Dünya Ekonomisi
Yoksulluktan Üretim Gücüne: Vietnam’ın Sessiz Ekonomik Devrimi
Bundan birkaç on yıl önce Vietnam, dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olarak anılıyordu. Kişi başına gelir son derece düşüktü, dış…
Bundan birkaç on yıl önce Vietnam, dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olarak anılıyordu. Kişi başına gelir son derece düşüktü, dış ticaret neredeyse yok denecek kadar azdı ve büyük ölçüde tarıma dayalı bir ekonomi olmasına rağmen ülke gıda ithal etmek zorunda kalıyordu. Savaşın yıkıcı etkileri, merkezi planlama modelinin verimsizliği ve dışa kapalı ekonomik yapı, ülkeyi uzun süre yerinde saymaya mahkûm etti.
Bugün ise tablo tamamen farklı. Vietnam, dünyanın en hızlı büyüyen ve en dışa açık ekonomilerinden biri olarak gösteriliyor. Kişi başına gelir birkaç on yılda katlanarak arttı, ihracat hacmi milli gelirin çok üzerine çıktı ve ülke, Güneydoğu Asya’nın üretim üslerinden biri haline geldi. Hatta toplam ekonomik büyüklük açısından bölgedeki bazı köklü ekonomileri geride bırakmaya hazırlanıyor.
Bu dönüşüm “tesadüf” değil. Vietnam’ın ekonomik sıçramasının arkasında bilinçli reformlar, dışa açılma stratejisi, eğitimli iş gücü ve siyasi istikrar gibi bir dizi faktör bulunuyor.
Merkezi Planlamadan Piyasa Reformlarına Geçiş
Vietnam Savaşı’nın ardından ülke birleştiğinde, ekonomi büyük ölçüde merkezi planlama modeline dayanıyordu. Devlet, üretimden fiyatlara kadar birçok alanı sıkı biçimde kontrol ediyordu. Ancak 1980’li yıllara gelindiğinde bu modelin sürdürülebilir olmadığı açıkça görüldü. Ekonomik büyüme neredeyse durmuştu, verimlilik düşüktü ve halkın alım gücü son derece sınırlıydı.
Bu tablo karşısında yönetim, radikal bir karar aldı. 1980’lerin ortasında başlatılan reform süreciyle birlikte ekonomi kademeli olarak piyasa mekanizmalarına açıldı. Özel girişimlerin önü açıldı, tarımda ve sanayide daha esnek üretim modellerine geçildi, dış ticaret üzerindeki engeller azaltıldı.
Bu reformlar kısa sürede sonuç verdi. 1990’lardan itibaren kişi başına gelir hızla artmaya başladı. 2000’li yıllarda ise büyüme ivmesi daha da yükseldi. Vietnam, birkaç on yıl içinde “en yoksullar liginden” çıkarak orta gelirli ülkeler grubuna yaklaştı.
Serbest Ticaret ve Küresel Entegrasyonun Gücü
Vietnam’ın ekonomik atılımının belki de en belirleyici unsuru, dışa açık bir ekonomi modelini benimsemesi oldu. Ülke, bölgesel ve küresel ticaret anlaşmalarına katılarak pazarlarını genişletti. Gümrük tarifeleri düşürüldü, yatırım ortamı iyileştirildi ve yabancı şirketler için cazip bir üretim merkezi haline gelindi.
Bugün Vietnam, ticaret hacmi milli gelirinin çok üzerinde olan nadir ülkelerden biri. Yani ülke ekonomisi büyük ölçüde ihracata dayanıyor. Tekstil, elektronik, makine ve yüksek teknolojili ürünler Vietnam’ın dış satımında önemli yer tutuyor.
Ayrıca son yıllarda küresel şirketlerin üretim zincirlerini çeşitlendirme çabaları da Vietnam’a yaradı. Birçok uluslararası firma, üretimin bir kısmını Çin dışına kaydırırken Vietnam’ı tercih etti. Görece düşük işçilik maliyetleri, siyasi istikrar ve ticaret anlaşmaları bu tercihte etkili oldu. Böylece ülke, küresel tedarik zincirlerinin önemli halkalarından biri haline geldi.
Koruyucu ticaret politikalarının arttığı bir dönemde bile Vietnam, müzakere yoluyla ihracat rekabetini korumayı başardı. Bu da yönetimin dış ekonomik ilişkilerde pragmatik bir yaklaşım benimsediğini gösteriyor.
