Dünya Ekonomisi
İran Savaşı ve Küresel Ekonomi: Kazananlar, Kaybedenler ve “Hassas” Dengeler
Ünlü ekonomist Neil Shearing düşünce kuruluşu Chatham House için yazdı
İran ile çatışmalar ikinci haftasına girerken, insani trajedinin yanı sıra ekonomik fatura da netleşmeye başladı. Savaşın küresel ekonomi üzerindeki etkisi, coğrafi konuma ve enerji bağımlılığına göre “eşitsiz” bir dağılım sergiliyor. Bazı ülkeler ağır bedeller öderken, bazıları bu süreçten ekonomik olarak güçlenerek çıkabilir.
Bölgesel Tahribat: İsrail, Körfez ve İran
Savaşın en ağır yükünü kuşkusuz bölge ekonomileri sırtlıyor. Geçtiğimiz yaz yaşanan kısa süreli çatışmada İsrail ekonomisi %1 daralmıştı; mevcut savaşın uzaması durumunda hem İsrail hem de Körfez ekonomilerinde çok daha derin yaralar açılması bekleniyor. Resmi verilerini en son 2024’te paylaşan İran için ise tablo daha karanlık: Uzmanlar, İran GSYH’sinin %10’dan fazla değer kaybedebileceğini öngörüyor.
Gizli Darboğazlar: Helyumdan Gübreye
Dünya ekonomisi için asıl risk, Orta Doğu’nun doğrudan GSYH katkısından (küresel payı %2-3) ziyade, bölgenin tedarik zincirindeki “darboğaz” rolünden kaynaklanıyor:
-
Yarı İletkenler: Katar, dünyadaki helyum üretiminin %40’ını karşılıyor; bu da çip üretimini riske atıyor.
-
Tarım: Bölge, sentetik gübrelerin ana maddesi olan amonyak ve azot üretiminde küresel bir dev.
-
Hürmüz Boğazı: Küresel deniz yoluyla taşınan petrolün 1/4’ü ve LNG’nin 1/5’i bu dar geçitten akıyor. Boğazdaki sevkiyatın çökmesi, enerji fiyatlarını doğrudan yukarı itiyor.
Enerji Transferi: Kazananlar ve Kaybedenler
Yükselen enerji fiyatları, geliri ithalatçı ülkelerden ihracatçılara transfer ediyor. Bu denklemin sonuçları üç ana gruba ayrılıyor:
-
Net Kazananlar: Körfez dışındaki büyük enerji ihracatçıları. Norveç, Rusya ve Kanada, yükselen fiyatlardan en çok fayda sağlayacak ülkeler.
-
Ağır Darbe Alanlar: Enerji ithalatı GSYH içinde büyük pay tutanlar. Güney Kore, Tayvan, Japonya, Hindistan, Çin ve Türkiye dahil çoğu Avrupa ekonomisi bu grupta yer alıyor.
-
Dengeleyici Güç – ABD: Kaya gazı devrimi sayesinde ABD, net bir enerji ihracatçısına dönüştü. Küresel fiyat artışları Amerikan hanelerini akaryakıt zamlarıyla vursa da, ekonomi geneli bu durumdan hafif bir kazanç sağlıyor.
Katar’dan Kritik Uyarı: Körfez Enerji İhracatı Günler İçinde Durabilir
Makroekonomik Senaryolar: Enflasyon ve Büyüme
Savaşın küresel büyüme üzerindeki etkisi, fiyatlardaki kalıcılığa bağlı. Mevcut öngörüler iki ana senaryo üzerinde yoğunlaşıyor:
-
Ilımlı Senaryo (70-80$ Petrol): Eğer şok kısa sürerse, Avrupa ve Asya’da enflasyonun tahminlerden sadece 0,5 puan yüksek kalması, büyümenin ise sınırlı etkilenmesi bekleniyor.
-
Şiddetli Senaryo (100$ ve Üzeri Petrol): Petrolün yıl boyu 100 dolar seviyesinde kalması durumunda küresel enflasyonun 1 tam puan artması, GSYH büyümesinin ise 0,25 - 0,40 puan azalması muhtemel.
Merkez Bankaları: Faiz İndirimleri Tehlikede mi?
Enerji fiyatlarındaki yeni dalgalanma, başta İngiltere Merkez Bankası (BoE) ve Fed olmak üzere, faiz indirimine hazırlanan merkez bankalarının elini zorlaştırıyor. Yakıt enflasyonundaki artış, politika yapıcıları daha temkinli olmaya ve "bekle-gör" stratejisine geri dönmeye itebilir.
Sonuç olarak: İran savaşı küresel düzeyde "yönetilebilir" bir risk olarak görülse de; Mısır, Tunus ve Pakistan gibi mali yapısı kırılgan ülkelerde tahvil piyasalarını sarsabilir. Dünya ekonomisi, 2022'deki Ukrayna şoku kadar büyük bir darbe almasa da, ABD'nin göreceli gücünün perçinlendiği ve Asya/Avrupa'nın enerji faturasıyla sınav verdiği yeni bir döneme giriyor.
