Ekonomi
Altın ve Gümüşte Rekor Fiyatlar Mücevher Ticaretini Kilitledi
Altın ve gümüş fiyatlarının tarihi zirveleri test ettiği bir dönemde, dünyanın 50 ayrı ülkesinden 550 mücevher firmasının temsilcileri Antalya’da buluştu. Mücevher İhracatçıları Birliği (MİB) tarafından organize edilen Jewellery Antalya Alım Heyeti organizasyonuna Güney Amerika’dan Orta Doğu’ya, Balkanlar’dan Rusya’ya, Türk Cumhuriyetleri’nden Avrupa ülkelerine kadar geniş bir coğrafyadan toplam bin 350 satın almacı katılım sağladı.
Altın ve gümüş fiyatlarının tarihi zirveleri test ettiği bir dönemde, dünyanın 50 ayrı ülkesinden 550 mücevher firmasının temsilcileri Antalya’da buluştu. Mücevher İhracatçıları Birliği (MİB) tarafından organize edilen Jewellery Antalya Alım Heyeti organizasyonuna Güney Amerika’dan Orta Doğu’ya, Balkanlar’dan Rusya’ya, Türk Cumhuriyetleri’nden Avrupa ülkelerine kadar geniş bir coğrafyadan toplam bin 350 satın almacı katılım sağladı.
Dünya Gazetesi’nden Recep Erçin’in haberine göre, 4 Ocak’ta başlayan organizasyonun ana gündem maddesini, değerli metal fiyatlarındaki sert yükseliş ve ABD’nin Venezuela’ya yönelik olası askeri hamlesinin piyasalara etkisi oluşturdu. Etkinliğin ikinci günü olan 5 Ocak’ta ise Türk üreticiler ile yabancı alıcılar, fiyatların yönü konusundaki belirsizlik nedeniyle doğrudan anlaşma yapmak yerine, ilerleyen dönem siparişleri için tasarım ve model görüşmelerine ağırlık verdi.
Etkinlik kapsamında sorularımızı yanıtlayan Mücevher İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Yakın ile Başkan Yardımcısı Murad Köşker, altın ithalatına uygulanan kotanın yılın ikinci çeyreğinden sonra kaldırılmasının beklendiğini dile getirdi. Burak Yakın, 2025 yılında mücevher ihracatının 7,9 milyar dolara ulaştığını ve bu tutarın yüzde 6’lık bir artışa işaret ettiğini söyledi. Yakın, kotanın devam etmesi halinde yurt dışı ile oluşan fiyat farkının ortadan kalkacağını ve bu sayede ihracatın birkaç yıl içinde 12-13 milyar dolar seviyelerine çıkabileceğini belirtti.
Gümüş talebi patladı, üreticiler yetişemiyor
Murad Köşker ise ihracatta tutar bazında artış yaşanmasına rağmen miktar olarak ciddi bir düşüş görüldüğünü, hacmin neredeyse yarıya indiğini ifade etti. Türkiye’nin mücevher sektöründe net ihracatçı konumda olduğunu vurgulayan Yakın, ithalatın ise oldukça sınırlı kaldığını aktardı. Yakın ve Köşker’in paylaştığı bilgilere göre, yurt dışından getirilen mücevherlere yüzde 47,5 oranında vergi uygulanıyor. Geçmiş dönemde Türkiye’de yaşanan altın arz sıkıntısı nedeniyle, Avrupa ülkelerinden Gümrük Birliği avantajıyla vergisiz yarı mamul ürün getirilebiliyordu. Ancak devletin altın takı ithalatına KKDF kapsamında yüzde 6 oranında vergi eklemesiyle bu kanal da kapanmış oldu.
2025 yılı itibarıyla gümüşün ons fiyatı yüzde 146, altının ons fiyatı ise yüzde 64,2 oranında yükseldi. Altına kıyasla çok daha hızlı değer kazanan gümüşte talebin seyrini sorduğumuzda Murad Köşker, “Talep de çok arttı. Yetişemiyoruz.
Altın yastık altına girerken, aynı paraya daha çok alınabildiği için gümüş hacim itibarıyla yastık altına sığmaz o yüzen karyola altına gitti diyebiliriz. Bir kilo gümüş 2 bin 800 dolar. Bir kilo altın ise 150 bin dolar” ifadelerini kullandı.
Burak Yakın ise gümüşün ons fiyatının geçmişte 49 dolardan 11 dolara kadar gerilediğini ve bu seviyelerde ciddi alımlar yapıldığını hatırlattı. Yakın, “Zamanında uygun fiyattan altın ve gümüş alanlar olunca bu kaynak ülkede kalıyor ve ülke kendiliğinden zenginleşiyor. Ben bu işe başladığımda altının kilosu 7 bin 500 dolardı, şimdi 150 bin dolar. Yarım kilo altınla Kemer’de yazlık alabilirsin.
Bir kripto paranın 100 bin dolar olduğu ortamda kullanımı olan ve arzı sınırlı olan altının onsunun geldiği 4 bin 500 dolar seviyeleri az bile. Spekülasyon olmasın ama daha yukarılara gidebileceğini düşünüyorum. Gümüş ise farklı. 50-70 dolar arası çok hızlı hareket yaptı. 75 dolar olan gümüşe benim elim gitmez” değerlendirmesinde bulundu.
Rekor metal fiyatları mücevher ihracatını şekillendiriyor
Bu noktada söze giren Köşker, gümüş fiyatlarında hâlâ yukarı yönlü bir potansiyel olduğunu düşündüklerini belirtti.
Türkiye’nin altın konusunda güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Burak Yakın, TL mevduatlarına verilen faiz benzeri bir uygulamanın altın mevduatları için de hayata geçirilmesini önerdi. Böyle bir sistemle vatandaşların yastık altındaki altınlarını gönüllü şekilde ekonomiye kazandırabileceğini savunan Yakın, ziynet eşyası dışında yastık altında en az 2 bin 500 ton altın bulunduğunu tahmin ettiklerini söyledi. Yakın, “Bu ülkede kimsenin varlığı bankada kalmaz. Güvence altındadır. Altın için ayrıca Merkez Bankası güvencesi de verilebilir. Vatandaşın gönlü rahat olur. 3 gram yerine 10-15 gram nema verilse yastık altındaki altının çıkacağını düşünüyorum” dedi.
Kota öncesi dönemde Türkiye’nin mücevher ihracatında İtalya’yı geride bıraktığını anımsatan Yakın, sektörün birkaç kötü örnek yüzünden cezalandırılmaması gerektiğini vurguladı. Eskiden yurt dışından alınan altının bir gün içinde getirilip işlendiğini, siparişlerin en geç iki haftada teslim edildiğini belirten Yakın, bugün ise çok sayıda prosedürle karşı karşıya kalındığını ifade etti. Yakın, Türkiye’nin altın talebi yüksek ülkelere coğrafi olarak çok yakın olduğunu ancak kota nedeniyle oluşan fiyat farkının sektörü zorladığını dile getirdi. Türkiye’de kilo fiyatı 147 bin 500 dolar olan altının Dubai’de 140 bin dolar seviyesinde satıldığını belirten Yakın, bu nedenle üreticilerin yurt dışına yöneldiğini, hatta atölyelerini Mısır’a taşıyanların olduğunu aktardı. Ayrıca 15 bin dolar üzerindeki ziynet eşyalarının kişisel kullanımda dahi beyan zorunluluğuna tabi olduğunu ve denetimlerin artırıldığını söyledi.
Murad Köşker, Kıymetli Metal Takip Sistemi’nin devreye girmesiyle birlikte, bireysel işlemlerin de kayıt altına alınacağını ifade etti. Sistemin 4-5 ay içinde tamamen aktif hale geleceğini belirten Köşker, “Ayşe teyze geldi altınını verdi. TC numarası ile şu kadar altın teslim etmiştir diye kaydedilecek. Artık altında fatura olayı gerçekleşecek. Alan da veren de resmi olacak. Biz sektör olarak bundan yanayız” dedi.
Antalya’daki organizasyonda sorularımızı yanıtlayan İstanbul Kuyumcular Odası Başkanı Mustafa Atayık ise kota uygulamasının sektöre ciddi zarar verdiğini belirterek, Kuyumcukent’te faaliyet gösteren işletmelerin yüzde 30-40’ının kapandığını söyledi. Atayık, “Kuyumculuğun katma değeri çok yüksek. Bir kilo altında 3 bin 500-7 bin dolara kadar katma değer var. 40 bin kuyumcu 350 bin istihdam, 6 bin üretici var diyorduk.
İhracatta 30 yılda kazandığımız müşteriyi bir yılda kaybettik. Kuyumcu olarak altına muhasebesi istiyoruz. Eskiden bir düğün için incili kolyeleri 70-80 gram yaparken bugün 7 grama düştü. Kolye set alınırdı artık gram altın alınıyor. Üreticiye ise hiçbir faydası yok. Darphane 60-65 ton ürün basmış. Yastık altına giden gram, çeyrek. Cari açığı biz artırmıyoruz. Telefon alıyorsun 2 senede ömrü bitiyor. Altın hiçbir şekilde değeri düşmüyor. Anneler eskiden halı alırdı. Evlenince çeyiz olurdu. Altınlar da çocuğu evlenirken bozduruyor, ekonominin içine dönüyor.”
