Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

Petrol, Faiz ve Kur Üçgeni: Önümüzdeki 12 Ayı Şekillendirecek Senaryo

Döviz piyasalarında son haftalarda tablo net: ABD ekonomisi kısa vadede dirençli görünse de, doların “uzun vadeli gücü” tartışılmaya devam ediyor.…

Petrol, Faiz ve Kur Üçgeni: Önümüzdeki 12 Ayı Şekillendirecek Senaryo

Döviz piyasalarında son haftalarda tablo net: ABD ekonomisi kısa vadede dirençli görünse de, doların “uzun vadeli gücü” tartışılmaya devam ediyor. Küresel risk iştahı artarken üretim verilerine duyarlı para birimleri öne çıkıyor; enerji ve emtia fiyatlarının yönü de bazı kurlarda belirleyici hale geliyor. Bu karmaşık zeminde piyasalar bir yandan merkez bankalarının farklı hızlarda ilerleyen faiz patikalarını izliyor, diğer yandan sermayenin hangi bölgeye kayacağına dair sinyalleri fiyatlıyor.

Doların Hikâyesi Değişiyor: Veriler İyi, Algı Zayıf

ABD tarafında istihdam piyasası canlılığını koruyor. İşsizlik oranındaki gerileme ve istihdam artışı, “hemen faiz indirimi” beklentisini sınırlıyor. Buna karşın enflasyonda baskının yeniden tırmanmaması, para politikasının daha gevşek bir çizgiye dönebileceği düşüncesini ayakta tutuyor. Buradaki kritik ayrım şu: Kısa vadede iyi makro veriler doları destekleyebilir, ancak orta vadede sermaye akımları ve kurumsal güven tartışmaları doların üzerindeki baskıyı artırabilir. Piyasanın bazı dönemlerde veriye bakmadan doları satabilmesi de bu algı değişiminin bir göstergesi olarak okunuyor.

Özellikle euro/dolar paritesinde yükseliş eğiliminin “bozulmadığı” görüşü güç kazanıyor. Paritenin bir ara 1,20’nin üzerine çıkıp sonra 1,19 civarına geri dönmesi, yükselişin doğrusal olmayacağını ama ana yönün yukarı olabileceğini anlatıyor. Bu senaryoda temel dayanaklar; reel faiz farklarının daralması, Avrupa varlıklarına ilgide toparlanma, küresel ölçekte aşırı sıkı para politikasına duyulan ihtiyacın azalması ve yatırımcıların portföy koruma oranlarını (hedge) yeniden ayarlaması gibi unsurlar.

Euro Dolar Karşısında Güç Topluyor: 12 Aylık Beklenti Yükseliş

Euro/dolar cephesinde beklenti, önümüzdeki 12 ayda kademeli bir yükseliş yönünde. Kısa vadede dalgalanma normal görülse de, orta vadeli “adil değer” tartışması euro lehine argüman üretiyor. Bu çerçevede 1 ay, 3 ay, 6 ay ve 12 aylık projeksiyonların yukarı eğimli olması dikkat çekiyor. Paritede yükselişi destekleyebilecek en önemli risk senaryoları ise ABD tarafında daha sert bir yavaşlama ve ABD varlıklarından daha belirgin bir sermaye çıkışı ihtimali. Tersi tarafta, ABD verilerinin beklenenden güçlü kalması veya euro bölgesinde yeniden zayıflama görülmesi, yükselişi geciktirebilecek unsurlar olarak öne çıkıyor.

Vatandaş açısından bu tür bir kur senaryosu, ithal ürün fiyatlarından yurtdışı tatil maliyetlerine kadar pek çok kalemi etkileyebilir. Şirketler tarafında ise euro geliri olan firmalar için rekabet ve fiyatlama dinamikleri değişebilir; dolar bazlı maliyeti yüksek sektörlerde marj yönetimi daha kritik hale gelebilir.

İskandinav Para Birimleri: SEK Güçlendi, Riksbank Tedirgin; NOK Hızlı Ama Kırılgan

Kuzey Avrupa para birimlerinde hikâye ikiye ayrılıyor. İsveç kronu (SEK) son dönemde güçlenirken, bu güçlenme bir noktadan sonra merkez bankası için “baş ağrısına” dönüşebiliyor. Çünkü kurun aşırı değerlenmesi enflasyonu gereğinden fazla aşağı çekip para politikasını zorlayabiliyor. İsveç’te çekirdek enflasyonun beklentilerin altında kalması ve kurulun kur kaynaklı düşük enflasyon riskini dillendirmesi, piyasada “faiz indirimi ihtimali”nin konuşulmasına yol açıyor. Bu durumda EUR/SEK’te zaman içinde 11,00 seviyesine doğru daha yukarı bir eğilim öngören senaryolar güçleniyor.

Norveç kronu (NOK) ise hem enerji fiyatları hem de kısa vadeli momentumla destek bulabiliyor. Ancak burada uyarı net: Güçlü kısa vadeli hareket bir “rejim değişikliği” anlamına gelmeyebilir. Enflasyon sürprizleri, ücret pazarlıkları ve merkez bankası beklentilerinin hızlı değişmesi NOK’u dalgalı hale getirebilir. Bu nedenle EUR/NOK’ta trendin zamanla yukarı yönlü olabileceği, fakat yol boyunca sert iniş-çıkışların yaşanmasının muhtemel olduğu vurgulanıyor. Günlük hayatta bu dalgalanma, enerjiyle bağlantılı sektörlerde gelir-gider dengesinden, Avrupa ile ticaret yapan firmaların kur riskine kadar geniş bir alana yayılabilir.

Sterlin, Yen, Frank ve Zloty: Ayrışan Faiz Patikaları

İngiltere tarafında büyüme ve enflasyon karışık sinyaller veriyor. İş gücü piyasasında zayıflama emareleri görülürken, ücret artışları hâlâ tam olarak sakinleşmiş değil. Bu tablo, faizlerde “kademeli indirim” olasılığını gündemde tutuyor. Böyle bir patikada EUR/GBP’nin zamanla yukarı yönlü hareket etmesi beklenen senaryolar öne çıkıyor.

Japon yeni (JPY) cephesinde ise temel belirleyici, ABD ile Japonya arasındaki faiz farkının daralma ihtimali. Japonya’da enflasyonun görece yüksek seyretmesi ve para politikasının normalleşme adımlarının sürmesi; ABD’de ise faiz indirim döngüsünün devam edebileceği düşüncesi, USD/JPY’de aşağı yönlü baskı yaratabilecek bir kombinasyon sunuyor. Bu, yenin dönem dönem güçlenebileceği bir zemine işaret ediyor.

İsviçre frangı (CHF) tarafında ise “güvenli liman” algısı ve fiyat seviyelerindeki farkların kur üzerinde etkili olabileceği bir dönemden geçiliyor. EUR/CHF’te daha düşük seviyelerin konuşulması, küresel belirsizlik arttığında frangın talep görme potansiyeliyle ilişkilendiriliyor. Polonya zlotisi (PLN) tarafında ise faiz avantajı ve yabancı yatırım ilgisinin sürmesi, zlotiyi destekleyen başlıklar arasında sayılıyor; EUR/PLN’de yıl içinde daha aşağı bir alanın test edilebileceği düşüncesi dikkat çekiyor.

Emtia ve Asya Hattı: AUD Parlıyor, CAD Zayıf Kalıyor, Yuan Kontrollü Güçleniyor

Avustralya doları (AUD) son dönemin güçlü para birimleri arasında. Emtia fiyatları, özellikle sanayi metalleri ve üretim döngüsündeki toparlanma sinyalleri, AUD’yi destekleyen ana faktörler arasında. Üstelik Avustralya Merkez Bankası’nın daha şahin bir duruşa kayması, AUD açısından ek bir dayanak oluşturuyor.

Kanada doları (CAD) ise ilginç bir şekilde emtia teması güçlenirken bile akranlarına göre zayıf kalabiliyor. Bunun arkasında sermaye akımları ve ABD ile ticaret eksenli belirsizlikler gibi faktörlerin olduğu değerlendiriliyor. Yani petrol fiyatları artsa bile, CAD her zaman otomatik olarak güçlenmeyebilir; piyasanın o an hangi “hikâyeyi” öne çıkardığı belirleyici olabiliyor.

Çin yuanı (CNY) cephesinde ise daha kontrollü ve kademeli bir değerlenme senaryosu öne çıkıyor. Kur politikasında ani sıçramalar yerine “yavaş yavaş” bir yönlendirme görülmesi, hem ihracat rekabeti hem de iç dengeler açısından tercih edilen bir yaklaşım olarak yorumlanıyor. Bu çizgi sürerse USD/CNY’de aşağı yönlü eğilimin devam etmesi gündemde kalabilir.

Petrol tarafında ise arzın görece rahat olduğu, OPEC+’ın üretim politikalarının yakından izlendiği bir dönem yaşanıyor. Kısa vadeli jeopolitik riskler fiyatları oynatabilse de, orta vadede daha “normal” bir fiyat bandına dönüş beklentisi konuşuluyor. Enerji fiyatları hem enflasyon hem de döviz kurları için kritik olduğundan, bu başlık özellikle Avrupa ve İskandinav kurları için gündemin üst sıralarında kalmaya devam ediyor.

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler