Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

Sessiz Uyarılar: ABD Ekonomisi Yeni Bir Döneme mi Giriyor?

ABD ekonomisine dair son veriler ve grafikler, yüzeyde sakin görünen ama derinlerde ciddi gerilimler barındıran bir tabloya işaret ediyor. Tahvil…

Sessiz Uyarılar: ABD Ekonomisi Yeni Bir Döneme mi Giriyor?

ABD ekonomisine dair son veriler ve grafikler, yüzeyde sakin görünen ama derinlerde ciddi gerilimler barındıran bir tabloya işaret ediyor. Tahvil piyasasında yaşanan ayrışma, iş gücü piyasasının en hassas alanındaki bozulma ve kamu borcunun önümüzdeki dönemde yaratacağı finansman baskısı birlikte okunduğunda, ekonominin yeni ve daha karmaşık bir evreye girdiği görülüyor. Bu tablo ani bir krizden çok, yavaş ama birikimli bir baskı sürecini anlatıyor.

Tahvil Piyasasında Alışılmadık Bir Ayrışma

Son aylarda ABD tahvil piyasasında dikkat çekici bir kopuş yaşanıyor. Kısa vadeli faizler geri çekilirken, uzun vadeli faizler yükselmeye devam ediyor. Normal şartlarda bu iki faiz türü aynı yönde hareket etmeye eğilimlidir. Yatırımcılar uzun vadede daha fazla belirsizlik gördükleri için daha yüksek getiri talep eder, ancak merkez bankasının yön verdiği kısa vadeli faizler de genellikle bu eğilimi takip eder.

Bugün ise durum farklı. Kısa vadeli faizlerde düşüş beklentisi varken, 30 yıllık gibi uzun vadeli tahvillerde faizler yukarı yönlü seyrediyor. Bu tablo, para politikasının verdiği mesajlarla piyasanın uzun vadeye dair risk algısı arasında bir uyumsuzluk olduğuna işaret ediyor. Tarihsel olarak bu tür ayrışmalar, ekonomik döngülerde önemli kırılma noktalarına yakın dönemlerde görülmüştür.

Merkez Bankası ile Piyasa Arasındaki Sessiz Gerilim

Kısa vadeli faizler büyük ölçüde merkez bankasının kararlarıyla belirlenir. Enflasyonla mücadele, büyümeyi destekleme ya da finansal istikrar gibi hedefler doğrultusunda atılan adımlar, bu tarafta hızlıca hissedilir. Son dönemde, faiz indirimi beklentilerinin güçlenmesi kısa vadeli getirileri aşağı çekmiştir.

Ancak uzun vadeli faizler aynı iyimserliği yansıtmıyor. Bu alanda belirleyici olan, büyük fonlar ve uzun vadeli yatırımcılardır. Bu kesimler, devletin borçlanma kapasitesine, bütçe disiplinine ve gelecekteki ekonomik yükümlülüklere bakar. Risk algısı yükseldiğinde, merkez bankası faiz indirse bile uzun vadeli tahviller satılabilir ve faizler yukarı itilebilir. Bugünkü ayrışma, tam da bu görünmez gerilimin bir sonucu olarak öne çıkıyor.

1970’lerden Bugüne: Aynı Görüntü, Farklı Nedenler

Uzun vadeli faizlerin yükseldiği benzer bir dönem en son 1970’lerde yaşanmıştı. O dönemde temel sorun kontrolden çıkmış enflasyondu. Yatırımcılar, paralarının satın alma gücünün hızla eridiğini gördükçe uzun vadeli tahvillerden uzaklaşıyor, bu da faizlerin daha da yükselmesine yol açıyordu.

Bugün ise tablo oldukça farklı. Enflasyon genel olarak aşağı yönlü bir eğilim izliyor. Günlük hayatta hissedilen enerji ve gıda fiyatlarındaki baskılar, geçmişteki kadar güçlü değil. Bu nedenle uzun vadeli faizlerdeki yükselişi yalnızca enflasyonla açıklamak mümkün değil. Asıl belirleyici unsur, daha yapısal bir faktör: kamu borcu ve bu borcun nasıl finanse edileceği.

Geçici İstihdamdan Gelen Erken Uyarı

İş gücü piyasasına bakıldığında, ekonomik yavaşlamanın ilk sinyalleri en esnek alanlarda ortaya çıkıyor. Geçici istihdam, şirketlerin ekonomik belirsizliklere en hızlı tepki verdiği alan olarak bilinir. Ekonomi iyi giderken önce geçici işçiler alınır; belirsizlik arttığında ise ilk vazgeçilen yine bu çalışanlar olur.

Son veriler, geçici istihdamda yıllık bazda belirgin bir düşüşe işaret ediyor. Bu düşüş, geçmişte resesyon öncesi dönemlerde sıkça görülen kritik bir eşiğin altına inmiş durumda. Buna karşın reel ekonomik büyüme hâlâ pozitif. Yani iş gücü piyasasının en hassas kısmı zayıflarken, genel ekonomi henüz bu bozulmayı tam olarak yansıtmıyor.

Tarihsel deneyimler, bu tür ayrışmaların “gecikmeli kırılma” riskini artırdığını gösteriyor. Ekonomi yavaşlıyor ama henüz sert bir kırılma yaşanmıyor. Bu durum, karar alıcılar ve yatırımcılar için dikkatle izlenmesi gereken bir geçiş dönemine işaret ediyor.

Borç Duvarı ve Yeniden Finansman Baskısı

ABD ekonomisinin karşı karşıya olduğu bir diğer kritik konu, kamu borcunun vade yapısı. Toplam borcun yaklaşık dörtte biri önümüzdeki 12 ay içinde vadesini dolduracak. Bu borçlar ödenmeyecek, ancak yeniden borçlanılarak çevrilecek. Asıl mesele, bu yeniden borçlanmanın hangi faizle yapılacağı.

Geçmişte benzer ölçekte bir yeniden finansman baskısı yaşandığında, faiz oranları sıfıra yakındı. Bu sayede borç çevirmek bütçe üzerinde ciddi bir yük yaratmıyordu. Bugün ise faizler belirgin biçimde daha yüksek ve piyasa, hızlı ve agresif faiz indirimleri beklemiyor. Bu da vadesi gelen borçların çok daha pahalı oranlarla yeniden ihraç edilmesi anlamına geliyor.

Sonuç olarak faiz giderleri artıyor, bütçe açığı genişliyor ve yeni borç ihtiyacı doğuyor. Bu süreç, kendi kendini besleyen bir döngüye dönüşme riski taşıyor. Uzun vadeli faizler üzerindeki yukarı yönlü baskının önemli bir kısmı da bu beklentilerden kaynaklanıyor.

Ekonomi Neden Hâlâ Dayanıklı Görünüyor?

Tüm bu baskılara rağmen ABD ekonomisi henüz sert bir daralma yaşamıyor. Bunun birkaç nedeni var. Hizmetler sektörü görece güçlü seyrini koruyor. Kamu harcamaları büyümeyi desteklemeye devam ediyor. Şirketler ise kalıcı istihdam konusunda temkinli davranıyor; önce geçici iş gücünü azaltıyor, daha kalıcı kararları erteliyor.

Bu durum, ekonominin bir anda durmak yerine yavaşladığını gösteriyor. Ancak tarihsel olarak bakıldığında, bu tür geçiş dönemleri uzun süre sorunsuz devam etmeyebilir. Geçici istihdamdaki zayıflık kalıcı hale gelirse, büyüme tarafında da daha belirgin bir yavaşlama görülebilir.

Yeni Dönemin Ana Riski: Değer Erozyonu

Ortaya çıkan tablo, ani bir krizden çok, uzun süreli bir baskı dönemine işaret ediyor. Bu dönemde temel risk, yüksek oynaklıktan ziyade reel değer kaybı olabilir. Artan faiz giderleri ve borç yükü, finansal sistem üzerinde baskı yaratırken, satın alma gücünde yavaş ama sürekli bir aşınmaya yol açabilir.

Bu nedenle önümüzdeki dönem, düşük faizli yıllara alışmış ekonomik modelin yeniden test edildiği bir süreç olacak. Bu modelin, daha yüksek faiz ortamında nasıl işleyeceği hem piyasalar hem de politika yapıcılar açısından belirleyici olacak.

Sonuç: Sessiz Ama Güçlü Bir Uyarı

Tahvil piyasasındaki ayrışma, geçici istihdamdaki zayıflama ve borç çevrimindeki artan maliyet birlikte okunduğunda, ABD ekonomisinin kritik bir kavşakta olduğu görülüyor. Geçmişte işe yarayan düşük faizli borçlanma düzeninin, bugünün koşullarında aynı rahatlıkla sürdürülemeyeceğini açıkça gösteriyor.

Ekonomi şu anda ayakta, ancak dengeler daha hassas. Önümüzdeki dönemin en belirleyici unsuru, bu baskıların kontrollü bir yavaşlamayla mı yoksa daha sert bir kırılmayla mı sonuçlanacağı olacak.

BAKMADAN GEÇME

  • Faiz Artırmak Enflasyonu Düşürmüyor mu?

    Son yıllarda ekonomi gündeminin en çok tartışılan başlıklarından biri, para politikasının ne kadar etkili kaldığı sorusu oldu. Merkez bankalarının faiz…

  • Bütçenin KİT Yükü Katlanıyor: Görev Zararlarında 4 Yılda %1626 Rekor Yükseliş

    Bütçeden Kamu İktisadi Teşebbüsleri’ne (KİT) yapılan görev zararı ödemeleri 2025 yılında 411,3 milyar TL’ye ulaştı. Veriler, kamu kurumlarının mali tablosundaki…

  • Otokar, Romanya’ya 2 Milyar Liraya Yakın Tazminat Ödeyecek

    Otokar Otomotiv ve Savunma Sanayi AŞ, Romanya Milli Savunma Bakanlığına bağlı C.N. Romtehnica SA (Romtehnica) ile yapılan anlaşma kapsamında, yerel üretim hazırlıklarına ilişkin ara hedeflerin zamanında tamamlanamadığı ve ilk parti teslimatın gecikmesi gerekçeleriyle toplamda yaklaşık 2 milyar liralık tazminat ödemeyi kabul ettiğini açıkladı.

  • Tasarruf Söylemine Rağmen Harcamalar Zirvede: Cumhurbaşkanlığı Harcamaları 2025’te 15,8 Milyar TL’ye Ulaştı

    Cumhurbaşkanlığı’nın 2025 yılı harcamaları 15,8 milyar TL’ye ulaşarak önceki yıla kıyasla yüzde 26 oranında arttı. Harcamaların önemli bir bölümü yılın son döneminde yoğunlaşırken, yalnızca Aralık 2025’te yapılan 2,7 milyar TL’lik harcama aylık bazda rekor olarak kayıtlara geçti. Merkezi yönetim bütçe verileri, Cumhurbaşkanlığı harcamalarında son yıllarda dikkat çekici bir yükseliş eğilimine işaret ediyor. Tasarruf söylemlerine karşın, kamu harcamalarının özellikle 2025’in son çeyreğinde hız kazandığı görülüyor.

  • Eyüpspor Futbol Yatırımları A.Ş. Dahil 9 Şirkete Kayyım Atandı

    Süper Lig ekiplerinden Eyüpspor’un yönetimine TMSF tarafından kayyım görevlendirildi. İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği, devam eden soruşturma çerçevesinde Eyüpspor Futbol Yatırımları A.Ş.’nin de aralarında bulunduğu 9 şirkete kayyım atanmasına hükmetti.

  • Konkordato Takip: Bir dev, çok sayıda orta ölçekli firma da kervana katıldı

    2025 yılının ekonomi basınında en sık yer alan gündem maddelerinden biri konkordato ve iflaslar. Geçen sene pandemiden bu yana rekor kırılırken, bu yılda da şirketlerde yaprak dökümü devam ediyor. Birçok uzman açısından sayı olarak patlayan konkordato ve iflaslar, ekonomide yaşandığı iddia edilen ağır çekim çözülmenin yüzeye yansıması.

  • Konut Piyasasında 2026 Rotası: Fiyatlar ve Talep Yeniden mi Şekilleniyor?

    Türkiye gayrimenkul sektörü, son yılların en çalkantılı dönemlerinden birini geride bırakarak 2026 yılına giriyor. 2022-2024 yılları arasındaki "fiyat patlaması" ve 2025 yılındaki "reel düzeltme" dönemlerinden sonra, piyasa şimdi daha rasyonel bir dengenin izini sürüyor. Sektörün önde gelen analistleri ve veri devleri, 2026’nın bir "fiyat balonu" yılı değil, "ertelenmiş talebin dönüşü" yılı olacağına işaret ediyor.

  • Emekli maaşlarında yeni polemik: Çok uzun yaşıyorlar, iyi besleniyorlar

    En düşük emekli maaşının 20 bin lirada kalması ve asgari ücretin 28 bin 75 liraya yükselmesiyle milyonlarca emekli açlık sınırının altına sıkışırken, iktidar cephesinden gelen açıklamalar yeni bir polemiği tetikledi. AKP’li bir milletvekilinin “emekliler uzun yaşıyor” gerekçesi, siyasi tartışmayı alevlendirirken; veriler, emeklilerin uzun yaşamasından çok yetersiz beslenme ve sağlık riskleriyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.

  • Parayı Anlama Rehberi II

    Parayı Anlama Rehberi II Hazine’nin gün içinde gerçekleştirdiği üç temel işleme yakından bakalım. Hazine, ana hesabını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası…

  • Allianz GI 2026 Raporu: Gelişmekte Olan Piyasalarda İkinci Bahar

    Küresel makroekonomik dengeler, gelişmekte olan piyasalar lehine dönmeye devam ediyor. ABD ekonomisinin sert bir resesyon yerine "yumuşak iniş" senaryosunu takip etmesi, Fed’in faiz indirimlerine devam edeceği beklentisi ve likidite koşullarının pozitif seyri, 2026 yılının başında risk iştahını yüksek tutuyor.

  • ANALİZ: Wall Street Trump’ın Maceracılığını Cesaretlendiriyor

    Washington’dan gelen sert ve sarsıcı başlıklara rağmen Wall Street sakinliğini koruyor. Fed’in bağımsızlığına yönelik tartışmalar, İran ve Grönland kaynaklı jeopolitik riskler ve yeni ticaret tehditleri piyasaları kalıcı biçimde sarsmazken, güçlü risk iştahı ABD Başkanı Donald Trump’ın daha agresif ve sınırları zorlayan bir politika gündemi izlemesi için alan açıyor.

  • ABD’nin Grönland Çıkışı Ticaret Savaşını Tetikleyebilir 

    ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı ilhak etmeye yönelik söylemleri, Avrupa Birliği ile ABD arasında yeni bir ticaret savaşı riskini gündeme taşıdı. Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure, böyle bir adımın transatlantik ekonomik ilişkileri ciddi biçimde zedeleyebileceği uyarısında bulunurken, analistler olası yaptırımların piyasaları sarsabileceğini belirtiyor.

  • TCMB Rezervlerinde Ocak Coşkusu,  Yabancı Alım Yapıyor

    9 Ocak haftası verileri ve 14 Ocak tarihli analitik bilanço tahminleri, TCMB’nin swap hariç net rezervlerinde ve yabancı yatırımcı girişlerinde çok güçlü bir performansa işaret ediyor. Özellikle altın fiyatlarının olumlu etkisiyle birleşen döviz girişleri, rezervlerdeki iyileşmeyi kalıcı bir trende dönüştürmüş durumda. Yabancı yatırımcılar da 2026'ya Türkiye varlıkları alarak girdi. 

Benzer Haberler