Sosyal Medya

Genel

ANALİZ: Türkiye Yaşlanıyor, Ama Asıl Risk İşgücüne Katılımda

Nüfus artış hızı yüzde yarıma inmiş. Çalışan sayısı az, emekli sayısı hızla artıyor, emekli maaşınız kaç para olacak?

ANALİZ: Türkiye Yaşlanıyor, Ama Asıl Risk İşgücüne Katılımda

Türkiye’nin nüfusu artmaya devam ediyor, ancak nüfusun yaş yapısı hızla değişiyor. Yaşlı nüfusun payı yükselirken, özellikle kadınlar başta olmak üzere işgücüne katılım oranlarının düşük kalması, uzun vadeli ekonomik büyüme açısından ciddi bir yapısal risk oluşturuyor. Bu tablo kaçınılmaz bir kader değil; ancak politika tercihlerine bağlı olarak ya yönetilebilir bir dönüşüme ya da kalıcı bir büyüme sorununa dönüşebilir.


Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verileri, Türkiye nüfusunun yıllık %0,5 artışla 86,1 milyon kişiye ulaştığını gösteriyor. İlk bakışta bu artış, demografik açıdan olumlu bir tabloya işaret ediyor gibi görünebilir. Ancak ayrıntılara bakıldığında, Türkiye’nin nüfus artışından çok nüfusun yaşlanması ve çalışabilir nüfusun yeterince üretime katılamaması sorunlarıyla karşı karşıya olduğu görülüyor.


Türkiye Neden Hızla Yaşlanıyor?

Nüfus piramitleri, Türkiye’de doğurganlık hızının düştüğünü ve yaşam süresinin uzadığını açık biçimde ortaya koyuyor. Bunun sonucu olarak:

  • 65 yaş ve üzeri nüfusun payı, 2007’de %7,1 iken 2025’te %11,1’e yükseldi

  • Ortanca yaş, sadece bir yılda 34,4’ten 34,9’a çıktı

  • TÜİK projeksiyonlarına göre, 2100 yılında her 3 kişiden biri 65 yaş üstünde olacak

Yaşlanma tek başına ekonomik bir felaket anlamına gelmez. Japonya, Almanya ve Güney Kore gibi ülkeler yaşlanmalarına rağmen yüksek gelir seviyelerini koruyabiliyor. Ancak bunun için yüksek verimlilik, yaygın istihdam ve güçlü sosyal politikalar gerekiyor.

Türkiye’de sorun, yaşlanmanın düşük işgücüne katılım ile aynı anda yaşanması.


Asıl Sorun: Çalışmayan Büyük Bir Potansiyel

Türkiye’de 15–64 yaş grubunun toplam nüfus içindeki payı %68,5 ile hâlâ yüksek. Yani kağıt üzerinde “çalışma çağında” geniş bir nüfus var. Ancak bu potansiyel, ekonomiye yeterince yansımıyor.

Aralık 2025 itibarıyla:

  • Genel işgücüne katılım oranı: %53,2

  • Bu oran, hem OECD ülkelerinin hem de birçok gelişmekte olan ülkenin belirgin biçimde altında

Karşılaştırma çarpıcı:

Ülke İşgücüne Katılım
Brezilya %62,7
Meksika %61,7
Güney Afrika %60+
Türkiye %53,2

Bu farkın neredeyse tamamı kadınlardan kaynaklanıyor.


Kadın İstihdamı: En Büyük Açık

Türkiye’de erkeklerin işgücüne katılım oranı yaklaşık %71 ile benzer ülkelerle uyumlu. Ancak kadınlarda tablo dramatik:

  • Türkiye: %35,5

  • Brezilya: ~%53

  • Meksika: ~%47

  • OECD ortalaması: %67,1

Bu fark, toplam katılım oranını 20–25 puan aşağı çekiyor.

Kadınların işgücüne katılımının düşük olmasının nedenleri arasında:

  • Bakım hizmetlerinin (kreş, yaşlı bakımı) yetersizliği

  • Kültürel ve toplumsal roller

  • Kayıt dışı istihdam

  • Esnek çalışma modellerinin sınırlı olması

yer alıyor.

Ekonomik açıdan sonuç net: Daha az çalışan, daha düşük potansiyel büyüme demektir.


Gençler ve NEET Sorunu

Bir diğer yapısal sorun, Türkiye’nin “ne eğitimde ne istihdamda” (NEET) olan gençler oranında hem OECD hem de gelişmekte olan ülkeler arasında üst sıralarda yer alması.

Bu durum:

  • Kısa vadede üretim kaybı

  • Uzun vadede kalıcı beceri erozyonu

anlamına geliyor. Genç nüfus avantajı, yeterince istihdam edilmediğinde avantaja değil, yük haline dönüşüyor.


Bütçe, Emekliler ve Sosyal Devlet Baskısı

Yaşlanan nüfusun bir diğer etkisi de kamu maliyesi üzerinde görülüyor.

  • Orta Vadeli Program’a göre sosyal güvenlik ve kamu kurumları açığı 547 milyar TL’ye ulaşacak

  • Ortalama emekli maaşı 17.259 TL ile Avrupa’nın en düşük seviyeleri arasında

  • Yaşlı nüfus arttıkça sağlık, bakım ve sosyal harcamalar hızla büyüyor

Çalışan sayısı artmadan bu yükün taşınması giderek zorlaşıyor.


Bu Kader mi? Hayır. Ama Zaman Daralıyor

Demografi yönü belirler, politikalar sonucu belirler.

Türkiye, doğru adımlar atılırsa:

  • Kadın istihdamını artırabilir

  • Gençleri işgücüne daha hızlı entegre edebilir

  • Verimlilik artışıyla yaşlanmanın etkisini dengeleyebilir

Aksi halde yaşlanma, düşük büyüme ve artan bütçe baskısıyla birleşerek kalıcı bir ekonomik sorun haline gelir.


Sonuç

Türkiye’nin önündeki temel sorun nüfusun yaşlanması değil, çalışabilir nüfusun yeterince çalışmamasıdır. Kadınlar ve gençler üretime katılmadıkça, yaşlanma ekonomik büyüme üzerinde ciddi bir fren etkisi yaratacaktır.

Saat işliyor. Demografik pencere hâlâ açık, ancak her yıl biraz daha daralıyor.

TUIK, Evrensel, ParaAnaliz

Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler