Sosyal Medya

Ekonomi

Küresel Gerilimlerin Türkiye Ekonomisine Yansımaları: Riskler ve Fırsatlar Neler?

İran ve ABD arasındaki görüşmelerden sızan olumsuz sinyaller, küresel piyasalarda belirsizliğin kronik bir hal alacağı korkusunu tetikledi. Uzmanlara göre, halihazırda hassas bir dengede olan Türkiye ekonomisinde risk katsayısı yükselirken, hem bireysel tüketicileri hem de reel sektörü zorlu bir dönemin beklediği vurgulanıyor. Ekonomistler, merkez bankası rezervlerindeki erimeyle birlikte üretim maliyetleri ve halkın alım gücü üzerindeki baskının şiddetleneceğine dikkat çekerek, bu karmaşık tabloyu kısa sürede düzeltecek sihirli bir formülün bulunmadığını ifade ediyor.

Küresel Gerilimlerin Türkiye Ekonomisine Yansımaları: Riskler ve Fırsatlar Neler?

İran ve ABD arasındaki görüşmelerden sızan olumsuz sinyaller, küresel piyasalarda belirsizliğin kronik bir hal alacağı korkusunu tetikledi. Uzmanlara göre, halihazırda hassas bir dengede olan Türkiye ekonomisinde risk katsayısı yükselirken, hem bireysel tüketicileri hem de reel sektörü zorlu bir dönemin beklediği vurgulanıyor. Ekonomistler, merkez bankası rezervlerindeki erimeyle birlikte üretim maliyetleri ve halkın alım gücü üzerindeki baskının şiddetleneceğine dikkat çekerek, bu karmaşık tabloyu kısa sürede düzeltecek sihirli bir formülün bulunmadığını ifade ediyor.

Sürecin diplomatik bir uzlaşıya mı yoksa yeni gerilimlere mi evrileceği henüz kestirilemezken, Dış Ticarete Yön Verenler Derneği Başkanı Dr. Hakan Çınar, Hürmüz Boğazı’ndaki gerginliğin kalıcı bir maliyet unsuru haline geldiğini belirtiyor. Enerji fiyatlarının artık klasik arz-talep dengesinden ziyade jeopolitik risklerle şekillendiğini ve taşımacılık sektöründe dalgalanmaların ötesinde derin bir belirsizliğin hakim olduğunu kaydeden Çınar, şu noktaların altını çiziyor:

“CDS ve risk primi oynaklığı ile finansmana erişim zorlaşacak. Üretimdeki aksamalar ile firmaların stok politikaları değişeceğinden ‘just in time’ modeli zayıflayacak. Firmaların daha fazla stok tutmak zorunda kalması da kritik girdilerde mali yükü artıracak; depolama maliyetleri de yükselecek. Üretim pahalılaşacak ve ihracatçı marjları daralacak. Ancak Avrupa’ya yakınlığımız ise olumlu bir dönüşe ve siparişlerin artmasına neden olacak. Bu durum ülkemiz için lojistik üs olma şansını güçlendirebilir”

Ekonomist Arda Tunca ise mevcut müdahalelerin yapısal sorunları çözmekten ziyade günü kurtarmaya yönelik hamleler olduğunu savunuyor. Mevcut krizin dış etkenlere karşı korumasız ve iç dinamikleri zayıflamış bir sistemden kaynaklandığını dile getiren Tunca, çözüm için şunları vurguluyor:

“Yapılması gereken, krizi yönetmek değil krizi üreten yapıyı değiştirmektir. Temel sorun geçici bir dalgalanma değil, dışsal şoklara açık ve iç dengeleri zayıflamış bir ekonomik yapıdır. Para ve maliye politikası arasında gerçek bir eşgüdüm kurulmalı. Bu eşgüdüm sadece talebi baskılamaya değil, arz kapasitesini güçlendirmeye yönelmeli. Seçici ve hedefli kredi mekanizmaları devreye alınmalı. Ayrıca hukuk devleti ilkeleri ve politika tutarlılığı olmadan yatırımcı uzun vadeli pozisyon alamaz.”

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler