Sosyal Medya

Ekonomi

ABD-İsrail-İran Gerilimi Ankara’yı Alarmda Bıraktı: Enerji Fiyatları ve Ekonomi Risk Altında

ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası tırmanan savaşın enerji fiyatları ve piyasalar üzerindeki etkisi Ankara’da alarm zillerini çaldı. İran’ın sert direnmesi halinde çatışmanın büyümesi ve ekonomik faturanın ağırlaşması iktidar kulislerinde en büyük endişe halini aldı. Savaşla birlikte iktidarın ekonominin durumunu görmezden gelme halleri ortadan kalktı.

ABD-İsrail-İran Gerilimi Ankara’yı Alarmda Bıraktı: Enerji Fiyatları ve Ekonomi Risk Altında

ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası tırmanan savaşın enerji fiyatları ve piyasalar üzerindeki etkisi Ankara’da alarm zillerini çaldı. İran’ın sert direnmesi halinde çatışmanın büyümesi ve ekonomik faturanın ağırlaşması iktidar kulislerinde en büyük endişe halini aldı. Savaşla birlikte iktidarın ekonominin durumunu görmezden gelme halleri ortadan kalktı.

ABD-İsrail’in saldırılarıyla başlayan çatışmalar, İran’ın karşı hamleleri ve bölgedeki diğer ülkeleri de sürece dahil etme çabaları nedeniyle dünya piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açtı. Hürmüz Boğazı’ndaki olası kapanma riski, enerji arzına dair endişeleri artırarak uluslararası piyasaları daha kırılgan hale getirdi.

Borsa, savaşın başladığı gün içinde yaklaşık 400 milyar lira değer kaybı riskiyle karşı karşıya kalırken, Türkiye’nin kırılgan ekonomisinin bu dönemi nasıl yöneteceği soru işareti oluşturdu. Vatandaşlar ise ekonomik sıkıntıların daha da derinleşebileceği ihtimalini konuşmaya başladı. Olası olumsuzluklara karşı iktidar tarafından “hazırlıklıyız” mesajları verilse de, açıklamalar artık savaşın gidişatına endeksli olmaya başladı.

Nefes yazarı Nuray Babacan, iktidar kulislerinde İran-ABD-İsrail hattında artan gerilimin yarattığı kaygıları kaleme aldı. Babacan’a göre, savaşın beşinci gününde AKP kurmayları enerji fiyatları, olası zamlar ve göç ihtimali üzerinden farklı senaryoları değerlendirdi.

Yazıda Türkiye’de gündemin uzun süredir dış politika gelişmelerine odaklandığı, komşu ülkelerdeki krizlerin önce göç ardından ekonomik sorun olarak yansıdığı vurgulandı. Bu kez iktidarın kaygılarını daha açık ifade ettiği, savaşın süresi ve boyutu konusunda ciddi endişe taşıdığı kaydedildi.

Kulislerde yapılan değerlendirmelere göre, çatışmanın etkisi tarafların birbirine vereceği zarara bağlı olacak. İran yönetimi uzlaşmaya yanaşmaz veya ABD ve İsrail’e beklenenden fazla zarar verirse, “diz çöktürülmeden bırakılmayacağı” görüşü öne çıkıyor. AKP kurmaylarının “uzaktan savaş” olarak tanımladığı yeni dönemde, noktasal hedeflerle rejim değişikliğine yönelik adımlar ön plana çıkıyor. İran’ın sert refleksi, ülkeyi ağır yıkımla karşı karşıya bırakabilir; asıl tehlike burada yatıyor.

Kulislerde şu an için savaşın Türkiye’yi doğrudan etkilemeyeceği belirtilse de, şiddetin artması ekonomik risklerin hissedilmesine yol açabilir. Göç dalgasının Suriye benzeri bir iç savaş yaşanmadıkça beklenmediği; ülke içinde iktidar yanlısı gruplar ile muhalefet arasında çatışma ya da etnik ayrışma yaşanması durumunda risk oluşabileceği ifade ediliyor. Üsler açısından Türkiye’deki bölgelerin aktif olmadığı, İran açısından ise Körfez’deki üslerin daha büyük tehdit oluşturduğu görüşü paylaşılıyor.

Babacan, yazısında iktidarın yıllardır süren ekonomik sorunları savaşla ilişkilendirme eğiliminde olduğuna da dikkat çekti. Önümüzdeki günlerde “ekonomi tam düzelirken savaşın her şeyi bozduğu” yönünde açıklamaların artabileceğini belirtti. Nitekim AKP Grup Başkanı Abdullah Güler’in emeklilere bayram ikramiyesinde artış yapılmamasını petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artış riskine bağlayan sözleri buna örnek gösterildi. Babacan’a göre, önümüzdeki süreçte ekonomik sıkıntılardan zam kararlarına kadar birçok başlığın “savaş” gerekçesiyle açıklanabileceği bir döneme giriliyor.

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler