Sosyal Medya

Genel

ABD “Büyük Türkiye” Olma Yolunda

ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell hakkında açılan soruşturma, Washington’da teknik bir renovasyon tartışmasından çok daha derin bir kırılmaya işaret ediyor. Donald Trump’ın faiz indirmesi için Fed üzerindeki baskısı giderek sertleşirken, ABD’de kurumların bağımsızlığı tartışması alevleniyor. Türkiye’nin geçmişte yaşadığı deneyimlerle yapılan karşılaştırmalar ise dikkat çekici.

ABD “Büyük Türkiye” Olma Yolunda

Özet:
ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell hakkında açılan soruşturma, Washington’da teknik bir renovasyon tartışmasından çok daha derin bir kırılmaya işaret ediyor. Donald Trump’ın faiz indirmesi için Fed üzerindeki baskısı giderek sertleşirken, ABD’de kurumların bağımsızlığı tartışması alevleniyor. Türkiye’nin geçmişte yaşadığı deneyimlerle yapılan karşılaştırmalar ise dikkat çekici. (Yazar:  Damla Doğan Tuncel, Korkusuz)


Powell’a Soruşturma: Bahane mi, Mesaj mı?

ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell hakkında Kongre’ye yanlış beyanda bulunduğu iddiasıyla soruşturma başlatıldı. İddia, Fed binasının renovasyonu sürecine ilişkin bazı bilgilerin eksik ya da hatalı aktarılması üzerine kurulu.

Ancak Washington kulislerinde neredeyse herkes, asıl meselenin bu olmadığının farkında. Powell’ın kendisi de bu sürecin bir “bahane” olduğuna açıkça işaret ediyor. Çünkü aylardır devam eden esas gerilim, ABD Başkanı Donald Trump’ın faiz politikası nedeniyle Fed’e ve Powell’a yönelttiği açık baskıdan kaynaklanıyor.


Trump’ın Açık Hedefi: Faiz İndirimi

Trump, faizleri indirmediği gerekçesiyle Powell’ı defalarca kamuoyu önünde hedef aldı. “Yanlış adam”, “beceriksiz”, “büyük ezik”, “ahmak” gibi ifadelerle Fed Başkanı’nı sert biçimde eleştirdi. Bu çıkışlar, ABD siyasi tarihinde bir başkanın merkez bankası başkanına yönelik en agresif söylemlerden biri olarak kayda geçti.

Powell ise bugüne kadar bu baskılara karşı temkinli bir duruş sergiledi. Kişisel polemiklerden kaçındı, yuvarlak ama ölçülü ifadeler kullandı ve Fed’in bağımsızlığını sürekli vurguladı. Cumhuriyetçilerin kırmızısı ile Demokratların mavisini simgeleyen “mor kravat” tercihi de bu duruşun sembolü haline geldi. Mesaj netti: “Merkez Bankası partiler üstüdür.”

Powell ayrıca Trump’ın kendisini görevden alamayacağını, böyle bir yetkisi bulunmadığını da açıkça dile getirdi.


Soruşturma Sonrası Ton Değişti

Ancak soruşturma süreciyle birlikte Powell’ın dili belirgin biçimde sertleşti. Fed Başkanı, bu kez açık konuştu:

“Bu cezai suçlama tehdidi, Fed’in faiz oranlarını Başkan’ın tercihlerini izlemek yerine, halka neyin hizmet edeceğine dair en iyi değerlendirmeye dayanarak belirlemesinin bir sonucudur.”

Powell, kimsenin –Fed Başkanı da dahil– hukukun üstünde olmadığını vurgularken, bu adımın yönetimin süregelen baskılarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bu açıklamalarla Powell, Trump sistemine karşı tek başına duran bir figüre dönüştü. Trump karşıtları için ise kurumların bağımsızlığının sembolü haline geldi.


ABD İçin Alışılmadık, Türkiye İçin Tanıdık

ABD açısından bu tablo alışılmadık olabilir. Ancak Türkiye için son derece tanıdık. Çünkü benzer bir süreci Türkiye yıllar önce yaşadı.

2019 Temmuz’unda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir gece yarısı kararnamesiyle dönemin Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’yı görevden aldı. Gerekçe açıklanmadı. Karar sessiz sedasız duyuruldu.

Daha sonra ise bu karar şu sözlerle savunuldu:
“Davul birinin elinde, tokmak birinin elinde olmaz.”

Mesaj açıktı: Faiz kararları da, siyaset de aynı elde olmalıydı. Ardından gelen süreçte Merkez Bankası başkanları hızla değişti, para politikası savruldu ve bedelini toplum ödedi.


Kurumların İsmi, Kaybolan Anlam

Türkiye’de Merkez Bankası’nın adında sembolik ama önemli bir detay vardı: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası.
“Türkiye Cumhuriyeti” değil.

Bu tercih, bankanın devlete değil, kurallara bağlı olduğunu anlatıyordu. En azından bir dönem böyleydi. Ancak bu ilke zamanla aşındı.

Bu nedenle, Rusya-Ukrayna savaşı başladığında Rusya Merkez Bankası’nın sert faiz artırımı yapmasının ardından Vladimir Putin’e yöneltilen bir soru hafızalara kazındı. Putin, “Karışamam, Merkez Bankası bağımsız” demiş ve şu cümleyi eklemişti:

“Yoksa sonumuz Türkiye gibi olur.”


İroni: Roller Değişiyor mu?

Yıllarca “Amerika gibi olmayı” hedefleyen Türkiye, kurumların bağımsızlığını kaybetmenin sonuçlarıyla yüzleşti. Bugün ise ABD, benzer bir sınavdan geçiyor.

Fed Başkanı baskı altında. Soruşturmalar siyasi araç haline geliyor. Para politikası kişiselleştirilmeye çalışılıyor. Aradaki fark şu: ABD’de sistem hâlâ direniyor. Powell görevde. Mor kravat hâlâ boynunda.

Türkiye’de ise o kravatlar çoktan çıkarıldı. Başkanlar sıraya dizildi. Ekonomik bedel topluma yüklendi.


Bu Sadece Bir Faiz Tartışması Değil

Trump ile Powell arasındaki gerilim, basit bir faiz indirimi kavgası değil. Bu, “kurallar mı, talimatlar mı?” sorusunun mücadelesi. Kurumların mı, kişisel iradenin mi belirleyici olacağına dair küresel ölçekte bir kırılma işareti.

Bazı ülkeler bu kavganın sonucunu çoktan biliyor. ABD ise şimdi bu deneyimle yüzleşiyor.

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler