Ekonomi
Cevdet Yılmaz: “Trump’ın Bu Savaşı Uzun Süre Sürdürme İradesi Olduğunu Düşünmüyorum”
Cevdet Yılmaz ekonomi ve finansal sistemin direncini koruduğunu, savaşı asgari zararla atlatacağını savundu
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ABD-İran gerilimi ve İsrail’in askeri operasyonlarıyla tırmanan bölgesel çatışmanın ekonomik ve siyasi etkilerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşı uzun süre sürdürme niyetinde olmadığını düşündüğünü belirtirken, çatışmanın bölgeye yayılma riskinin her geçen gün arttığını söyledi. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükselişin küresel ekonomi üzerinde baskı yarattığını vurgulayan Yılmaz, Türkiye’nin enerji arzı açısından sorun yaşamayacağını ancak fiyat artışlarından etkileneceğini ifade etti.
“Trump’ın Bu Savaşı Uzatma Niyeti Olduğunu Sanmıyorum”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Orta Doğu’da tırmanan savaşla ilgili farklı mesajlar geldiğini belirterek ABD ve İsrail’in tutumlarının tam olarak netleşmediğini söyledi.
Yılmaz, İsrail’in çatışmayı uzatma yönünde bir tavır sergilediğini ifade ederken, ABD tarafında ise belirsizlik bulunduğunu dile getirdi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın genel politikaları ve Washington’un geçmişteki stratejileri dikkate alındığında, bu savaşın uzun süre devam ettirilmesi yönünde güçlü bir irade görmediğini belirten Yılmaz şöyle konuştu:
“Trump’ın genel politikalarına ve ABD’nin yaklaşımına baktığımızda bu savaşı uzun süre sürdürme iradesi olduğunu düşünmüyorum.”
Yılmaz’a göre savaş yalnızca insani açıdan değil, aynı zamanda çevresel ve ekonomik açıdan da ciddi maliyetler yaratıyor.
“Savaşın Bölgeye Yayılma Riski Artıyor”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, çatışmanın daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşme riskinin her geçen gün arttığına dikkat çekti.
Bu tür orta ölçekli savaşların çoğu zaman kısa sürede sonuçlanması beklentisiyle başlatıldığını belirten Yılmaz, ancak zaman içinde daha geniş ve uzun süreli çatışmalara dönüşebileceğini söyledi.
“Bölgeye yayılma riski her geçen gün artıyor. Bir noktada sonlandırılacağını temenni ediyoruz ancak kesin bir şey söylemek mümkün değil.”
Yılmaz, savaşın yarattığı insani maliyetlerin sürdürülebilir olmadığını belirterek uluslararası toplumun bu gelişmelere tepki vermesinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
“Hukuk ve kurallar gözetilmeden sadece güç üzerinden yürütülen politikalar sürdürülebilir değildir. İnsanlığın geleceği açısından ürkütücü bir tablo ortaya çıkıyor.”
Hürmüz Boğazı Küresel Enerji İçin Kritik
Savaşın ekonomik etkilerine değinen Yılmaz, özellikle enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmanın küresel ekonomiyi doğrudan etkilediğini söyledi.
Hürmüz Boğazı’nın dünya enerji ticareti açısından kritik bir geçiş noktası olduğuna dikkat çeken Yılmaz şu bilgileri paylaştı:
-
Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’si bu boğazdan taşınıyor.
-
Küresel sıvılaştırılmış doğalgaz ticaretinin yüzde 25’i yine bu güzergâh üzerinden gerçekleşiyor.
-
Gübre ticareti açısından da bu bölge önemli bir geçiş hattı.
Bu nedenle Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek herhangi bir aksamanın küresel piyasalar açısından ciddi bir alarm anlamına geldiğini belirten Yılmaz, özellikle enerji ithalatına bağımlı ülkelerin bu durumdan daha fazla etkileneceğini söyledi.
Uzak Doğu ülkelerinin enerji tedariki açısından bu bölgeye oldukça bağımlı olduğunu, Avrupa’nın ise doğal gaz açısından bölgeye ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Türkiye Arz Sorunu Yaşamayacak
Enerji güvenliği konusunda Türkiye’nin görece daha avantajlı bir konumda olduğunu belirten Yılmaz, ülkenin farklı kaynaklara erişim imkanına sahip olduğunu söyledi.
“Türkiye arz sorunu yaşayacak bir ülke değil. Ancak fiyatlardan etkilenmemiz mümkün.”
Yılmaz, Türkiye’nin son 23 yılda enerji alanında önemli yatırımlar yaptığını ve özellikle yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesine büyük önem verildiğini vurguladı.
Ayrıca Türkiye’nin güçlü enerji bağlantılarına sahip olduğunu ve farklı bölgelerden enerji temin edebildiğini ifade etti.
Akaryakıt Fiyatlarının Yüzde 75’i Devlet Tarafından Karşılanacak
Yılmaz, artan petrol fiyatlarının enflasyonu yükseltme riskine karşı hükümetin bazı mali tedbirler aldığını açıkladı.
Bu kapsamda hükümet, bütçe açığında sınırlı bir artışa razı olarak akaryakıt fiyatlarındaki artışın yaklaşık yüzde 75’ini karşılamaya karar verdi.
Bu uygulama kapsamında devlet bazı vergi gelirlerinden feragat ederek akaryakıt fiyatlarının vatandaşlara daha sınırlı yansımasını sağlamayı hedefliyor.
Yılmaz, enflasyonla mücadele döneminde fiyat artışlarını sınırlamanın bütçe açığından daha önemli olduğunu vurguladı.
Türkiye Ekonomisi Krizlere Karşı Dayanıklı
Yılmaz, Türkiye ekonomisinin geçmişte birçok krizden başarıyla çıktığını belirterek mevcut şokların da yönetilebileceğini söyledi.
“Türkiye krizlere karşı dirençli bir ülkedir. Ekonomimiz birçok testten geçti ve bu sorunları da yönetebiliriz.”
Ancak savaşın enflasyon üzerinde belirli bir etkisinin olacağını kabul eden Yılmaz, petrol fiyatlarının yükselmesinin Türkiye’de fiyatlar üzerinde baskı yaratabileceğini ifade etti.
Makroekonomik Temeller Güçlü
Türkiye’nin makroekonomik göstergelerinin güçlü olduğunu vurgulayan Yılmaz, cari açığın milli gelire oranının tarihi seviyelere göre oldukça düşük olduğunu belirtti.
Yılmaz’a göre:
-
Cari açık geçen yıl milli gelirin yüzde 1,9’u seviyesinde gerçekleşti.
-
Bütçe açığı ise deprem harcamalarına rağmen yüzde 2,9 seviyesinde kaldı.
Son üç yılda depremin yarattığı yıkımın onarılması için yaklaşık 92 milyar dolar harcama yapıldığını hatırlatan Yılmaz, buna rağmen mali disiplinin korunabildiğini söyledi.
Merkez Bankası Rezervleri Güçlü
Finansal sistemin sağlam olduğunu belirten Yılmaz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası rezervlerinin kriz öncesinde 200 milyar doların üzerine çıktığını hatırlattı.
Son dönemde rezervlerde bir miktar gerileme yaşandığını kabul eden Yılmaz, buna rağmen Merkez Bankası’nın güçlü bir konumda olduğunu ifade etti.
Ayrıca finans piyasalarında istikrarı korumak için çeşitli kurumların hızlı şekilde önlem aldığını söyledi.
Enerji Stokları Türkiye’ye Avantaj Sağlıyor
Enerji arzı konusunda Türkiye’nin güçlü altyapıya sahip olduğunu belirten Yılmaz, özellikle doğal gaz depolama yatırımlarına dikkat çekti.
Türkiye’nin Tuz Gölü’nün altında büyük doğal gaz depolama tesisleri kurduğunu ve bunun enerji güvenliği açısından önemli bir avantaj sağladığını söyledi.
Ayrıca petrol boru hatlarının da Türkiye’nin kısa vadeli enerji ihtiyacını karşılayabilecek kapasitede olduğunu belirtti.
Finans Piyasaları İçin Hızlı Tedbirler Alındı
Savaşın başlamasıyla birlikte Türkiye’nin finans piyasalarında proaktif önlemler aldığını ifade eden Yılmaz, şu kurumların çeşitli tedbirler uyguladığını söyledi:
-
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)
-
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
-
Borsa İstanbul
Ayrıca akaryakıt ve gübre piyasalarına yönelik düzenlemeler yapılırken bazı ürünlerde ihracat kısıtlamaları getirildi.
Yılmaz, dış şokların ekonomik programı etkileyebileceğini ancak programın yönünü değiştirmeyeceğini vurguladı.
“Türkiye Bu Krizi En Hafif Şekilde Atlatacaktır”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye’nin güçlü liderlik, siyasi istikrar ve tecrübeli kadrolar sayesinde krizleri yönetme kapasitesine sahip olduğunu söyledi.
Türkiye’nin bölgedeki çatışmalara rağmen diplomasi ve barışı önceleyen bir politika izlediğini belirten Yılmaz, ülkenin küresel düzeyde etkili bir diplomasi yürüttüğünü ifade etti.
“Türkiye ekonomik anlamda direncini kanıtlamış bir ülkedir. Bu krizi de en hafif şekilde atlatacağımıza inanıyoruz.”
Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]
