Dünya Ekonomisi
WEF’in 2026 Küresel Riskler Raporu’ndan Kritik Analiz: Dünya Ekonomisini Zorlu Bir Dönem Bekliyor
Dünya Ekonomi Forumu’nun (WEF) Davos’ta gerçekleştireceği toplantılar öncesinde yayımlanan Küresel Riskler 2026 Raporu, dünya ekonomisini tehdit eden unsurları gözler önüne serdi. Rapora katkı sunan katılımcılar, önümüzdeki iki yıla ilişkin beklentilerini “Çalkantılı ve fırtınalı” olarak tanımlarken, küresel ölçekte en ciddi riskin jeopolitik gerilimler olduğuna dikkat çekti.
Dünya Ekonomi Forumu’nun (WEF) Davos’ta gerçekleştireceği toplantılar öncesinde yayımlanan Küresel Riskler 2026 Raporu, dünya ekonomisini tehdit eden unsurları gözler önüne serdi. Rapora katkı sunan katılımcılar, önümüzdeki iki yıla ilişkin beklentilerini “Çalkantılı ve fırtınalı” olarak tanımlarken, küresel ölçekte en ciddi riskin jeopolitik gerilimler olduğuna dikkat çekti.
İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenecek WEF Yıllık Toplantıları öncesinde kamuoyuna açıklanan rapor, bu yıl 21’inci kez yayımlandı. Çalışma kapsamında akademi dünyası, özel sektör, kamu otoriteleri, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplumdan 1300’ü aşkın küresel liderin görüşlerine başvuruldu. Katılımcılardan, acil risklerin yanı sıra kısa vadeli (2 yıl) ve uzun vadeli (10 yıl) tehditleri değerlendirmeleri istendi.
Raporda, 2026 yılına ilişkin küresel risk tablosunda “belirsizlik” ana belirleyici unsur olarak öne çıktı. Hem kısa hem de uzun vadeli beklentilerin ağırlıklı olarak olumsuz olduğu belirtildi. Katılımcıların yarısı, önümüzdeki iki yılın oldukça zorlu geçeceğini öngörürken, bu oran 10 yıllık değerlendirmede yüzde 57’ye yükseldi.
Liderlerin yüzde 40’ı gelecek iki yılın, yüzde 32’si ise gelecek on yılın en azından istikrarsız bir seyir izleyeceği görüşünü paylaştı.
Rapora göre, katılımcıların yüzde 18’i jeoekonomik gerilimleri, bu yıl küresel bir krize yol açabilecek başlıca tehdit olarak değerlendirdi. Önümüzdeki iki yıl için de en büyük risk olarak görülen jeopolitik gerilim, geçen yıla kıyasla sekiz sıra birden yükselerek risk sıralamasında ilk sıraya yerleşti.
Bu yılın risk listesinde devlet temelli silahlı çatışmalar ikinci, aşırı hava olayları ise üçüncü sırada yer aldı. Toplumsal kutuplaşma ve yanlış bilgi yayılımı bu başlıkları takip etti. Ayrıca ekonomik durgunluk, insan hakları ve sivil özgürlüklerde gerileme, yapay zekâ teknolojilerinin olumsuz etkileri, siber güvensizlik ve artan eşitsizlik de ilk 10 risk arasında gösterildi.
Önümüzdeki iki yıla yönelik risk değerlendirmelerinde jeopolitik gerilimin ardından yanlış bilgi ve dezenformasyon, toplumsal bölünme, aşırı hava olayları ve devlet temelli silahlı çatışmalar öne çıktı. Bunun yanı sıra siber güvensizlik, eşitsizlik, insan hakları ve sivil özgürlüklerin aşınması, çevre kirliliği ile zorunlu göç ve yerinden edilme de önemli riskler arasında sıralandı.
On yıllık uzun vadeli risk görünümünde ise aşırı hava olayları listenin zirvesinde yer aldı. Bu tehdidi biyolojik çeşitlilik kaybı, dünya sistemlerinde kritik dönüşümler, yanlış bilgi ve dezenformasyon ile yapay zekâ kaynaklı olumsuz sonuçlar izledi.
WEF Başkanı Borge Brende, rapora ilişkin değerlendirmesinde Davos’ta yapılacak toplantıların küresel risk ve fırsatların daha iyi anlaşılması açısından önemli bir zemin sunduğunu belirterek, “Büyük güçler kendi çıkar alanlarını güvence altına almaya çalışırken yeni bir rekabet düzeni şekilleniyor. İşbirliğinin dünden çok farklı göründüğü bu değişen manzara, pragmatik bir gerçeği yansıtıyor. İşbirliğine dayalı yaklaşımlar ve diyalog ruhu hala çok önemli” ifadelerini kullandı.
WEF Genel Müdürü Saadia Zahidi ise raporun kısa ve uzun vadeli tehditler için bir yol gösterici niteliği taşıdığını vurgulayarak, “Bu risklerin hiçbiri kaçınılmaz bir sonuç değil. Raporda vurgulanan zorluklar, hem karşı karşıya olduğumuz potansiyel tehlikelerin boyutunu hem de gelecekte olacakları şekillendirme konusundaki ortak sorumluluğumuzu ortaya koyuyor.” değerlendirmesinde bulundu.