Eğitimli ve Genç Nüfus: En Büyük Avantaj
Ekonomik büyümenin sürdürülebilir olması için sadece dış yatırım yetmez; nitelikli insan gücü gerekir. Vietnam bu noktada dikkat çekici bir başarı sergiliyor. Ülke, genç ve geniş bir iş gücüne sahip. Ortalama yaşın düşük olması, çalışma çağındaki nüfusun yüksekliği anlamına geliyor. Bu da üretim kapasitesini artıran önemli bir unsur.
Ancak asıl farkı yaratan, eğitimin kalitesi. Vietnamlı öğrenciler, uluslararası değerlendirmelerde birçok gelişmiş ülkeye yakın sonuçlar elde ediyor. Özellikle matematik ve fen alanlarında güçlü performans gösteriyorlar. Bu durum, ülkenin sadece ucuz iş gücüyle değil, aynı zamanda nitelikli iş gücüyle de rekabet ettiğini ortaya koyuyor.
Eğitim seviyesi yüksek bir toplum, üretim zincirinde yukarı çıkmayı mümkün kılar. Vietnam da bunu başardı. Başlangıçta düşük katma değerli üretime odaklanan ülke, zamanla daha teknolojik ve karmaşık ürünlerin üretimine yöneldi. Yüksek teknoloji ürünlerinin ihracattaki payı her geçen yıl artıyor.
Ayrıca insan sermayesi göstergelerinde Vietnam’ın, ekonomik olarak çok daha zengin bazı ülkelerle benzer seviyelere ulaştığı görülüyor. Bu da büyümenin sadece rakamlardan ibaret olmadığını, yapısal bir dönüşüm yaşandığını gösteriyor.
Kadınların Ekonomideki Rolü
Vietnam’ın dikkat çeken bir diğer özelliği, kadınların iş gücüne yüksek katılım oranı. Birçok orta gelirli ülkede kadınların ekonomik hayata katılımı sınırlı kalırken, Vietnam’da kadınlar üretim süreçlerinde aktif rol alıyor.
Kadın istihdamının yüksek olması, hane gelirini artırdığı gibi toplam üretim kapasitesini de büyütüyor. Ayrıca toplumsal cinsiyet açısından daha dengeli bir iş gücü yapısı, ekonomik büyümeyi destekleyen bir unsur olarak görülüyor.
Bu durum, Vietnam’ın kalkınma modelinin sadece dış ticarete değil, aynı zamanda toplumsal katılıma da dayandığını gösteriyor.
Siyasi İstikrar ve Uzun Vadeli Planlama
Vietnam’ın ekonomik sıçramasında siyasi istikrarın da önemli payı var. Ülkede tek parti yönetimi bulunuyor ve bu sistem demokratik açıdan eleştirilse de ekonomik planlamada süreklilik sağlıyor. Uzun vadeli hedefler belirleniyor ve bu hedefler doğrultusunda adımlar atılıyor.
Son yirmi yılda iş ortamının iyileştirilmesi için yapılan reformlar, yabancı yatırımcıların güvenini artırdı. Bürokratik engeller azaltıldı, sanayi bölgeleri kuruldu ve altyapı yatırımlarına öncelik verildi.
Elbette bu modelin eleştirilecek yönleri var. Ancak ekonomik açıdan bakıldığında, siyasi istikrarın yatırım ortamına olumlu katkı yaptığı görülüyor. Bölgedeki bazı ülkelerde yaşanan siyasi krizler ve ekonomik durgunlukla karşılaştırıldığında Vietnam’ın daha istikrarlı bir çizgi izlediği söylenebilir.
Büyüme Sürüyor mu?
Vietnam son yıllarda yüksek büyüme oranlarını korumayı başardı. Yüzde 8’e yaklaşan büyüme rakamları, birçok gelişmiş ülkenin hayal bile edemeyeceği seviyede. Hükümet ise daha da yüksek oranları hedefliyor.
Toplam ekonomik büyüklük açısından Vietnam’ın bölgedeki bazı daha zengin ülkeleri geride bırakması artık uzak bir ihtimal değil. Bu da birkaç on yıl önceki tablo düşünüldüğünde çarpıcı bir değişim anlamına geliyor.
Yine de önümüzdeki dönemde riskler yok değil. Küresel talep dalgalanmaları, ticaret gerilimleri ve nüfus yapısındaki değişimler büyümeyi etkileyebilir. Ancak şu ana kadar izlenen politika seti, ülkenin bu risklere karşı esnek bir yapı kurduğunu gösteriyor.
