Borsa
Önde gelen ekonomistler 2026 konusunda ikiye bölündü: Resesyon riski, tarifeler ve jeopolitik belirsizlik öne çıkıyor, ancak gelişen piyasalar umut veriyor
2026 yılına ilişkin küresel ekonomik görünüm, dünyanın önde gelen baş ekonomistleri ve piyasa stratejistleri arasında ciddi görüş ayrılıklarına sahne oluyor. Resesyon riski, ticaret tarifeleri, yapay zekâ kaynaklı büyümenin sürdürülebilirliği ve jeopolitik gerilimler belirsizliği artırırken; uzmanların üzerinde uzlaştığı nadir başlıklardan biri gelişen piyasaların (EM) görece güçlü bir performans sergileyebileceği yönünde.
Özet:
2026 yılına ilişkin küresel ekonomik görünüm, dünyanın önde gelen baş ekonomistleri ve piyasa stratejistleri arasında ciddi görüş ayrılıklarına sahne oluyor. Resesyon riski, ticaret tarifeleri, yapay zekâ kaynaklı büyümenin sürdürülebilirliği ve jeopolitik gerilimler belirsizliği artırırken; uzmanların üzerinde uzlaştığı nadir başlıklardan biri gelişen piyasaların (EM) görece güçlü bir performans sergileyebileceği yönünde.
2025 yılı piyasalarda belirsizlik ve öngörülemezlik açısından zor geçmişti. Ancak birçok uzmana göre 2026, bu tabloyu aratmayacak hatta aşacak bir yıl olmaya aday. Dünyanın en büyük varlık yöneticilerinde görev yapan ekonomistler ve stratejistler, önümüzdeki yıla ilişkin beklentiler konusunda ortak bir çerçeve çizemiyor.
Görüş ayrılıklarının merkezinde; yapay zekâ öncülüğündeki büyümenin devam edip etmeyeceği, ABD kaynaklı siyasi gürültünün piyasalara etkisi ve küresel ticaret politikalarının seyri yer alıyor. Buna karşın gelişen piyasalar, karmaşık küresel manzarada nadir bir “ortak iyimserlik” alanı olarak öne çıkıyor.
“Küresel ekonomi yavaşlamadan çıkıyor” görüşü
Invesco Baş Küresel Piyasa Stratejisti Brian Levitt’e göre küresel ekonomik görünüm temelde olumlu. Levitt, küresel ekonominin “orta döngü yavaşlaması” olarak tanımlanabilecek bir dönemden çıkmakta olduğunu savunuyor.
Levitt’e göre toparlanma; özel sektörün dirençli yapısı, Avrupa ve Çin’deki mali destekler ve ABD’de para politikasındaki gevşeme sayesinde gerçekleşecek. Ancak bu sürecin yüksek tempolu bir sıçrama değil, potansiyel büyümeye yakın “normalleşmiş” bir büyüme anlamına geldiğini vurguluyor.
“2026, 2025’ten bile daha belirsiz”
Daha temkinli bir bakış açısı ise Man Group Baş Piyasa Stratejisti Kristina Hooper’dan geliyor. Hooper’a göre 2026, ekonomik öngörü yapmak açısından son derece zor bir yıl olacak.
Hooper, özellikle ABD Yüksek Mahkemesi’nin Trump döneminde getirilen bazı tarifeleri geri alma ihtimalini belirsizlik unsurlarından biri olarak gösteriyor. Ayrıca, yapay zekâ yatırımlarında olası bir yavaşlamanın ABD ekonomisini resesyona sürükleyebileceği görüşünde.
Hooper, Harvard Üniversitesi’nden ekonomist Jason Furman’ın analizine atıfla, 2025’in ilk yarısında ABD büyümesinin %92’sinin yapay zekâya yönelik sermaye harcamalarından kaynaklandığını hatırlatıyor. Bu yatırımlar hariç tutulduğunda büyümenin %0,1’e kadar gerilediğini belirtiyor.
Resesyon mu, direnç mi?
Russell Investments Küresel Baş Yatırım Stratejisti Paul Eitelman ise resesyon ihtimalini düşük görüyor. Eitelman’a göre mali genişleme, savunma ve güvenlik harcamalarındaki artış ve politika destekleri 2026’yı “dayanıklılık ve yeniden ivmelenme yılı” haline getirebilir.
Volatilite tartışması sürüyor
Piyasalarda oynaklığın artıp artmayacağı konusunda da net bir görüş birliği yok. Vontobel Yatırım Direktörü Andrew Jackson, 2026’da volatilitenin yüksek kalmasını bekliyor. Jackson, jeopolitik riskler, ABD teknoloji hisselerindeki yüksek değerlemeler, Fed’in bağımsızlığına ilişkin tartışmalar ve kalıcı enflasyon baskılarını temel riskler olarak sıralıyor.
Buna karşılık RBC Global Asset Management Baş Ekonomisti Eric Lascelles, büyümenin 2026’da ılımlı biçimde hızlanabileceğini ve olumlu sürprizler barındırabileceğini savunuyor. Lascelles’e göre faiz indirimleri, mali teşvikler, düşük petrol fiyatları ve yapay zekâ kaynaklı verimlilik artışı büyümeyi destekleyebilir.
Yapay zekâ balon mu, değil mi?
2026 tartışmalarının merkezinde yapay zekâ bulunuyor. Brian Levitt, yapay zekâ hisselerinde bir balon görmediğini söylüyor. Özellikle Nvidia gibi şirketlerin 1990’ların sonundaki teknoloji balonuna kıyasla aşırı değerlenmiş olmadığını savunuyor.
Ancak Northern Trust Asset Management Baş Yatırım Stratejisti Gary Paulin daha temkinli. Paulin, geçmiş balonlarla benzerlikler bulunduğunu kabul ederken, mevcut döngünün henüz erken aşamada olabileceğini belirtiyor.
Jeopolitik riskler gündemde kalıyor
Bazı uzmanlar için jeopolitik gelişmeler 2026’nın ana risk başlıklarından biri olmaya devam ediyor. IFM Investors Baş Ekonomisti Alex Joiner, ABD’de yaklaşan ara seçimler ve Fed Başkanı Jerome Powell’ın görev süresinin sona erecek olmasının piyasaları etkileyebileceğini söylüyor.
RBC’den Lascelles ise Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki kırılgan denge, Çin-Japonya gerilimi ve ABD’nin Latin Amerika’daki artan angajmanına dikkat çekiyor.
Uzlaşı noktası: Gelişen piyasalar
Ekonomistlerin neredeyse tamamının uzlaştığı tek alan gelişen piyasalar. MSCI Gelişen Piyasalar Endeksi, 2025’te %33,6 getiri sağlayarak MSCI ACWI endeksini geride bıraktı.
Levitt’e göre Fed’in gevşeme süreci ve zayıflayan dolar, tarihsel olarak gelişen piyasalar için en güçlü destekleyici faktörler arasında yer alıyor.
Vontobel’den Jackson, gelişen piyasa tahvillerinin de 2026’da güçlü performans gösterebileceğini belirtiyor. Özellikle ticaret belirsizliğinin azalması ve tarifelerin zirve yapmış olması bu iyimserliği destekliyor.
Northern Trust’tan Paulin ise küresel ekonomide “fikirlerden somut varlıklara” bir değer transferi yaşanabileceğini savunuyor. Yapay zekâ altyapısı için gereken beton, enerji ve hammaddeler; gelişen piyasalar ve emtia zengini ülkeler için yeni fırsatlar yaratabilir.
Sonuç: Net bir tablo yok, ancak fırsatlar var
2026’ya ilişkin tahminler net bir ortak zemine oturmaktan uzak. Resesyon mu, toparlanma mı sorusunun yanıtı belirsizliğini korurken; yapay zekâ yatırımları, jeopolitik gelişmeler ve ticaret politikaları belirleyici olacak.
Buna karşın, gelişen piyasalar ve emtia odaklı ekonomiler için fırsat penceresinin açık olduğu yönündeki görüş, 2026’ya dair nadir iyimser ortak payda olarak öne çıkıyor.
Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]
