Dünya Ekonomisi
Instagram’daki Portekiz Rüyası Gerçek mi? Gidenler Anlattı
Türkiye’den Portekiz’e doğru dikkat çeken bir göç hareketi büyüyor. Son yıllarda sosyal medyada sıkça karşılaşılan “daha sakin hayat”, “güvenli sokaklar”,…
Türkiye’den Portekiz’e doğru dikkat çeken bir göç hareketi büyüyor. Son yıllarda sosyal medyada sıkça karşılaşılan “daha sakin hayat”, “güvenli sokaklar”, “Avrupa’da yeni başlangıç” anlatıları, bu ülkeyi birçok kişi için cazip bir rota haline getirdi. Bu yeni dalganın merkezinde ise özellikle pasif gelir şartına dayanan D7 vizesi ve uzaktan çalışanları hedefleyen dijital göçebe düzenlemeleri bulunuyor. Ancak Portekiz’e varanların anlattıkları, yalnızca güzel manzaralar ve düşük maliyetli yemeklerle sınırlı değil. Artan kiralar, yavaş işleyen bürokrasi ve yükselen göçmen karşıtlığı, “kaçış” diye başlayan hikâyeleri zaman zaman yeni bir çıkmaza dönüştürüyor.
Yeni Göç Dalgasının Şifresi: D7 ve Dijital Göçebe Rotası
Portekiz’e gidenlerin önemli bir kısmı, D7 vizesi olarak bilinen pasif gelir temelli oturum yolunu tercih ediyor. Bu vize türünde, başvuran kişinin düzenli pasif gelirini belgeleyebilmesi, Portekiz’de bir konut adresi göstermesi ve temiz adli sicile sahip olması bekleniyor. Kâğıt üzerinde net görünen bu şartlar, uygulamada farklı zorluklar barındırıyor.
D7 yanında dijital göçebe düzenlemeleri de Portekiz’i öne çıkarıyor. Uzaktan çalışanlar, serbest meslek sahipleri ve farklı ülkelerden gelir elde edenler için Portekiz, Avrupa içinde “daha erişilebilir” bir seçenek olarak görülüyor. Bu nedenle ABD, İngiltere, Brezilya gibi ülkelerden gelenlerin yanında, Türkiye’den gidenlerin sayısında da belirgin artış gözleniyor. Türkiye’den gidenler hâlâ toplam içinde küçük bir grup olsa da, büyüyen bir topluluk oluşturuyor.
Süreç Nasıl Başlıyor: Randevu, Evrak ve İlk Eşik
Başvuru süreci genellikle konsoloslukla iletişim kurularak başlıyor. İlk adımda, temel kimlik bilgileri, pasaport detayları, Portekiz’de nerede yaşanmak istendiği ve başvuru niyeti gibi bilgileri içeren bir e-posta gönderiliyor. Ancak bu aşamada dahi, yoğunluk nedeniyle geri dönüşlerin gecikebildiği ve hatırlatma e-postalarının gerekebildiği aktarılıyor.
Randevu tarihi alındıktan sonra asıl maraton başlıyor: evrak toplama, çeviri, apostil ve dosyayı eksiksiz hale getirme. En büyük stres kaynaklarından biri ise zamanla yarış. Çünkü bazı zorunlu adımlar, kişiyi daha ülkeye gitmeden ciddi bir maddi taahhüdün içine sokabiliyor.
“Zorunlu Üçlü”: NIF, Banka Hesabı ve Kira Kontratı
D7 sürecinde en kritik üç başlık, başvurunun omurgası gibi anlatılıyor: NIF numarası, Portekiz banka hesabı ve Portekiz’de konut adresi.
NIF, Portekiz’de vergi kimlik numarası gibi işliyor ve pek çok işlem için “kapı açan anahtar” konumunda. NIF alınmadan banka hesabı ve bazı diğer işlemler zorlaşabiliyor. Sürecin yavaş ilerlemesi ise başvurana daha en baştan “Portekiz bürokrasisi” ile tanışma hissi veriyor.
Banka hesabı ise çoğu kişi için en zor aşama olarak öne çıkıyor. Çünkü süreç, çoğu zaman bankanın inisiyatifine ve hızına bağlı ilerliyor. Belgeler isteniyor, e-postalara gecikmeli dönüşler oluyor, formlar imzalanıp kargoyla gönderiliyor. Hesap açılmadan vize dosyasının “tamam” sayılmaması ise zaman baskısını artırıyor.
Kira kontratı da başvuru için kritik. Bazı örneklerde, ev görülmeden uzaktan tutuluyor ve başvuru sahibi, vize sonucu belli olmadan kiraya başlamış oluyor. Bu da “taksimetre” hissini büyütüyor: vize gecikirse ev boş kalıyor, kira yanıyor, masraf artıyor.
Konut Kiralama Gerçeği: Depozito, Garantör ve Peşin Ödeme
Konut tarafında en çok konuşulan konu, peşin ödeme ve depozito yükü. Özellikle garantör gösterilemediğinde, ev sahibinin daha fazla güvence istemesiyle masraf katlanabiliyor. Bazı örneklerde, birkaç ay kira peşin ödeniyor; üstüne güvenlik depozitosu ekleniyor; hatta garantör yerine ek kira talep edilebiliyor. Sonuçta, daha Portekiz’e gitmeden birkaç bin euro “ev için” ödenmiş oluyor.
Bir diğer önemli detay, ev seçerken nem ve yalıtım gibi kriterlerin öne çıkması. Enerji sınıfı düşük evlerin ileride ısınma ve nem problemleriyle masraf çıkarabileceği, bu yüzden ilanda yazan enerji verimliliği sınıfına dikkat edilmesi gerektiği vurgulanıyor. Başvuru yapanlar, ilk etapta ulaşım hatlarına yakın olmayı da önemli görüyor; çünkü yeni gelenlerin çoğu bir süre arabasız yaşıyor.
Evrak Dosyası: Pasif Gelir Kanıtı, Çeviri ve Apostil
D7 dosyasının bel kemiği, pasif gelir kanıtı. Son aylara ait banka dökümleri, kira ödemeleri, gelir yazıları, birikim gösterimleri gibi belgeler hazırlanıyor. Burada en çok dikkat edilen konu, belgelerin İngilizce ya da kabul edilen bir dilde sunulması. Türkçe belgeyle gitmenin süreci uzatabileceği, bu nedenle banka dökümlerinin mümkünse İngilizce alınmasının masrafı azalttığı anlatılıyor.
Çeviri masrafı, dosyaya göre değişiyor. Bazı örneklerde tüm dökümün çevrilmesi yerine yalnızca kritik satırların “kısmi çeviri” ile hazırlanması tercih edilmiş. Ancak bu yöntem her dosyada aynı sonucu vermeyebilir. Kimi zaman konsolosluk farklı bir uygulama isteyebilir. Bu nedenle başvuru sahipleri, dosyalarını mümkün olduğunca açık ve anlaşılır hale getirmeye çalışıyor.
Dosyada ayrıca adli sicil kaydı, ikametgah belgesi, nüfus kayıt örneği, evlilik belgesi gibi evraklar da yer alıyor. Bazılarında apostil gerekiyor, bazılarında çeviri şartı öne çıkıyor. Dosya büyüdükçe, kırtasiye ve tercüme kalemleri de toplam harcamayı artırıyor.
Bürokrasi ve Bekleyiş: “Evim Var Ama Gidemiyorum” Dönemi
Sürecin en yıpratıcı kısmı, bekleme dönemi olarak tarif ediliyor. Özellikle banka hesabı gecikince, dosya konsoloslukta “eksik evrak beklemede” kalabiliyor. Bu süre uzadıkça, kiralanmış evin boş kalması, taşınma planlarının ertelenmesi ve psikolojik baskı artıyor.
Bazı örneklerde, konsolosluğun eksik evrakları sonradan e-posta ile kabul ettiği, tamamlanınca dosyanın işleme alındığı ifade ediliyor. Bu da başvuru sahibine bir nefes aldırsa da, gecikmenin maliyeti çoğu zaman geri gelmiyor.
Masraf Tablosu: Portekiz’e Gitmeden Binlerce Euro
D7 sürecinin en çok merak edilen kısmı toplam maliyet. Süreçte avukatla çalışmayı seçenler için ilk büyük kalem avukatlık ücreti olabiliyor. Buna vize harçları, tercüme masrafları, kargo ücretleri, seyahat giderleri ve en önemlisi kira ile depozito ekleniyor.
Bazı örneklerde, Portekiz’e gitmeden yapılan toplam harcamanın 10 bin euro bandını aştığı görülüyor. Üstelik bunun üzerine, bankada gösterilmesi gereken birikim tutarı da ek bir yük gibi duruyor. Bu para teknik olarak başvuru sahibinin kendi birikimi olsa da, süreç boyunca “kullanılamayan, kenarda duran bir tutar” hissi yaratabiliyor.
Vize Kolay, Hayat Kolay mı: Sosyal Medya ile Gerçek Arasındaki Fark
Portekiz göçü sosyal medyada çoğu zaman parlatılmış hikâyeler üzerinden anlatılıyor: uygun fiyatlı yemekler, sakin sokaklar, düşük stres, güzel hava. Bu anlatılar, sürecin bürokratik ve maddi boyutlarını geri plana itebiliyor. Oysa sahada, özellikle yeni gelenlerin karşılaştığı ilk gerçekler arasında şunlar öne çıkıyor: ev bulma stresi, artan depozito talepleri, taşınma maliyetleri, kayıt işlemlerinin uzaması ve beklenenden uzun süren resmi süreçler.
Birçok göçmen, oturum kartı bekleme sürecinde “sıkışıp kalma” hissinden bahsediyor. Çünkü bazı işlemler uzadığında, Avrupa içinde serbest dolaşım planları erteleniyor ve kişi kendini Portekiz’de beklerken buluyor. Bu bekleyiş, özellikle planlarını hızlı kurmak isteyenler için moral bozucu olabiliyor. “Paramız var ama işimiz yürümüyor” duygusu, bu süreçlerde daha sık dile getiriliyor.
Meslek Değişimi ve Statü Sarsıntısı: Yeni Hayatın Görünmeyen Yüzü
Portekiz’e gidenlerin önemli bir kısmı, Türkiye’deki mesleğini birebir sürdüremiyor. Dil bariyeri, diploma denkliği, yerel iş piyasasının darlığı gibi nedenlerle bazıları yeni alanlara yöneliyor. Kimi için bu bir özgürleşme ve yeniden başlama fırsatı. Kimi içinse “statü kaybı” ve hayal kırıklığı anlamına geliyor.
Bazı göçmenler uzaktan çalıştıkları için ekonomik olarak daha rahat uyum sağlayabiliyor. Ancak yerel iş bulmak isteyenler için piyasanın esnek olmaması önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. Bu da Portekiz’e gelişin “herkes için aynı derecede mümkün” olmadığını gösteriyor. Göç yolculuğu sadece para değil, bilgi, bağlantı ve sosyal ağ gerektiriyor. Bu ağlara sahip olmayanlar için süreç daha ağır ilerleyebiliyor.
Siyaset ve Gelecek Kaygısı: Yasalar Değişirken Huzur da Kırılganlaşıyor
Portekiz’de göç tartışmalarının sertleşmesi, yasal düzenlemelerde de değişim sinyalleri veriyor. Konut krizini hafifletmek için atılan adımlar, kısa dönem kiralamalara getirilen sınırlamalar ve bazı vize türlerinde şartların zorlaşabileceğine dair beklentiler, “bugün kolay görünen yolun yarın kapanabileceği” endişesini büyütüyor.
Bu belirsizlik, özellikle “vatandaşlık hedefi” olanların planlarını etkileyebiliyor. Sosyal medyada sıkça dolaşan “kolay vatandaşlık” anlatısının sahada giderek zorlaştığına dair bir algı güçleniyor. Göçmenlerin bir kısmı, Portekiz’i nihai durak olarak değil, bir süreliğine nefes alınacak yer olarak görüyor. Hatta pek çok kişi, Türkiye’de koşullar düzelirse geri dönme ihtimalini tamamen kapatmadığını söylüyor.
Kaçış Rotası mı, Yeni Yüzleşme mi?
Portekiz, birçok kişi için daha güvenli ve daha öngörülebilir bir hayat vaadi taşıyor. Ancak artan kiralar, bürokrasi, iş piyasasının sınırlılığı ve siyasette yükselen göçmen karşıtlığı, bu vaadin üzerinde gölge oluşturuyor. Yine de göç edenlerin önemli bir bölümü, “zor ama daha sakin” bir düzen kurabildiklerini, gündelik hayatın ritminin daha yönetilebilir olduğunu ifade ediyor.
Sonuçta Portekiz’e uzanan yol, tek bir hikâyeye sığmıyor. Kimi için yeni bir başlangıç, kimi için yeni bir sınav.
