Ekonomi
TUSAF: “2026’da Un Fiyatlarını Artırmayacağız, Enflasyonla Mücadeleye Katkı Sürecek”
TUSAF Başkanı Mesut Çakmak, 2025 yılı eylül ayından bu yana un fiyatlarında herhangi bir artış yapmadıklarını hatırlatarak, “2026’da da enflasyonla…
TUSAF Başkanı Mesut Çakmak, 2025 yılı eylül ayından bu yana un fiyatlarında herhangi bir artış yapmadıklarını hatırlatarak, “2026’da da enflasyonla mücadeleye katkı vermeyi sürdüreceğiz. Bu yılın ilk 4 ayında işçilik ve diğer maliyetlerdeki artışa rağmen un fiyatlarını artırmayı planlamıyoruz” dedi. Un üreticileri, maliyetlerdeki yükselişe rağmen fiyatları sabit tutma kararlılığını sürdürüyor. 2025’te buğday fiyatlarındaki yüzde 42’lik artış ve işçilik, enerji, navlun gibi giderlerdeki yükselişe rağmen, un fiyatlarını sadece yüzde 22 artırdıklarını belirten Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Başkanı Çakmak, “Eylül 2025’ten buyana un fiyatlarında zam yapmadık. 2026’nın ilk 4 ayında da, işçilik ve diğer maliyetlerdeki artışa rağmen fiyat artışı yapmamayı planlıyoruz” ifadelerini kullandı.
Un sanayicilerinin 2025 yılında sorumluluk bilinciyle hareket ederek fiyat artışını genel enflasyonun yaklaşık 10 puan altında tuttuğunu ifade eden Çakmak, “Enflasyonla mücadeleye destek verdi. 2026’da da enflasyonun altında fiyat artışlarıyla, enflasyonla mücadeleye katkı vermeye devam edeceğiz” dedi.
DÜNYA’nın un sektöründeki sorunlar ve üretim, ihracat, ithalat ile kapasite kullanımı beklentileri üzerine sorularını yanıtlayan Çakmak, dünya ihracatındaki paylarını yüzde 25’in üzerine çıkarmayı hedeflediklerini vurguladı: “Bu yıl, 12 milyon tonluk dünya ihracat pazarındaki payımızı yüzde 25’in üzerine çıkarma hedefimiz var. Tecrübemiz, kalitemiz, kapasitemiz ve uygun fiyat politikası ile bu hedefe ulaşacağımıza hatta aşacağımıza inanıyoruz.”
TUSAF çatısı altında faaliyet gösteren Türk un sanayisinin güçlü üretim altyapısı ve yaygın ihracat ağı ile Türkiye’nin gıda arz güvenliğinde stratejik bir role sahip olduğunu belirten Çakmak, “Sektör, onlarca ülkeye yaptığı ihracatla dış ticarete katkı sağlarken, yarattığı istihdam ve katma değerle de ekonomiyi destekliyor. 2025’te ihracatımızı bir önceki yıla göre yüzde 22,5 düşüşle yaklaşık 2,3 milyon ton seviyesinde tamamladık. Bu düşüşü, sanayicimizden kaynaklanmayan çeşitli sıkıntılar nedeniyle yaşadığımız bir yol kazası olarak görüyoruz” dedi.
Suriye başta olmak üzere bazı pazarlarda güçlü ihracat artışı kaydettiklerini belirten Çakmak, bu artışın hızlanarak devam edeceğini söyledi: “2025 yılı Aralık ayında Suriye’ye yapılan buğday unu ihracatı 56 bin 972 ton ve 19,7 milyon dolar seviyesine ulaşarak, bir önceki yılın aynı ayına göre miktarda yüzde 41,3, değerde yüzde 48,8 artış gösterdi. Yıl genelinde ise Suriye’ye ihracat 629 bin 727 ton ve 214,3 milyon dolara ulaştı. Bu performans, Suriye’yi Türk un sanayisinin en hızlı büyüyen pazarlarından biri haline getirdi.”
Aynı dönemde Irak’a yapılan ihracatta ciddi bir düşüş gözlemlendiğini vurgulayan Çakmak, “Irak’ta Türk ununa karşı yapılan müdahalelerin ve keyfi uygulamaların sona ermesini istiyoruz. Bu keyfi uygulamaların son bulmasıyla Irak pazarını yeniden kazanacağımızı biliyoruz” dedi.
Gana, Somali, Küba, Endonezya ve bazı Afrika ülkelerindeki artışların alternatif pazarlardaki güçlü konumlarını desteklediğini belirten Çakmak, “Yüksek kalite ve spesifik ürünlerimiz nedeniyle ABD’ye dahi un ihracatı gerçekleştiriyoruz. Önümüzdeki dönemde sektör olarak daha fazla sorumluluk alarak performansımızı yeniden yükseltmeyi ve 2026 yılında 3 milyon ton ihracat rakamına aşmayı hedefliyoruz” mesajını verdi.
Emek yoğun sektörlerde işçilik ve enerji maliyetlerinin düşük olduğu Mısır gibi ülkelerde yatırım olasılığını değerlendiren Çakmak, şöyle konuştu:
“Mısır un sektöründe de rakibimiz. Maliyet avantajının yanı sıra, Afrika ve Arap ülkelerinin aralarında uyguladığı gümrük birliğini de avantaja çeviriyor. Gümrük vergilerinden de muaf olunca rekabet gücü de artıyor. Ama un sektöründe Mısır’da yatırım planlayan bir yatırımcımızın olduğunu duymadım, olacağını da sanmıyorum. Sektör olarak çok ciddi teknolojik yatırımlar yaptık ve bu yatırımları korumaya ve geliştirmeye odaklıyız.”
Küçük denilebilecek siyasi adımlar ve kamu destekleriyle Afrika ve Arap pazarlarında bile Mısır ile rekabet edebileceklerini ifade eden Çakmak, “Biz aslında, 4 milyon tonluk ihracat miktarına ulaşabileceğimizi, hatta bunu da aşabileceğimizi biliyoruz. 3,6 milyon tona ulaştığımız yılı hatırlıyoruz. Kendi ayağımıza basmazsak, kalite ve tecrübemizle rekabet edecek rakip olmadığını sahada da görüyoruz.
TUSAF’ın da aktif çalıştığı, kamu destekli Un Tanıtım Grubu’nun yeni pazar kazanma konusunda etkili olduğunu belirten Çakmak, “Tanıtım gruplarının amacına uygun şekilde yeniden canlandırılması hepimizin lehine. PR çalışmaları ve ortaklıklar aracılığıyla Afrika, Uzakdoğu, Arap Yarımadası ve Avrupa’daki potansiyel alıcılarla ilişkileri geliştirmeyi arzuluyoruz” dedi.
Mesut Çakmak, şubat ayında “İklim Dayanıklılığı ve Ticaretin Geleceği” temasıyla Antalya’da düzenlenecek 20’inci Uluslararası Kongre’ye yerli ve yabancı bin 400 sektör temsilcisinin rezervasyon yaptırdığına dikkat çekti. Çakmak, “TUSAF 20. Uluslararası Kongre ve Sergisi, sektörün geleceğine yön verecek önemli bir buluşma noktası olacak. ‘İklim Dayanıklılığı ve Ticaretin Geleceği’ temasıyla gerçekleştirilecek kongrede; sürdürülebilir üretim, tedarik zinciri yönetimi ve küresel ticaretin dönüşen dinamikleri ele alınacak. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın da katılacağı kongremizde yabancı karar alıcılar ve alım heyetlerini de ağırlayacağız. Kongre, Türk un sanayisinin 2026 ve sonrası yol haritasının ve hedeflerinin belirlenmesinde rol oynayacak.”
