Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

Jamie McGeever: Küresel Rejim Değişimi Fiyatlanabilir mi?

ABD Başkanı Donald Trump’ın dış politika ve ticaret savaşları alanında attığı sert adımlar küresel piyasalarda dalgalanmaya yol açarken, asıl soru bu sarsıntıların kalıcı mı yoksa geçici mi olacağı. Son bir yılda piyasalarda benzer şokların büyük ölçüde sindirilmiş olması, bu kez de oynaklığın sınırlı kalabileceğine işaret ediyor. Ancak yatırımcılar, dünya düzeninde yaşanan derin jeopolitik kırılmayı fiyatlamakta giderek daha fazla zorlanıyor.

Jamie McGeever: Küresel Rejim Değişimi Fiyatlanabilir mi?

Özet:


ABD Başkanı Donald Trump’ın dış politika ve ticaret savaşları alanında attığı sert adımlar küresel piyasalarda dalgalanmaya yol açarken, asıl soru bu sarsıntıların kalıcı mı yoksa geçici mi olacağı. Son bir yılda piyasalarda benzer şokların büyük ölçüde sindirilmiş olması, bu kez de oynaklığın sınırlı kalabileceğine işaret ediyor. Ancak yatırımcılar, dünya düzeninde yaşanan derin jeopolitik kırılmayı fiyatlamakta giderek daha fazla zorlanıyor.


ABD Başkanı Donald Trump’ın son dönemde dış politika ve ticaret cephesinde attığı agresif adımlar küresel piyasaları sarsıyor. Ancak piyasalardaki temel tartışma, bu dalgalanmaların tırmanarak kalıcı bir kırılmaya mı dönüşeceği, yoksa son 12 ayda olduğu gibi zamanla sönümleneceği yönünde.

İkinci ihtimal daha güçlü görünse de, yatırımcıların dünya siyasetinde yaşanan köklü değişimi sağlıklı biçimde fiyatlamakta zorlandığı açıkça görülüyor.

2026’daki jeopolitik kırılma “nefes kesici”

2026 yılında yaşanan gelişmelerin ölçeği dikkat çekici. Trump yönetimi Venezuela’daki liderliği devirdi ve fiilen ülkenin yeni güç merkezi haline geldi. İran’da protestolara yönelik şiddetli müdahalelerde binlerce kişi hayatını kaybederken, ABD’nin askeri karşılık verip vermeyeceği belirsizliğini koruyor.

Bunlara ek olarak Trump’ın NATO müttefiki Danimarka’dan Grönland’ı “ne pahasına olursa olsun” satın alma yönündeki girişimi, ABD–Avrupa ittifakının ve İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan kurallara dayalı küresel düzenin geleceğini sorgulatıyor.

Ekonomide de müdahaleci çizgi

Jeopolitik risklerin yanı sıra ekonomik cephede de belirsizlik artıyor. Trump yönetimi kredi kartı faizlerinden ipoteğe dayalı menkul kıymetlere kadar birçok alanda müdahaleci kararlar alırken, ABD’li enerji şirketlerine Venezuela’ya milyarlarca dolarlık yatırım yapmaları için baskı uyguluyor. Öte yandan Adalet Bakanlığı’nın Fed Başkanı Jerome Powell hakkında suçlama ihtimalini gündemde tutması, kurumsal bağımsızlık tartışmalarını derinleştiriyor.

Bu “Trumpvari saldırı”, bugüne kadar piyasalardaki görece sakin seyirle çelişiyordu. Ancak bu denge bozulmaya başladı.

“Sell America” işlemleri geri mi dönüyor?

Trump ile Avrupa’nın önde gelen müttefikleri arasındaki gerilimin tırmanması, hisse senetleri, tahviller ve dolar genelinde satışları tetikledi. Güvenli liman olarak görülen altın ise ons başına 4.700 dolar seviyesini aşarak rekor kırdı.

Bu tablo, piyasalarda yeniden “ABD varlıklarını sat” (Sell America) temasının gündeme geldiğini gösteriyor. Bununla birlikte, geçen yıl yaşananlar hatırlandığında, bu tür dalgalanmaların kalıcı bir düşüşten ziyade yeni zirveler öncesinde kısa süreli duraklamalar olabileceği de göz ardı edilmiyor.

Temeller hâlâ güçlü mü?

Jeopolitik gürültü bir kenara bırakıldığında, ABD ekonomisine ilişkin beklentiler Wall Street’in uzun süre baskı altında kalmayabileceğine işaret ediyor. IMF, yapay zekâ veri merkezleri, çipler ve enerji altyapısına yapılan dev yatırımları gerekçe göstererek ABD’nin 2026 büyüme tahminini %2,1’den %2,4’e yükseltti.

Ayrıca bilanço sezonunun ilk sinyalleri olumlu. Şu ana kadar sonuç açıklayan S&P 500 şirketlerinin yaklaşık %85’i beklentilerin üzerinde kâr açıkladı. Yıllık bazda %9’luk kâr artışı öngörüsünün gerçekleşmesi, hisse senetleri üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabilir.

Yüksek belirsizlik her zaman büyüme için olumsuz anlamına da gelmiyor. Küresel silahlanma yarışı, enerji güvenliği arayışı ve yapay zekâda bağımsızlık hedefleri, büyük ölçekli yatırımları teşvik edebilir.

“Rejim değişimi” fiyatlanabilir mi?

Buna karşın piyasalardaki göreli sakinlik bir yanılsama da olabilir. Pasif yatırım fonlarının hisse ve kredi piyasalarına sürekli kaynak aktarması, oynaklığı bastırıyor. Ancak son bir yılda hem riskli hem de güvenli varlıkların aynı anda yükselmesi, belirsizliğin doğru fiyatlanamadığını gösteriyor.

Yatırımcılar için asıl zor soru şu: NATO’nun fiilen dağılması ya da ABD–Avrupa ittifakının sona ermesi ne kadar eder? ABD, Çin ve Rusya’nın başını çektiği çok kutuplu bir dünya düzeni portföylere nasıl yansıtılmalı?

Satori Insights kurucusu Matt King’in ifadesiyle, “Rejim değişimi yatırımcılar için son derece zor bir alan. Ya savaş vardır ya da yoktur; arası yoktur.”

Trump’ın Grönland hamlesi piyasalar için bardağı taşıran son damla olabilir. Ancak yatırımcıların buna kesin bir çöküş senaryosu üzerinden bahis oynaması hâlâ riskli görünüyor.


Kaynak: Reuters / Breakingviews – Jamie McGeever

Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler