Genel
Dijital Medya’ya TL158 milyar kaybettik
Yabancı merkezli dijital platformlara Türkiye’den aktarılan reklam gelirleri 2024 itibarıyla 158 milyar TL’ye ulaştı. Uzmanlara göre bu tablo yalnızca ekonomik bir kaynak kaybı değil; yerli medyanın zayıflaması, veri egemenliğinin aşınması ve dijital bağımlılığın derinleşmesi anlamına geliyor. Avrupa, Kanada ve Avustralya örnekleri telif ve veri temelli düzenlemelerin mümkün olduğunu gösterirken, Türkiye’de de benzer bir yasal çerçeve için hazırlıklar hız kazanıyor.
Türkiye’nin Dijital Kayıp Tablosu: 158 Milyar TL Yurt Dışına Gitti, Telif Yasası Çıkış Yolu Olabilir
Yabancı merkezli dijital platformlara Türkiye’den aktarılan reklam gelirleri 2024 itibarıyla 158 milyar TL’ye ulaştı. Uzmanlara göre bu tablo yalnızca ekonomik bir kaynak kaybı değil; yerli medyanın zayıflaması, veri egemenliğinin aşınması ve dijital bağımlılığın derinleşmesi anlamına geliyor. Avrupa, Kanada ve Avustralya örnekleri telif ve veri temelli düzenlemelerin mümkün olduğunu gösterirken, Türkiye’de de benzer bir yasal çerçeve için hazırlıklar hız kazanıyor.
Dijital Platformlar: Ekonomik Güçten Stratejik Aktöre
Yabancı merkezli dijital medya ve teknoloji platformları, artık yalnızca iletişim ve paylaşım mecraları olarak görülmüyor. Sahip oldukları devasa kullanıcı verileri, reklam gelirleri ve algoritmik güç sayesinde ülkelerin ekonomik yapıları, toplumsal düzenleri ve hatta siyasi süreçleri üzerinde etkili aktörler haline geliyor.
Türkiye’de de dijital bağımlılığın hızla artması, bu platformların ekonomik ve stratejik etkisini her geçen yıl büyütüyor. Milyarlarca kullanıcının kişisel verisini işleyen küresel teknoloji şirketleri, bu verileri başta reklam sektörü olmak üzere ticari ve politik amaçlarla kullanıyor.
2024’te Dijitale Akan Para: 158 Milyar TL
Uzmanlara göre asıl sorun, bu platformların Türkiye’de kayda değer bir yatırım yapmaması, istihdam yaratmaması ve buna karşın elde ettikleri yüksek gelirleri yurt dışına aktarması.
2024 verilerine göre, X, Meta, Google ve TikTok gibi yabancı dijital platformlara Türkiye’den reklam yoluyla aktarılan tutar yaklaşık 158 milyar TL. Bu rakam, yerli ve ulusal medyanın ciddi bir gelir kaybına uğramasına yol açarken, aynı zamanda dijital alanda artan dış bağımlılığın da somut göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Google Kesintileri Dijital Bağımlılığı Gözler Önüne Serdi
Son dönemde Google servislerinde yaşanan erişim sorunları, dijital bağımlılığın boyutunu net biçimde ortaya koydu. E-posta, haritalar, arama motoru ve bulut depolama gibi temel dijital hizmetlerde yaşanan kesintiler, milyonlarca kullanıcıyı doğrudan etkiledi.
Uzmanlar bu tür kesintilerin yalnızca teknik aksaklıklar olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor. Aksine, bu durum ülkeler açısından dijital bağımsızlık ve veri güvenliği konularında ciddi bir uyarı niteliği taşıyor.
Avrupa Yol Aldı, Türkiye Hazırlık Aşamasında
Google’ın Kanada’da “Çevrim İçi Haberler Yasası” kapsamında hükümete her yıl yaklaşık 74 milyon dolar ödeme yapmayı kabul etmesi, küresel teknoloji devlerinin yalnızca teknolojik değil, ekonomik olarak da düzenlenebilir aktörler olduğunu gösterdi.
Benzer şekilde Avrupa’da da dijital platformlardan haber içerikleri karşılığında yerel yayıncılara ödeme yapılmasını zorunlu kılan düzenlemeler hayata geçirildi. Türkiye’de ise dijital yayıncıları koruyacak ve adil bir gelir paylaşımı sağlayacak bir yasal çerçeve için hazırlıklar sürüyor.
“Bu Sadece Ekonomik Değil, Egemenlik Meselesi”
Konuyu değerlendiren İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Berk Çaycı, 158 milyar TL’lik reklam gelirinin yurt dışına çıkmasının Türkiye açısından çok boyutlu bir sorun yarattığını söylüyor.
Çaycı’ya göre bu tablo yalnızca döviz kaybı anlamına gelmiyor. Yerli girişimlerin zayıflaması, medya sektöründe istihdamın azalması, içerik kalitesinin düşmesi ve kültürel egemenliğin aşınması gibi sonuçlar da bu sürecin parçası.
“Bu şirketler Türkiye’de yatırım yapmadan, vergi katkısı sınırlı kalırken, bu topraklardaki kullanıcılar üzerinden devasa gelirler elde ediyor. Bu durum ekonomik olduğu kadar kültürel ve stratejik bir mesele,” değerlendirmesinde bulunuyor.
Büyük Veri, Büyük Risk mi?
Çaycı’ya göre en kritik başlıklardan biri de “big data”. Facebook, Instagram, X, TikTok ve Google gibi platformlar; kullanıcıların arama geçmişlerinden konum bilgilerine, izleme alışkanlıklarından siyasi eğilim işaretlerine kadar çok geniş bir veri havuzuna sahip.
Bu veriler yalnızca reklam teknolojileri için değil; siyasi danışmanlık, davranışsal hedefleme ve hatta istihbari analizler için de kullanılabiliyor. Veri aracısı şirketler bu bilgileri paketleyerek üçüncü taraflara satabiliyor.
Çaycı, bunun bir komplo teorisi değil, belgelenmiş bir gerçek olduğunu vurgulayarak Türkiye’nin bu alanda kapsamlı bir veri stratejisine ihtiyaç duyduğunu ifade ediyor.
Çözüm Ne? Yasak Değil, Düzenleme
Uzmanlara göre çözüm radikal yasaklar ya da “kapalı internet” modelleri değil. Aksine, üç ayaklı bir strateji öne çıkıyor:
-
Düzenleme:
Dijital platformların haber içeriklerinden elde ettikleri gelirden yayıncılara pay vermesi, algoritma ve veri şeffaflığının zorunlu hale getirilmesi. -
Alternatif Üretimi:
Yerli dijital platformlara ve içerik üreticilerine yatırım yapılması, rekabetçi ama açık bir ekosistem oluşturulması. -
Veri Egemenliği:
Kullanıcı verilerinin yurt dışına satılmasının sınırlandırılması, büyük platformlara Türkiye’de fiziksel veri merkezi açma zorunluluğu getirilmesi.
Buna ek olarak, uzun vadede en etkili adımlardan birinin medya okuryazarlığı olduğu vurgulanıyor. Medya Okuryazarlığı dersinin ilkokul ve ortaokul müfredatına kalıcı olarak girmesi, dijital manipülasyona karşı toplumsal direnci artırabilecek bir unsur olarak görülüyor.
Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]
