesinden tepkiler gecikmedi. CHP’li Veli Ağbaba, “Emekliler uzun yaşıyor demek çok ayıp” derken, CHP Kocaeli Milletvekili Harun Özgür Yıldızlı ise “Bu mantıkla emekliler erken mi ölsün?” sözleriyle sert çıktı.
2️⃣ Siyasi Söylemin Diğer Ucu: “Şükür” Tavsiyesi
Tartışma yalnızca Meclis’le sınırlı kalmadı. MHP Aydın İl Başkanı Haluk Alıcık, bir ilçe ziyaretinde emeklilerin maaş yetersizliğinden şikâyet etmesini “şükürsüzlük” olarak niteledi.
Alıcık, maaşların yetersiz olduğunu kabul etmekle birlikte, çözümün doğrudan gelir artışından değil “paranın gücünün artırılmasından” geçtiğini savundu. Bu açıklama, sosyal medyada ve kamuoyunda “geçim sıkıntısına ahlaki öğüt” eleştirilerine yol açtı.
3️⃣ Gerçekten Daha mı Uzun Yaşıyoruz?
Siyasi söylemlerin aksine, Türkiye’de yaşam süresine ilişkin tablo sanıldığı kadar net değil. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye’de ortalama yaşam süresi uzun vadede artış eğiliminde olsa da, bu artış kesintisiz değil.
-
2019–2021 döneminde ortalama yaşam süresi 77,7 yıldı.
-
Pandemi etkisiyle 2020–2022 döneminde 77,5 yıla geriledi.
-
En güncel hayat tablolarına göre (2022–2024) yeniden yükselerek 78,1 yıla çıktı.
Cinsiyet farkı ise dikkat çekici:
-
Kadınlar ortalama 80,7 yıl,
-
Erkekler 75,5 yıl yaşıyor.
Eğitim seviyesi yükseldikçe yaşam süresi artıyor; düşük gelirli ve düşük eğitimli kesimlerde ise tablo daha kırılgan. Yani “ortalama” uzasa da, bu artış toplumun tüm kesimlerine eşit yansımıyor.
4️⃣ Asıl Görünmeyen Risk: Düşük Gelir Kıskacında Yetersiz Beslenme
Emekliler açısından asıl tehlike, uzun yaşamak değil; yoksulluk nedeniyle sağlıksız yaşamak. Açlık sınırının altında kalan emekli maaşları, ileri yaştaki nüfusun beslenme düzenini kökten değiştiriyor.
Akademik çalışmalar ve emekli derneklerinin saha araştırmaları, emeklilerin giderek karbonhidrat ağırlıklı ve düşük kaliteli gıdalara yöneldiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar bu durumu “gizli açlık” olarak tanımlıyor: Karın doyuyor, ama vücut temel besin öğelerinden mahrum kalıyor.
5️⃣ Tabağın Boşalması: Saha Verileri Ne Diyor?
2025–2026 dönemini kapsayan araştırmalara göre:
-
Emeklilerin %65’inden fazlası, et, süt ve yumurta gibi protein kaynaklarını ciddi biçimde azalttı.
-
Günlük öğün sayısı birçok hanede ikiye düştü.
-
Özellikle akşam öğünleri “geçiştirme” şeklinde tüketiliyor.
Bu tablo, kısa vadede bütçeyi dengelemeye yarıyor gibi görünse de, uzun vadede ciddi sağlık maliyetleri yaratıyor.
6️⃣ Tıbbi Boyut: Sarkopeni ve Bağışıklık Çöküşü
Beslenme yetersizliği yaşlılarda yalnızca kilo kaybı anlamına gelmiyor.
-
Kas kaybı (sarkopeni): Yetersiz protein alımı, kas kütlesinin hızla azalmasına yol açıyor. Bu durum düşmeler, kırıklar ve kalıcı sakatlık riskini artırıyor.
-
Kırılganlık sendromu: Bağışıklık sistemi zayıflıyor; basit enfeksiyonlar bile hastane yatışına dönüşebiliyor.
Uzmanlara göre bu tablo, kısa vadede emekli maaşlarından “tasarruf” sağlıyor gibi görünse de, uzun vadede SGK ve kamu sağlık harcamalarını artırıyor.
7️⃣ “Emekli Enflasyonu” Gerçeği
Ekonomi çevrelerinde giderek daha sık dile getirilen bir kavram var: Emekli enflasyonu. Emekli bütçesinin %40–50’si doğrudan gıdaya gidiyor. Bu nedenle gıda fiyatlarındaki her artış, emekliler için TÜİK ortalamasından çok daha yıkıcı etki yaratıyor.
Bazı sosyolojik araştırmalar, emeklilerin pazar sonlarında satılan veya çöpe ayrılan ezik–çürük ürünlere yöneldiğini, bunun da gıda zehirlenmesi ve kronik mide–bağırsak hastalıkları riskini artırdığını gösteriyor.
8️⃣ Küresel Karşılaştırma: Türkiye Nerede Duruyor?
World Health Organization ve OECD raporlarına göre, gelişmiş ülkelerde yaşlı yetersiz beslenmesi daha çok yalnızlık ve sosyal izolasyon kaynaklı. Türkiye gibi ülkelerde ise temel sorun ekonomik erişim.
Türkiye’de emekliler, gıda alabilmek için ısınma, ilaç veya sağlık harcamalarından kısmak zorunda kalıyor. Bu da uzun yaşamın, sağlıklı yaşam anlamına gelmediğini açık biçimde ortaya koyuyor.
Genel Değerlendirme
“Emekliler uzun yaşıyor” söylemi, sorunun özünü perdeleyen bir siyasi savunma olarak öne çıkıyor. Veriler ise farklı bir tabloya işaret ediyor: Emekliler daha uzun yaşasa bile, daha sağlıksız, daha kırılgan ve daha yoksul yaşıyor.
Gerçek tartışma, emeklilerin neden uzun yaşadığı değil; neden insanca yaşayamadığı olmalı.
Kaynak: TBMM tutanakları, TÜİK, akademik saha araştırmaları, WHO, OECD
Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

