Amerikan Merkez Bankası
Wall Street Kaygılı: Yeni Fed Başkanı Trump’a Rağmen Bağımsız Kalacak mı?
ABD Başkanı Donald Trump’ın Fed üzerindeki baskısı artarken, Wall Street yeni atanacak Fed başkanının göreve geldikten sonra siyasi değil veriye dayalı hareket edeceği beklentisine tutunuyor. Bankacılar, kısa vadede daha güvercin bir para politikası riskini kabul ederken, Fed’in kurumsal bağımsızlığının korunmasının piyasa istikrarı için hayati olduğunu vurguluyor.
Özet:
ABD Başkanı Donald Trump’ın Fed üzerindeki baskısı artarken, Wall Street yeni atanacak Fed başkanının göreve geldikten sonra siyasi değil veriye dayalı hareket edeceği beklentisine tutunuyor. Bankacılar, kısa vadede daha güvercin bir para politikası riskini kabul ederken, Fed’in kurumsal bağımsızlığının korunmasının piyasa istikrarı için hayati olduğunu vurguluyor.
Trump’ın Şikâyeti, Piyasaların Umudu
ABD Başkanı Donald Trump, geçen hafta yaptığı açıklamada Fed başkanlarını atamakla ilgili temel sorununu açıkça dile getirdi: “Göreve gelince değişiyorlar.” Wall Street için tam da bu “değişim”, umut kaynağı.
Trump yönetiminin Fed’e yönelik çok boyutlu baskısı — Başkan Jay Powell ve Guvernör Lisa Cook hakkında yürütülen soruşturmalar dahil — küresel finans çevrelerinde endişeyle izleniyor. Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu sırasında Reuters’a konuşan bazı küresel banka yöneticileri, daha az bağımsız bir Fed senaryosunun ekonomi, enflasyon ve banka bilançoları üzerindeki etkilerini masaya yatırdıklarını söylüyor.
Beklenti: Güvercin Başlangıç, Veriyle Fren
Bankacıların ortak değerlendirmesi şu yönde: Yeni Fed başkanı göreve başlarken faizleri düşürmeye daha yatkın olabilir. Bu durum, enflasyonun ve uzun vadeli faizlerin yükselme ihtimalini artırır.
Ancak beklenti, koltuğa oturduktan sonra başkanın sert ekonomik verilerle yüzleşeceği ve siyasi baskıdan ziyade veri odaklı karar almaya yöneleceği yönünde.
Küresel bir bankanın üst düzey yöneticisi, yeni Fed yönetiminin enflasyonun ilk sinyallerine karşı daha yavaş tepki verebileceğini, ancak “yangına benzin dökecek” ölçüde agresif faiz indirimlerine gitmeyeceğini söyledi.
Başka bir büyük ABD bankasının yöneticisi ise Trump’ın “göreve gelince değişiyorlar” sözünü, yeni başkana “bağımsız olma izni” olarak okuduklarını ifade etti.
Bu Görüş Yayılıyor
Bu yaklaşım, piyasalarda giderek daha geniş kabul görüyor. Macquarie Group Baş Ekonomisti David Doyle, Fed’in bu haftaki toplantısı öncesinde yayımladığı notta, yeni başkanın para politikasını daha güvercin bir yöne çekme ihtimaline dikkat çekti.
Ancak Doyle’a göre bu risk, göreve gelindikten sonra teşviklerin değişmesiyle sınırlanabilir:
“Yeni Fed başkanının, koltuğa oturduktan sonra siyasi değil kurumsal ve veri temelli teşviklerle hareket etmesi olası.”
Fed Bağımsızlığı: Ekonomi ve Piyasalar İçin Kritik
Fed’in siyasi baskılardan bağımsız kalabilmesi, yalnızca teknik bir ilke değil; piyasa güveni ve ekonomik istikrarın temel dayanağı olarak görülüyor. Veriye dayalı ve bağımsız bir merkez bankası, yatırımcı nezdinde güvenilirlik sağlarken, kontrolden çıkan enflasyonun da en önemli sigortası kabul ediliyor.
JPMorgan CEO’su Jamie Dimon ve Bank of America CEO’su Brian Moynihan dahil olmak üzere Wall Street’in önde gelen isimleri, Trump yönetiminin son adımlarının Fed bağımsızlığını zayıflatabileceği uyarısında bulundu.
Bu tartışmaların merkezinde, Powell’ın bu ay başında yaptığı açıklama yer alıyor. Powell, geçen yaz Fed binasıyla ilgili Kongre’de verdiği ifade nedeniyle Adalet Bakanlığı’nın kendisini cezai soruşturmayla tehdit ettiğini söyledi ve bunu “Fed üzerinde daha fazla nüfuz kurma girişimi” olarak niteledi.
Piyasalar Tepki Veriyor
Trump’ın, Powell’ın görev süresi Mayıs ayında dolmadan önce yeni Fed başkanı adayını açıklaması bekleniyor. Fed bağımsızlığına dair kaygılar, piyasa fiyatlamalarına da yansımaya başladı. Bazı analistler, doların son dönemdeki zayıflığını bu belirsizlikle ilişkilendiriyor.
Trump Ortodoksiye Meydan Okuyor
Bankacıların iyimserliğinin temelinde, Trump yönetimi yetkililerinin verdikleri güvencelerden başka net bir dayanak olmadığı da kabul ediliyor.
Ancak yönetim, klasik para politikası yaklaşımını açıkça sorguluyor. Davos’ta konuşan ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick, ekonominin güçlü olduğu dönemlerde faiz artırıp zayıfladığında düşürmenin “vasatlığı tanımladığını” söyledi.
“ABD dünyanın en iyi kredi notuna sahip ülkesi. Neden herkesten daha yüksek faiz ödüyoruz? Bunun hiçbir anlamı yok,” diyen Lutnick, Fed’in bağımsızlığı sorulduğunda ise, “Başkan yöneticileri seçer, sonuçları Fed yöneticileri belirler” ifadesini kullandı.
Fed’in yedi kişilik yönetim kurulu, başkan tarafından atanıyor ve Senato onayının ardından 14 yıllık kademeli görev süreleriyle çalışıyor.
Bankalar Kötü Senaryoya Karşı Hazırlıklı
Her ne kadar Wall Street, yeni Fed başkanının kritik anlarda bağımsız davranacağına inanmak istese de, bankalar risk senaryolarını göz ardı etmiyor.
Bazı bankalar, stagflasyon, resesyon ya da yüksek büyüme–yüksek enflasyon senaryolarını içeren stres testleri uyguluyor. Daha az bağımsız bir Fed’in, stagflasyon riskini artırabileceği değerlendirmesi öne çıkıyor.
Bir banka yöneticisi, faiz riskinin hedge araçlarıyla yönetilebileceğini, ancak gevşek para politikasına eğilimli bir Fed başkanının yüksek enflasyon senaryosunun olasılığını artırdığını söyledi.
Bir başka banka ise son beş yılda bilançosundaki faiz riskini önemli ölçüde azalttığını, portföylerini kısa sürede 100 baz puanlık faiz dalgalanmalarına dayanıklı hale getirecek şekilde test ettiklerini aktardı.
Bu testler, COVID-19 gibi olağanüstü şokların yanı sıra, Trump’ın Grönland’ı güç kullanarak alma gibi uç senaryoları bile kapsıyor.
Kaynak: Reuters
Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]
